Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, Mardin’in Nusaybin ilçesi ile Kamışlı sınır hattında, Türk bayrağına karşı yapılan aşağılık provokasyona “Gerçekten Müslüman bir Kürt’ün hilali, Peygamber Efendimizi ve İslam’ı temsil eden bayrağa basma ihtimali yok.” diyerek sert bir dille tepki gösterdi. Türk Bayrağı’nın kutsallığına işaret eden Ünsal, “Türk Bayrağı bu memlekette Allah’a ve Resulü’ne, Kur’an’a inanan herkesin bayrağıdır.” dedi ve bunun ders kitaplarında doğru ve gerçek anlamda anlatılmaması yüzünden cehalet içinde olanların bayrağımıza saygısızlık yapmaya kalkabileceğini vurguladı. Ünsal ayrıca, otoban çıkışındaki tabelalarda Düzce’nin Karadeniz’e açılan kapısı olan Akçakoca’nın isminin yer alması ile ilgili Düzce Valisi Mehmet Makas, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ve AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk’e “Lütfen burada Akçakoca’nın tabelası otoban çıkışlarında yer alsın.” diyerek seslendi.
Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, Düzce’de konuşulmayanları kendisinin hazırlayıp sunduğu “Yorumlu-Yorum” programında gündeme taşımaya devam ediyor. Öncü TV ekranları ve 100.2 Radyo Öncü ortak yayını ile geniş kitlelere ulaşan ve ilgi ile takip edilen “Yorumlu-Yorum” programının Çarşamba akşamı yayınlanan son bölümünde Ünsal, terör örgütü yandaşlarının Mardin’in Nusaybin İlçesi Kamışlı sınır hattında dalgalanan Türk Bayrağını direğe çıkarak indirmeye çalışmalarına sert sözlerle tepki gösterdi.
14 Ağustos 1996 yılında Türk Bayrağı’nı indirmeye çalışan bir Rum’un Mehmetçik tarafından bayrak direğinde vurulması olayını hatırlatan Ünsal, “Orada ona o anda müdahale edilmesi lazımdı” diyerek, Türk Bayrağının kutsallığının eğitim müfredatına girmesi gerektiğine dikkat çekti.
“O BAYRAĞA HAKARET EDEN KÜRT’ÜN EVLADI; SENİN DEDENİN DE KANI VAR O BAYRAKTA”
Programdaki sözlerine “İki hilal, “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” kelime-i lafzının habibini, Resulullah’ı, Hazreti Muhammed Mustafa’yı temsil eden bir semboldür Türk bayrağında. Yıldızın beş köşesi vardır. İslam’ın beş şartıdır. Ve kan; canımız, kanımız İslam’a ve Resulullah’a feda olsun anlamındadır.” diyerek başlayan Ünsal, “Bunu müfredata koymak lazım. Bunu anlatmak lazım. Maalesef daha hâlâ Amerikalılar’ın elinden, 1947’de yapılan anlaşmadaki Milli Eğitim müfredatına müdahale edemiyoruz. Şimdiki Milli Eğitim Bakanımız aslan parçası, bu işe müdahale ettiği için beyefendiye yapmadıkları yok. Neyse, oradan devam edelim. Bizim konumuz bu değil. Ama şimdi bu bayrağa basan, bu bayrağa hakaret eden Kürt’ün evladı, senin dedenin kanı da var o kırmızıda. Eğer onu bilse ona basmayacak. Ha oradan mı acaba? Gerçekten Müslüman bir Kürt’ün hilali, Peygamber Efendimizi ve İslam’ı temsil eden bayrağa basma ihtimali yok. Ne zaman ki bu memlekette soyadı kanunuyla birileri gizlendi, onların tohumu, onların torunu, onların peydahlaması olabilir. Bilemiyoruz tabii. Ama hepsinden önemlisi cahil olabilir, cehalet içinde olabilir. Bilmiyordur. Peygamber Efendimize Taif’te taş attıklarında “Bilmiyorlar Ya Rabbi” demişti. Belki bilmiyordur. Çünkü bu müfredatta yok ki. Bayrak, inanan herkesin bayrağıdır. İman eden herkesin bayrağıdır. Bu memlekette Allah’a ve Resulü’ne, Kur’an’a inanan herkesin bayrağıdır bu bayrak.” diye konuştu.
