Yeni yıl yazıları genellikle “umut” ve “ümit” vadeden yazılardır…Aslında olması gereken de odur…!Ancak yine de koca bir yılın ardından yeni bir yıla geçiş esnasında  alınması gereken önemli “ders” ve “mesaj”ların gelecek için büyük önem arzettiğini düşünüyorum.

Her yılbaşına “muhasebe ” ile başlanmalıdır. Bunda takvimin “Hicri” veya  “Miladi” olması fark etmiyor. Bu maddeten de manen de bu böyle…

Kendimizi sorgulamalıyız. “Nerdeyiz, ne yaptık, ne yapacağız” gibi soruların sorulması gerekiyor.  “Muhasebe” yapmalıyız…Muhasebe, bir anlamda  “geçiş anı”dır. Sınıra gelmişsiniz önünüzde bulunun seti nasıl aşacaksınız…!Yeterli bilgiye sahip değilseniz!...Aşamazsınız...!

 Karşı yakaya geçecekseniz  sınırda yer alan  “Fırat” gibi nehrin su debisinden de  üzerindeki “köprü”den de bilgi sahibi olmalısınız ki güvenle geçesiniz engeli…! Sudan köprüden haberiniz yoksa böyle bir engeli nasıl aşacaksınız…!

Eski yıldan yeni yıla geçiş anı işte o kadar önemli …!

MUHASEBE ÖN ŞART …!
Gelecek yıldan iyi verim almak için , geçmiş yılı iyi süzgeçten geçirmek ve gelecek  yıl hakkında iyi bilgi sahibi olmakla ilgili bir anlamda…Dünü de yarını da iyi okumak esas…!

Evet “muhasebe” ve beyin fırtınası o açıdan çok önemli…

Bugünü anlamadan yarından emin olamazsınız. Bu yılı anlamadan ve tanımadan da gelecek yılın plan ve programını sağlıklı yapmanız mümkün değil…!

Geçen yılı hatırlatırken yeni yılda olması gerekenleri de iyi okuyarak yeni bir yıla umut ve ümitle bakmamız gerekiyor.

İyi bir muhasebe, geleceğinizi daha iyi görmenizi sağlar. Bu açıdan yılı “ah-vah” yerine geleceğimizi bekleyen tehlikeler ile gelecek hakkındaki plan ve projelerimizin iyi değerlendirilmesinden geçtiğine inanıyorum.            
Hiç kimse “kaybolan” yok olan, heba olan yılı tartışmıyor, görüşmüyor konuşmuyor…! Masaya yatırmıyor. Artısına eksisine bakmıyor...

GEÇİŞ ANI…
Bazı toplumlar yeni yıla geçiş anını o yüzden kendi inanç, görüş ve bakış açılarına göre en üst moral ve motivasyon ortamında karşılamaya çalışırlar...Bu geçiş süreçleri her inanç ve topluma göre farklılık arzeder o yüzden...

Demokrasiyi savunduğumuz bu ortamda herkes istediği şartlarda, inandığı ortama göre geçiş yapma özgürlüğüne ve özelliğine sahiptir. Zorlamayla,  prangaya vurmakla ön yargıyla bu setler aşılmaz. İsteyen istediği ortamda istediği anda geçiş yapabilir…

O halde ne yapmalı?Bu anı nasıl yaşamalı, o engeli veya seti nasıl aşmalı…!

Herkes kendine bakmalı, kendini sorgulamalı önce… “Ben nerdeyim ne yapıyorum”  gibi soruların cevabını bulmaya çalışmalı; yoksa başkasının alemi ve  eğlencesinden sana ne!

Cebine koymuş “Milli Piyango” biletini, başkasının eğlencesiyle uğraşan bir toplum haline gelmişiz…Bunu da yadırgamıyorum, herkes hür iradesini kullanmalı. “Bir lirayla bir trilyon hayali” çıldırtıyor insanları…!

BİR LİRAYLA BİR TRİLYON…!    
Bir gecelik hayal bile insanımızı mutlu eder hale geldiyse ben ona bakarım…!Yoksa piyangonun “Milli” yönünü tartışmam. İlmi ve dini olarak “piyango var mıdır yok mudur, dinde yeri nedir” gibi soruların cevabı etkili ve yetkili  kurum yetkililerin ilgi alanına girmektedir…! Böyle bir paranın ekonomik yönü ile toplumsal yönünün yılbaşında değil, yılın diğer sakin aylarında masaya yatırmamız gerekir.

