Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, Düzce’de konuşulmayanların konuşulduğu “Yorumlu-Yorum” programında Düzce ve ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Düzce’nin parlayan yıldızı Halkmar Marketler zincirindeki kasap reyonlarında sucukta domuz etti çıktığı iddiaları ile ilgili Ünsal, “Halkmar’ın sucuklarında domuz eti çıktığının belgesi yok” dedi. Algün inşaat firmasında taşeron firma çalışanlarının maaş alamadıkları iddiasıyla, inşaat çatısına çıkıp eylem yapması yönündeki haberleri de değerlendiren Ünsal, “Algün batarsa, Düzce’de kaç kişi batar?” diye sordu. Ünsal ayrıca, Türkiye gündeminden düşmeyen fon operasyonlarına da değinerek, bu operasyonların devletin operasyonları olduğunu kaydetti.
Düzce’nin nabzı, Öncü TV ekranları ve 100.2 Radyo Öncü ortak yayını ile geniş kitlelere ulaşarak, ilgi ile takip edilen “Yorumlu-Yorum” programında atmaya devam ediyor. Öncü Medya Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, kendisinin hazırlayıp sunduğu Yorumlu-Yorum” programının son bölümünde, Düzce ve ülkede yaşanan olayları masaya yatırdı.
TÜRKİYE İSRAİL’E HADSİZLİĞİ BİLDİRMENİN BEDELİNİ ÖDÜYOR
Programdaki sözlerine, “Türkiye İsrail’e hadsizliği bildirmenin bedelini ödüyor” diyerek başlayan Ünsal, Birleşmiş Milletler toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Başbakanı katil Netanyahu’nun kürsüye çıktığı zaman 100’ün üzerinde ülke temsilcisi ile birlikte toplantıyı terk ettiğini hatırlattı.
Ünsal, “Vakti zamanında, rahmetli, rahmetle analım, Bülent Ecevit başbakanken ‘İsrail soykırım yapıyor’ diye bir açıklama yapmıştı. Açıklamanın akabinde Süleyman Demirel de (o da rahmetli oldu) bir açıklama yaptı. Dedi ki ‘İsrail'e kafa tutmanın bir bedeli olur, bir karşılığı olur.’ Biliyorsunuz, ben elhamdülillah hiç olmadım. 2011 yılında da olmadım, 2005'te de olmadım. En yakın olduklarında da olmadığım bu FETÖŞ vardı, bir tane FETÖŞ. FETÖŞ, Mavi Marmara İsrail'e gittiğinde, Gazze'ye gittiğinde, "Otoriteye baş kaldırılmamalıydı." dedi. İsrail'i otorite görüyor. Şimdi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'de İsrail Başbakanı çıkıp Netanyahu denilen katil, terörist, sapık bir inancın devamı olan bir siyonist olan Netanyahu kürsüye çıktığı zaman 100'ün üzerinde ülkeyi o salondan terk ettirdi. Bunu kim yaptı? Tayyip Erdoğan yaptı. Bizim liderimiz yaptı. Ve akabinde kendisi girdiği zaman bütün liderler, o 100 tane ülkenin liderleri Birleşmiş Milletler'de onu ayakta alkışladılar, saygı gösterdiler. Bu bir adımdır. Bir Mekke anlaşması bir adımdır. Bu adımlar kimin zararına? İsrail'in zararına veya dünyadaki sömürenlerin zararına. Netice itibariyle Demirel'in dediğini unutmayalım. Bir bedel var. Şu anda bize ekonomik bedel ödetiliyor. İnsanlığın, İslamlığın ve vicdanın mücadelesini verdiğimiz için bize ekonomik bedel ödettiriliyor.” diye konuştu.
