ŞANLIURFA VE KAHRAMANMARAŞ’TAN GELEN HABER YÜREĞİMİZİ YAKTI
Kahramanmaraş’tan, geçtiğimiz günlerde de Şanlıurfa'dan gelen okullara saldırı, gençlerin saldırısı haberi hakikaten yüreklerimizi yaktı. Biz bugün Talih Özcan’dan, bir fotoğraftan bahsedecektik. Ondan bahsedeceğiz ama gerçekten yüreğimiz yandı. Aile devletin a'sıdır, başlangıcıdır. Aile güçlü olursa, aile istikrarlı olursa devlet de güçlü olur, devlet de istikrarlı olur. Şimdi hani ‘babandan ne gördün karasaban’ denilen günlerdeki ‘saban’ hani öküzlerin arkasından böyle toprağı sürmek için kullandığımız sapan tabii mecazi anlamda hani Şeyh Edebali diyor ya: “Ananı atanı say, bereket büyüklerle beraberdir” diye. Biz çok şanslı bir nesiliz. Biz babaannenin yanında büyüdük. Biz dedenin yanında büyüdük. Biz anneanneden, dededen annenin asaletini, babaanneden ve babamızın babası dededen, babamızın asaletini öğrenerek yetiştik ama şimdiki nesil nasıl yetişiyor? 3-4 yaşına geldin mi kreşlere ver ve kreşlerde anne olmayan insanların elinde yetişiyor. Hiçbir asaletten, soydan, boydan bir haber olarak yetişiyor.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TÜRK AİLE YAPISINI BOZDU
Burada bir hassasiyet daha var. Hani bizim ananemizde, bizim geleneğimizde, bizim kültürümüzde, bizim inancımızda olan bazı değerlerle beraber aileler yüceliyor ve devletler büyüyordu. Devletler güçleniyordu. İstanbul Sözleşmesi adı altında Türk aile yapısını paramparça edecek, bizim anladığımıza göre o kültürden baktığımızda, bir gelenekle, bir kanunla, bir yönetmelikle neyse bir anlaşmayla Türk aile yapısının tamamen içinden geçildi bana göre.
‘Efendim İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı’ İstanbul Sözleşmesi’nin mahiyetinde çıkan kanunlar var. Bugün muhtarlara en çok iki evrak geliyor. Bir, boşanma davaları, bir de İcra davaları. İcralar boşanmaları, boşanmalar icraları tetikliyor. Yani Türk aile yapısı çok ciddi bir tehlike altında. Biz şanslıyız ama bizden sonraki nesil Allah muhafaza.
GELECEK NESİLLER İÇİN TEDBİR ALINMALI
Bunun mutlak ve mutlak değerlendirilmesi lazım. Ailenin güçlendirilmesi lazım. Gençlerin, gençlerin ve yeni yetişen neslin Türk örf adetine göre, İslam'ın bahşettiği, nasip ettiği değerlere göre bu asaletlere göre yetişmeli. ‘Aslı Hu, Nesli Hu’ der büyükler. Aslın neyse neslin de odur. Ancak şu anda ülkede hakikaten aile üzerinde durulması gereken bir konu, ticaret, ekonomi, bunların hepsi hayatın içinde eksik fazla tamamlanır ama aile çökerse devlet çöker. Aileler çökmeden, devleti güçlendirmek adına, bundan sonraki nesil adına birtakım tedbirler alınması lazım.
Zaten bu uzmanlar değil mi bizi bu hale getirenler? Biz Avrupa'nın bilimini, ilmini, teknolojisini, sağlıktaki insan duygularını, insanı insan yapan, kıymetlendiren yaşam konforunu değil de kılığını, kıyafetini örnek aldık ya. Bir sömürge düzeni gibi. Maalesef inşallah bu sesi duyan var zaten, bilen de var ama tedbir alma noktasında memleketini, milletini, devletini, geleceğini, geçmişe olan, ecdadına olan muhabbetiyle, geleceğe olan neslinin asaletini dertlenen insanlar inşallah bu derde derman olsunlar. Aile çökerse, devlet çöker. İşin doğrusu bu.
HESABI KİTABI UYMAYANLAR SENARYOYU ÇİZDİ
Şimdi yapay zeka ile oluşturulmuş bir fotoğraf yayınlandı. Fotoğrafta Faruk Özlü bir koltukta oturuyor, bir elinden CHP milletvekili Talih Özcan, bir elinden de Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak öpüyor.
Bu nereden çıktı? Bunun bir çıkış noktası var. Bizim Öncü Medya haber merkezimizin müdürü, sevgili arkadaşımız Canan Üstüner, kendi iş alanında iştikal etmek üzere, gönüllü bir şekilde muhabbetle, sevgiyle, biz bağlarımızı da koparmadan yol ayrımına geldik.
O da Haber Düzce diye bir kendi ailesinin internet sitesinde hem haber hem program yaparken Talih Özcan'la beraber bir röportaj yaptı. Bu röportajda Talih Bey ‘’Faruk Özlü'den daha iyisi varsa gelsin. Ben bunu vakti zamanda eleştirmiştim. Belediyeyi borçlandırmayın ama su konusunda, su altyapı konusunda borçlanması belediyenin yerinde bir karardır. Destekliyorum’’ deyince bu fotoğrafa muhatap oldu.
