BU KADAR SUİSTİMAL VARKEN BU DEVLET NEREDE?

Abone Ol

KREMPARK AVM’NİN AKIBETİ NE OLACAK?

Dün Sabah saat 10 sularında Düzce Belediyesi bir açıklama yaptı. Mesele Krempark AVM'nin mühürlenecek mi mühürlenmeyecek mi işaretleri. Şimdi buranın bir hikayesi var. Düzce’nin merkezinde bir yer. Burası kültür merkezi olsun, konferans merkezi olsun dedikleri günde, dönemin belediye başkanı Ruhi Kurnaz'ın da tasarruflarıyla burası bir AVM'ye dönüştürüldü. Ne zaman? 99 depreminden önce. Burada inşaat başladığı zaman bir motor 24 saat su pompaladı buradan, temelden. Şu anda yine de bu suyun varlığını olduğunu biliyoruz veya duyduk veya böyle zaten. Bu bir deprem geçirdi. Bir 99 depremini bir geçirdi bu bina. Ondan sonra 1. Mehmet dönemi başladı. Mehmet Keleş Dönemi. İnşaat halinde, iskan alınmamış. Yani yapı kullanım izni belgesi dedikleri iskanı alınmamış. İnşaat halinde. 20 yıllık hikaye bu. 20 yıllık hikayede 1. Mehmet döneminde inşaat bitti. İşte işlemler başladı, satışlar başladı, dükkanlar yerleşti ama iskan alınmadı. İnşaat devam ediyor. İsmail Bayram'a geldi sıra. İsmail Bayram'da da böyle devam etti. Uzatılıyor boyuna, ruhsat uzatılıyor. İnşaat süresi uzatılıyor. Akabinde 2. Mehmet dönemi başladı. 2. Mehmet döneminde de aynı uzatmalar. 2. Mehmet döneminden sonra 1. Dursun dönemi. Bir daha da yok Dursun Ay zaten. Orada bir belediye başkanlığı yaptı bir buçuk iki sene. Sonrasında 1. Faruk Özlü dönemine gene inşaat uzatılıyor. Uzat, uzat, uzat.

DEMİRCAN DA MAĞDURLARDAN DÜKKANI NE OLDU?

Bu arada Kartalkaya yangınından sonra yangın yönetmeliği uygulanılabilir ve uygulanılması gerekli noktasındaki müeyyide ile beraber burası radara girdi. Yangın yönetmeliği. Sonra 2. Faruk dönemi oldu. Vatandaşa diyorlar ki gel şu proje iskanını al. Hala inşaat ruhsatı uzatıyor. 70'in üzerinde dükkan var burada. Bir bölümü belediyenin, bir bölümü vatandaşın üzerinde. Mahkemeler devam ediyor. Belediye ile mahkemeye devam ediyor. İnşaat bitmediği için belediye üzerine olan ruhsatlı tapulu dükkanların kirasını vermiyor belediyeye. Bu iş hukuka intikal ediyor. Birinci etap o kazanıyor, ikinci etap kim kazanır bilmiyorum. Ancak burada bir şey var ya. Bir de Almanya'da Alman'ın ağzının kokusunu çekip veya İsviçre'de neyse milletin ağzının kokusunu çekip, çoluğundan çocuğundan artırdığını gurbet hasretiyle kazandığı paraları buraya getirip buradan dükkan alma hayaliyle yatırım yapan ve haklarını kaybeden insanlar da var burada. Bir tat yok, bir tuz yok. Mesela bunlardan bir tanesi Yakup Demircan. Gölyaka Belediye Başkanı. Eski, önceki dönem. Onun da bir dükkan hikayesi var orada. Herkesin bir hikayesi var.

BİRİLERİ PARA KAZANACAK DİYE CAN GÜVENLİĞİ RİSKE Mİ ATILACAK?

Şimdi iki tane deprem geçirmiş, deprem atlatmış bir binadan bahsediyoruz. Belediyeyi yok sayıyor, kanunu yok sayıyor. Kanunun boşluklarından faydalanan bir de bir irade var ortada. Ya mevcut ruhsat aldığın, inşaat aldığın inşaatı başlama ruhsatındaki projeyi hayata geçir. Çünkü kimin dükkanı kime nasıl verildi belli değil veya mevcut konumlandırdığın dükkanların projelendirip imar uygun hale getirip yapı kullanma izni belgesi al. O da yok. Ya bu nasıl bir şey ya? Bu nasıl bir anlayış ya? Birisi para kazanacak diye bizim çoluğumuzun, çocuğumuzun gerek yangın, gerek iskan gerek mukavemet, gerek güvenliği orada yemek yiyecek, orada alışveriş yapacak diye, bu adam para kazanacak diye canımızı, malımızı niye riske atalım biz ya? Bu kişiler para kazanacak diye biz niye can ve mal riskine, derdine, heyecanına düşelim? Her şey nizami olsun.

20 seneden beri çözülmemiş. Herkesle böyle bir diyaloglar nasıl kurulmuş, nasıl edilmiş, nasıl eğlenmiş? Adam 2 günde, 3 günde, 5 günde, 10 günde yaptığı bir evden dolayı kafasına çatı yıkıyor bu devlet. Devletin kanunu ve devletin kuralı, devletin genelgesi bu kişiye geçerli değil mi veya buraya geçerli değil mi?

