banner851

banner614

“AYŞE KEŞİR DÜZCE İÇİN BÜYÜK BİR ŞANS”

banner619

3 dönem AK Parti İstanbul milletvekilliğinden sonra partinin önemli bir organı olan MKYK’da görev üstlenen Metin Külünk, aynı seçimlerde olduğu gibi 2020-2021 kongrelerinde de sokağın sesine yeterince kulak verilmemesi sonucu bazı illerde beklentileri karşılamayan kişilerin koltuklara oturduğunu “Siyasetle hiç alakası olmayan birini, sırf telefon edenin gücü nedeniyle bir makama koyarsan, sokak hayırdır der!” diyerek ortaya koydu. Son yıllarda sanayi bölgeleri giderek artan Düzce’de turizme ağırlık verilmesi gerektiğine işaret eden Külünk, “Üniversite, yerel yönetim ve siyasetin bir ara duruşuyla Düzce çok daha iyi yerlere gelebilir. Özellikle iller arası ligde daha yukarıya tırmanabilir, buna da inanıyorum.” dedi. Öte yandan Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı olmasını “Düzce için bir şans” olarak niteledi.

banner846
Siyaset 06.04.2021, 15:00 06.04.2021, 18:16
1108
banner844

Öncü TV ve 100.2 ortak yayınıyla Düzce’nin gündemin nabzını tutan Öncü Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal’ın hazırlayıp sunduğu “Kitabın Ortasından” programına konuk olan AK Parti 24 – 25 ve 26. dönem İstanbul Milletvekili ve AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeliği görevine getirilen Metin Külünk, programın 2. bölümünde partisinin kongre sürecinden AK Parti döneminde yapılan teknolojik atılımlara, Düzce’de turizmin öneminden siyasete kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

“15 Temmuz’da bu milletin ayağa kalkışının ipuçları, 94’te gizlidir”

Son dönemde partiye gönül verenlerin çağrısı olan ‘AK Parti fabrika ayarlarına geri dönmeli.’ serzenişi konusunda ise Külünk şunları kaydetti: “1994 seçimleri bir çalışma modelidir. Birlikteliğin, samimiyetle, amatör ruhla birebir insanın yüreğine dokunarak, toplumun meselelerine sahip çıkarak inanmışlıkla mücadele edilir. Daha önceki bir televizyon kanalında da ifade ettim. İstanbul’da özel arabalarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından, çöp dağlarına teslim olmuş İstanbul’un o çöpten arınması için Refah Partisi teşkilatı mensupları, özel arabalarıyla mahallelerden çöp topladı ve toplama merkezlerine getirdi. Hedef neydi biliyor musunuz? Sayın Cumhurbaşkanımızın İ.B.B. Başkanlığındaki İstanbul’un problemlerinin çözümleri için, o samimiyetle tevazu dolu mücadele ruhu var ya; o ruhtur AK Parti’yi buraya taşıyan. O ruh 15 Temmuz’da Türkiye ruhu oldu. Oradaki çabalar, o metod, o inanmışlık, 15 Temmuz’da biz Türkiye ruhu olarak ülkemizi yöneteceğiz. O ruh bu topraklara aittir, 94 yılında da büyük bir iş başarılmıştır. Hiç kimsenin beklemediği olmuştur. 15 Temmuz’da bu milletin ayağa kalkışının ipuçları, 94’te gizlidir. O seçimde tüm sandıkların mazbatalarına sahipti o yüzden kıpırdayamadılar. AK Parti’nin kurulduğu yıllarda, bu özellik çok önemli ölçüde korundu, ama 2019’da korunmadı, korunmadı.

“Siyasetle hiç alakası olmayan birini, sırf telefon edenin gücü nedeniyle bir makama koyarsan, sokak hayırdır der!”

“Ben düşüncelerini saklamayan, kitabın ortasından konuşan bir adamım; 2020-2021 kongrelerinde sokağın bekledikleri büyük ölçüde yerelde gerçekleşmedi.” diyen Külünk sözlerine şöyle devam etti: “Çok iyi yönetilen yerler olsa da; çok iyi yönetilmeyen yerler de oldu. Ölçü ne? Bizim ölçümüz şu, bunlar tarihe kayıt olarak geçtiği için, dün söylediğim cümleler bizim gücümüzdür. Bir ile gidildiğinde, o ilin nabzı berberden, taksiciden, kahvehaneden, ayakkabı boyacısından, lokanta işletmecisinden, otobüsteki vatandaştan tutulur. Şu saydığım iş adamları bir insanla ilgili, “Evet bu şehrin en muteber adamı” diyorsa o insan sahiplenilir. Eğer bu gruplar (sokak) bir insanla ilgili ‘Bu asla olmamalıdır’ diyorsa, onun olmaması gereklidir. Siyasette şunu aştık, “Halk siyasete karışmamalı” yok böyle bir şey! Tam zıttı, elhamdülillah, vatandaşlarımız AK Partili olsun ya da olmasın, bir kere inanılmaz bir geçirgenlik var. Sokak olarak ifade ediyorum onu. Sokak elinde mercekle, mikroskopla mahalle teşkilatını, ilçe teşkilatını, il teşkilatını sorguluyor. Milletvekillerini, meclis üyelerini, belediye başkanlarını sorguluyor. Şu saydığım isimlerin, şu cümleye hakkı yok; ‘Sokak bizim teşkilata ne karışıyor.’ Tam zıttı, AK Parti teşkilatları halkın teşkilatlarıdır. Halk ne ister, ne bekler? Kapısı, telefonu açık, anlayan, dinleyen, ilgilenen, geri dönüşüm sağlayan olmayı bekler. Siyasetle hiç alakası olmayan birini, sırf telefon edenin gücü nedeniyle bir makama koyarsan, sokak hayırdır der! Beklentileri karşılama konusunda, maalesef tam başarılı olmamıştır. Hele de 2023 seçimleri öncesinde çünkü bir siyasal hareketin en kritik adresidir, teşkilatlar” şeklinde konuştu.  

“Türkiye’nin büyük başarılarının sırrı zafer kuşağında gizli”

AK Parti döneminde Türkiye’nin web otobanlarla donatıldığını söyleyen Külünk, bugün ülkenin büyük başarısının ise Zafer Kuşağı olduğunu dile getirdi. Külünk,  “Bir kere şu modellemeden vazgeçelim! Dün şu yoktu, bu yoktu, ama AK Parti bir şey başardı. Türkiye’yi web otobanlarıyla donattı, kimse bunları pek konuşmaz. Dünyada bir kablo hatları vardır. Telefonları çalıştıran, cihazları çalıştıran, Türkiye bunların en stratejik geçiş noktasında. Bir petrol yolları var, enerji yolları var. Bir suyolları var. Bir de kablo yolları var. Dijitalleşme ile dünyanın web otobanlarıyla donatılması. Türkiye’nin bugün büyük başarılarının sırrı, o zafer kuşağında gizli. Savunma sanayi dönüşümünü o zafer kuşağı aklıyla başardı. O dijital kuşakla başardı. Gönül isterdi ki, Dağlık Karabağ’la ilgili acil bir film çekilsin ve izlensin. Acil! Türkiye’nin Suriye operasyonları, acil dizi filmler yapılmalı, Libya da aynı şekilde, bir an önce dizi film yapılmalı. Bir askeri başarımızın en temel sebeplerinden birisi, zafer kuşağının akılla ürettiklerinin gerçekleştirilmesidir. Böyle bir kuşak ülkeyi kutup başı ülke konumuna taşıyor. Biz bu kuşağı doğru anlıyor muyuz? Bunu soralım. Dün hastaneler böyleydi, bunu tarihsel bir gerçeklik olarak konuşalım. AK Parti bütün zafer kuşağının önünü açacak altyapıyı hazırladı. Bu kuşağın özgüveni çok yüksek, özgürlükçü bir kuşak ve siyah beyaz ekran kuşağı değil. Bu kuşak renkli olmasına rağmen, birkaç kanaldan oluşan televizyon dünyasında değil. Bu kuşak eşzamanlı Twitter’da New York’ta yaşayan arkadaşıyla doğrudan mesaj (DM) üzerinden 60 saniyede iletişim kuruyor. Bu kuşak Youtube’dan, dünyanın enlerini izleyebiliyor. Bu kuşak seni burada dinlerken, öbür taraftan cep telefonu elinde Google profesörden seni sorgulayabiliyor. Yeni bir dil bulmalıyız, ben buna zafer kuşağı dili diyorum. Bunlar bizim evlatlarımız, 15 Temmuz’da sokağa çıkan Abdullah, Mahir kaç yaşındaydı.” ifadelerini kullandı.

“Dijitalleşme üzerinden inanılmaz bir küresel benzeşme var”

“Avrasya Tüneli’ni yapmakla büyük bir iş başardık. İki kıtayı, dünyayı birbirine bağladık. Şimdi bütün mesele Avrasya Tüneli’ni yapan akıl devrimini, bu kuşakla buluşturmak.” diyen Külünk, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bunu da başaracak gücümüz var, kabiliyetimiz de var. Zafer kuşağından çok ümitliyim. Bana göre 20 yıllık konuşmaları içerisinde aile, eğitim, kültür odaklı, doğrudan bu tonda bir konuşmayla büyük kongre sürecini yönetmesini çok önemsiyorum. Bu kuşağımıza saygı duyacağız. Değer vereceğiz, onları anlayıp, SWOT analizleri yapacağız. Bu kuşak diyor ki; ‘Ben özgürlüğüme dokundurtmam!’ Tamam güzel, özgürlük ortamında doğdu. Yarınki gazeteyi duydun mu? Millet bir akşam öncesinden gelip, yarınki gazeteyi bugünden alırdı. Nasıl bir işse o, anlamadım ben. Yarınki gazeteyi konuştuğumuz Türkiye’den bilginin anlık değiştiği, bir gazete ortamına doğmuş bir zafer kuşağının bireylerine siz, yarınki gazetenin olduğu akılla hitap etmeye kalkarsanız, yanlışa düşersiniz. Dijitalleşme üzerinden inanılmaz bir küresel benzeşme var. Kuzey Irak’ta Duhok Üniversitesi’nin önünde durdum, izledim. Öğrencileri ne yapıyorlar? Geldim İstanbul Üniversitesi’nin önünde durdum, öğrencilerimizi izledim, Saraybosna Üniversitesi’nin önünde durdum, orayı da izledim. Duhok, İstanbul, Saraybosna ve devam ettim Londradaki okulların önünde durdum. Hepsi birbirine benziyor. Doğan çocuklar, dijital sınırsızlığa doğuyor. Bir dil meselemiz var ve bunu evlatlarımız belirleyecek, biz onu anlayacağız. O nedenle son derece pozitifim bu konuda. Boşluklar olabilir, bunları da AK Parti hareketinin aşabilme gücü vardır.”

“2071’de Anadolu topraklarını ‘İslamsızlaştırmak’ hedefi var”

“Hepimiz aklımızı başımıza almalıyız.” diyerek dış güçlerin Türkiye’ye yönelik 2071 hedeflerinin Türkleri kültürel soykırıma uğratmak olduğunun altını çizen Külünk, şöyle devam etti:

“Mücadele hayatında hiçbir arkadaşımı saygı ötesi bir cümleyle sorgulamam ve yargılamam. Siyasi terbiyem ve nezaketim buna izin vermez. Gönlümden geçen şudur; AK Parti’nin kurulduğu ilk günkü heyecanı hiç kaybetmemek. Çok şükür, biz hep o bilinçle hareket ediyoruz. Buraya gelene kadar ofisimizde yaklaşık 40 misafirimiz vardı. Hiçbir arkadaşımızın da o heyecanı kaybetmesini istemem. Beraber görev yaptığımız Osman Çakır bey kardeşimiz, Fevai Arslan kardeşimiz, deli yürekli İbrahim Korkmaz kardeşim; üçüyle de çok güzel mecliste çok zor gecelerde, çok önemli kanunlara imza attı o grup. 17-25 Aralık sürecini parlamentoda yaşadık. MİT krizi süreci var, çok önemli. Baş döndürücü bir hızla Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçiş bizim dönemimizde oldu. Dolayısıyla hepsini ekran önünde saygıyla ve sevgiyle anıyorum. Hepsinin ayrı birer emeği olmuştur. Düzce’nin ifade ettiği manaya uygun yol yürümesini, canı gönülden arzu ederim. 2071 geliyor! Hepimiz aklımızı başımıza almak zorundayız. Dünyadaki bin yılcıların hedefi, 2071’de Anadolu topraklarını ‘İslamsızlaştırmak’ hedefi var. Endülüsleştirmektir, Endülüs’te bir şey kaldı mı? Gizli Müslümanlar var, 2071 hedefleri Anadolu topraklarını Endülüsleştirmek. Türkleri ya Orta Asya’ya göçe zorlamak, ya da değilse bu topraklarda kültürel soykırıma uğratmak! Siz Suriye sürecinin asıl hedeflerinden birisinin Türkiye’nin sınırlarını, Torosların kuzeyine çekmek olduğunu biliyor musunuz? Bütün ülkemizdeki dava arkadaşlarıma söylüyorum.  Bu mesele bir politik mesele, ya da bir parti meselesi hiç değil. Bu mesele partileri aşan, bu topraklardaki 1071’de bu topraklara geliş sırrımız var ya, İstanbul’u fethediş sırrımız var ya, Fatih’i Roma’yı fethetmek üzere hareket ediş sırrımız var ya, Çanakkale geçilmez sırrımız var ya; 2071’de bu sırrı tasfiye etmek istiyorlar. Hiç kimse olmaz demesin, Endülüs’te olmaz diyordu. Ne kaldı geride? Herkes aynanın karşısına geçsin ve ‘Nerede eksiklik yapıyorum?’ sorusunu sorup giderelim. Birbirimizle didişecek vaktimiz yok. Onların dediğinin tam tersi olacak ayrı bir şey. Türkiye’nin sınırlarını Torosların kuzeyine çekmek, Türkiye’yi teslim almak istiyorlar. Nasıl Gazi Mustafa Kemal tartışmalı bir ölümle dünyasını değiştirdikten sonra İsmet Paşa ile şeflik döneminde Türkiye’yi ikili anlaşmalarla Atlantik ötesinin yörüngesine verdilerse, teslim ettilerse Erdoğan sonrası II. İnönü dönemini kabullenmiş, II. İnönü olmayı içselleştirmiş şeklen sana bana benzeyenler üzerinde Türkiye’yi tekrar tamamıyla Atlantik ötesinin ileri karakolu haline getirmek istiyorlar. Yani, milli bağımsızlığımızın üzerinde vesayet gölgesi oluşturmak istiyorlar. Razı mısın buna? O zaman mesele yok, herkes ona göre hareket etsin!”

“Türkiye’nin gerçekleri gençlere iyi anlatılmıyor”

Türkiye’de bazı gerçeklerin gençlere iyi anlatılmadığını kaydeden Külünk, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Bunu bir dile dönüştürmemiz lazım. Teşkilat dizisini seyrediyorum, tam bir zafer kuşağı dili ve görüyorum gençlerimiz izliyor, inanılmaz bir bütünleşme var. Bir taraftan Kuruluş dizisi son derece kıymetli, daha önce yayınlanmış Söz (STAR) dizisine ara ara baktım. Şimdi Kıbrıslı dizisi vardı, TRT’ye bu anlamda teşekkür ediyorum. ATV’ye de teşekkür ediyorum, dizilerle. İzleyen kuşağa baktığımda, hep zafer kuşağını görüyorum. (18-30 yaş aralığı) Tabii ki aralarında itiraz edenle var, onlar da bizim evlatlarımız, mesele onlarla iyi bir dille iletişim kurmak. Ne diyor bir Batılı gazeteci, Sayın Erdoğan diyor önce Türkiye diyor her şeyde. O yüzden düşmanlar diyor, sır burada. Onlar ne istiyor önce kendi menfaatleri, kalan kırıntılarla Türkiye idare etsin. Bir kitap tavsiye edeceğim, Mustafa Kemal’in Uçakları… Biz zafer kuşağındaki evlatlarımıza şu soruyu sordurtmalıyız. Neden Amerika bilgisayarlar 1940-1950’li yıllarda tanışmışken, biz neden kendi bilgisayarımızı üretemedik, o yıllardan bu yana. Neden motor fabrikası üretebilmek için, 2020’leri bekledik? Kim bekletti? Biz bu soruları sormalarını sağlarsak, onlar doğruyu bulacak! Neden biz F-16’ları, Fantom’ları Amerika’dan almak zorunda kalıyoruz da, biz II. Dünya Savaşı’na girmememize rağmen neden biz kendi uçağımızı bugüne kadar üretemedik? Oysa bakıyoruz, İHA ve SiHA’ları, KORKUT’ları, ATAK’ı, motoru, zırhlı araçları üreten, KORAL’ı üreten; Akdeniz’de, Ege’de herkesin kimyasını bozdu. Bu akıl kim? Bizim evlatlarımız! İşte bu zafer kuşağı… TOMTAŞ Mustafa Kemal Kayseri’de uçak fabrikası kurdurtmuş, 1925’lerde. Eskişehir’de uçak fabrikası var. Ankara’da da fabrika kurulmuş. Nerede bunlar, kim kapattırmış? Bu kitabı evlatlarımıza teklif ettim. Bu kitabı dizi, film yapın. Vecihi Hürkuş kim? İHA ve SİHA’nın arkasında kahramanlar var, Selçuk Bayraktar kardeşimizi tebrik ediyorum. Onun gibi ANKA yapılıyor. Yeni yeni İHA’lar yapılıyor. 24 yaşında bir genç geldi, ben şuradan mezunum. (İsmini vermeyeceğim.) ben dedi, bizim İHA ve SİHA’larda kullanılan ama Türkiye’nin ithal ettiği şu parçayı üreteceğim. Kaç yaşında bunu söyleyen, 24 yaşında. 1930’larda da vardı bizim Selçuk Bayraktar’ımız, Vecihi Hürkuş’tu, Nuri Demirağ’dı. Nuri Demirağ’ın fabrikasını kapattırdılar. Şakir Zümre’yi tencere tava fabrikasına dönüştürdüler. Bütün mesele şu Haydar Tunçkanat’ın kitabını bir dizi haline getirip, (zafer kuşağındaki evlatlarımıza) çünkü bu kuşak bağımsızlığına çok düşkün! Özgürlüğüne çok düşkün! Bunu yapacak güçteyiz. Teşkilat dizisi bütün ekranları kitliyor, izleyenler kendiyle buluşuyor. “

“Düzce aslında küresel bir kent”

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün başarılı bir belediye başkanı olduğunu, Düzce için büyük işler başaracağına inandığını söyleyen Külünk, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

“Eski bakanlık yapmış, Sayın Özlü’yü talebeliğinden tanırım. Benim mezun olduğum okuldan mezun olmuş bir kardeşimiz. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda çalışırken de, milletvekilliği dönemimde de yakın hukukumuz vardı kendisiyle. Bakanlık ve Ankara tecrübesini Düzce’ye taşıyor. Düzce aslında küresel bir kent. Tam İpek Yolu’ndan geçiyor. Gördüğüm kadarıyla son 5-6 yılda otobanın sağında ve solunda sanayi bölgesi kimliği ediniyor ama Düzce’nin tarım, turizm, deniz olanakları var. Mesela, Akçakoca gibi keşfedilmemiş bir güzelliği var Düzce’nin… Akçakoca, hak ettiği değeri Türkiye’de bulabilmiş değil. Bu anlamda Özlü’nün Ankara tecrübesini 2024’e kadar hep üstüne koyarak Düzce’ye çok şey katıyor olacağına ve katması gerektiğini içtenlikle söylüyorum. Tabii bir de Düzce Üniversitesi var, rektör hocamıza da çok teşekkür ediyorum. Burası biliyorsunuz, alternatif tıpta başlık olarak özel üniversitelerden biri oldu. Düzce’nin toprak yapısı, bitki örtüsü de alternatif tıp için son derece mümbit. Üniversite, yerel yönetim ve siyasetin bir ara duruşuyla Düzce çok daha iyi yerlere gelebilir. Özellikle iller arası ligde daha yukarıya tırmanabilir, buna da inanıyorum. Düzceli çok dostum var, Faruk beyle ilgili çok sıra dışı, olumsuz bir cümle almadım ama sonuçta bu yöneticilik öyle bir şeydir ki; AK Parti kendi başardıklarıyla sorgulanıyor. Bu müthiş bir şey! Hiçbir siyasal iktidara nasip olmadı bu.”

“Ayşe Keşir’in Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı olması büyük bir şans”

Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı olması ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Külünk, “Tabii ki, Sayın Keşir’i ben de buradan tebrik ediyorum. Benim bir dönem birlikte milletvekilliği yaptığımız arkadaşımız.  AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı olması, Düzce için de bir şanstır, ama bu karşılıklı iletişime çok daha önem vermekle mümkündür. Bilmiyorum, bu Düzce’nin stratejik planı yapıldı mı, yapılmadı mı? Düzce’nin öncelikleri nelerdir, tarımda, istihdamda, turizmde ya da sanayide önceliği nelerdir? Bu öncelikler doğrultusunda eylem planı neyi emrediyorsa ve bu çalışmaların Ankara’da hızlandırılması konusunda şüphesiz Sayın Keşir’in, Fahri Çakır bey kardeşimizin Düzce’ye hiçbir şeyi eksik bırakmayacağından eminim.” dedi.  

“Ben Düzce Belediye Başkanımızın yerinde olsam Orta Kuşak Sempozyumu’nu Düzce’de yaparım”

Düzce’de turizm yılı ilan edilmesi ile ilgili soruyu yanıtlayan Külünk, gençlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olmalarını hissettirmek, yaşattırmak için Türkiye’ye kuşak yol projesinin hazırlığını ve son 15 yılda bitirdiğine dikkat çekti. Külünk, konu ile ilgili şunları söyledi:

“Burası bakın, Pekin’den Londra’ya giden orta kuşak kara yolunun geçtiği bir yerdesiniz; bunu fark edin. Küresel bir kent burası. Mesela ben Düzce Belediye Başkanımızın yerinde olsam Orta Kuşak Sempozyumu’nu Düzce’de yaparım, karayollarının stratejik önemi. Türkiye niye son 20 yılda, Ovit tünelini yaptı? Hiç düşündünüz mü, diğer tüneller niye yapıldı? Rize’yle Habur arası kaç saate düştü, hiç baktınız mı? Ulaştırma Bakanımızın aylar öncesinden önemli bir açıklaması vardı. Bundan sonraki yatırımlarımızı demiryoluna yönlendireceğiz. Biz zafer kuşağına şunu sordurtmamız lazım; Türkiye’ye yaklaşık 80 sene demiryollarına çivi çaktırmayan kim? Hangi güç, neden yüksek hızlı trenle tanışmak için AK Parti iktidarı beklendi? Avrupa hızlı trene 40 sene evvel bindi. Ankara’ya 12 saatte gittiğim yılları biliyorum. Türkiye son 20 yılda rahmetli Özal’ın yol açmasıyla neden bunu gerçekleştirdi biliyor musunuz? Neden son yıllarda ulaştırma altyapısında bu kadar büyük yatırımlar gerçekleşti hiç düşündünüz mü? Onların daha rahat yaşaması, daha özgür, özgün ve iddialı bir şekilde pasaportlarıyla dünyanın dört bir tarafında dolaşırken özgüvenleri yüksek Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olmalarını hissettirmek, yaşattırmak için Türkiye kuşak yol projesinin hazırlığını son 15 yılda bitirdi. Demiryolları ağları Türkiye şimdi örülecek. Süveyş’te bir gemi kapattı, hayırdır o gemi arazı filan mı yaptı? Ne konuşuldu hemen? Orta kuşağın önemi konuşuldu çünkü konteynır taşımacılığında mesafe 60 gün ama Pekin’den kalkan trenin yüklenilmiş malları tüketimin merkezine taşıması 12-13 gün! Bu geçişin en önemli ülkesi Türkiye! Peki, Hazar’la Türkiye daha büyük bir kanalla neden buluşmasın? Peki, Hazar’la Karadeniz büyük bir kanalla buluştuğunda ne olacağını biliyor musunuz? Pekinden yüklenen bütün mallar Hazar Denizi’nden, Karadeniz’den Türkiye üzerinden dünyaya çıkacak. İstanbul kanalı tartışmalarını bir de bu gözle yapsınlar. AK Parti, Sayın Erdoğan neyi başarıyor biliyor musunuz? Aktirikt boğazının açılmasıyla (kuzeyde buzulların erimesi) doğuyla batının yakınlaşma mesafesi çok daha azalacak. Daha yakın olacak. O gün nasıl ümit burnunu keşfettiklerinde Akdeniz’in önemi azalmışsa Akdeniz tekrar Süveyş Kanalı’yla manasını bulmuşsa; Aktirikt boğazı açıldığından doğu ile batı birbirine çok daha yakın hale geldiğinde bizim bulunduğumuz coğrafyanın jeopolitik, stratejik değeri düşme tehlikesi yaşayacak. Bu boğaz açıldığında stratejik önemi azalmayacak bir Türkiye’yi nesillerin önüne koyuyor.”

HABER: Savaş ARI

Programın tamamını izlemek için https://www.youtube.com/watch?v=AjF7fuVtnzE

Yorumlar (2)
Ak partili 4 ay önce
Aklıma gelen insanlarin günah işleme özgürlüğü ne müdahale dedi bu şahıs
YAVUZ0881 4 ay önce
Ne işe yaradınız da düzce için yorum yapıyorsunuz hiç memleket için elinizi taşın altına artınız mı yalandan başka bir şey yok millet artık bu söylemlere doydu