banner851

banner614

“ESKİ BİNALARDAN UZAK DURUN”

17 Ağustos 1999’da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, Düzce’nin felaketle ilk acı yüzleşmesi oldu. Her yıl depremin yıl dönümünde afetlere hazırlıklı olup olmadığımız sorgulanırken, Prof. Dr. Ziyadin Çakır, depremin ne zaman olacağını tahmin etmek yerine hazır olunması gerektiğini, Marmara'da uzun süredir kırılmanın yaşanmadığı fayın bazı bölümlerinde deprem beklediklerini söyledi.

banner619
Sağlık & Çevre 17.08.2021, 12:00 18.08.2021, 17:11
1235
“ESKİ BİNALARDAN UZAK DURUN”

17 Ağustos 1999 günü saat 03.02'de meydana gelen ve merkez üssü İzmit Gölcük olarak açıklanan 7.4 şiddetindeki deprem, Düzce’de de büyük yıkıma yol açtı. Marmara depremi olarak da anılan deprem Düzce merkez, Gölyaka, Cumayeri, Çilimli ve Gümüşova ilçelerinde can ve mal kaybına neden oldu. Toplam 270 kişinin hayatını kaybettiği depremde 685 kişi enkaz altından kurtarıldı. Acının 22. yıl dönümünde uzmanlar bir kez daha depreme hazırlıklı olunmasının önemine işaret etti.

Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziyadin Çakır, 17 Ağustos 1999'daki Marmara Depremi'nin 22. yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, insanların büyük ve yıkıcı olduğunda depremin ciddiyetini ve önemini anladığını belirtti.

Devlet tarafından deprem sonrasında yapılacak acil mücadele ve arama kurtarma gibi konulardaki senaryo çalışmalarının önemli olduğuna dikkati çeken Çakır, devletin bilim camiasındaki deprem çalışmalarına TÜBİTAK ve AFAD kanalıyla destek verdiğini kaydetti.

Çakır, Marmara'daki depremin üzerinden 22 yıl geçtiğini, bu sürede büyük bir deprem olmamasının şans olduğunu ifade ederek, "Bu sürede İstanbul'un yapı stokunda ciddi miktarda yenilenmeler meydana geldi. Başta okullar, hastaneler olmak üzere birçok kamu binaları yenilendi ve yenileniyor. Ancak bu istenilen seviyede değil. Bu nedenle İstanbul'da kentsel dönüşümün hızlandırılması gerekiyor. Bu nedenle, İstanbul için özel bir yasa da çıkartılabilir." dedi.

Çakır, binaların özelikle 4-5 kattan yüksek olanlarının oldukça riskli olduğunu, bunların yaşam için tercih edilmemesi gerektiği kaydederek, şöyle devam etti:

"Eski yapı stokunun daha hızlı şekilde eritilmesi lazım. Şu anda yapı stokumuz eski gibi değil. Yeni yapılan binaların deprem yönetmeliğine göre yapılıp denetleniyor olması çok önemli. İnsanlara, ev satın alacağı zaman 2000 yılından önce yapılmış binalardan kesinlikle ev almamasını tavsiye ediyorum. Çünkü bu binaların çoğu deprem için gerekli mühendislik hizmeti almamış, depreme karşı dayanıklılığı düşünülmemiş yapılar. Vatandaşlarımız eski binalardan uzak dursunlar."

"Her geçen gün deprem bir gün daha bize yaklaşıyor"

Prof. Dr. Ziyadin Çakır, beklenen İstanbul depremine her geçen gün daha da yaklaşıldığını ancak bunun önceden tahmin edilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.

Bazı kimselerin hiçbir bilimsel araştırma ve hesap yapmadan çeşitli tahminlerde bulunduğunu, bunların insanın kafasını karıştırdığını belirten Çakır, şunları kaydetti:

"Bu nedenle depremi tahmin etmek yerine deprem için hazır olmamız ve 'Ne zaman deprem olacak?' sorusunu artık sormamak gerekiyor. Çünkü kimse bilmiyor. Depremin zamanını, deprem biliminin en gelişmiş olduğu ülkedeki bilim insanları da bilmiyor. Bazı kişiler '5 sene içinde deprem olacak' veya '2047 yılına kadar deprem olmayacak' gibi beyanlarda bulunuyorlar. Bu söylemlerin hiçbirisi maalesef bilimsel verilere veya evrensel olarak kabul görmüş bilimsel yöntemlere dayanmıyor. Bir deprem olduğunda yanındaki fayın ne zaman kırılacağı noktasında da bize bir şey söylemek pek mümkün değil. Bu, 1 ay da 1 yıl da 32 yıl da olabilir. Ama şunu biliyoruz ki her geçen gün deprem bir gün daha bize yaklaşıyor. Marmara'da uzun zamandır deprem olmayan bazı fay hatları var. Bu fayın bazı bölümlerinde deprem olmasını bekliyoruz. Şu anda Türkiye'nin her yerinde 6,5 büyüklüğüne ulaşabilecek deprem her zaman olabilir.

"Depremden sonra sesli görüşmeden uzak duralım"

Çakır, Marmara Depremi'ni gençlerin hiç bilmediğini, bu nedenle deprem gerçeğinin onlara medyanın yardımı ve eğitimle aktarılması gerektiğini anlattı.

Deprem anında vatandaşların binadan çıkmaması ve merdivenlere yönelmemesi gerektiğinin altını çizen Çakır, "Büyük depremlerde bu şans pek olmuyor. Deprem ilk hissedildiğinde tavan yıkılma ihtimaline karşı bir ara boşluk oluşturabilecek yerlere sığınalım. Hayatımızı kurtarabilecek buzdolabı kenarı, mutfak tezgahı, yatağın kenarı gibi yerlere yaşam üçgenini yapalım. Depremden sonra da sesli görüşmeden uzak duralım. Çünkü telefonla aramaya başlanınca sistem kaldırmıyor ve kilitleniyor. Onun yerine internet veya SMS yoluyla mesajlaşma yapılırsa insanların yakınlarıyla bu şekilde iletişimi kopmamış olur." değerlendirmesinde bulundu. (MANŞET HABER/AA)

banner844
Yorumlar (0)