15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye tarihinin en karanlık gecelerinden biri yaşandı. Milletin iradesine, demokrasiye ve ülkenin geleceğine yönelik hain darbe girişimi, sokaklara çıkan milyonlarca vatandaşın kararlı duruşuyla engellendi. Aradan tam 10 yıl geçti. Ben de bu yılki yazımı, yaşananları hatırlatmaktan çok, milletimizin o ruhu hâlâ taşıyıp taşımadığını gözlemlemek için kaleme almak istedim.
Doğrusu aklımdaki en büyük soru, yıllar geçtikçe 15 Temmuz'un hafızalardaki yerinin zayıflayıp zayıflamadığıydı. Meydanlar yine dolacak mıydı? İnsanlar demokrasi nöbetine aynı inançla sahip çıkacak mıydı? Bunun cevabını görmek için 15 Temmuz akşamını dikkatle takip ettim.
Gördüğüm manzara umut vericiydi. Düzce'de düzenlenen yürüyüşe ve anma programlarına 10 yıl geçmesine rağmen binlerce vatandaş katıldı. Gençler, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar aynı duyguyla meydanlardaydı. Bu tablo, milletimizin 15 Temmuz'u unutmadığını ve demokrasiye sahip çıkma iradesinin ilk günkü kadar güçlü olduğunu gösterdi.
Bu katılım aynı zamanda önemli bir mesaj taşıyordu. Türkiye'de iktidarların değişeceği yer sandıktır. Millet kimi göreve getirirse o yönetir, millet kimi değiştirmek isterse yine bunu demokratik yollarla gerçekleştirir. Seçilmiş hükümetleri değiştirecek olan güç ne tanktır ne de silahtır; tek söz sahibi millettir.
Ayrıca Sayın Valimiz Mehmet Makas muhteşem bir konuşma yaptı. Düzce Milletvekillerimizin Ankara'da oluşundan dolaya alanda olmamaları doğal karşılanırken, önceki dönemlerin Düzce Milletvekillerinden, Belediye Başkanlarıdan ve İl Başkanlarıdan hiç kimsenin olmaması dikkat çekti.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği, "Milletin gücünün üzerinde bir güç yoktur." sözü, 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi bugün de anlamını koruyor. Demokrasiye sahip çıkan milyonlar, bu sözün sadece bir ifade değil, yaşanmış bir gerçeğin özeti olduğunu bir kez daha gösterdi.
Elbette geçmişten ders çıkarmak zorundayız. Darbelerin, vesayet girişimlerinin ve millet iradesini hiçe sayan anlayışların bu ülkede bir daha karşılık bulmaması için birlik ve beraberliğimizi korumalıyız. Farklı düşüncelere sahip olabiliriz ancak ortak paydamız her zaman demokrasi ve milli irade olmalıdır.
10 yıl sonra Düzce meydanlarında gördüğüm tablo bana bir kez daha umut verdi. Bu millet, geçmişini unutmadan geleceğine yürümeyi biliyor. Demokrasiye sahip çıktığı sürece ne darbeler ne de kalkışmalar bu ülkeye zarar verebilir. Çünkü son sözü her zaman olduğu gibi yine millet söyleyecektir.