 Bizde “olay olunca” konuşulur biliyorsunuz…Patlama olur ardından yorumlar yapılır. Tedbirler alınır. Olmadan ölmeden çare bulunmaz ne hikmetse…! Ben şimdilik işin orasında değilim…Ancak toplumu “bir biletle mutlu olma” heyecanı sarmışsa olayın iyi irdelenmesi gerekiyor…Psikolojik ve sosyolojik açıdan …!
 
DEDİ-KODU BİR HASTALIK…!
İnsanların mutsuzluğu  aslında ‘hep başkalarını gözlemek ve süzmekle alakalı...Bilip bilmeden dedi-kodu üretme hastasıyla dolmuş memleket maalesef…! Hep “o dedi- bu dedi” yarışında insanımız. “Kim söyledi?” sorusunun cevabı yoktur onlarda…!

Kalp damar ve genel cerrah uzmanları KBB veya  göz hastalıkları uzmanlarını bilir de halk;  “toplumsal hastalıkların” tedavi edildiği kliniklerden bi-haberdir…ACİL SERVİS’i iyi bilir de  “dedikodu  koğuculuk “ gibi hastalıklara düçar olmuş zevatların acilen tedavi edilmesi gerektiğinden habersizdir bizim toplum.…

O yüzden bilinçli olarak “dedi-kodu bir hastalık” diyorum…Cinayetler intiharlar neden oluyor zannediyorsunuz siz! Her şey “ekonomik olmuş olsaydı” trilyonluk insanlar intihar mı ederdi…!

SAYGIYI KAYBEDERSEK…!
Biz asıl konumuza dönelim…Eski Yıl’dan Yeni yıl’a geçişte kriterler;
Kimisi dua ve niyazla eskiyi uğurlayıp yeni yıla “manevi bir olgunlukla” girmeyi inanç açısından büyük bir zirve kabul eder ona göre yaşar;  kimileri de eğlencenin her tür çeşidini tadarak yeni yılı karşılamayı büyük bir artı olarak görür. O yüzden o tür nüanslara takılmak doğru değil

SadeceHatamızı düzeltmek için kendimize; yardımcı olmak için etrafımıza bakmalıyız…” Yani kendimizi tanımamız için aynaya, yardım etmek için etrafa bakacağız.

Aynaya bakmak bir anlamda yetmez. Neden? Çünkü aynanın da çizik, kırık ve çatlak olması da sizi yanıltabilir…Yani siz hem kendinizi, hem de etrafınızı düzeltmek istiyorsanız “sağlam bir ayna misali” dikkatli kararlı ve düzenli olmalısınız..Bunun bir anlamda adı “dizayn etmektir.” Ferd olarak o kadar dikkatli ve seçici olmak zorundasınız ki; kırık, çizik ve çatlaklarla işiniz olmayacaktır.

 Olmamalı…Onun için aynaya bakmakta yetmez. Çatlak, çizik ve kırık olmamasına dikkat etmelisiniz. Aynayı bir insan olarak da düşünürseniz, verilmek istenen mesajı daha iyi anlayacağınız düşünüyorum.
Toplumda iyilik de kötülük de işte böyle yayılıyor…!

 “Önünüze koyduğunuz ayna kadar, yanınızdaki insanlara dikkat etmeyen bir toplumun bugün geldiği nokta ortadadır…Aldığınız aynanın özelliğini takip ederken etrafınızdaki insanların da özelliklerine ve güzelliklerine en azından “ayna kadar”  dikkat etmelisiniz.

Eski’den Yeni’ye geçerken belirtmek istediğim kriter aslında burada yatıyor…! 
Sen allame-i cihan da olsan ne yazar;  önüne koyduğun ayna çatlak.…Kırık ve çizik. Böyle bir aynaya bakarsan sağlam da olsan kendini çizik görürsün…    

Sevmek, tabii ki esas olan sevmek; ancak sevmiyorsak veya sevemiyorsak da “saygı”yı kaybetmemek gerekli. Hani ısrarla “çizik ayna kullanan”lardan bahsediyorum…
“Herkes herkesi sevmek zorunda değil tabii ki..” Ancak saygıyı kaybettik mi aradaki uçurum kat kat artıyor demektir. Sevginin mi saygının mı önce geldiği tartışıladursun “saygı duymadığınız bir kişiye sevgi duymanız kolay olmaz. Saygı bana göre ilk durak, ya da ilk basamak.

Saygı , sevginin de aşkın da ön şartıdır. Saygının bir diğer adı da “nezakettir.” Nezaket olmadan; saygı olmadan sevgi olmaz, olmuyor.

Kaba saba davranışlarla veya hakaret ve çamur kokan yazılarla kim kimi birbirine bağlayabilir Allah aşkına…
Hee bunlar nasıl elde edilir! Önce ailede kazandırılır bu duygular. Okulda gelişir. Sokakta patlar…!Yani ortaya çıkar. (Bu düşüncelerimi bir bilgi notu olarak almanız yeterli şimdilik. !   
 