BAYRAK GERÇEĞİNİ MÜFREDETA KOYALIM
Türk Bayrağı gerçeğinin eğitim müfredatına girmesi gerektiğini kaydeden Ünsal, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Okullarda yaratılış gayesini anlatmadan Darwin teorisini koyarsan, insanın maymundan dönüp dolaşıp yuvarlanıp insan olduğunu anlatırsan, müfredata koyarsan; hayvan gibi yetiştirdiğin, hayvan gibi inandırdığın insandan insan gibi netice bekleyemezsin ki. Maalesef böyleyiz. Ben buradan sesimi duyan devletin tüm yetkililerine, siyasetin tüm birimlerine şunu söylüyorum; talep edelim, isteyelim. Biz Hülagü ile o genç âlimin hikâyesi gibi özümüze dönmeden, asaletimize dönmeden, ruhumuza dönmeden hayatta her zaman bu hadiselerle karşılaşmak gibi bir mecburiyet içindeyiz. Devletin ve milletin bekası önce aileden geçer. Ailenin sağlam olması için eğitimde ve ailede bir entegrasyon lazım. Bunları ben söylüyorum, Düzce’de Sadullah Ünsal söylüyor, inneke hamidun mecid… Sen kimsin ya? Ben kimim? Bu devleti yöneten akıllar var. E, bu akıllar bana uymuyor. Bu akılların bizi getirdiği yer belli ki orada bayrağa o hakaret, o çizmeler, o tekmeler atılırken, nasıl Rum kesiminde birisi Türk bayrağını indirmeye kalktığı zaman bizim askerimiz çaktı kurşunu, ya… Orada ona o anda müdahale edilmesi lazımdı.”
DÜN AKÇAKOCA İSMİ VARDI BUGÜN YOK
Düzce’nin turizmde önde gelen ilçesi olan Akçakoca isminin otoban çıkışlarındaki tabelalarda yer bulması ile ilgili Düzce Valisi Mehmet Makas, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ve AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk’e çağrıda bulunan Ünsal, son olarak şu ifadelere yer verdi:
“Buradan özellikle Ercan Öztürk, milletvekilimizden bir talebimiz var. Gerçekçi bir talep var, soyut değil, somut. Düzce’nin milletvekiliyim ve Akçakocalı’yım diyor kendisi. Bütün ilçelerimiz, beldelerimiz hepsi birbirinden güzel ama Karadeniz’e açılan tek pencere Akçakoca var. Düzce’de tüm ağırlamalar, tüm uğurlamalar, tüm ikramlar burada yapılıyor. Konuralp Antik Kenti’nin tabelası ismi var, otoban çıkışlarında. 90’lı yıllarda Nazmi Çiloğlu milletvekiliydi ve burada otoban çıkışında Akçakoca’nın isimleri vardı tabelalarda. Bu Akçakoca’nın tabelasını sonra kaldırdılar. Sayın milletvekili ve sayın valim, Sayın Faruk Özlü, lütfen burada Akçakoca’nın tabelası otoban çıkışlarında yer alsın. Bu memlekete bir hizmettir. Düzce’mize geldiniz demektir, Düzce’mizin denizi var demektir, Karadeniz’deyiz demektir. İkincisi garip olan şu: Akçakoca’da balık yemeye gidiyoruz, balık alıyoruz, fakat Akçakoca’da Liman Başkanlığı yok. Akçakoca’da deniz var, liman var, Liman Başkanlığı yok. Oradaki tekneler ya 67 ya 54. Bu çok mu zor? Değil.”