13 Şubat'tan bugüne kadar Yorumlu- yorumu yapamadık. Önce sağlık ya sağlık, sağlık, sağlık. Geçirdiğimiz bir kalp spazmı diyelim artık tıp nasıl diyorsa. Düzce Devlet Hastanesi'nde Sait İsmailler isimli bir hocamızın, bir doktorumuzun müdahalesiyle bir anjio tedavisi gördük. Bu tedavi sürecinde aslında biz hastaneye bir soğuk algınlığı ve ses kısıklığından gittik. Fakat kan değerlerindeki artıştan dolayı kalple ilgili damar tıkanıklığı ile ilgili bir sorun olduğunu gördük veya tespit ettiler. Onlar gördüler, biz göremedik tabii. Netice itibariyle burada gerçekten özverili bir şekilde arkadaşlarımız anjiyolarını, tedavilerini yaptı.
Başta Sağlık İl Müdürü Yasin Yılmaz, Devlet Hastanesi Başhekimi efendim, özellikle de bu konuyla ilgili ilgilenen tüm arkadaşlara, doktorumuza, hemşiremize, oradaki tüm çalışanlara çok teşekkür ediyoruz. Bizi sağlığımıza kavuşma noktasında büyük fedakarlıkları oldu. Ve hepsinden en önemlisi Nurullah Çelebi. Nurullah abi, Düzce'nin Nurullah abisi. Çocukların da sevgilisi bu Recep İvedik filmlerinin baş aktörü, Düzce'mizin gururu ve Ali Yıldız, İHA'nın muhabiri beni bu hastanede tedavi sürecinde çok iyi yönlendirdiler. Allah razı olsun hepsinden de. Belki Nurullah abi, Ali Yıldız hani hastaneye gel, sıkıntılı durum var dediklerini de ben pek nazar itibarı almadım ama onların kaydı, desteği olmasaydı belki biz buralarda görüş konuşamıyor olabilirdik.
Akabinde tedaviden sonra Düzce'nin yetiştirdiği bir değer, İstanbul'da özel bir hastanede görev yapan kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Adnan Kaya hocamız bize tıkalı olan damarları, bypass gerektirecek boyutta olan halini anjiyo ile açma gibi bir beceri gösterdi. Allah onu dünyaya getirenden, sebep olandan razı olsun. Yetişmesine sebep olandan hakikaten büyük bir değer olmuş. Düzce'nin de gururu olmuş. Düzce'ye 93 yılında gelmiş ama Düzceli olmuş ve bugün İstanbul'da sayılı hastanelerin birinde ve ulusal basında yer alan, görüşlerine başvurulan, tekniklerine ve taktiklerine başvurulan ve yapmış olduğu tedavilerle bırakın Düzce'yi Türkiye'de, dünyada bir yere gelen bir hocamız. Allah eline, gönlüne dert vermesin. Geçen hafta da ikinci anjiyomuzu, belki bypass dedikleri ameliyatı öngörenler de vardı ama hocamız bunu açtı. Allah eline, koluna, gönlüne kolaylıklar versin. Razı olsun. Sağlık dedik ya, sağlık.
ALKIŞLANACAK 4 KİŞİ
Bu arada Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Sayın Cengiz Tuncer olsun, oradaki Osman hocamız olsun, rektörümüz olsun üzerimize hassasiyetle durdular. Cengiz hoca özellikle ‘Gel seni burada tedavide edelim.’ dedi. Fakat biz Adnan hocayla daha önceden irtibat kurduğumuzdan oraya gittik. Çünkü şimdi sağlık diyoruz ya, önce sağlık. Ben bugün üç kişiyi alkışlamak istiyorum. Hatta dört kişiyi alkışlamak istiyorum. Başta Sayın Doktor Faruk Özlü, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Düzce Üniversitesi'nin genel sorunları ile ilgili YÖK başkanıyla görüşüp bir yol haritası belirlemek için bir çaba içinde. İkincisi Düzce Milletvekili Sayın Ercan Öztürk, Sayın Ayşe Keşir ve AK Parti İl Başkanı Sayın Hasan Şengüloğlu üniversiteye, tıp fakültesine gidip oradaki sorunları, güçlendirme çalışmalarını veya oradaki vatandaşın yaşadığı problemleri ve sağlığına kavuşmadaki engeller nasıl aşılır diye gittiler. Bu arada Sayın CHP milletvekili Talih Özcan'ın meclise gündemine bu konuyu getirip özellikle de dillendirmesi ve araştırma önergesi vermesi sürece katkı sağladı.
