AK PARTİ İL TEŞKİLATI DEĞİŞİYOR KİMİN ADAMI OLACAK?

Abone Ol

Polis teşkilatının kuruluşunun 181. yılı. Tüm polis kardeşlerimize, ailelerine kuruluş yıldönümü ve günü hayırlı, mübarek olsun. Devletimizin, milletimizin huzuru için canını ortaya koyan tüm polis kardeşlerimize, amirlerimize, müdürlerimize, teşkilatımıza Allah devlete, millete hizmette ikballer nasip etsin, devamlar nasip etsin.

50 İLDE DEĞİŞİM OLACAK DÜZCE İLK SIRADA

Şimdi AK Parti'nin genel başkan yardımcılarıyla görüşmeler oluyor. Geçtiğimiz gün yine Düzce'ye geldi, Sayın Faruk Özlü ile görüştü. Düzce milletvekili Ayşe Hanım da teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısıyla bir fotoğraf paylaştı. Şimdi bu görüşmeler niye yapılıyor, ne oluyor, ne gidiyor? Dışarıdan okuduğumuza göre, hani istihbaratın %90'ı açıktan yapılırmış. Yapılan çalışmalara göre 50 ilde bir değişim olacak. Düzce bunun tam ortasında, ilklerde bir değişim olacak. Yani değişimle beraber bir heyecan olacak tabii.

Düzce il teşkilatı ve il başkanı zaten geçtiğimiz zaman diliminde böyle alındı, alınacak, genel merkezle görüşmeler yapıldı. Son dakikada bir durdurma oldu. Şimdi bu sefer kimse bu suyun önünde duracak gibi değil. İsimler noktasında herkes canının istediği ismi veriyor. Mesela dışarıdan gelen, AK Partili olmayan, Has Parti'nin il başkanlığını yapmış, Kızılay Başkanı Halil Aydın'ın ismi geçiyor demiştik. Ali Dilber'in ismi geçiyor demiştik, Hakan Kuşçoğlu'nun ismi geçiyor demiştik. Bundan hatırlarsanız iki ay önce falan. Şimdi bugünlerde de Halil Aydın'ın sevenleri Ankara'ya çağrıldı, mazbatayı alacak, görevi alacak diye bir enformasyon yapıyor.

TÜRKİYE FİGURAN OLMAKTAN OYUN KURAR HALE GELDİ

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Ortadoğu'daki Amerika, İran ve İsrail arasında dönen savaşta uyguladığı strateji, duruşu hakikaten millete büyük bir güven verdi. Bu güven, dünya lideri olma noktasındaki bu hassasiyet sandığa, zamana veya seçmene yansımamaya başlamıştı. Niye? Aradaki temsilciler yüzünden.

Şimdi bugün eğer Cumhurbaşkanı dünya dengesinde, oyun kurulan dünyada bir figüran olmaktan ziyade oyun kuran noktaya gelmişsek ki geldi, bunu zaman içinde görürüz. Bugün geldiğimiz noktada buradaki yereldeki temsilciler de moral bozan, oyun bozan, seçmeni küstüren bir noktaya geldiler. Bu net.

İKTİDARIN YERELDEKİ TEMSİLCİLERİ BU GÜVENİ KIRAN POZİSYONDA

Yani insanlara karşı, seçmene karşı güven noktasında tepede, tavanda, yukarıda çok güzel, ülkenin geleceği noktasında adımlar atılıyor. Ama tabanda insanlar kendilerinin geleceği için adımlar atıyor. Egolar için adımlar atılıyor. Cumhurbaşkanı kendini vakfetmiş ülkeye, millete, devlete, ümmete. Buradaki vekili, buradaki temsilcisi kendi derdine düşmüş. Önce büyük dertle dertlenmek lazım.

İşin sonunda, Düzce'de eğer bugün AK Parti seçmeni Milliyetçi Hareket Partisi'nden Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçiş yapıp da milletvekili seçtiyse bunun tek mimarı var, tek yöneteni var: Ayşe Keşir Hanım. Evet, o belirledi. Bütün teşkilatları o belirliyor. Ama bunları değiştirecek olan da değişimi isteyen değiştiren veya kuran olduğu zaman buradan ne sonuç çıkar onu bilmiyoruz.

BU FOTOĞRAF DÜZCE’YE NE KAZANDIRDI AYŞE HANIM?

Bunu niye konuşuyoruz? AK Parti iktidar. Bugün bu iktidarın Düzce'ye kattığına ve katacağına baktığımız zaman bir çevre yolumuz var. Cumhurbaşkanıyla fotoğraf veriyor Ayşe Hanım, çok güzel. Ne dediniz, ne yaptınız bilmiyoruz. Ama ben çevre yolunu, şu sabah trafiğini, Düzce'nin bir yakasından bir yakasına geçme noktasında bu ıstırabı yaşıyorsam ki yaşanıyor; Karadeniz Ereğli istikametinden gelen yük araçları şehir merkezinden geçmek zorundaysa, bu da bize bir külfetse, gerek hava kirliliğinde gerek trafik yoğunluğunda bunu yaşıyorsam, Ayşe Hanım o fotoğraf bize ne anlatıyor? Ne kazanıyoruz biz? Biz Düzce olarak ne kazanıyoruz?

Bugün 2010 yılından 2026 yılına kadar, 16 sene, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bir tane yatak artmamış. Biz övünüyoruz: “Doktor geldi, müjde, iki tane doktor geldi.” O büyük başarı. Hastanemize ortopedist geldi, alkışlıyoruz. Bu mu siyaset?

