ALLAH HERKESE HER HİZMETİ NASİP ETMEZ

Abone Ol

Tuhafiyeciler Pazaryeri ve aynı zamanda fuar organizasyonunun yapılacağı bir yerin açılış törenine katıldık. Özellikle burada emeği geçen başta Faruk Özlü ve ekip arkadaşlarını tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Oradaki tuhafiyeciler de vatandaşlar da çok mutluydu. İnşallah Düzce’mizin, memleketimizin ticaretine, insanların bereketine, nafakasına vesile olur.

Şimdi orada, bu açılışlarda sivil toplum kuruluşları, esnafın temsilcisi, tüccarın, tacirin temsilcisi bir hitaben burayla ilgili değerlendirme yapıyorlar, konuşuyorlar. Şimdi Mustafa Kayıkçı var DESOB Başkanı, bu sefer aday değilmiş herhalde. Bir konuşma yaptı; iltifat etti, taltif etti, tohum dedi, ekilen tohum dedi, fidan dedi, filiz dedi, emek dedi, güzel şeyler anlattı. Faruk Özlü’ye çok güzel bir methiyeler düzdü ki yani dinlemeye değerdi.

KAYIKÇI KONUŞACAK BİR ŞEY BIRAKMIYOR

Ticaret Odası Başkanı Sayın Erdoğan Bıyık çıktı dedi ki: "Ya Mustafa Bey, o kadar çok konuşuyorsun ki bize konuşacak şey bırakmıyorsun" dedi. Mustafa Kayıkçı, bu kadar konuşma ya! Adama konuşacak alan bırak Ticaret Odası Başkanı'na. Yani bir tane, iki tane övgü, bütün övgüleri sen mi yapacaksın ya derler adama.

SAHNEDE BAŞKA KULİSTE BAŞKA

Burada Kayıkçı şimdi bu seçimler de var, önümüzdeki haftaki konumuz bu olacak zaten DESOB seçimleri. Mustafa Kayıkçı tribünlerde, sahnede başka; soyunma odasında başka, kuliste başka konuşmaya başladı. İnşallah oradaki istikrarlı bir duruşa biz müdahil olmak zorunda kalmayalım. Yani sahnede konuştuğunla kuliste konuştuğun arasında çok fark var diyorlar. Mustafa Kayıkçı, sahnede neysen kuliste de o olmanda fayda var.

Bunu bir eleştiri olarak söylemiyorum. Ne konuşulduğunu da biliyorum, nasıl bir hesap yapıldığını da biliyorum, nasıl bir kurgu yapıldığını da biliyorum. Ama insanları eleştirmekten, sadece eleştiren bir adam olmaktan ziyade uyaran, hani insanlar düzelsin diye konuşmadan uyaran bir insan olma modundayım bugün. Ona göre önümüzdeki hafta bakacağız zaten bu gelişmelere göre.

Şimdi az konuşması lazım. Yani hep bütün methiyeleri Mustafa Kayıkçı'nın yapmaması lazım. Ticaret Odası seçimleri de var önümüzdeki zaman diliminde. O da konuşsun, bir şey söylesin. O da taltif etsin, izah etsin, ikrar etsin, övsün Faruk Özlü’yü. Hep sen mi öveceksin ya derler adama.

ÜÇÜNCÜ GÜN ŞENLİK DÖRDÜNCÜ GÜN GÜREŞ

Şimdi biliyorsunuz yaz mevsimine girdik. Hıdırellez şenlikleri var. Herkes hayatın baharın mutlu günlerinde, hayat yeniden uyanıyor. Yani dört mevsimi yaşıyoruz da aslında buraya baktığımızda bahar, yeniden kurumuş ağaçlar çiçekleniyor. Yani ölümden sonra dirilme var mı derseniz, bunu değerlendir... Hani 'Ölüm var artık ne olursa olsun' demeyin, demeyelim; ölen ağaç canlanıyor. Kışın yaprak yok, baharda...

Şimdi baharda tabii bayramlar geliyor. Önümüzdeki, yani 20 gün sonra aşağı yukarı Kurban Bayramı'nın dördüncü günü akşamı, dördüncü günü; Balatlı köyü geleneksel güreşleri var. Şimdi üçüncü günü akşamı da yerel sanatçıların, bizim bölgemizin sanatçılarının olduğu bir şenlik var. Ramazan Çelik geliyor, Çetin Bey var, Çetin Gümüş olması lazım ismi; Gümüşova'dan. Bu da Karadeniz bölgesinin... Bayramın üçüncü günü akşamı da şenlik var. Ramazan Çelik'le beraber bir şenlik var.

Fakat, güzel buraya kadar hepsi güzel. Fakat burada, güreşleri organize eden ve güreşlere ağalık yapan Fatih Mutlu, hakikaten babası Ahmet Mutlu olmak üzere ellerinden gelen gayreti maddi ve manevi vermeye çalışıyorlar. Yalnız buralarda birtakım işler olacak; yollar, izler...

BU ŞENLİĞE HANGİ YOLDAN GİDİLECEK?

İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği, Nuri Bey başta olmak üzere, geçen seneden yarım kalan o yolları -çünkü insanlar oraya gerek konser etkinliklerine gelecek gerekse güreşlere gelecek- güreşler çünkü bu bölgede öyle bir şu ana kadar yapılmış bayram güreşleri Balatlı, Beyören, Kınık köylerinde yüzyıllardan beri olan...

Kısacası özeti de şu: Orhan Gazi Han'ın Akçakoca'ya geldiğinde, Akçakoca Bey fethettiğinde bayrama denk geldiğinden dolayı bunu şenlik olarak, güreş olarak kutluyorlar. O kutlama, o asalet, o emanet yüzyıllardır Balatlı, Beyören, Kınık köylerinde, Kepenç bir zamanlar vardı, devam ediyor. Şimdi yollar o kadar bozuk ki, o kadar vahim bir durum var ki yollarda... Oraya gelen insan 'Ya biz bu asaleti görmeye geldik ama bu yollar ne kadar asaletsiz' deme gibi bir durum var. Böyle bir durum var.

Şimdi İl Özel İdaresi'nde geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya düşen bir tantana var. İşte birisi kapıları yumruklamış, etmiş, eylemiş. Adama bir görev vermişler, çok özel bir görev vermişler. Görevini yerine getirememiş veya getirmiş bilemiyoruz ama verdikleri görevle vaat, vaat verilmiş adama. Bu da vaat yerine gelmeyince kapılar tekmelenmiş, bir tantanalar olmuş. Şimdi bunun gibi olmasın ya, bunun gibi olmasın. Devlet adamlığı, devlet ve siyasette insanlar hizmet ederken yani Rıza-i İlahi için hizmet etmeli.

Ve hepsinden önemlisi hakikat şu; hani büyüklerin sözü tabii, büyüklerin sözünü dinlemekte fayda var: 'Kum, dere akar kumu kalır, kili kalır; yiğit ölür namı kalır' der. Allah herkese her iyiliği, her hayrı, her hizmeti yapmayı nasip etmez. Allah size bir fırsat vermiş, memlekete, millete faydalı olun diye. Kavga edin diye değil, biribirine takip ettirin diye de değil.

10 YILLIK MAZİSİ YOK DAMI AKIYOR

Şimdi bir örnek daha verelim, hadiseye bağlayalım. Şimdi Faruk Özlü'yü eleştiriyoruz, övüyoruz da eleştiriyoruz da. Her şeyin, övgünün de eleştirinin de altı dolmalı. Şimdi geçen gün sosyal medyada bir paylaşım var. Paylaşım da şu: Terminal var ya, şu anda Düzce Şehirlerarası Otobüs Terminali; 10 senelik bir mazisi var yok. Damı akıyor ya! Damı akıyor böyle her taraftan, o kirişlerin kenarından köşesinden damı akıyor. Yani yukarıdan yağan yağmur dolaylı yollardan temele kadar iniyor. Altından su alıyor burası. Burası yıkılır mı, edilir mi, eylenir mi? Ya soru şu: Burayı hangi vicdan, hangi iman, hangi cüzdanla yaptınız da 10 sene sonra damı akıyor buranın? Burayı kim yaptı ya? Bir bakalım. Bu binayı kim yaptı? Bu binanın suyu dibine kadar akarken bu adamın vicdanı sızlamadı da hep cüzdanını mı düşündü? 10 yıllık bina bu ya. Bir eser yaparken, hizmet yaparken çok ahlaklı, çok yani üstün özelliklerde bilmem neler de anlatılıyor. Sonuç: Damdan temele su indiren bir terminal. Akıyor terminal ha!

BURAYI HANGİ VİCDANLA YAPTINIZ?

Ve yani şöyle baktığımızda buradaki parayı kazanan müteahhit kimse, yapan kimse, yaptıran kimse, kontrol eden kimse... Bunu yaptıran başkan görmedi mi, bilmedi mi, duymadı mı? Nasıl kontrolünü aldınız, teslim aldınız? Yapan, sen bundan para kazandığında hangi vicdanla yedin, hangi imanla yedin? Ve terminalin yerinin ve terminalin değişmesi, yıkılması artık elzem bir hale geldi. Çünkü yanlış hesaptan doğru sonuç çıkmaz ya; o terminali 10 yılda damı akacak halde yapanların yani ne demek lazım bunlara bilmiyorum.

Bir de şu anda da mesela bir algı var; işte Keleş'in yaptığını yıkıyor. Keleş doğru yapmamış ki arkadaş! Doğru yapsaydı yıkılmasaydı. Nasıl kabul ettiniz onu? Onun bir kesin kabulleri var, geçici kabulleri var. 10 yılda bir işletmenin, bir yapının damı akıyorsa, altından su birikiyorsa buradaki masumiyeti, mahremiyeti kimseye izah edemezsiniz. Allah'a anlatırsınız efendim. Allah memleketimize, milletimize ahlaklı, vicdanlı ve kendisinden utanan, kendisine biat eden, inanan, iman eden insanlar tarafından bizi yönetmeyi, yönetilmeyi bize nasip etsin inşallah.

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN