Gazze İçin Bilim Kafe etkinliğiyle; Gazze'de eğitimlerini sürdürmeye çalışan öğrenciler ile akademik faaliyetlerini devam ettirmeye gayret eden akademisyenlerin sesini duyurmak, eğitim ve bilimin barış ve geleceğin inşasındaki rolüne dikkat çekmek amaçlandı.
Programa; Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, Genel Sekreter Nihat Yıldız, Düzce İl Müftüsü Osman Aydın, Düzce Üniversitesi akademik birim yöneticileri, Filistinli öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert’in moderatörlüğünü üstlendiği etkinlikte; Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fehmi Soğukoğlu ve Düzce Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin Gazzeli öğrencisi Abdalfatah Albaba konuşmacı olarak yer aldı.
“İnsan Her Şeyini Kaybettiğini Düşündüğü Bir Anda Umudunu Nasıl Korur?”
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, sözlerine “İnsan her şeyini kaybettiğini düşündüğü bir anda umudunu nasıl korur? sorusuyla başladı. Programda bu sorunun cevabını arayacaklarını belirten Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, “Gazze’de yaşananlara baktığımızda çok büyük bir acı ve yıkım görüyoruz. Ama aynı zamanda hayata tutunmaya, eğitimine devam etmeye, geleceğini kurmaya çalışan insanları da görüyoruz.” ifadelerini kullandı. YÖK’ün öncülüğünde “Gazze İçin Bilim Kafe” etkinliklerinin ikincisinde bir arada olduklarını söyleyen Cömert, Düzce Üniversitesi olarak 80’e yakın Bilim Kafe etkinliğiyle bilimi toplumla buluşturmaya devam ettiklerini dile getirdi.
“İnsan Olarak Bu Meseleye Kayıtsız Kalamayız”
Programın ilk konuşmacısı Doç. Dr. Fehmi Soğukoğlu, ülke olarak Gazze’yle dini ve tarihi bağlantılarımızın olduğunu ve konunun insani bir meseleye dönüştüğünü belirtti. Orada bir zalim ve bir mazlum tarafın bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Soğukoğlu, mazlum tarafın sesini duyurmak istediklerini ve insan olarak bu meseleye kayıtsız kalınamayacağını vurguladı. Dünyanın gözü önünde yaşanan dramın geçmişinin 1948’e kadar dayandığına işaret eden Düzce Üniversitesi öğretim üyesi, 7 Ekim olaylarını özetleyerek Gazze’de bir savaşın değil, soykırımın söz konusu olduğunun altını çizdi.
“En Kötü Duygu, Terk Edilmişlik Duygusu”
Düzce Üniversitesi’nin Gazzeli öğrencisi Abdalfatah Albaba ise dört yıl önce Türkiye’ye İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde eğitim almak için geldiğini söyleyerek “Kendimi yabancı hissetmedim. Hep vatanımda gibi hissettim. Bu duygu için gerçekten teşekkür ederim. Gazze’de doğdum ve 18 yılım geçti. Gazze büyük bir hapishane. Gıda ve balıkçılık izinlerinin kontrolü İsrail tarafından 1-3 ay sürüyor. Sürekli elektrik kesiliyor. 77 yıldır devam eden bir soykırım var. Her gün yemek ve su bulmak çok zor. En kötü duygu, terk edilmişlik duygusu. Destekleri için Türkiye’ye ve Düzce Üniversitesi’ne çok teşekkür ediyorum. Umutlu olmaya devam ediyorum. Herkes gibi biz de dünyada onurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
“Zor Zamanlarda Umudu Korumak: Gazze ve İnsanlık” adlı Bilim Kafe etkinliği, teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.