BU KAVGANIN KAZANANI TÜRKİYE OLSUN
Cumhuriyet Halk Partisi'ne mahkeme kararıyla “mutlak butlan” dediğimiz Kemal Kılıçdaroğlu'nun döneminde yapılan kongrede, geçersiz sayıldı ve Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra olan kongrelerinin hepsi iptal edildi...
Şimdi geldik başa döndük. Bu süreci, akşamdan beri bütün Türkiye'deki siyaset ve basın veya bu konuyla ilgili anayasa hukukçuları konuşuyorlar. Ancak bizim tabandan anladığımız, taşradan gördüğümüz şu: Bu kararın çıkması için ve bu kongrede şaibe olduğunu veya hukuken altı nasıl doldurulduysa talepte bulunan CHP'liler! Cumhuriyet Halk Partililer! İtiraz eden onlar, tanıklık eden onlar. Tüm belediyelerde olan olaylarda da tanıklık eden onlar, şikayet eden de onlar.
TARLAYI SÜREN KILIÇDAROĞLU, HASAT EDEN ÖZGÜR ÖZEL
Aslında Türkiye üzerinden büyük bir akıl dönüyor. Bu devlet aklıdır, yerel akıldır veya genel akıldır; ben onu bilmem. Ama bildiğim bir şey daha var: Bugün, dün nasıldı, bugün nereye gidiliyor? Aslında, yani, Sayın CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel, "Bu darbe" dedi, "CHP Genel Merkezi'ndeyiz" dedi, "Ayrılmayacağım" dedi. Bu biz yayını çektiğimiz saatlerde de icra memurları CHP Genel Merkezi'ne, bu kararı tebliğ etmek için gittiler. Bu kadar, biz bu kadar herkesin bildiği kadarını biliyoruz. Ama bildiğimiz bir gerçek var: Sıkıntı büyük.
Hani her gecenin bir sabahı var. Mesela geçen yaz yandık, kavrulduk; bu yaz sular, seller ortalık. Allah'ın işi. Buradaki hadisede de ben şöyle değerlendiriyorum: Bugün, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi. İktidara doğru yürüyor, yerel seçimlerden aldığı oy oranıyla. Ancak eğer iktidar olunacaksa da bu akılla, bu kadroyla, bu şekilde olmaz diyen bir el var. Bu el kim, onu bilmiyoruz tabii. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Türkiye iktidarında, bir şekillenme var aslında, işin özü bu.
Şimdi iddialara bakıyoruz. Özgür Özel'le, Sayın Özel'le ilgili iddialara, bir de Kemal Kılıçdaroğlu'yla ilgili iddialara bakıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaşam standartları belli; hayata, dünya malı, dünyadaki imkanları da belli ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir başarısı var. Aslında Kılıçdaroğlu'nun ektiklerini topladı bunlar yerel seçimlerde.
Neye göre? Sayın Kılıçdaroğlu; milli görüşçüsünü, milliyetçisini, liberalini, sosyal demokratını, sosyalistini, muhafazakarını hepsini bir çatı altında toplamayı başardı ve bugün o kesimler, o kitleler, Cumhuriyet Halk Partisi'ni öcü gördüğü veya bir düşman gördüğü noktada oy verdiler. Demek ki "Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy verebiliyoruz" mantığı oluştuktan sonra, yerel seçimlerde büyük bir hamle, büyük bir başarı kazandı. Bu başarıda en büyük aktör, tarlayı süren Kılıçdaroğlu; tarlayı hasat eden Özgür Özel.
6 BİRLEŞMEZİ BİR ARAYA GETİRDİ: KILIÇDAROĞLU BU ÜLKEYE BARIŞI HUZURU GETİREBİLİR
Çünkü insanları bir araya getirmek, birleştirmek ve orada tutmak kolay bir şey değil. Kılıçdaroğlu bunu başarmıştı vakti zamanında. Yani tüm Türkiye'yi kapsayacak bir adım. Şimdi bugün verilen kararla Sayın Kılıçdaroğlu CHP'nin Genel Başkanı, mahkeme kararıyla ve aynı ölçüde, ülkedeki rahatlamayı yapmak adına, ülkedeki huzuru sağlamak adına gerek partisinde gerek tabanında gerek diğer halk kitlesinde, o Cumhurbaşkanlığı adaylığında altı birleşmezi bir araya getiren Kılıçdaroğlu bu çalışmayı yaparak bu ülkeye huzuru getirebilir, barışı getirebilir; birçok değerlere değer katabilir. Bu çok önemli. Bu başarıldı geçmiş tarihlerde, şimdi de başarılabilir. Çünkü bu kavga veya bu gerilim, bu mücadele, bu kaos diyelim, bize ekonomi olarak, hayat olarak, denge olarak her şeyimize yansır. Yansımasın. Borsanın düşmesi, bugün gelişen ekonomik olaylara baktığımızda; alt alta, üst üste hepsine baktığımızda bu kavgadan Türkiye kazansın, Türkiye kaybetmesin. İnşallah böyle olur, inşallah böyle de olsun. Sağduyu hakim olsun..
Milletimiz de maddi, manevi, içtimai olarak hayatın içinde ezilmesin. Dileğimiz bu. Çünkü bu konuyla ilgili bilgisi olan da konuşuyor, olmayan da konuşuyor. Biz sadece yorumumuzu yapalım. Kılıçdaroğlu bu ülkeye huzuru, barışı, sağduyuyu getirebilir. Ben buna inanıyorum. En azından benim fikrim bu. Başkalarının fikrini bilmem.