ÜNİVERSİTEDEKİ SORUNU ÇÖZMEK İÇİN BİR YERDEN BAŞLADILAR
Şimdi ben bu bahsettiğim isimleri alkışlamak istiyorum. Niye? Bir yerden başlamak lazım. Başlandı. Bugün 2010 yılında Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin yatak kapasitesi, ameliyat kapasitesi neyse 2026'da o. Nüfus artmış, talepler artmış, istekler artmış ama imkanlar, yatak sayısı, ameliyathane bunlar artmamış. Çok acı bir şey var. İddiaya göre; Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin 1999 yılında güçlendirme için çıkan parayla botanik bahçe yapılmış bu memlekete. Botanik bahçe para harcanmış. İddia bu. Nereye harcanırsa harcansın eğer bugün 2010 yılındaki kapasiteyle 2026'daki kapasite aynıysa balık baştan kokmuştur. Milletvekillerinin ziyaretleri alkışlanabilir ama çok geç kalmış bir ziyaret olarak da değerlendiriyoruz. Vatandaş nasıl değerlendirir bilmiyorum. Ancak çözüm üretilmeli. Orada bazı ünitelerin yerleri değiştirilebilir. Bilemiyoruz tabii, onlar daha iyisini biliyor ama işin özünde şu var: Acil, hızlı, orta ve uzun vadeli planlar lazım.
Ben buradan söylüyorum. Düzce Devlet Hastanesi'nin yanında araştırma hastanesinin kurulması için Orman Bakanlığı'ndan Faruk Bey'in ve Yasin Bey'in verdiği çaba tabii siyasetin ve diğerlerinin de buna katkısı olmuştur. Burada bir hastane kazandırıyor. Şimdi Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde insanlar sağlığına kavuşması için ek bina yapılması lazım. Ek binanın da bir maliyeti lazım. Sayın milletvekilleri dolaştılar, gezdiler ve ek bina yapılmadan burada huzur yok. Burada sağlık yok. Burada mutluluk yok. Herkes kar muhabbetin, zarar hazinenin. Vatandaşın hali ne olur ne gider. Ama dertlenme başladı mı, başladı. İnşallah bu başlangıçtan sonuçlar gelir.
KONULAR BİRİKTİ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DEĞERLENDİRECEĞİZ
Gündem çok kalabalık. Gündem o kadar kalabalık ki bir çimento işi var Yığılca'da. Ve burada her tarafı böyle eklem gibi oynayan insanlar var. Var, var, var. Bunlar var. Artık bunları önümüzdeki günlerde değerlendireceğiz ama bizi izlemeye, takip etmeye devam edin. Bir tek bir şey söylüyoruz. Biz buradan insanları eleştiriyoruz, takdir ediyoruz veya konuşuyoruz. Ancak şurada konuştuğumuz herhangi bir konudan dolayı bir yalan ifadeden dolayı, bir iftiradan dolayı ve yalan bir haberden dolayı mahkeme karşısına, hakim karşısına çıkmadık. Elhamdülillah. Şu ana kadar çıkmadık. Çıkarsak da beraberiz. Çünkü yalan konuşmuyoruz. Doğruyu konuşuyoruz ve bu memleketi konuşuyoruz. Ve sağlıklı bir gün olsun, sağlık olsun. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyoruz. Ve çok konular var. Önümüzdeki günler birikti, birikti, birikti. Biz böyle hani düdüklü tencere kaynar kaynar da kapağını yavaş yavaş açalım. Çünkü bir anda açarsan fasulyeler komple dağılır diye.
DERDİMİZLE DERTLENEN HERKESTEN ALLAH RAZI OLSUN
Düdüklü tencerenin düdüğünü çektik. Devam ediyor. Kapağı da açınca içeride ne var, kaynamış göreceğiz. Allah herkese sağlık versin. Bu arada beni arayan, ulaşamayan, yazan, sosyal medyadan yazan, geçmiş olsun dileklerini ileten, “Bu öldü mü acaba?” diye merak edip bakan ama “Ölmesin, bu bize faydalı, memlekete faydalı” deyip dertlenip arayan, gönülle arayan, beklentiyle arayan herkese, bizim derdimize dertlenen herkesten Allah razı olsun.