İki, Fikret Albayrak. Şimdi Akçakoca Siyasi Bilimler Fakültesi var. O yolun yerleşkesine doğru, şehir merkezinden giden yol yapılıyor. Bu yolu yaparken Düzce Belediyesi buraya katkı sağlıyor, destek veriyor. Akçakoca’daki Siyasi Bilimler Fakültesindeki yetişen insanlar yarın Türkiye'nin siyasetine, ticaretine, diplomasisine, hayatına, mülkiyesine hayat verecek insanlar, gençler.
Bu yol Akçakoca Belediyesi'nin olduğu kadar Düzce Belediyesi'nin, Düzce İl Özel İdaresi'nin, Düzce'nin de sorunu, derdi olmalı. Çünkü burada ülkeyi yeniletecek insanlar yetişecek. Kaldı ki bu gençlerin, öğrencilerin buradaki yerleşkeye giderken yaşayacağı yaşam konforu, yaşam kalitesi bu memlekete bakışı değiştirir.
Burada buna destek veriyor. Parti CHP'liymiş. CHP'lisi, MHP'lisi, AK Partilisi, Saadeti, Yeniden Refah’ı var mı? Memlekete hizmetin partisi mi olur? Bundan dolayı da Fikret Albayrak, başkanın elini öpüyor. Görüntü bu ama işin bir de arka planı var.
İKİ ÖKÜZÜN ÖNÜNE BİR SAMANI KOYAMAYACAK KADAR ACİZLER GÜNDEM PEŞİNDE
Arka planda Talih Özcan'ı yönetemeyenler, yönlendiremeyenler, Fikret Albayrak'tan bir şey alamayanlar, belediyelerden, Faruk Özlü'den farklı imkanlarda bir şey alamayanlar burada bu fotoğrafın senaryosunu çizdiler. Bu kadar basit. Ben bedenimi ortaya koyarım. Kaldı ki başka bir ölçüden baktığımızda da burada yüceltilen kim?
Fikret Albayrak seçilmiş bir isim. Binlerce kişi oy vermiş. Talih Özcan milletvekili, binlerce kişi oy vermiş. Efendim Faruk Özlü milletvekilli, bakanlık yapmış. Seçilmiş, binlerce kişi oy vermiş. Her üçüne de hesabı kitabı uymayanlar, memleket menfaati burada söz konusu değil ama kişisel menfaat, kişisel hesap, kişisel kin ve nefret buraya yansımış. Kim yüceldi burada? Kimi yüceltti bu fotoğraf? Kimseyi yüceltmedi aslında. Üçüyle de hesapları farklı olanların hesabına geldi. Peki sonra kaldırıldı. Kaldırma yazdınsa. Niye kaldırdın? Kaldırdılar daha sonra bu fotoğrafı.
Ben şuna inanıyorum. İki öküzün önüne bir saman balyasını paylaştıramayacak kadar aciz. Kendi apartman sitesine yönetici seçilemeyecek kadar vizyonsuz. Çoluğa çocuğa evde laf anlatamayacak kadar kifayetsiz adamların yazdığından, çizdiğinden, ettiğinden, eylediğinden Düzce'nin gündemi de, geleceği de belirlenmez.
ÜÇÜNÜN DE GAYESİ DÜZCE
Amma velakin bu densiz, bu seviyesiz, bu seçilmiş insanlara, oy veren insanlara, küçük düşüren bu haller cevapsız da kalmamalı. Ben Talih Özcan'ı gerek soyundan, gerek boyundan, gerek yaşam anlayışından dolayı nezaketen eleştirilmesi gereken yerde de eleştirdiğini, destek verilmesi gerektiği yerdeki yerde de destek verdiğini gördüğümden dolayı ve kendisine olan muhabbetimin, sevgimin veya iletişimimden dolayı ben iftihar ediyorum.
Fikret Albayrak, Belediyeyi soyanları kapının dışına koyduğu zaman istenmeyen adam ilan ediliyor. Kaldı ki Faruk Özlü Düzce'ye bir vizyon katıyor. Yani icraat noktasında hayaliyle yetişemeyecek olanlar, onu yazdığını okuyamayacak olanlar, okuduğunu da anlayamayacak olanlar. Bunlarla ilgili, bu değerlerle ilgili, bu seçilmişlerle ilgili ne yapıyorlar? Canları nasıl isterse. Yani bir vicdandan değil, işkembeden ve cüzdandan konuşuyorlar. Düzce'de işkembe ve vicdan mutlaka herkeste var ama toplumun genel menfaatlerini kendi menfaatlerinizin arkasına alırsanız adama kaldırttırırlar onu. İnanıyorsan, doğru biliyorsan bedeli ne olursa olsun duracak. Niye kaldırıyorsun? Resmi kaldırıyorlar. Biz de propaganda olmasın diye bu resmi kullanmayacağız.
Ancak bir şeyin bilinmesi lazım. Burada üç tane isim var. Üçü de kıymetli bir isim. Düzce için kıymetli, değerli. Bunlar Düzce'ye bir şey katmaya çalışıyorlar. Kavga mı etseydi, hakaret mi etseydi veya eleştir. Neyi eleştireceksin? Eleştirilecek yeri eleştirilsinler zaten.
Faruk Özlü veya Fikret Albayrak veya Talih Özcan, bu kararları vahiy alarak haşa vermiyorlar. Adım atmıyorlar. Mutlaka eksikler hataları vardır ama niyet önemli niyet. Hayat niyetle nasip arasında yaşanırmış. Niyetinde ne varsa nasibinde o olur. Bu niyetinde bozukluk olanların niyetinde kendi menfaatlerini toplum menfaatlerinden önde görenlerin halini anlatmaya çalıştık.