GÜÇLÜ OLMAK DEĞİL, HAKLI OLMAK LAZIM

Ben her zaman savunduğum bir şey var veya herkesin de savunması gereken bir şey. Güçlü olmak değil, haklı olmak lazım. Peki burada ne var? Burada kanunun boşluğunda 1. Mehmet dönemi, 1. Faruk dönemi, 2. Faruk dönemi…

BİNANIN TEPEDEN TIRNAĞA CHECK-UP’I ÇIKARILSIN

Çok geç kalındı diyor vatandaş. Yazıyor sosyal medyada. Eğer böyleyse bu zamana kadar niye beklendi diyor ama sermaye de var, bir birikim de var, bir iş gücü var ve hepsinden önemlisi bu Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olan insanların mal ve can güvenliği, sermaye birikimi devletin anayasal hakkında, kontrolünde öyle hani geç kaldık, erken oldu meselesi değil ki. Kanun ve yasa insanların huzurunu, yaşam kalitesini artırmak içindir. Burada yaşam kalitesini artırmıyor. Burada risk var risk. Belki bina yeniden gözden geçirilmeli. Yani ben buradan Düzce Belediyesi İmar Müdürlüğü’ne, Düzce Belediye bununla yapı denetim firmalarına sesleniyorum. Tepeden tırnağa şu binanın bir check-up’ını çıkarın. Ne kadar mukavemeti var? Bu alttaki su binanın mukavemeti noktasında hangi olumlu ve olumsuz şeylere etki ediyor? Gerçekten bu işin takipçisi olmalı bütün Düzce.

BURADA GÖZARDI EDİLECEK BİR İHMAL KİMİ SAVCI KARŞISINA ÇIKARIR BİLEMEYİZ

Yarın bir gün orada yerine getirilmeyen bir mevzuat, yerine getirilmeyen bir genelge, yerine uygulanmayan bir kanun maddesi, başta belediye başkanları ve belediye başkanı olmak üzere kimin savcının karşısında tutukluluk talebiyle mahkemeye gideceğini biz bilemeyiz. Zaman bilir, kanun bilir. Hayat bu kadar, can bu kadar, mal bu kadar riskli olmamalı. Belki temelden tavana kadar çok düzgün bir binadır. Onu da bilmiyoruz. Bu teknik verilerle, bunların belediyenin elinde veya yapı denetiminin elinde veya ilgili teknik kişilerin elinde olduğunu biliyor muyuz? Onu da bilmiyoruz. Olduğunu da sanmıyorum. Yani böyle tam dört dörtlük her şeyin tamamlanarak koyulduğunu. Peki bu kadar tantana, bu kadar özerklik, bu kadar vurdum duymaz ve belediyenin tabiriyle açıklamadaki suistimal varken devlet nerede? Bu kadar suistimal varken bu devlet nerede? Kanun nerede? Belediye makamları acziyet makamı değildir. Şikayet makamı da değildir. İcra makamıdır. Tabiri caizse derler ki eskiler, belediyeler adam asmaz, para basmaz. Gerisini hepsini yapar. Ama burada niye yapılmadı? Niye yapılmıyor? 20 seneden beri niye yapılmadı? Bu ruhsat böyle uzatıla, uzatıla, uzatıla, yani kauçuk mu bu ya? Lastik mi bu? Sürekli ruhsat mı uzatılır, inşaat ruhsatı ve boşluklardan faydalanılmış. Ama burada boşluk derken bir de sermayenin mülkün hakkı var. Bu hak da zayi olmamalı. İşte çok mu geç kaldınız? Bugüne kadar niye beklediniz diye soranlara, bize soranlara, edenlere, eğlenenlere, mülkün hakkı var. Adalet mülkün temelidir işte. Ama belediye de şikayet etme müessesesi değil. İcra müessesi, yaptırım müessesesi. Belediye biz şikayet ederiz, biz sitem ederiz. siyasetçi şikayet eder, sitem eder. Amma velakin belediye icraat yapar. Ben buradan imar müdürünün, belediye başkan yardımcısının, belediye yani iş yasal noktada bir araştırmaya, soruşturmaya, müeyyideye gelir. Niye yapmadın? Niye uygulamadın sorusunun cevabını ben vereceklerine pek ihtimal vermiyorum.

AŞIRI MERHAMET MARAZ DOĞURUR

Onun için bu iş Düzce'nin gündeminden kalkmalı. Mühürlenecekse mühürlensin. Yıkılacaksa yıkılsın. Yapılacaksa yapılsın. Başka bir izahı yok. Bunları kim yapacak? İcra makamı olan belediye yapacak. Birimleri yapacak. Hani mezara bile girerken tek başına giriyoruz ya. Aynı onun gibi. İfadeye girerken de tek başına gireceksiniz. Kim bu işte yetkiliyse, kim bu işte verdiği kararla, attığı imzayla, müeyyideyi uygulanacak insan kimse, hangi makamsa ifadeye tek girecek. Hani bir söz vardır. Aşırı merhamet maraz doğurur diye. Onun için inşallah bu iş bir çözümü çözüme kavuşsun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN