banner851

banner955

SAĞLIĞINIZ İÇİN UZMANA KULAK VERİN

Son yıllarda toplumda görülme sıklığı artan “metabolik sendrom” Düzce Üniversitesi’nde düzenlenen konferansla çok yönlü ele alındı. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Attila Önmez, metabolik sendroma zemin hazırlayan risk faktörlerini hipertansiyon, obezite, dislipidemi ve diyabet olarak sıralarken, tedavide yaşam tarzı değişikliğinin önemini “Hiçbir ilaç, yaşam tarzı değişikliğinden daha etkin değildir.” diyerek özetledi.

Sağlık & Çevre 07.11.2021, 21:00
1267
SAĞLIĞINIZ İÇİN UZMANA KULAK VERİN

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından gerçekleştirilen konferans serileri ile uzman konuklar, en güncel konuları katılımcılarla paylaşmaya devam ediyor.

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Metabolik Sendrom: Mahşerin Dört Atlısı” konulu konferansa; Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdris Şahin, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Bora Büken ve Prof. Dr. Muhammet Ali Kayıkçı ile öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi.

Kasım ayının ilk konferans serisinin açılış konuşmasını yapan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Ali Kayıkçı, metabolik sendromun günümüzde birçok sistemik hastalığın ana nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Son yıllarda toplumda görülme sıklığının oldukça arttığını belirten Prof. Dr. Kayıkçı, sunumunu yapmak üzere Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Attila Önmez’i kürsüye davet etti.

En sık görülen risk faktörleri: Hipertansiyon, diyabet, obezite ve dislipidemi

Dünyada her gün en çok ölüm nedeninin kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklandığına işaret ederek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Önmez, bunu kanser ve solunum hastalıklarının takip ettiğini belirtti. Kardiyovasküler hastalıklarda en sık görülen risk faktörlerinin hipertansiyon, obezite, dislipidemi ve diyabet olduğunu ifade eden Doç. Dr. Attila Önmez, bu dört risk faktörünün metabolik sendromu oluşturan komponentler olduğunu kaydetti.

Metabolik sendromu, insülin direnci ile başlayan bel çevresinde artışa, hipertansiyon, dislipidemi, diyabet ve kan şeker yüksekliğinin eşlik ettiği koroner arter hastalıkları gibi sistemik bozuklukların birbirine bağlandığı ölümcül bir metabolizma hastalığı olarak açıklayan Doç. Dr. Önmez, “Metabolik sendromu olan ve olmayan hasta popülasyonu karşılaştırıldığında çok çarpıcı sonuçlar bulunmaktadır.  Koroner kalp hastalığı yaklaşık dört kat, inmede bir buçuk kat artış görülmektedir. Yine metabolik hastalığı olan hastaların mortalitesinin çok yüksek olduğunu görüyoruz.” dedi.

“Zararlı Alışkanlıkları Bırakmak, İlaç Kullanmaktan Daha Etkili”

Metabolik sendrom tedavisinde yaşam tarzı değişikliğinin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Önmez, “Hiçbir ilaç, yaşam tarzı değişikliğinden daha etkin değil. Yaşam tarzı değişmediğinde hastalar tekrardan kilo alıp gelebiliyor. Bu nedenle uyku ve öğün saatlerinin düzenli olması,  stres, sigara ve alkolden uzak durulması gibi birçok yaşam değişikliğini burada sayabiliriz. Bunlarla birlikte riskleri azaltmak için dislipidemi, diyabet ve hipertansiyonu da tedavi ediyoruz.” şeklinde konuştu.  

Hızlı kilo kaybı yerine kalori azaltımı ve doğru diyet programları ile yavaş yavaş kilo vermek gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Önmez, bunun yanında fiziksel aktivitenin yapılmasının da önemli olduğunu vurguladı.

Bilinçsel davranış tedavisi, ilaç tedavisi ve bariatrik cerrahi yöntemleri hakkında da bilgiler veren Doç. Dr. Önmez, sunumun sonunda katılımcıların sorularını yanıtladı.

Konferans sonunda Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdris Şahin, Doç. Dr. Attila Önmez’e başarılı çalışmaları ve sunumu için teşekkür ederek, plaket takdim etti.

banner844
Yorumlar (0)
Yeni Sayımız