FON OPERASYONU DEVLETİN OPERASYONU
Türkiye’nin gündeminden düşmeyen fon vurgunu operasyonlarının devletin operasyonları olduğunun altını çizen Ünsal, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Ve bugün en çok konuştuğumuz bir fon meselesi var. Ben fon meselesinin bu devletin dertlilerinin ve sevdalılarının operasyon yapıldığına inanıyorum. Bu zaman içinde çıkar ortaya. Ama burada şu var: Biz insanlık adına, İslam adına, bu coğrafyada kalma adına bir bedel ödüyoruz. Bunun karşılığı da ekonomi. Ama aşılacak mı? Aşılacak. Bunların hepsi aşılacak. Yani cebinde 2 milyon parası olup da 10 milyonluk ticaret yapan, iki kazandığı parayla ev alan adamdan tacir olmaz. Biz ticareti bilmiyoruz. Avrupa'da veya etrafımızdaki ülkelerde mal peşin alınıyor, peşin satılıyor. Bizde çeklerle satılıyor. Biz ticareti öğreneceğiz ya önce. Biz 3 milyonluk parayla 30 milyonluk ticaret yapıyoruz. O zaman ne oluyor? Patlıyorsun. Ya çalışan olacaksın ya çalıştıran. Ama bunlar tam ortada. Hem çalışan hem çalıştıran deyince iş yürümüyor. Yani yolda, çoluğuna çocuğuna, hayatına, herkes yolda, izle mücadele veriyor. Ha, eksik işi yok mu? Var, ama biz bedel ödüyoruz.
HALKMAR’IN SUCUKLARINDA DOMUZ ETİ ÇIKTIĞININ BELGESİ YOK
Düzce’nin yerel marketler zinciri Halkmar’ın kasap reyonlarında satılan sucuklarda domuz etti çıktığı yönünde çıkan haberlere de değinen Ünsal, ortada net bir şeyin olmadığını belirterek, “Şimdi bedel ödeyenler çok farklı. Şimdi dün bir haber çıktı. Arkadaşlar, sosyal medya haberciliğinde “Halkmar sucuklarında domuz çıktı.” Şimdi bilgin olacak, fikrin olacak. Halkmar burada temin ettiği eti, ruhsatı olan bir iş yerine, yani sucuk imalat izni olan yere götürüyor, burada fason olarak yaptırıyor. Fakat o firmanın ismi yazılıyor buraya. Burada çok insanlar bunu yapıyorlar. Yani birçok marketler, firmalar bunu yapıyorlar. Şimdi arkadaşlar, hani hemen bir anda daldılar işe. Efendim, görüntüler, şunlar, bunlar; kıyamet koptu. Ben bu sucuğu Halkmar'dan aldım mı? Aldım, hıfzıssıhha gönderdim. Bunun içinde domuz var mı, yok mu? Aynı firmada imalat yapan yerde başka bir firmadan domuz yağı, domuz çıkmış mı? Çıkmış. Doğru. Bu doğru. Ama sadece itham edilen şey şu: “Halkmar'ın sucuklarında domuz yağı çıktı.” Ama buradaki iş şurada: Bu sucukta, marketten alınan, şubeden alınan sucukta çıkmış mı? Bu belli değil. Bunda bir netlik yok. Ha, çıkabilir de çıkabilir, ama burada hemen efendim, birileri, yani sosyal medya üzerinden oynayanlar bir şeyler alabilmek için veya şurada bir usul var. Bu tür haberlerde haber yazılıyor, gidiyor IBAN numarasına veya canlı parayı veriyorlar, kaldırıyorlar. Bizde öyle bir dert yok. Biz yazmayız, yazarsak da kaldırmayız. Biz Halkmar haberini yazmadık. Çünkü ortada net bir şey yok. Bunun vebali var. Bu işlerin vebali var. Netice itibariyle, eğer buradan şunu açık ve net söylüyorum: Halkmar sucuklarında domuz yağı çıkarsa bunun haberini ben yapacağım, ama çıkmamış. Halkmar sucuklarının fason olarak üretildiği yerde başka bir firmadan çıkmış. Bunda Halkmar'dan çıkmış diye etiketini gösterip böyle bir kolpeçinoluk, böyle bir yani ne derseniz deyin.” ifadelerini kullandı.
ALGÜN BATARSA DÜZCE’DE KAÇ KİŞİ BATAR?
“Şimdi gelelim bir haber daha yapmadık biz. Ne haber yapmadık? Algün İnşaat'ın haberini yapmadık” diyerek sözü Algün inşaata çalışan bazı taşeron işçilerinin paralarını alamadıkları iddiasıyla çatıya çıkarak eylem yapmalarına getiren Ünsal, “Çatıya çıkmışlar. Taşeron işçiler. Algün İnşaat'a firmaya taşeron olarak çalışan işçiler çatıya çıkmış. "Maaşlarımızı alamadık." demişler. Algün İnşaat'ın taşeronuna çıkmışlar. Taşeronun işçileri bunlar. Algün İnşaat'ın direkt sigortaladığı adamlar değil. Yani bu da taşeronla arasında ihtilaf çıkmış. Cihat Algün'ü aradım, sordum. "Nedir bu konu?" diye. Şimdi biz haber yaparken dikkat edeceğiz. Algün, evet ekonomik sıkıntıda. Türkiye'de sıkıntıda, bu da sıkıntıda. Ha, aşılabilir mi? Aşılacak bunların hepsi. Bunlar aşılacak. Ancak Algün'ün yıkılması demek ne demek biliyor musunuz arkadaşlar? Bu haberleri yaparken az dikkat edin. Bunun arkasında 300'e yakın inşaat, 227 diye biliyorum ben, inşaat sektöründe iş var. İş yapan insanlar var. Bunlar barter yoluyla alıyorlar. Efendim, bir doğramacısı, efendime söyleyeyim pimapencisi neyse işte bu, çoğu bunları barter sistemiyle alıyor. Dairesini alıyor, çatısını yapıyor, camını takıyor, döşemesini yapıyor daire karşılığında. Dolaylı ve direkt kaç kişinin hayatını etkiler bu, biliyor musunuz? Düzce'de kaç tane hanelerde acı, feryat çıkar biliyor musunuz? Düzce'de kaç kişi bu çığın altında kalır, biliyor musunuz? Ama haberi yazıyorsun. Niye? Halkmar bize reklam vermiyor. Haberi yazıyorsun. Niye? Algün bize reklam vermiyor. Ya reklam versin, vermesin, doğrunun yanında olmak lazım. Bugün Algün İnşaat batarsa Düzce'de arkasından getireceği en az 100 tane esnaf var. Ha, batmasın, devam etsin. İnsanlar evlerini, yuvalarını, paralarını, emeklerini zayi etmesin. Onun da arkasındayız. Ancak habercilik yaparken de, Halkmar efendim veya Algün İnşaat reklamları verseydi yazmayacak mıydınız? Ne olacaktı? Yani senin alacağın 3-5 kuruş veya benim alacağım 3-5 kuruş, binlerce insanın mağduriyetine değer mi?” açıklamalarında bulundu.
BASININ TOPLUMA VE ALLAH’A KARŞI BİR SORUMLULUĞU VAR
Basının topluma ve Allah’a karşı sorumluluklarının olduğunu dile getiren Ünsal, son olarak Düzce basınına şu çağrıda bulundu:
“Dünya, bir rüya, uyanacağız. Güzel düşünelim. Memleketimize, milletimize faydalı konuşalım. Basın mensubu olmanın, basın olmanın topluma karşı bir sorumluluğu olduğu gibi Allah'a karşı da vicdani bir sorumluluğu var. İnsani, İslami ve vicdani değerlerindeki haricinde çıkan her türlü haber, hayat, davranış, çoluk çocuk, arkadaş, dost, eş, akraba, bu üç tane denklemin dışındaysa buna dikkat etmek lazım. Ama içindeyse buna da dikkat etmek lazım.”
PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN:
HABER: Savaş ARI