Ben hasbelkader siyaseti sonradan olma değil, anadan doğma siyaseti bilen bir insan olarak tabii hepsini bilemeyiz de. Ayşe Hanım, Düzce'deki bu gidişatta eğer belirleyici olursa harç bitti, yapı paydos. İl başkanı değişse ne olur, teşkilat değişse ne olur? Heyecan olmadıktan sonra, bir aksiyon olmadıktan sonra, Düzce'ye hizmetler akmadığı zaman, gelmediği zaman gerçekten büyük sıkıntılarımız var.

Başka vilayetlere, Türkiye'nin farklı bölgelerine gittiğinizde memleketler ihya olmuş, tanımıyorsunuz. Ama Düzce'ye 20 sene önce gelen, şimdi Düzce'nin her noktasını biliyor. Niye? Bu yerel iktidar, vekil veya siyasetçi olanlar milletin iktidarını değil, kendi iktidarlarını düşünme acziyeti içindeler.

Bunun içinde sadece dünyalık menfaat, para veya imkân yok. Çoluk çocuğuna, kendi evladına, soyuna sopuna, yedi ceddine imkân sağlamak yok. Bundan bahsetmiyorum. Ancak burada şu var: Bunun kadar aileyi, egoyu, nefsi, hırsı neyse bunları düşündüğümüz kadar memleketi düşünmüyorsak, ondan sonra kim gelirse gelsin fark etmiyor.

O MAKAMA DÜZCE’YLE DERTLENEN BİRİ GELSİN

AK Parti Düzce ili değişecek, bu görünüyor. Teşkilat da değişecek, bu da görünüyor. Ama kim gelecek? Kim gelmeli? Benim Düzce'nin ali menfaatleri için, gelecek menfaatleri için Düzce ile dertlenen ve hizmeti egosundan, hissinden, nefsinden önde tutan biri olmalı. Hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Atanan ve yeni atanacakların tek yapması gereken Cumhurbaşkanını takip etmek. Formül bu kadar basit.

Ama kendilerini takip ediyorlar veya birilerini takip ediyorlar. İşte böyle yol kazaları meydana geliyor, sancılar oluyor, sıkıntılar oluyor. Allah hayırlısını etsin. Ama değişirken de heyecan katacak isim olmalı. Toplumun her bireyine hitap etmeli, kucaklamalı. Kimsenin adamı değil, Düzce'nin adamı olmalı.

Kimsenin değil, Düzce'nin adamı olursa işte Düzce adam olur. Hep beraber adam oluruz. Yoksa birilerinin siyasi ikballerine zemin hazırlamak için liyakat yerine sadakat öne geçerse, liyakat arkaya düşerse, onun ektiğini biçerler.

AK Parti Genel Merkezi'nden buranın takip edildiğini biliyorum. Bunların mutlaka değerlendirilmesinde fayda var. Eksik söylediysek, fazla söylediysek onu bilmiyoruz. Ancak bir şey söyledik: Bunu tabandan, halktan aldığımız intibalarla söylüyoruz. Maalesef zenginlerin, devlet erkânından güç alanların gölgesinde yapılan bir siyaset değil; tabandan tavana çıkan bir sesin temsilcisi olurlarsa bu memlekette hepimiz kazanırız. Ama yok, devletin gücüyle milletin derdini unutursanız böyle arayışlar içine girilir.

YARGILANAN DA CHP’Lİ YARGILATAN DA

NİMETTEN Mİ KÜLFETTEN Mİ?

Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine her gün bir operasyon var. Şimdi hani bir yer çekimi var diyor bilim. Ben de diyorum ki gökten dayanıyor belki, nereden biliyorsun yerden çektiğini iple görüyor musun? Gökten dayandığını sopayla da görmüyoruz. Bir yer çekimi uydurmuşlar.

Şimdi buradan meseleye baktığımızda, belediyelerde olup bitenleri açıklayan, izah eden, ihbar eden, şahidi olan, tanığı olan yine Cumhuriyet Halk Partililer. Soru şu: Bunlar paylaşamadıkları için mi, kendilerine nemalanamadıkları için mi belediye başkanlarıyla ilgili yapılan işlerde ihbarda bulunuyorlar, yoksa çok dürüst oldukları için mi?

Yargılanan da CHP'li, yargılatan da CHP'li. Burada iki boyut var. Belki çok dürüstler, belki de dürüst dediklerimiz kendileri de o alanda pay alamadığı için ihbarda bulunuyorlar. Onu bilmem. Gerek CHP, gerek AK Parti, gerek MHP fark etmez. Türkiye'de gerçekten bir istismar varsa bunun tamamen partilerüstü bir anlayışla ele alınması lazım.

Sayın Adalet Bakanı bir açıklama yaptı: “Güçlünün değil, haklının haklı olduğu bir adalet sistemi.” Dedi. Lütfen Sayın Bakan, hakikaten güzel bir tespit. Güçlünün değil, haklının haklı olduğu bir adalet, bir siyaset, bir yaşam tarzı.

Yazar ya bizim adliyelerde “Adalet mülkün temelidir.” Hazreti Ömer'in bir sözü var. Adalet her şeyin temelidir. Mülkünde, canında, malında, dininde, imanında, hayatında her şeyin temelinde adalet var.

Bu adaletin hâkim olduğu, hak ve hukukun ortak paylaşıldığı bir ülkede yaşadığımız günleri Allah bize göstermeden canımızı almasın.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah'a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN