Düzce Cemil Meriç Anadolu Lisesi tarafından, Düzce Belediyesi Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Doğumunun 110. Yılında Cemil Meriç’i Anma Programı”na Düzce İl Millî Eğitim Müdürü Gülşen Özer, Prof. Dr. Ümit Meriç, protokol üyeleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Prof. Dr. Ümit Meriç, salona girişinde öğrencilerin coşku dolu alkışlarıyla karşılandı. Program öncesinde Cemil Meriç’in portresini hazırlayarak kendisine hediye eden öğrenciyle de özel olarak sohbet eden Meriç, öğrencinin çalışmasını ilgiyle inceleyerek kendisine imzalı kitap hediye etti.
Program, Düzce İl Millî Eğitim Müdürü Gülşen Özer’in konuşmasıyla başladı. Özer, konuşmasında Prof. Dr. Ümit Meriç’in yalnızca Cemil Meriç’in düşünce mirasını taşıyan önemli bir isim olmadığını, aynı zamanda üniversite yıllarında hocası olduğunu ifade ederek buluşmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.
İl Millî Eğitim Müdürü Gülşen Özer, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, programın sıradan bir kültürel etkinlik olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada yalnızca bir konuğu ağırlamıyoruz. Bugün dinleyeceğiniz isim, yaşadığınız ülkenin tarihini, medeniyetini ve hafızasını temsil eden çok kıymetli bir hocamızdır. Bu buluşma, sıradan bir program değil; bir çınarın gölgesinde soluklanmak gibi özel bir gündür.”
Öğrencilik yıllarında Prof. Dr. Ümit Meriç’in derslerinde edindiği izlenimlerin hafızasında hâlâ canlı olduğunu dile getiren Özer, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Cemil Meriç’in de ifade ettiği gibi kültür, hafızamızda kalan şeydir. Hocamızın derste kelime kelime ne anlattığını belki bugün hatırlamayabilirim; fakat o derslerin bıraktığı duygu ve hazzı hâlâ hissediyorum. Bugün de öğrencilerimizin bu buluşmayı not etmelerini, seçici algılarını her zamankinden daha açık tutmalarını özellikle istiyorum. Çünkü bugün ben, sevdiklerimi sevdiklerimle buluşturmanın bahtiyarlığını yaşıyorum.”
Program kapsamında “Doğumunun 110. Yıl Dönümünde Cemil Meriç” konulu tiyatral panel gerçekleştirildi. Panelde Cemil Meriç’in hayatı, eserleri, düşünce dünyası, okuma disiplini ve Türk fikir hayatındaki yeri öğrenciler tarafından sahneye taşındı. Öğrencilerin ilgiyle takip ettiği programda Cemil Meriç’in fikir mirası; edebiyat, tarih, kültür, aile, medeniyet ve irfan kavramları etrafında değerlendirildi.
Programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ümit Meriç, babası Cemil Meriç’in hayatını, fikir dünyasını, okuma disiplinini ve eserlerinin oluşum sürecini öğrencilerle paylaştı. Öğrencilerle aynı çatı altında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Meriç, öğrenmenin tek yönlü bir süreç olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Benim rektör olan, profesör olan, lise hocası olan yüzlerce öğrencim var. Fakat ben her zaman şu cümleyi kurmuşumdur: Ben talebelerimin talebesiyim. Çünkü her insan kendi döneminin sorularıyla, kendi çağının cevaplarıyla yaşar. Bugünün gençlerinin soruları da bizleri yeniden düşünmeye sevk ediyor.”
Prof. Dr. Ümit Meriç, konuşmasında Cemil Meriç Anadolu Lisesi öğrencilerine de özel olarak seslenerek, onları “Cemil Meriç’in Düzce’deki oğulları ve kızları” olarak gördüğünü ifade etti. Meriç’in bu sözleri, öğrenciler tarafından ilgi ve heyecanla karşılandı.
Prof. Dr. Ümit Meriç, babası Cemil Meriç’in gözlerini kaybetmesinin kendi hayatında da belirleyici bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Çocuk yaşlarda başlayan okuma serüveninin, kendisini Cemil Meriç’in düşünce dünyasına yaklaştırdığını belirten Meriç, okumanın yalnızca bilgi edinme değil; düşünceyle temas kurma, insanın ufkunu genişletme ve medeniyet hafızasına bağlanma yolu olduğunu dile getirdi.
“Babamın gözlerini kaybetmesi, benim hayatım için çok farklı bir başlangıç oldu. Daha sekiz yaşındayken, o yaşta okunması söz konusu olmayan kitapları, gazeteleri ve dergileri okumaya başladım. Anlamadığım şeyleri de okudum; fakat o günlerden itibaren düşünmenin, düşünceler arasında yolculuk etmenin ne kadar derin ve kıymetli bir şey olduğunu hissetmeye başladım.”
Cemil Meriç’in okuma aşkının hayatının son dönemine kadar devam ettiğini anlatan Prof. Dr. Ümit Meriç, babasına yıllar boyunca kitaplar, gazeteler ve dergiler okuduğunu; bu sürecin yalnızca bir okuma faaliyeti değil, aynı zamanda bir fikir işçiliği ve eser inşası olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Cemil Meriç için okumak, hayatın merkezinde yer alan bir irfan meselesiydi. Beş yaşından itibaren başlayan bu okuma serüveni, son nefesine kadar devam etti. Ben de onun yanında kitaplarını, gazetelerini, dergilerini okudum; eserlerinin oluşumuna, kelimelerle kurduğu o büyük düşünce dünyasına şahitlik ettim.”
Meriç, konuşmasında aile bağlarının, evlat sorumluluğunun ve anne-baba duasının önemine de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bir gün kendisine ‘Babacığım, benden razı mısınız?’ diye sordum. Bana, ahirete götüreceğim en büyük şeref diplomasını verdi ve ‘Eğer dünya kuruldu kurulalı bir baba evladından razı olduysa o baba benim.’ dedi. Bugün gençlere de anne ve babalarının duasını almalarını özellikle tavsiye ediyorum.”
Konuşmasında Cemil Meriç’in düşünce dünyasını tarih, medeniyet ve kültür bağlamında değerlendiren Prof. Dr. Ümit Meriç, Cemil Meriç’in Hatay’ın çok kültürlü yapısında yetişmesinin onun fikir dünyasına önemli bir zemin hazırladığını ifade etti. Meriç, Cemil Meriç’in hem Osmanlı medeniyetinin kökleriyle hem de Batı düşüncesiyle erken yaşlarda temas kurduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Cemil Meriç, Hatay gibi çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü bir coğrafyada dünyaya geldi. Bu ortam, onun hem kendi medeniyetinin kökleriyle hem de Batı kültürüyle doğrudan temas kurmasına imkân verdi. Onun düşünce dünyasını anlamak için yalnızca eserlerine değil, yetiştiği tarihî ve kültürel zemine de bakmak gerekir.”
Prof. Dr. Ümit Meriç, Cemil Meriç’in “Bu Ülke” başta olmak üzere eserlerinde Türkiye’nin düşünce serüvenine, Batılılaşma tecrübesine, irfan ve medeniyet kavramlarına derinlikli biçimde temas ettiğini belirtti. Meriç, öğrencilerin Cemil Meriç’i yalnızca bir yazar olarak değil; Türkiye’nin kültürel hafızasını, okuma aşkını ve düşünce arayışını temsil eden bir mütefekkir olarak okumaları gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Ümit Meriç, Düzce ziyareti kapsamında Cemil Meriç Anadolu Lisesini de ziyaret ederek öğrencilerle söyleşi gerçekleştirdi. Okula adını veren Cemil Meriç’in fikir mirasının öğrencilerle aynı mekânda konuşulmasının ayrı bir anlam taşıdığı ziyarette Meriç, öğrencilerle okuma, düşünme, aile bağları, kültürel hafıza ve medeniyet bilinci üzerine sohbet etti.
Düzce programı kapsamında Akçakoca’da eğitimcilerle de bir araya gelen Prof. Dr. Ümit Meriç, öğretmenlerle fikir, kültür, eğitim ve medeniyet perspektifi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Ümit Meriç ayrıca Düzce’nin tarihî ve kültürel zenginliklerinden Konuralp Prusias ad Hypium Antik Kenti’ni ziyaret etti. Antik kentteki tarihî kalıntıları inceleyen Meriç, bölgenin geçmişi, kültürel mirası ve tarihî dokusu hakkında bilgi aldı.
Düzce ziyareti kapsamında Prof. Dr. Ümit Meriç, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile de bir araya geldi.
Düzce İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen programlar, öğrencilerin Türk düşünce hayatının önemli isimleriyle tanışmaları, okuma kültürünü derinleştirmeleri ve medeniyet hafızasına yönelik farkındalık kazanmaları açısından önemli bir buluşma olarak kayıtlara geçti.