          AÇ MISIN…!
1453’te İstanbul’u fethetmiş çağ açıp çağ kapatmış Fatih Sultan Mehmet Han, 1400’lü yıllarda bakın nasıl uyarılarda bulunmuş: “ İnsanlara; ‘dinin ne, namazın var mı ?’ gibi Allah’ın soracağı sorular sormayacaksınız. ! İnsanlara ‘aç mısın, ne ihtiyacın var, bir sorunun var mı?’ gibi kulun kula soracağı sorular soracaksınız

Bugünü anlatmış adeta..Fazla söze ne hacet…!  

Nasıl ki bir ferdi zorla alkol almaya, kumar oynamaya veya bir başka eğlence ortamına zorla getirmeniz mümkün değilse; bir başka ferdi de inancından ve ibadetinden dolayı; camiden veya kiliseden zorla alıkoymanız mümkün değildir. Her çocuğun eğlence ve itaat türü nasıl farklıysa halkların, milletlerin, ulusların veya ülkelerin de yaşam tarzlarının farklı olması kadar doğal ne olabilir ki…!

Tabii ki geleceğimiz çok önemli…O yüzden her yeni yıl arefesinde  “muhasebe”den kaçmamak lazım, kendimizi sorgulamamız lazım.

Hem biz düzgün olacağız hem de aynamız…!Yani arkadaşlarımız, etrafımız dostlarımız.Hem biz karakterli  olacağız, hem kardeşimiz, konu- komşumuz…! Etrafımız çevremiz…! Kuyuya atılan bir taşın etrafa yaydığı yaydığı daire misali… 

Kırık ve çatlak aynalara değil, sağlam aynalara bakın…! Ama önce kendinizi düzeltin sonra ayna seçmek kolay…!  “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diyen atalarımız boşuna söylememiş…! O yüzden aynanın da sağlamını tercih etmelisiniz.

SEÇİCİ OLMALISINIZ…!
Bizler ferd olarak aynaya bakmadan; karşımızdakini etkilemenin yolunun da “eylemden, uygulamadan ve icraatttan geçtiğini” unutmayacağız…O yüzden aynada çatlak olmayacak diyorum…Çizik çatlak olmayacak aynada…!

Sen sağlam yapıda oldun mu birinci basamağı  geçtin demektir: “Sağlam ayna yalan söylemez ki”! Arkadaşını da yoldaşını da meslektaşını da komşunu da işte ona göre seçersin, yani seçmelisin …! Seçici olmalısın zaten…İnsan olmanın gereği “seçici olmaktan geçer.”

Sen düzgün karakterde ve yapıda oldun mu ayna da sana tabi olacaktır.
Arkadaş yoldaş meslektaş seçmede neden dikkatli davranmamız gerektiğini anlatabildim mi…!
Dönem o dönem.İnsanların birbirini etkilediği ve etkilemesinin de gerektiği bir dönem. Çok titiz ve çok dikkatli olma zamanıdır bu zaman…!

Bu açıdan herkes görev ve sorumluluğun bilincine vararak hayatını idame ettirmek zorundadır.
Kırıp dökmeden, üzmeden …!

Her bastığımız alanın görev ve sorumluğu bilincine vararak dikkatli ve kararlı olmak zorundayız… Bu duygularla geleceğinizin  huzur güven ve sağlık içinde sürmesi dilek ve dualarımla daha huzurlu ve umut dolu daha nice yeni  yıllara ermenizi temenni ediyorum.
Hüzün değil, huzur sarsın etrafımızı…!
Sağlık, huzur ve başarı dileklerimle…!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
suzan yılmaz 5 ay önce

ülke çizik şahsiyetlerle doldu erol bey. kime neye inanacağımızı şaşırdık inanın erol bey. Tespitinizde çok haklısınız. Herkes kendini doğru zannediyor. Ama önce yanındaki dostunu arkadaşını iyi seçmek çok önemli.yazınız...

Avatar
Sedat koç 5 ay önce

Doğru ben bir hafta Milli piyango biletinin milyon hayaliyle yattım kalktım. Erol Bey en fazla çizik ayna dikkatimi çekti. Çizik mi olduk bizde anlamadım

Avatar
Yılmaz koçer 5 ay önce

Sağlam aynadan kastınız sağlam yapıdaki insan mı demek istediniz. Çizik kırık aynadan kastınızı ben karaktersiz insanlara bağladım öyle yorumladım.erol Bey yazı uzun diyerek okumak istemedim ama başlayınca bitirdim mesajlar...

banner194

banner79