Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, kendisinin hazırlayıp sunduğu Yorumlu’Yorum programında öne çıkan ulusal ve uluslararası başlıkları yorumladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin son dönemde uluslararası arenada bir sıçrama yakaladığını belirten Ünsal, bunun ekonomiye etkilerinin 2027 yılında görüleceğini anımsatarak, “Aşağı yukarı 3 ay sonra, yılbaşından sonra, ilk çeyrekte Türkiye'yi tutabilecek güç yok! Türkiye'ye öyle bir sıçrama yapacak ki, öyle bir mücadele verecek ki, 2027'nin ilk yarısında bunu hep beraber göreceğiz.” dedi. Adı “Fon Krizi” ile anılan, milyarlarca lira gelir elde ettiği iddia edilen ve kamuoyuna yansımasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla AK Parti’deki görevlerinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki öne sürülen gelişmelere de değinen Ünsal, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in de Kaya ile olan yakınlığından bahsederek, “Betül Sayan Kaya olayında 163 milyonu vermiş, 2 milyar toplamış. Sen 163'ü nereden buldun arkadaş? Sen burslu giden birisisin. Nereden buldun 163 milyonu? Bu milletin parasının, bu öksüz, yetim, çaresiz, her türlü sömürülen, faiz illetinden inim inim inletilen bu milletin parasıyla bu parayı hangi Allah'a inanıp da yediniz ya? Hangi Allah'a iman edip de bu paraları buralarda katlattınız? Bundan bizden de biri var bunun yanında. Ayşe Keşir Hanımefendi var. Şimdi ben soruyorum; bu 163 verdi etti de, Ayşe Hanım da bir 15-20 milyon işte verip de o bir şey yaptı mı acaba, o da oldu mu? Bu kadar arkadaşlık, dostluk, hukuk varken, bu kadar paralar böyle deli paralar, manyak paralar, sebepsiz zenginleşmeler niye?” şeklinde konuştu.
Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, Yorumlu’Yorum programında dış politikadan ekonomiye, AK Parti içerisindeki tartışmalardan “Fon Krizi” iddialarına kadar gündemi sarsacak değerlendirmelerde bulundu.
Ünsal, Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında daha güçlü bir aktör haline geldiğini belirterek, savunma, enerji ve diplomasi alanındaki gelişmelerin önümüzdeki dönemde daha net sonuçlar ortaya çıkaracağını ifade etti.
“BİR HAMİ LAZIMDI, HAMİ İSE TÜRKİYE”
Ünsal Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde uluslararası arenada önemli gelişmelere imza atıldığına vurgu yaparak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bugünlerde, uluslararası siyasette ve oyunda Sayın Cumhurbaşkanı müthiş bir oyun kurdu. Müthiş! Müthiş! Bir İran savaşı dünyaya çok şey anlattı. Bunlarla beraber hani İran, İsrail, Amerika savaştılar. Kim kazandı? Kazanan kim? Var mı burada bir kazanan diyebileceğimiz? Yok! Ama Türkiye kazandı.
İslam coğrafyasındaki Şii propagandası ve gücünün kolu bacağı kırıldı. Çok güzel oldu bu.
İran'ın yüzyıllardan beri oradaki yapının bizim Batı'ya döndüğümüzde Osmanlı'da ve şu anda da Acem casuslarıyla beraber bu ülkeye verdiği zararın haddi hesabı yok. Bir Müslüman'la, hep Müslümanlarla uğraşmış. İran 100 yıl önce, Türkmenistan, Türkistan diye geçen bir coğrafya.
İran'ın kelime anlamına bakın, özüne bakın, neden İran olmuş? Türkistan'dan niye İran olmuş? Ancak İran güzel bir abdest aldı. Bu abdestle bir 100 yıl namaz kılar bu.
İki, Bağdat'ta bir anlaşma yapıldı. Yapılan anlaşma, bir günlük bizim 1 milyon varil petrol ihtiyacımızın hepsini Irak'tan temin edeceğiz. Bunun arka planları da çok güzel. Tabi uluslararası dilde veya tabanda veya Düzce'den konuşulduğu zaman ne ifade eder, bunu zaman içinde göreceğiz. 2-3 ay sonra bunun ifadelerini göreceğiz.
Üçüncüsü, Mekke'de bir anlaşma yaptı. Mekke'de yapılan anlaşmayla beraber Türkiye'nin nükleer gücü oldu, Pakistan dahil olarak. İslam coğrafyası, Amerika'nın, emperyalizmin, siyonizmin, Tel Aviv'in ve İslam coğrafyası bunların arkasında bir Vatikan güruhunun nasıl Müslümanları maddi, manevi, içtimai olarak sömürüp darmadağın ettiğini, korumadığını gördü. Bir hami lazımdı, hami ise Türkiye.

