banner851

banner955

SAKIN ÇIPLAK ELLE DOKUNMAYIN…

Düzce’de havaların ısınması ile birlikte vatandaşlar mesire yerlerinde yoğunluk oluşturmaya başladı. Bu durum kene tutunmasına bağlı sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruları da son 1 ayda arttırdı. Parazitoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Orkun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan keneden korunma ve kene tutunmasına ilişkin doğru bilinen yanlışları anlattı.

Sağlık & Çevre 09.06.2022, 10:30
2506
SAKIN ÇIPLAK ELLE DOKUNMAYIN…
banner986

Düzce’nin köylerinde yaygın olan ve özellikle sığırların üzerinde çıplak gözle rahatça görülebilen keneler öldürücü Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı yüzünden halkı tedirgin ediyor. Piknik sezonunun başlaması ile birlikte soluğu yayla ve mesire yerlerinde alan Düzceliler, vücutlarında kene gördüklerinde büyük bir endişeyle hastanelere koşuyor. Yaklaşan hasat döneminde günlerce tarlalarda fındık toplayan üreticilerin de sık maruz kaldığı kene tutunmasına karşı tedbirli olmak sağlık açısından önem taşıyor.

Uzmanı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne yol açan kene hakkında doğru bilinen yanlışları anlattı.

Keneler ve Kene Kaynaklı Hastalıklar Araştırma Laboratuvarı sorumlusu olan Parazitoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Orkun, yaptığı açıklamada, kenelerin dünya genelinde karasal her ortamda görülebilen, kanla beslenen canlılar olduğunu, her yıl çok sayıda insan ve hayvanın kene kaynaklı hastalandığı veya hayatını kaybettiğini söyledi.

Kenelere ilişkin dezenformasyonun kene kadar tehlikeli olduğuna işaret eden Orkun, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi için çok yaygın kullanılan 'Keneden zehirlendi' terimi aslında çok yanlış. Çünkü bir eklem bacaklının konağını zehirlemesi için zehrinin olması, örümcekler, akrepler ve arılarda olduğu gibi bu zehri aktarması lazım. Kenelerde öyle bir yapı yok." dedi.

Orkun, Türkiye'deki KKKA virüsünün ana vektörü ile bazı bölgelerde yüzde 90'ın üzerindeki insan vakalarının sorumlusu kene türünün "Hyalomma Marginatum" olduğunu ifade etti.

Kenelerin insan ve hayvanlara iki "strateji" kullanarak geldiğini, "pusucu kene" denilen grubun, otların üzerinde pasif şekilde bekleyip, temas ettiği insan veya hayvanın vücuduna tırmandığını anlatan Orkun, "KKKA vektörü avcı bir kenedir. Bu kene avını beklemiyor, yerde saklanıyor, çevreden birinin geçtiğini fark ettiği anda çıkıp saldırıyor. Bu tür, insan veya hayvanı metrelerce takip edebiliyor. Tarlanın neresinde olursanız olun sizi bulabiliyor. Keneler yerden yürüyerek gelir. Uçmazlar, ağaçlara tırmanmazlar. Tutunacağı canlının vücuduna ayağından tırmanır." diye konuştu.

"Keneyi çıkarmak profesyonellik istemez"

Doç. Dr. Ömer Orkun, kenenin tutunmaması için vücutta öncelikle paçalar ile bel bölgesini kapatmak gerektiğini belirterek, koltuk altı, saçlı deri ve genital bölge gibi görünmeyen yerlere tutunabilen kene türlerinden ve yol açabilecekleri hastalıklardan vücudu dikkatli şekilde kontrol ederek korunabileceğini kaydetti.

Orkun, vücutta fark edildiği anda keneyle ilgili yapılması gerekenlere ilişkin şu bilgileri verdi:

"Keneyi vücudunuzda tespit ettiğinizde yapılacak en önemli şey keneyi çıkarmak. Maalesef medyada bazı haberlerde 'Keneyi kendi çıkardı öldü, keneyi kendiniz çıkarmayın' gibi dezenformasyonlar mevcut. Keneyi çıkarmak profesyonellik istemez. Buradaki esas nokta keneden bir an önce kurtulmak, yani sizden kan emmesini engellemektir. Kene vektör bir kene olabilir, hatta içinde virüs olabilir ama siz keneyi çok erken bir zamanda çıkarttığınız için çok kolay bir şekilde hastalıktan korunmuş olursunuz. Buradaki önemli nokta elinize bir şey giyerek, keneyi patlatmadan tek parça halinde çıkarmaktır."

Patlayan kene için eldiven uyarısı

Kenenin patlaması halinde eldeki herhangi bir yaradan ve çatlaktan, içerisindeki virüs veya diğer patojenleri bulaştırma riski bulunduğunu aktaran Orkun, bunun için eldiven giyilebileceğini, cımbız, ip ya da poşet kullanılabileceğini, arazide olunması durumunda hiçbir şey bulunamazsa yaprakla bile kenenin çıkarılabileceğini belirtti.

“Hastalık etkenleri kenenin gövdesinde”

Kenenin insan vücuduna gömüldüğüne ilişkin söylentilerin de doğru olmadığına işaret eden Orkun, "Kenenin 'vücuda gömülmesi' gibi bir durum yok. Sadece ağzının ucundaki bir yapı vücuda girmektedir. Şayet tam olarak çıkaramayıp, kenenin ağzını koparıp içeride bırakırsanız, bunun size hastalık bulaştırmasıyla bir bağlantısı yoktur. Bu durum birçok vakada kıymık batmasından öteye geçmeyecektir. Çünkü hastalık etkenlerini barındıran organ, kenenin gövdesinde bulunmaktadır." bilgisini verdi.

"Kenenin 'anında öldürmesi' gibi bir şey de yok." diyen Orkun, "Çünkü virüs, kene kan emmeye başlar başlamaz hemen tutunduğu canlının vücuduna aktarılmıyor. Bazıları için 48 saat gerekli. KKKA için ise en az 12 ila 24 saat gerekiyor." dedi.

Orkun, Türkiye'de daha önce bu hastalığın görülmediği ve "biyolojik terör"le ülkeye getirildiğine ilişkin açıklamalar yapıldığına da dikkati çekerek, "Bu hastalığı taşıyan kene bizim yerli ve aktif kenemiz. Çok uzun yıllardır burada olan bir kene ve bu canlı için Anadolu habitatı çok uygun. Yani kenenin dışardan gelme gibi bir durumu yok. Buradaki nokta, hastalığı bazı bölgelerde kabul etmemek oluyor. Bu yüzden ciddi ihmaller söz konusu olabilmekte. Bu da insan ölümlerine sebep olabiliyor." dedi.

"Kenelerle ilgili bir başka yanlışı da çiftlik hayvanlarını sağan kişiler yapıyor"

Kenelerle ilgili bir başka yanlışı da çiftlik hayvanlarını sağan kişilerin yaptığını belirten Orkun, şöyle konuştu: "Hyalomma Marginatum sığırların meme bölgesini çok sever. Çiftlik hayvanlarını sağan kişiler, sağım sırasında gördükleri keneleri çıplak elleriyle patlatıyor. Biz bazı vakaları bu şekilde görebiliyoruz. Kene tutunması olmuyor. Kene size tutunmasa bile içerisinde virüs olan bir keneyi elinizle patlattığınızda gövdesinde bulunan virüsler ellerdeki çatlak ve yaralardan içeri girebiliyor veya gözünüze sıçrattığınızda gözden enfeksiyon kapıyorsunuz. Kenenin kesinlikle bahsettiğimiz doğru yöntemlerle mücadelesi gerekiyor." (Öncü Haber/AA)

Yorumlar (0)
24
açık