Bugün(22 Mart) Ticaret Sanayi Odası Başkan Vekili Sayın İbrahim Canpolat ve Tarım İl Müdürümüz Esra Uzun ile birlikte Sarayyeri Mahallesinde bulunan bir işletmeye gittik. İhsan Baba'nın Çiftliği diye bir işletme burası. Tabiri caizse Tarım İl Müdürüz Esra Uzun Hanımefendi Düzce'nin Hayme anası. Müdürümüz burada Düzce'de tarım adına, görev adına ne gerekiyorsa yapıyor. Tarım İl Müdürü olmasına kim vesile olduysa, Allah ondan razı olsun. Sayın müdürümüz Esra Uzun gerçekten Hayme ana gibi kadın, asaleti ile Türk annesinin, Türk kadınının mücadelesini veriyor.

Ticaret ve Sanayi Odası’nın bir üyesi olan Yasin Kurt iş insanı, Besicilik Organize Sanayi Bölgesi kurulması için talepte bulunuyor. Ticaret Sanayi Odası, Faruk Özlü'nün de hassasiyetiyle beraber Düzce Belediyesi ve Tarım İl Müdürlüğü koordinasyonunda, ilk adımlar atıldı. Bir taraf Ankara, bir taraf İstanbul, iki metropolün ortasındayız. Her yerde dağınık bir besi ve tarım var. Bunu tam bir alana topladığımız zaman, İstanbul'u besleyebiliriz. Bu atılacak olan adım, Düzce'nin tarımsal faaliyetlerini dinamiklerini de harekete geçirir.

Köyden - kente başlayan göç, kentten - köye doğru başlayabilir. Biz o alana gittiğimizde, 700-800 metre gibi safhada evler gördük. O güzelim tarım arazileri, insanı diksen bitecek. O arazileri Organize Sanayi Bölgesi ve imara açarak, bitirmeye başladık. Düzce Ovası mahvoluyor, Düzce'yi mahvetmeyin. Artık zararın neresinden dönersen kardır. Bizim 2-3 metrede su çıkıyor. Düzce'nin altı sulak, toprağı dünyada en kıymetli topraklardan birisi, sebze ve bitkisel tohumlarda müthiş sonuçlar alınıyor. Çilimli'de devam eden bir çalışma var, jeotermal enerjiyle seracılık projesi vardı, Muhsin Yavuz'un. Siyah pirinç, İnşallah Çilimli’de kim kazanır bilmiyoruz, ama kazanan belediye başkanı bu projeyi bayrak yapmalı. Bu proje bayrak gibi dalgalanmalı. Memlekette ulaşımda, akaryakıttaki maliyetler, yeme ve içme oranını müthiş yükseltiyor. Gölyaka'da Düzce hedefini tarıma koyup, tarımsal OSB ile aynı zamanda besicilik OSB ile beraber, hayvan yetiştiren çiftçimizi, çakalların elinden kurtarıp kurumsal firmalara satar. O zaman üretim başlar, ekim başlar, hayat başlar. Çünkü Düzce Türkiye’nin en kirli 8. İli, yani şu anda havamız kirli. Üç tane organize sanayi bölgesiyle, o güzelim tarım alanlarının hepsi mahvoldu. Bundan sonrasının önüne geçelim. Sayın valim, bakanım, milletvekillerimiz bu konuda duyarlı olalım. Düzce'nin ovaları bitiyor ve bunun önüne geçmemiz lazım. Önüne kim geçecek? Siyasetçiler geçecek, milletvekilleri geçecek, il başkanları geçecek, belediye başkanları geçecek. Bu çalışmalar olursa memleket kurtulur. Diğer türlü, Düzce elimizden gidiyor, yaşanacak bir Düzce için şimdiden dokunmak lazım. Bunlar devlet aklıyla yapılır, projeyle yapılır. Bunlar yerel yönetim ve genel yönetim uyumuyla olur. Devlet aklını bilen, milletin gönlüne giren, böyle bir yapıda bir anlayışla olur. Tarım organize ve besicilik organize bölgesiyle biz memleketin kalkınması noktasında tarımsal alanları memlekete faydalı bir hale getirebiliriz.

Ben bu konuda özellikle Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Erdoğan Bıyık’ı tebrik ediyorum, Sayın Tarım İl Müdürü Esra Uzun’u tebrik ediyorum, Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili İbrahim Canpolat bu işe gönlünü koymuş, tebrik ediyorum. Yasin Kurt ve diğer bu işe gönül veren, kurumsal besicileri de tebrik ediyorum. Niyeti hayır olanın akıbeti hayır olurmuş. Hayır niyetle bir yola çıkıldı. Ben buradan siyasetçilerin de çalışmalara destek olmalarını, buna dokunmaları istiyoruz. Destek olmazlarsa Düzce gider. 

Bu ara siyaset sıcak; sürekli eleştiriliyoruz, özelde, genelde bizi eleştiriyorlar. Düzce merkezde 4 kıymetli evlat var. Düzce'yi bilen, yaşayan Düzce'ye dokunan, Düzce ile dertlenen AK Parti adayı Faruk Özlü var, İyi Parti'nin adayı Mehmet Keleş var, Milliyetçi Hareket Partisi'nin adayı Yılmaz Eser var, Deva Partisi'nin adayı Murat Caymaz var. Bunlar Düzce'nin hangi mahallesinden, hangi mahallesine gideceğini bilir. Nerede ne dert var, nerede ne sıkıntı var bilir, dertlenir. Faruk Özlü, bakanlık yapmış, Türkiye’ye mal olmuş bir adam. Türkiye'nin neresine koyarsanız koyun, yerel ve genel siyasette kabul görecek biri. Murat Caymaz, ben ya da beni dinleyen sen; Rize'nin merkezine gitseniz, belediye başkanı olarak bir sokaktan bir sokağa seni gezdirirler mi? ‘Bir dakika, sen buraya niye geldin? Bizim burada adam mı yoktu?’ derler. Rize’den belediye başkanı adayı olabilir misin? Beni dinleyen sevgili Öncü dinleyicisi, Rize'nin belediye başkan adayı olabilir misin? Olamazsın, yapmazlar, kabul etmezler.

Ben gidip Muş’tan belediye başkanı adayı olabilir miyim? Olamam, olsam adam yerine koymazlar ki. Peki, Düzceli keriz mi? Düzceli hiçbir adam kalmamış gibi, Muş'tan, Rize'den biri gelmiş burada belediye başkan adayı. Gidin memleketinize, çok kıymetli iseniz bizim kıymetlilerimiz var.

Bir haber servis edildi. Zübeyir Yiğit var, belediye başkanının danışmanı. Arkadaş ‘Yüzde 40 gibi Düzce çantada keklik oy var.’ demiş. Mehmet Keleş de açıklama yapmış, değerlendirmiş. Hiç yakışmamış Zübeyir efendiye. Kimse keklik de değil, güvercin de değil, kartal da değil. Bir özür dilemesi lazım bu arkadaşın. Sen de dışarıdan geldin, bilmiyorsun Düzce’yi. Zübeyir efendi Düzce'nin halkı keklik değil, gönül insanıdır. Çünkü inanır Düzce. Düzce'den herhangi biriniz beni dinleyen, eleştiren, tasvip eden Rize'nin merkezinden belediye başkanı olup, oranın mahalli idarecilerine canınız istediği gibi konuşabiliyorsanız, buyurun alan sizin. Muş için de geçerli. Birisi Yeniden Refah Partisi adayı, birisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı. Biz bunları içimizden görmüyoruz, içimizden gördüğümüz 4 evladımız var. Tepki mi, etki mi, güzellik mi, destek mi? Bu dördü üzerinden kullanalım. Ben öyle düşünüyorum, öyle değerlendireceğim, birine oy vereceğim. Dışarıdan gelen dağdakini, bağdakini kovmasına, dövmesine müsaade ederseniz o bağda bir daha yeriniz kalmaz. O dağlı sizi teslim alır, o bağı terk etmek zorunda kalırsınız.

Bizi eleştirenler siz Rize'den aday olabilir misiniz? Rize'nin belediye başkanı veya siyasetçiler, hakkında ileri geri, hadsiz, seviyesiz bir şekilde konuştururlar mı? Muş'ta konuştururlar mı? Biz niye kabul ediyoruz, biz neyi dinliyoruz?

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN;