banner851

banner614

UZMANINDAN KRİTİK TAVSİYELER…

banner619

Yaşamımızı derinden etkileyen yeni tip koronavirüs (COVİD-19) salgınıyla geçen 15 ay geride kaldı. Ölümcül salgınla mücadele için getirilen tedbir ve kısıtlamalar eğitimden, ekonomiye, sosyal yaşamdan, mesleklere kadar insan yaşamının hemen hemen her dinamiğinde zorunlu değişimleri de beraberinde getirdi. Bu süreçte salgının insan bedeni üzerinde neden olduğu tahribat kadar psikolojik etkisinin de ciddi ve yıpratıcı bir hal aldığını kaydeden Uzman Klinik Psikolog Furkan Sefa Göl, dünyayı etkilemeye devam eden salgınla psikolojik mücadele edebilmek için vatandaşlara tavsiyelerde bulundu.

banner846
Sağlık & Çevre 03.06.2021, 13:15 03.06.2021, 17:07
455
banner844

Türkiye’de ilk kez Mart 2020’de görülen ve o günden bu yana yaşamın tüm dinamiklerinde derin değişikliklere neden olan yeni tip koronavirüs salgınıyla 15 ay geride kaldı. Öncesinde ancak film senaryosuna konu olacak bir durum hayatın gerçeği olunca salgının insan bedeni üzerindeki etkileriyle beraber psikolojik etkileri de iyiden iyiye gün yüzüne çıkarak ciddi bir hal aldı.

DURUMU KABULLENMEMİZ GEREKİYOR

Öncü Haber’e konuşan Düzce Toplum Sağlığı Merkezi’nde görevli Uzman Klinik Psikolog Furkan Sefa Göl, salgının psikolojik etkilerinden korunmak için vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Yaşadığımız sürecin olağanüstü bir dönem olduğunu kabul etmemiz gerektiğini belirten Göl, “Ancak filmlere konu olabilecek bir durumun tam da içerisindeyiz. Bu süreçte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tedbirler alındı. Evlere kapandık. Eğitim öğretim uzaktan yürütülmeye başlandı. İş hayatında düzensizlikler oldu. En önemlisi de rutin hayatımız ve sosyal hayatımız değişti. Bu süreçte gördük ki salgının biyolojik etkisini yanı sıra psikolojik etkisi de gayet ciddi ve yıpratıcı bir hal aldı. Bu yüzden medikal önlemlerle birlikte psikolojik önlemlerde bir artış var.” dedi.

ALGILANAMAYAN TEHDİT NEDENİYLE GÜVENDE HİSSEDEMİYORUZ

Yıkıcı durumların insan psikolojisine olan etkilerinin yıllarca devam edebileceğini kaydeden Göl, “Geçmişte de salgınlar, doğal afetler olsun bitse de psikolojik etkileri yıllarca devam etti. Pandeminin boyutu gerçekten çok önemli. Bu dönemde en çok karşılaştığımız durum stres, kaygı ve endişe hali oldu. Tabii ki ortada gözle göremediğimiz, dokunamadığımız bir tehdit var. Biz insanlar karşımıza böyle bir tehdit çıktığında bunu yok ederek, savaşarak ya da kaçarak bir şekilde uyum sağlamaya çalışırız. Fakat bu tehdidi göremediğimiz ve algılayamadığımız için hiçbir şekilde kendimizi güvende hissedemiyoruz. Bu ölçüde de panik, kaygı ve endişe düzeyimiz artıyor.” pandemi döneminde artan kaygı düzeyi ve beraberindeki rahatsızlıklara vurgu yaptı.

“KENDİMİZE DOĞRU SORULARI SORMALIYIZ”

Salgının bizim kontrolümüzde olan bir şey olmadığını kabullenerek işe başlamamız gerektiğini belirten Göl, “Vatandaşlara verebileceğimiz tavsiyelerin başında şu geliyor. Bu salgını kontrol etmenin bizim elimizde olmadığını bilmemiz gerekiyor. Nasıl ki bir yağmur yağdığında ‘Ya bu yağmur neden yağıyor?’ sorusu kulağa çok mantıklı gelmiyorsa aynı şekilde ‘Bu salgın neden var?’ sorusu da mantıklı değil. Daha gerçekçi ve işlevsel bir düşüncemiz olması gerekiyor. Yağmur yağdığında nasıl ki şemsiyemizi açıp devam ediyorsak salgın döneminde de ‘Bize düşen ne? Ne gibi önlemler alabiliriz?’ diyerek hayatımıza devam etmemiz gerekiyor. Çünkü aksi takdirde bize ya da sevdiklerimize zarar gelebileceği yönündeki kurgulu düşünceler bizi daha güvenli hale getirmez. Bizim kontrolümüz dışında olan alanlara yönelmek bizi yorar. Psikolojik rahatsızlıklar için de bir risk ortamı oluşturur. O yüzden daha gerçekçi ve işlevsel düşünmemiz lazım.” diyerek kendimize cevabı bizde olmayan sorular yerine gerçekçi sorular sormamız gerektiğinin altını çizdi.

“PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLAR İÇİN BULUNMAZ BİR RİSK ALTINDAYIZ”

İnsan yaşamının olmazsa olmazı olan sosyal ilişkilerin bu dönemde zorunlu olarak geri planda kaldığını söyleyen Göl, “Bu dönemde hayatımıza sosyal mesafe ve sosyal izolasyon kavramları girdi. Fakat tam olarak biz insanların bunlar can damarı. Bizim bedensel ve ruhsal olarak iyilik halimizi oluşturmamız için sosyal yakınlıklar ve ilişkiler kurmamız gerekiyor. Biz bunlardan bir anlamda mahrum kaldık. Böylece psikolojik rahatsızlıklar için bulunmaz bir risk altına girdik. Klinikte gözlemlediğimiz rahatsızlıkların başında kaygı bozuklukları, panik bozukluklar, depresyon geliyor.” sözleriyle insani ilişkilerin yokluğunun psikolojik açıdan insanı korumasız bir döneme soktuğunu belirtti.

SÜREKLİ BİR ENDİŞE İLE TEDİRGİNLİK HALİ…

Uzman Klinik Psikolog Göl, kaygı ve panik duygularıyla baş etmekte zorlanan vatandaşların mutlaka bir uzmandan yardım alması gerektiğine vurgu yaparak, “Burada bizim en çok dikkat etmemiz gereken konulardan bir tanesi de bu tarz duygularla baş etmenin çok zor olduğudur. Duygusal acılarla, psikolojik sıkıntılarla, sürekli bir endişe ile tedirginlik hali… Rahatlama isteği nedeniyle alkol ve madde kullanımı çok fazla yaygınlaşabilir. Vatandaşlarımız bu konuda tavsiye edeceğimiz şeylerle bu duyguların üstesinden gelemiyorsa mutlaka bir uzmandan destek alması lazım. Bu sürede daha çok bizim kontrolümüz altında olan alanlarda eylemlerimize devam etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde kuruntulu düşüncelerle var olan durumu daha da zorlaştırabiliriz.” uyarısında bulundu.

TERAPİLER DE SÜREÇTEN ETKİLENDİ

Pandeminin mevcut danışanlarla olan ilişkilerde de zorunlu değişikliğe neden olduğunu belirten Göl, “Pandeminin başından bu yana gerek saha da gerek de telefon yardımıyla sürekli danışanlarımızla irtibat kurma yönünde bir çabamız oldu. Çünkü hali hazırda danışanlarımızla yürüttüğümüz diyaloglarımız var. Bu duruma bir şekilde adapte olmak zorundayız. Onları bu süreçte desteklemek adına telefonla hizmet vermeye başladık. Durum biraz düzelmeye başlayınca randevularımıza başladık.” dedi.

“EGZERSİZ YAPMAK RUH SAĞLIĞINI KORUYOR”

Vücut ve ruh sağlığını korumak için egzersizlerin koruma özelliğinden yararlanılabileceğini kaydeden Göl, “Özellikle kaygı bozukluğu ve depresyon durumlarında bire bir etkili. Çünkü biz biliyoruz ki beyinden salgılanan bazı kimyasal maddeler bizim rahatlamamız paralellik gösteriyor. O yüzden kısıtlamalar doğrultusunda evimizin etrafında kısa yürüyüşler yapabiliriz. Evimizde egzersizler yapabiliriz. Bunların hiçbirini yapmaya kişinin motivasyonu yoksa bile en azından bir müzik açıp dans etmesi bile yeterlidir. Bunun yanı sıra nefes egzersizleri bu sürede çok etkili. Çünkü kaygı sürecinde nefes alışverişimiz o kadar hızlanıyor ki oksijen oranımız azalıyor. Bu nedenle çok sağlıklı düşünemiyoruz. Eğer hala bu kaygılar geçmiyorsa mutlaka ve mutlaka bir uzmandan destek almamız gerekiyor.” diyerek hareketliliğin mümkün olan ölçüde sürdürülmesinin önemini hatırlattı.

“PSİKOLOJİK DİZİLER FARKINDALIK OLUŞTURDU”

Son dönemde televizyon kanallarında gösterimi artan psikoloji konulu dizilerle de vatandaşlarda bir anlamda farkındalık gördüklerini söyleyen Göl, “Medyada psikolojik dizilerin atması bir yandan güzel oldu. Toplumda farkındalık oluşturdu. Danışanlarımız ‘Bende de acaba bu sorun var mı?’ sorularıyla sık sık geliyorlar. Ruh sağlığı gözle görülen bir durum olmadığı için hep ihmal edilen fakat etkilerinin uzun sürdüğü rahatsızlıklar olabiliyor.” dedi.

HABER: Mehmet GÜNESEN

Yorumlar (0)
16°
kapalı