ANADOLU BİZE PEYGAMBERİMİZİN DUASI VE ANNENİN GAYRETİYLE YURT KILINDI

Abone Ol

Kandil demişler Berat gecesine. Bizim ecdadımız o kadar güzel bir millet ki bu güzel geceleri, özel geceleri ışıklarla, lambalarla, o günkü şartlarda mumlarla, böyle ışıl ışıl yaptıklarından, kandiller yaktığından Berat Kandili demiş.

3 KITAYA ADALETLE HÜKMEDEN ECDADIN TORUNLARIYIZ

Bizim ecdadımız o kadar güzel ki, Abdülhamit Han, Peygamber Efendimizin bulunduğu Medine-i Münevvere’ye Hicaz Demiryolu yaptırdığında Medine’ye girişte rayların üzerini derilerle kaplatmış. Niye? Takır takır çıkan sesten, Resulullah Efendimiz rahatsız olmasınlar diye.

Berat Kandili’nde, âlimlerin mutlaka söyleyeceği şey vardır, bizim haddimize değil ama şefaat Habibullah Resulullah Hazreti Muhammed Mustafa’ya bırakılmış. Bu çok önemli.

İşte bir millet düşünün ki Habibini, Resulullah’ını bu kadar seven bir millet. Gecelerine bile Kur’an’ın indirilişi, Beraat, Regaib, Miraç ve Kadir Gecesi’ne kandil koymuş. Yani onu en yüceltebildiği kadar yüceltmiş, büyütebildiği kadar büyütmüş.

İşte bu öz varken, bu söz varken, bu dert varken üç kıta yönetilmiş: Asya, Avrupa ve Afrika.

Bu ruh varken dünyada adalet timsali olmuş Osmanlı. Biz tarihinde yücelebileceğimiz, gurur duyabileceğimiz, insani olarak, bakınız, sömürge değil bu.

Avrupa, Amerika, İngiltere veya Fransa; bu dünyada gelişmiş ülkelerin çoğu insanları sömürerek büyümüşler. Altın madenleriyle, yani patates verip altın almış bu adamlar.

Osmanlı, Selçuklu, bizim yüce ecdadımız gittiği yere insanlığı götürmüş.

Medeniyet, Medine kelimesinden türemiş. Medeniyeti Medine’deki Habibullah’ın muhabbetiyle beraber yaymışlar.

Bugün Afrika’dan ayrılmışsınız, adam dilini konuşuyor. Avrupa’dan ayrılmışsınız, dilini konuşuyor, dinini yaşıyor.

Şefaat hakkı onda olduğu için, Peygamber Efendimizin hoşgörüsünü, muhabbetini İslam’ın tebliğinde ve tetkikinde, icrasındaki, yaşamındaki bütün “kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; yakınlaştırınız, uzaklaştırmayınız” hadisini, bu usulü, bu tavsiyeyi bizim ecdadımız Selçuklu, Osmanlı sonuna kadar uygulamış, uygulayabildiği yere kadar. Eksikleri var mıdır? Vardır mutlaka bugünkü şartlarda.

Bu vesileyle bu yurdu, bu toprakları bize yurt eden Sultan Alparslan başta olmak üzere Hayma anamız…

Ankara’daki Hayma Ana, Selçuklu dizilerinde var fakat bunu ne kadar işlediler bilmiyorum. Süleyman Şah’ın hanımı Hayma Ana. Süleyman Şah ecdadımız, dedemiz nehirde boğulduktan sonra onun kıyafetlerini giyip Anadolu’ya bizi sokan bir ana. “Anadolu” işte oradan geliyor. Ankara’nın Haymana ilçesinin ismi de Hayma Ana’dan geliyor.

İşte biz bu kültürlerden gelmişiz ve neticede bugün bu coğrafyada dinimizi de eksik yaşıyoruz, özümüzü de eksik biliyoruz.

Duamda inşallah Osmanlı ecdadımızın, Selçuklu ecdadımızın, bize bu diyarı yurt yapan büyüklerimizin o muhabbetine mazhar olmak adına ve neticede bu muhabbete nail olmak adına dua edeceğim.

ANDOLU’YA GELİŞ HİKAYEMİZ

Kısaca Anadolu’ya geliş hikâyemizin Peygamber Efendimizden bize gelen bir rivayeti var. Rivayet de şu:

Bir gün bir tüccar, Peygamber Efendimiz sahabeyle otururlarken yanına geliyor. “Ya Resulallah, bir diyar gördüm; bir diyar gördüm ki sanki bize vaadettiğin cennet gibi. Neresi burası?” diyor peygamber efendimiz. “Diyar-ı Rum.” Evet, bizim coğrafyadan bahsediyor; Anadolu’dan, Bursa’dan, Karadeniz’den buralardan bahsediyor.

Şimdi Mekke ve Medine’ye gittiğinizde, orası kaya. Yani birkaç yerinin haricinde yeşillik bile yok. Suni yeşillikler var da, oraya göre burası cennet.

Peygamber Efendimiz öyle bir muhabbet, öyle bir dua içinde oluyor ki Allah’a dua ediyor: “Ya Rabbi, bu diyarı benim ümmetime nasip eyle.”

O duanın karşılığındaki samimiyetten vahiy denilen usul var. Biz tabii onu bilmemiz mümkün değil. Cebrail Aleyhisselam gelip buna müjdeliyor: “Bu diyar senin ümmetine nasip olacak.”

Akabinde soruyor Efendimiz: “Bunu söyleyeyim mi ashabıma?”, “Söyleyiniz” diyor. Söylüyor. Söyledikten sonra tabii ashab veya oradakiler Cebrail’in suretini göremiyor. Nasıl bir vahiy var onu tabii bilemiyoruz biz. O sınırları aşıyor.

Peki bir tanesi kalkıyor ayağa: “Burayı kim görecek ya Resulallah?” Cebrail Aleyhisselam, Efendimize vahyediyor: “Kim sorduysa o görecek.” Efendimiz de buradaki sahabeye bunu söylüyor. Bu sahabe Malatya’da, bu diyarı görüyor.

BU AKŞAM PEYGAMBERİZE VE ANADOLU’YU BİZE YURT KILAN ATALARIMIZA DUA EDELİM

Anadolu yani bu diyar bize, “Habibim, sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım.” dediği Hazreti Muhammed Mustafa Efendimizin duasıyla nasip oldu. Kıymetini iyi bilelim.

Biz özel bir milletiz. Güzel bir milletiz. Biz özünü, ecdadını seven bir milletiz.

Kandil gecesinde bunu özellikle anlattım ki âlimlerimiz bunu daha iyi anlatırlar. Din âlimlerimiz detaylı anlatır. Biz tabii usulüne uygun anlatamayız. Din âlimi değiliz, akademili değiliz, alaylıyız. Alaylı dilden anlattığımız kadarını inceleyebilirsiniz.

Berat Kandili’nin mahiyetinde, bize bu toprakların diyar olması için dua eden Peygamber Efendimize çok dua etmek lazım.

Bu toprakları bizlere yurt edinen, yurt edindiren Sultan Alparslan başta olmak üzere; Osman Gazi, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları bu memleketi İslam yapmak için, bu memleketi medeni yapmak için mücadele veren tüm devlet büyüklerimize dua edelim, hasbihal edelim ve özellikle de şefaatin Efendimizde olduğunu unutmayalım.

Konuşacağımız fazla bir konu yok. İnşallah Berat gecemizde günahlarımızın berat olduğu, af olduğu ve Peygamber Efendimizin şefaatine nail olabileceğimiz bir geceyi ihya edelim.

ALLAH’LA KULUN ARASINA KİMSE GİRMESİN!

“Efendim şu kadar namaz kılınacak, şu olacak, bu olacak…” Allah ile kulun arasına kimse girmesin. İki rekât da kılar, 220 rekât da kılar. Zaten bu kurallar, kaideler gözden geçirilmesi gereken birçok şey var ama biz Allah ile kul arasına ruhbanın, din adamının girmediği bir inancın keyfini yaşayalım.

Geceniz hayırlı, mübarek olsun. İnşallah bu gecede bu milletin, bu devletin, bu ümmetin ve bu insanlığın kuruluşu, faydası için ağzı dualı birinin, varlığın metafizik boyutundaki olanların dualarıyla beraber milletimizin ikbali olan bir gecemiz olsun.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN