banner429

Muhammed Zahidul Kevseri

Muhammed Zahidul Kevseri

  Muhammed Zahidul Kevseri, 1879 yılında Düzce’nin Hacı Hasan Efendi (Çalıcuma) köyünde doğdu. Köy, adını alim bir zat olan ve Kafkasya’dan göç edip buraya yerleşen babası Hasan Efendiden aldı. Hasan Efendi buraya göç edip medrese açtı ve talebe yetiştirmeye başladı. Yöre halkı tarafından da ilim ve şahsiyetine hürmeten köylerine adı verildi ve bundan sonra köy bu isimle anılmaya başlandı.

Muhammed Zahidul Kevseri ilk eğitimine Düzce’de başladı.İlk derslerini babasından aldı. Düzce’de bulunan ibtidaiye ve rüşdiye mekteplerinde okudu. Mehmed Nazım Efendiden tarih, coğrafya ve matematik derslerini aldı. Buradaki eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a gitti. Fatih Camii Medresesine giderek burada eğitime başladı. Eğinli İbrahim Hakkı Efendinin derslerini takip ederek medrese eğitimini sürdürdü. Bunun dışında Alasonyalı Ali Zeynelabidin Efendiden ders aldı. Ders aldığı hocalarından biri de Kastamonulu Şeyh Hüseyin Efendidir. Medrese eğitimini tamamlayan Muhammed Zahidul Kevseri, 1907 yılından itibaren Fatih Camiinde müderrislik yapmaya başladı. Bu görevini Birinci Dünya Savaşının başlamasına kadar sürdürdü. Medreselerde eğitim verirken belagat, mantık ve aruz derslerini okuttu. Bu sıralarda Kastamonu’da yeni bir medrese açıldı. Yeni medreseyi faaliyete geçirme görevi kendisine tevdi edildi. Bu yeni görevi için Kastamonu’ya giderek çalışmaya başladı. Üç yıl kadar hizmet gördükten sonra tekrar İstanbul’a geri döndü.

Muhammed Zahidul Kevseri , İstanbul’a geldikten sonra yeni görevlerde bulundu. İlk önce Darüşşafaka’da müderrislik yaptı. Kısa bir süre sonra alanında uzman yetiştiren Medresetü’l-Mütehassisin’de müderrislik yapmaya devam etti. Bu görevlerinin dışında Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendinin ders vekilliğinde de bulundu. Bayezid Medresesinde Şeyhülislamlar tarafından ders verilirdi. Şeyhülislamların ders vekilleri ise yüksek dereceli müderrisler arasından seçilir ve vekaleten ders okuturlardı. Bu aynı zamanda bir unvan ve memuriyete de tekabül etmekte olup, Osmanlının son zamanlarına kadar devam etti. Ayrıca Meşihat Müsteşarlığı görevinde de bulundu.
Muhammed Zahidul Kevseri, 1922 yılında İstanbul’dan ayrılarak Mısır’a hicret etti. Önce Kahire’ye yerleştiyse de kısa bir zaman sonra Şam’a gitti. Öğrencisi merhum Abdülfettâh Ebû Gudde’nin zikrettiğine göre Şam’da ikameti esnasında bir süre, Türkiye’den bir arkadaşıyla birlikte kiraladıkları bir otel odasında kalmışlardı. Paraları tükenince arkadaşı para bulmak amacıyla ayrılıp gitmiş, el-Kevserî merhum yalnız ve beş parasız kalmıştı. Bir gece yiyeceği olmadığı için aç yattı. Ertesi sabah açlığı daha şiddetlenmiş bir şekilde kalktı ve açlığını unutmak için devamlı gittiği –yazma eserleriyle ünlü– Zâhiriyye Kütüphanesi’ne gitti. Akşama kadar orada kitaplarla haşır neşir olmuş ve açlığını az da olsa unutmuştu. Akşam odasına döndü ve yine hiçbir şey yemeden yattı; ertesi sabah aynı şekilde kalkarak Zâhiriyye’nin yolunu tuttu. Bu durum üç gün böyle devam etti. Akşam aç yatıp, sabah daha kötü bir vaziyette uyanıyordu. Sonunda İstanbul’dan bir arkadaşının gönderdiği bir miktar para imdadına yetişti. Benzeri bir durum yine Şam’da bir kere daha başına gelmiş ve iki veya üç gün aynı şekilde aç kalmıştı.(4)

Bir süre Şam’da kaldıktan tekrar Kahire’ye döndü. Mısır hayatı, ancak sabırla aşılabilecek zorluklarla doluydu. Elveda bile diyemeden ayrıldığı ailesine ancak 8 yıllık bir aradan sonra kavuşabildi. Dört çocuğundan ikisi, o daha İstanbul’da iken vefat etmişlerdi. Ailesinin Mısır’a gelmesinden sonra diğer iki çocuğu da çeşitli sebeplerden vefat ettiler. Hayatta iken evlât acısını iliklerine kadar hisseden bu çilekeş baba, yine kendisi kadar çileli hanımı ile başbaşa kaldı. Yine bir talebesinin kaydettiğine göre, Kevserî’nin Mısır’da bulunmasından rahatsızlık duyanlar onu ülke dışına çıkarmak için uğraşmışlar, ancak vefalı dostlarının araya girmesi ile buna muvaffak olamamışlardı.(5)

M.Zahidul kevseri   Mısır’daki yaşamı süresince Mısır Devlet arşivinde bulunan  Osmanlıca eserlerin tetkiki ve tercümesiyle uğraşmış ve bu yolla geçimini sağlamıştır. İlmi çalışmalarına Şamdaki Darü’l-Kütübi’z-Zahiriye’de ve Mısır  yazma eserler kütüphanelerinde devam eden M.Zahidul Kevseri Tefsir, Hadis, Fıkıh, Fıkıh Usûlü ve Arap Edebiyatı ile mükemmel denebilecek bir seviyede meşgul olmuş  ve pek çok yazma halindeki eseri neşrederek İslam ilim tarihine büyük hizmetlerde bulunmuştur. (6)

Ömrünü ilme adayan Osmanlının son dönem önemli âlimleri arasında yer alan, çok sayıda talebe yetiştirip eser yazan M.Zahidul Kevseri 73 yaşında iken 11 Ağustos 1952 tarihinde Kahire’de vefat etmiş ve naşı İmam-ı Şafii hazretlerinin kabrinin yanına defnedilmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
tövbe tövbe 4 yıl önce

nikolai tesla o dönemde dünyada henüz keşfedilmemiş 56 adet icat yapmış. hacı hasan efendi de medrese eğitimi almış. biri sırp biri Düzceli. Düzcelinin dünyaya bakışı ve değerler ölçüleri medrese eğitimine bağlı.

Misafir Avatar
düzceli 9 ay önce @tövbe tövbe

böyle mankafa yorum yaptığına göre ve adam beğenmediğine göre, kesin birkaç icadın insanlığın hizmetindedir....

Beğenmedim! (1)
Misafir Avatar
shakespeare 11 ay önce @tövbe tövbe

de edebiyatçıydı illa herkesin bilim adamı olması mı gerekiyor acaba mankafa

Beğenmedim! (0)

banner484

banner494