Düzce’de basın sektörünün son birkaç yılda geldiği noktayı üzülerek izliyorum.
Yıllardır bu mesleğin içerisinde olan biri olarak, bir dönem Düzce basınının kalitesiyle övünürdük. Bundan 5-6 yıl önce farklı görüşler, farklı yayın politikaları ve farklı bakış açıları elbette vardı. Eleştiri de vardı, tartışma da vardı. Ancak ortak bir meslek kültürü ve birbirine karşı belli bir saygı vardı.
Herkes işini yapardı.
Gazeteci haberin peşinde koşar, sabahlara kadar çalışır, sahaya çıkar, bilgi toplar, doğrular ve okuruna ulaştırırdı. Kimse bir başkasına emrivaki yaparak, kişisel hesaplaşmalarını haber görüntüsü altında kamuoyuna sunmaya çalışmazdı.
Bugün ise ne yazık ki bazı mecralarda gazetecilik ile kişisel hesaplaşma arasındaki çizginin giderek kaybolduğunu görüyoruz.
Basın; kişisel hırsların, kırgınlıkların ve hesaplaşmaların aracı olmamalı.
Eleştiri gazeteciliğin temel taşlarından biridir. Yanlış gördüğümüzü elbette yazacağız. Kamu adına soru soracağız, yöneticileri eleştireceğiz, eksikleri gündeme getireceğiz. Ama bunu yaparken gazeteciliğin temel ilkelerini, vicdanımızı ve meslek ahlakımızı kaybetmemeliyiz.
Çünkü bu şehirde basın bugünlere kolay gelmedi.
Yıllarca gecesini gündüzüne katan, yağmurda, karda, bayramda, cenazede, kazada, yangında sahaya koşan insanlar oldu. Matbaa önlerinde sabahlayan, haber yetiştirmek için dirsek çürüten, mesleğini ekmek kapısı olarak değil aynı zamanda bir kamu görevi olarak gören insanlar…
Bugün sahip olduğumuz medya ortamının temelini onlar attı.
Şimdi ise o emeğin üzerine konup gazeteciliğin itibarını aşağı çekmek, geçmişte verilen büyük emeğe haksızlık.
Mirasyedilik sadece maddi değerlerde olmaz. Mesleki mirasın da mirasyedileri vardır.
Birileri Düzce basınını yıllar içerisinde belli bir noktaya taşıdı. Şimdi ise bazıları, bu birikimin üzerine yeni bir şey koymak yerine kaliteyi aşağı çekiyor.
Oysa yapılması gereken çok basit:
Daha iyi haber yapmak.
Daha doğru bilgi vermek.
Daha güçlü araştırmak.
Daha çok sahada olmak.
Kişilere değil, olaylara ve kamu yararına odaklanmak.
Çünkü gazetecilik, birbirini geçme yarışı değildir. Hele hele birbirini yıpratma hiç değildir.
Bugün Düzce’nin kaliteli, güvenilir ve itibarlı bir basına her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.
Mesleğe yeni giren genç gazetecilere de büyük sorumluluk düşüyor. Onlara bırakacağımız miras; kavga, polemik ve kişisel hesaplaşmalar değil, etik değerlere bağlı, güçlü ve saygın bir gazetecilik kültürü olmalı.
Unutmayalım…
Bugün basının geldiği noktadan hepimiz sorumluyuz.
Birileri yıllarca bu meslek için emek verdi.
Şimdi o emeği korumak da bizim görevimiz.
Düzce basını bunu hak etmiyor.
Ve bu mesleğe yıllarını veren insanların emeğinin, birkaç günlük kişisel hesaplaşmaya kurban edilmesine gerçekten yazık.