HABER

O SEBEPLER GENÇLERDE KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR

Eskiden "yaşlı hastalığı" olarak görülen kalp krizleri, artık yaşam tarzı, genetik ve çevresel faktörler nedeniyle daha erken yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Öncü Haber’e gençlerde kalp hastalıklarının risk faktörleri ve alınması gereken önlemlerle ilgili açıklamalarda bulunan Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Hamide Gül Özdemir, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, yoğun stres, sigara ve alkol kullanımının da gençlerde kalp damar hastalıklarını tetikleyebileceğini vurguladı.

Abone Ol

Son yıllarda genç yaş gruplarında kalp sağlığına yönelik endişeler giderek artıyor. Kalp krizi ve kalp durmasına bağlı erken dönemdeki ölümler, ​genç yaşta kalp krizlerinin arkasında yatan nedenlere gözleri çeviriyor. Öncü Haber ekibi konunun uzmanı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Hamide Gül Özdemir’e mikrofon uzattı.

Vatandaşlara hayati uyarı ve tavsiyelerde bulunan Özdemir, kalp hastalıklarının nedenleri hakkında da bilgi verdi.

“35 YAŞ ALTINDA KALP HASTALIĞI BEKLENEN BİR DURUM DEĞİL”

Genç yaşta kalp hastalığı görülmesinin öncelikle genetik ve ailesel faktörlerle ilişkili olabileceğine dikkat çeken Özdemir, “Gençlerde son zamanlarda kalp hastalıklarının artışı, yaşam tarzından kaynaklı sıkıntılar olabilir ama öncellikle genetikte yani ailesel bir kalp hastalığından şüphelenmek gerekiyor. Çünkü 35 yaş altında, kalp hastalığı beklediğimiz bir durum değil. Yani yaşam tarzındaki değişiklere bile bağlı olarak değil. Yaşam tarzından kastımız, Akdeniz diyeti tarzında beslenmeme, hareketsiz yaşam, teknolojinin getirdiği hareketsiz yaşam, sigara kullanımı, yoğun alkol kullanımı ve yaşadıkları hayat stresi aslında kalp hastalığına yol açabilir. Özellikle koroner arter hastalığı diyoruz bu duruma, yaşam tarzı değişikleri ile önlenebilir bir durum. Spor yapmama, sağlıksız beslenme, sigara, stres ve yoğun alkol kullanımı gençlerin daha sık bu nedenlere bağlı kalp hastası olmasına sebep oluyor diyebiliriz.” dedi.

SPOR YAPARKEN ÇARPINTI, NEFES DARLIĞI VE HAREKET KISITLIĞINA DİKKAT!

Spor yaparken yaşanan çarpıntı veya nefes darlığının hareketleri de kısıtlaması halinde bir sıkıntıdan bahsedilebileceğine dikkat çeken Özdemir, “Spor yaparken çarpıntı konusuna değinecek olursak, aslında kalbin belli bir atım sayısı var. 80-100 arasında nabız atımına normal deriz. Sporla sarf edilen eforla birlikte, duruma göre 150-180 arası olabiliyor. Aslında bu durum kalbin kaldırabildiği bir yük oluyor ama çarpıntı varsa, çarpıntıyı hissediyor, nefes darlığı eşlik ediyor ve hareketler kısıtlanıyorsa o zaman bu durumda bir sıkıntıdan bahsedebiliriz.” ifadelerine yer verdi.

“KRONİK STRES VE UYKUSUZLUK KALP SAĞLIĞINI ETKİLİYOR”

Kronik stres ve uykusuzluğun kalp sağlığını etkilediğini söyleyen Özdemir, “Uyurken vücutta antioksidan, antiinflamatuvar devreye giriyor. Aslında uykuda sadece kalp değil, tüm vücut bir onarım sürecine giriyor. Melatonin en yüksek olduğu saat gece 23.00’da pik yapar, o saatte uykuda olmak, bir 6-8 saatlik uyumak vücudun yenilenmesini hızlandıran bir durum. Uykusuzluk durumunda vücut yenilenmiyor, haliyle tüm vücut sağlığını etkiliyor. Kalp sağlığı etkileniyor, kalp damarları yenilenmiyor vücut iyileşebilecekken o onarım fırsatını vermeyişimiz oluyor uykusuzluk. Stres de aynı şekilde, stresi net olarak ifade edemeyiz ama bir uyku bozukluğu, stres hormonlarında artışa neden olabiliyor. Buna bağlı olarak direkt damara hasar söz konusu olabiliyor.” ifadelerini kullandı.

