Kaynaşlı İlçesi’ne bağlı Üçköprü Köyü sakinleri, bölgede faaliyet gösteren stafor fabrikası yüzünden nefes alamaz hale geldi. Düzce’de ki birçok kuruma başvuran köy sakinleri, bugüne kadar hiçbir sonuç alamadı. Birkaç ay önce Kaynaşlı Belediyesi tarafından mühürlenen fabrikanın yeniden faaliyete geçmesi, “Fabrika ruhsatsız mı çalışıyor?” sorusunu akıllara getirdi. Vatandaşlar ise fabrikanın köylerinden kaldırılarak Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınmasını istiyor. Bugün fabrikanın önünde toplanan köylüler, “Biz burada zehir soluyoruz. Bütün meyve ağaçlarımız ve sebzelerimiz kurudu” diyerek Düzce Valiliği başta olmak üzere tüm ilgili kurumları göreve davet etti.
Genişletilmiş Polistiren Köpük (Stafor) üretimi yapan Düzpor fabrikası 2026 yılının Ocak ayında çıkan yangının ardından, 6 ay önce Kaynaşlı ilçesine bağlı Üçköprü Köyü’nde faaliyetlerine yeniden başladı. Fabrikanın köylerine taşınmasının ardından, bacasından çıkan yoğun duman ve kimyasallar yüzünden nefes alamadıklarını, yetiştirdikleri tüm meyve ağaçları ile bahçelerindeki sebzelerin kurduğunu iddia eden köy sakinleri bugün fabrikanın önünde toplandı.
“Fabrikayı köyümüzde istemiyoruz” diyen vatandaşlar, köylerinde birçok kanser ve KOAH hastasının bulunduğunu söyleyerek, fabrikanın bacasından salınan kimyasal duman nedeniyle çocuklarının da geleceklerinden endişe duyduklarını belirttiler.
Köy sakinleri, daha önce Kaynaşlı Belediyesi’ne şikayette bulunmalarının ardından, zabıta ekiplerinin fabrikayı mühürlediklerini söyledi. Aradan geçen birkaç gün sonra fabrikanın yeniden faaliyete geçtiğini kaydeden köylüler, fabrikanın yolunu kapatarak eylem yaptıklarını ancak seslerini kimseye duyuramadıklarını ifade etti.
“Koku ve dumandan dışarı çıkıp oturamıyoruz”
Fabrikanın bacasından salınan yoğun duman nedeniyle dışarıya bile çıkamadıklarını kaydeden köy sakinlerinden KOAH hastası İsmail Altundal, “Dışarı çıkıp oturamıyoruz. Bu fabrikanın sabah saatlerinde ve akşam saatlerinde bacasından öyle bir duman çıkıyor ki, görseniz yangın var zannedersiniz” diyerek, çevre felaketinin vahametine dikkat çekti.
“Onca şikayete rağmen bir yerlerden torpil mi yapıyorlar?”
Altundal, fabrikanın bir an önce kapatılması gerektiğini kaydederek, “Ben KOAH hastasıyım. Bu fabrika nedeniyle nefes alamıyoruz. Burada zehirli madde kullanıyorlar galiba. Köpük mü yakıyorlar? Bunu bilemiyorum. Biz milletin para kazanmasına karşı değiliz, ama milleti zehirleyerek para kazanılmaz. Gençlerimiz bu fabrikayı tüm yetkili kurumlara şikayet etti, ama gidiyor bir yerden torpil yapıyorlar. Yani valilikten mi, milletvekillerinden mi veya başka bir yerden mi torpil yapıyor, geliyor burada milleti zehirliyor. Biz bu fabrikanın bir an önce kapatılmasını istiyoruz” diye konuştu.