“RESMİ OLMAYAN BİR ŞEY YOK”
Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak ve Akçakoca Belediyesi iştirak şirketi ABİTAŞ şirketinde, bir inceleme; kendi evinde bir inceleme, bir arama yapıldığı ve kendisinin Antalya'da olduğu ve bu operasyondan sonra Antalya'dan ailesiyle beraber gelirken yolda Afyonkarahisar'da gözaltına alındığı bilgisine ulaştık. Bunu bütün medya öğrendi.
Biz bugün ABİTAŞ'ın genel müdürüyle de görüştük. Denilen şu; bahse konu olan çekler ABİTAŞ'a bağış olarak alındı, resmiyete konuldu. Resmi olarak da ciro edilerek normal ticarete devam edildiği yönünde. Şimdi bu çekler alınırken ne oldu, ne gitti bilmiyoruz.
Ancak bir şey daha var; gazetemize açıklama yapan Fikret Albayrak, haber merkezimize de dediği şu; 'Daha önce, imarla ilgili biz Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk, İçişleri Bakanlığı'ndan talep ettik, müfettiş geldi, inceleme yaptı ve biz bunlarla ilgili zaten suç duyurusunda bulunduk. Bizim hukuk, yasa, imar mevzuatına aykırı veya cezai müeyyidelere aykırı yaptığımız bir şey yok.' diye bir beyanı bulundu. Onu bilmiyoruz. İddialar ve beyanlar ama şunu iyi biliyoruz.
Şimdi hukuk ve adalet mülkün temeli. Adaletin olmadığı yerde, hukukun olmadığı yerde, hakkaniyetin olmadığı yerde huzur, bereket, hiçbir yani hayatı kolaylaştıracak veya hayatı mutlu edecek hiçbir şey olmaz.
Ben şuna da inanıyorum; hepimiz bir haber yapıyoruz. Bir niyetle yapıyoruz, bir bakışla yapıyoruz, bir yorumla yapıyoruz. Bazı şeyleri görmezden geliyoruz, bazı şeyleri görerek geliyoruz. Buradaki ölçü ne? Ölçü ne? Vicdan mı, iman mı, cüzdan mı? Önemli olan bu. Nereden baktığımız önemli bir meseleye. Ben bildiğim kadarıyla, tanıdığım kadarıyla, gördüğüm kadarıyla, en azından gördüğüm kadarıyla bu iddiaların mutlaka savcılık tarafından veya yasal bir altı mutlaka vardır; fakat soruşturmalar, ifadeler alındıktan sonra gerçeklerle yüzleşeceğiz.
Şimdi bunları bu şekilde yazarken, çizerken, ederken, eylerken çok dikkat ediyoruz. Çünkü insanın, bir insanın hayatı, bir kitlenin hayatı çok önemli. Hakikaten yaptığımız iş çok zor. Biz bilmeden, bilerek yapmayız ama bilmeden gönüller de kırabiliriz basın olarak. Bilmeden hakka da girebiliriz. Onun için mümkün mertebe hep doğruyu ve hakikati yazmaya gayret ediyoruz. Bu ve buna benzer konuları oncurtv.com ve Manşet Gazetesi'nden temin edebilirsiniz, görebilirsiniz, okuyabilirsiniz.
RAHMETLE ANIYORUZ
Şimdi bir anekdotla meseleyi tatlıya bağlayalım. Bir gün Allah rahmet eylesin, bugün cuma günü herhalde rahmet istedi, merhamet istedi veya dua istedi, merhum şehit Muhsin Yazıcıoğlu'yla bir gün böyle birebir de bir sohbet etme imkanı nasip etti Allah bize, şereflendirdi. Kendisi, bana bir soru sordu. Dedi ki, 'Sana göre' dedi, 'bu ülkenin' dedi 'hainleri kimdir?' dedi. Şimdi benim bildiğim kadarıyla, tabii bilgin olacak ki fikrin olacak diyoruz ya, bildiğim kadarıyla Sebatayistleri, özünde Agop olup Yakup olanları, David olup da Davut olanları, ben bildiğim kadarıyla Sebatayizmi, Pakradunileri, gizlenenleri, saklananları, kendini Müslüman gibi gösteren Hristiyanları, anlatabildiğimi anlattım.
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK HAİNİ KİM?
Bana bir güzel bir tebessüm etti. Dedi ki, 'Bu ülkenin en büyük haini kimdir biliyor musun?' dedi. 'Kimdir?' dedim. 'Bu ülkenin en büyük haini, en çok vatanını sevendir.' dedi. 'E, bu nasıl olur?' dedim, 'Reis, bunun izahı nedir?' Söylediği şey şu; 'Çünkü bu ülkedeki güç sahipleri, güçlü olanlar, bunun saatlerce konuşulur bu konuyla ilgili, kendi hesaplarını, kitaplarını bozacak vatansever evlatları hain ilan eder.' dedi. Yani devler cüce, cüceler dev. Maalesef.
İnşallah biz devletimizin özellikle, şu coğrafyada yaşadıklarımız malum, savaşlar malum, etnik kökenler, terör malum. İnşallah bugün güzel bir dua edelim. Allah devletimize, milletimize, ümmetimize zeval vermesini. Devletini, milletini, bu toprağı, bu coğrafyayı hem dünya hem ahiret için, özellikle ahiret derdiyle seven ve hizmet edenlere güç, kuvvet versin; çünkü bu çok önemli. Hakikaten bu duayı edelim. Çünkü devletimiz ne kadar güçlü olursa, ne kadar sahih olursa, ne kadar adil olursa, ne kadar hakikatli olursa bunun yaşam kalitesi olarak bize yansımaları olacak.