ELEKTRONİK SİGARA DA MASUM DEĞİL

Elektronik sigaranın geleneksel sigaradan daha az zararlı olduğu algısının yanlış olduğunu vurgulayan Özdemir, “Tütün ve tütün ürünleri akciğere sıkıntı yaratabilir. Nikotine bağlı direkt hasar olabilir. Tütün maddesinin yanındaki karbonmonoksit gibi çeşitli toksik maddeler, kanserojen maddeler direkt akciğere hasar veriyor. Akciğere hasar verdiği gibi vücudun tüm bölümlerine hasar veriyor. Elektronik sigarada da aynı şekilde riskler var. Elektronik sigara ile normal sigaranın bir farkı yok koroner arter hastalığı için. Tütün ürünleri her zaman vücudumuza zarar veriyor. Tıpkı yoğun alkol kullanımının da zarar vereceği gibi.” dedi.

Kronik bir kalp hastalığı oluşmaması için uyarılarda bulunan Özdemir, “Uykumuzu almamız, sağlıklı beslenmemiz, sigara kullanmamamız, alkol tüketmememiz ve stres yönetimi yapmamız gerekli. Bunlar değiştirilebilir faktörler, değiştiremediğimiz durumlar tabi ki olabilir. Bu yapısal kalp hastalığı, genetik geçişli kalp hastalığı olabilir. Özellikle gençlerde ani kalp durmasına neden olan kanalopati diyoruz, kalbin ileti sistemindeki kalsiyum, sodyum kanallarındaki hasar, bunlar genelde genetik geçişli oluyor. Bu durum da ritim bozuklukları aracılığı ile kalp durmasına ve kalp hastalıklarına sebep oluyor.” şeklinde konuştu

“GENÇ ÖLÜMLERDE GENETİK ÖYKÜ VE YAŞAM TARZINA BAKILMASI GEREKİYOR”

Genç yaşta kalp krizine bağlı ölümlerde genetik öykü ve yaşam tarzının etkilerine bakılması gerektiğine değinen Özdemir, Düzceli sinema ve tiyatro oyuncusu Kandemir Görkem Arslan'ın geçtiğimiz günlerde kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmesine sözü getirerek, “Yakın zamanda Düzceli oyuncumuz Kandemir Görkem Arslan, evinde fenalaşmış ve ani kalp durması durumu gerçekleşmiş. Geri dönüşümsüz, ani kalp ölümü olmuş. Bunu daha çok kalp krizi ile açıklamışlar. Böyle genç ölümlerde şu akla gelmeli: Ailede bahsettiğimiz gibi erken kalp krizi ve ani ölüm öyküsü var mı? Onun dışında yoğun sigara ve alkol kullanımı, uykusuzluk, stres ve madde kullanımı var mı? Özellikle gençlerde bahsettiğimiz sebeplere dikkat etmemiz gerekiyor. Diğer durumları genetik olmasından dolayı değiştiremiyoruz.” açıklamalarında bulundu.

RİSK GRUBUNDAKİ GENÇLER NE YAPMALI?

Risk grubunda yer alan gençlerin yalnızca yaşam tarzı değişiklikleriyle riski azaltabileceğini ancak genetik ya da yapısal kalp hastalığı varsa düzenli kardiyoloji kontrollerinin şart olduğunu belirten Özdemir, “Geri dönüştürülebilir sebepler dedik. Bunlarla koroner arter hastalığı olma riskini azaltabiliriz. Var olan bir kalp hastalığına ek bir koroner arter hastalığı da eklenmez. Risk tabi ki düşer ama bu gençlerde daha çok genetik, ailesel geçişli, bu ritim bozukluğu yapan hastalıklar yapısal kalp hastalıklarını gördüğümüz için aslında risk grubu altındaysa poliklinik kontrol ve eko takibi yapılması gerekiyor. Takip altında olacaklar. Tabi bu nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, eforla özellikle hareketle kısıtlanması, merdiven çıkarken zorlanma gibi sinyalleri alıp daha erken kontrole gideceğiz. Ailede ani ölüm varsa, kalp ölümü varsa, genetik bir kalp hastalığı varsa yapısal bir kalp hastalığı, ritim bozukluğu varsa sık kardiyoloji kontrollerine devam etmeleri lazım. Tabii bu riski azaltır mı? Artacak riski kendi riskine çekmek için sağlıklı yaşaması lazım.” diye konuştu.

HANGİ DURUMLARDA HEMEN HEKİME BAŞVURULMALI?

Dahiliye Uzmanı Hamide Gül Özdemir sağlık kuruluşuna başvurulması gereken durumları son olarak şu sözlerle dile getirdi:

“Soğuk soğuk terleme, çarpıntı, hareketle özellikle nefes darlığı olması, uyurken nefes darlığıyla uyanma gibi durumlarda göğüs ağrısı, sol kola, çeneye vuran ağrı olduğunda mutlaka en yakın sağlık merkezine başvuracaklar.”

Haber-Görüntü: Zeki Aşıkoğlu – Naci Kartal