“Kanser hastasıyım, nefes alamıyorum”
Kanser hastası olduğunu belirten İsmail Yiğit de fabrikanın bacasından çıkan zehir nedeniyle köylülerin cam ve kapılarını açamadıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:
“Buradaki fabrikada acayip bir duman var. Biz kanser hastası olduğumuzdan, bu duman bize dokunuyor. Özellikle fabrikanın bacasından gece saatlerinde yoğun bir duman çıkıyor. Fabrika sahipleri de burasını kapatmak istemiyorlar. Fabrika sahibinin, ‘burayı kapattırırsanız intihar ederim’ dediği söyleniyor. Biz köylüler olarak bu fabrikadan şikayetçiyiz. Özellikle akşam ve gece saatlerinde cam ve kapılarımızı açamıyoruz. Çok yoğun bir koku geliyor. Yıkanan elbiseleri balkona asamıyoruz. Yani acayip bir kokusu var. “
“Belediye fabrikanın ruhsatının olmadığını söylüyor…”
Köyde yaşayan Özgür Altundal da fabrika ile ilgili Düzce’deki bütün kurumlara başvurmalarına rağmen bir sonuç alamadıklarını anlattı. Fabrikanın ruhsatsız çalıştığı iddiasını ortaya atan Altundal, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
Biz bu fabrika ile ilgili yaşadığımız sorunları CİMER başta olmak üzere bütün kurumlara yazdık. Kurumlardan bana gelen cevap ise, ‘Fabrikanın çevreye verdiği bir zarar yok’ şeklindeydi. Biz daha önce bu fabrika ile ilgili yolu kapattık, jandarma geldi ve içeride inceleme yaptı. Jandarmanın bize verdiği cevap ise şu oldu; ‘Biz içeriye baktık. Sadece içeride sadece buhar var.’ Bacadan salınan kimyasal maddenin buhar olma şansı yok. Burada herkes meyve sebze dikiyor. Bütün ağaçlar bu fabrika yüzünden kurudu. Biz köylü insanlarız, çoluk – çocuk bu meyveleri yiyor. Bunlar sisle beraber, çiğle beraber meyve ve sebzelerin üzerine yapışıyor. Biz Kaynaşlı Belediyesine şikayet ettik bu fabrikayı, burasını mühürlediler. Bir müddet sonra ise burası yeniden faaliyete geçti. Belediyeye sorduk yeniden durumu, burasının ruhsatının olmadığını söylediler. Madem ruhsatı yok bu adam nasıl çalışıyor? Nereyi bağladı? Kimden izin aldı? Bu fabrikanın burada değil, yani mesken alanda değil de Organize Sanayi Bölgesi’nde olması lazım. Bu fabrikadan sadece biz değil, 3 köy birden etkileniyor. Biz bu fabrikanın buradan kaldırılmasını istiyoruz. Biz burada zehir soluyoruz. Ama intihar mı edecekmiş ne yapacakmış? Burada onca insan yaşıyor. Hastalarımız var. Sen de ölme bizler de ölmeyelim. Yani senin burada gelip bizleri zehirlemeye ne hakkın var?”
Muhtar Hüseyin Turan: “Çalmadığım kapı kalmadı… Hiçbir netice alamadık”
Öncü Haber Merkezi’nin telefonla ulaştığı Köy Muhtarı Hüseyin Turan ise, fabrika ile ilgili bütün ilgili kurumlara başvurduğunu aktardı. Turan, “Ben bu işle ilgili Çevre Şehircilik’le görüştüm. Bütün videoları gönderdim. Çekimleri yaptık. Kaymakam Bey’in bilgisi var, Belediye Başkanı’nın bilgisi var. Bunlar vukuatsız çalışıyorlar. Önlem alınması lazım. Sabaha karşı dumanı çok veriyorlar, mahalle nefes alamıyor. Burada bir mağduriyet var yani. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz. Burası 1. sınıf bir sanayi bölgesi değil. Bunların yaptığı iş 1. sınıf. Belediye Başkanı diyor ki biz ruhsat veremeyiz. Çünkü 1. Sınıfa giriyor. Düzce Belediyesi veremiyor. Bunlar özel idareden almaya çalışıyor herhalde bir şekilde, ama burada bir sürü ev var yani. 30-35 tane hane var, ta Doğanlı’ya kadar gidiyor bu koku. Mağduriyet kurulduğundan beri devam ediyor. Bunların yeri yandı buraya taşındılar. 5-6 aydır devam ediyor yani bu iş. Her gün telefon ediyor vatandaş yani. Burayı kapatacak olan da belediye. Devletin kurumları yani. Vergi levhasını onlar veriyor yani. Ben her tarafa başvurdum, Vali dahil, her tarafa başvurdum ben. Kapısını çalmadığım hiçbir yer yok. Görüntüleri de verdim. Toplantılar yaptılar, bir netice alamadık.” açıklamalarında bulundu.
HABER: Savaş ARI