“YILBAŞINDAN SONRA TÜRKİYE SIÇRAMA YAPACAK”
Irak’la enerji alanında yapıldığını belirttiği anlaşmaya ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleriyle yürütülen temaslara da değinen Ünsal, bu gelişmelerin ekonomik sonuçlarının önümüzdeki aylarda daha fazla hissedileceğini öngördüğünü söyleyerek şu açıklamalarda bulundu:
“Savunma harcamalarını bundan sonra Suud ve bu ittifak, akaryakıt, yani petrol ihtiyacımızı da Irak'tan temin edeceğiz. Bu ne demek biliyor musunuz? Bunu şimdi ben bir CNN TÜRK'te veya diyelim ki HaberTürk'te veya Türkiye'de benim adımın önünde Sadullah Ünsal yazıyor. Hiçbir şey yok; doktor yok, profesör yok, bilmem başkan yok, o yok, bu yok. Bunu ulusal kanalda birisi söylediği zaman nazarıitibara alınır. Bizimki pek alınmaz ama biz yine söyleyelim bildiğimiz doğruyu.
3 ay sonra, yılbaşından sonra aşağı yukarı, ilk çeyrekte Türkiye'yi tutabilecek güç yok! Türkiye'ye öyle bir sıçrama yapacak ki, öyle bir mücadele verecek ki, yani birilerinin yalakalık için, birilerinin menfaat için, birilerinin makam için, birilerinin farklı hesapları için Cumhurbaşkanı'na veya ekibine dünya lideri yalakalığını yaptığı yalakalık var ya, o gerçekleşiyor 2027'nin ilk yarısında. Ben buradan bunu söylüyorum. Bunu hep beraber göreceğiz.”

“BUNUN İMANDA, VİCDANDA, KUR’AN’DA YERİ VAR MI?”
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Fatma Betül Sayan Kaya hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar oldu.

Kamuoyunda “Fon Krizi” olarak anılan tartışmaya değinen Ünsal, Kaya hakkında gündeme getirilen 163 milyon liralık ödeme ve yaklaşık 2 milyar liralık gelir iddialarını gündeme taşıyarak, “Betül Sayan Kaya olayında 163 milyonu vermiş, 2 milyar toplamış. Sen 163'ü nereden buldun arkadaş? Sen burslu giden birisisin. Nereden buldun 163 milyonu? Bu milletin parasının, bu öksüz, yetim, çaresiz, her türlü sömürülen, faiz illetinden inim inim inletilen bu milletin parasıyla bu parayı hangi Allah'a inanıp da yediniz ya? Hangi Allah'a iman edip de bu paraları buralarda katlattınız?” ifadelerini kullandı.

“AYŞE HANIM, SİZ DE KENDİNİZE BİR DÜNYA KURDUNUZ MU?”
Ünsal, Kaya ile AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir arasındaki ilişkinin siyasi ve sosyal boyutunun yanı sıra herhangi bir finansal bağlantı bulunup bulunmadığının da açıklığa kavuşturulması gerektiğini savunarak son olarak şu ifadelere yer verdi:
“Bundan bizden de biri var bunun yanında. Ayşe Keşir Hanımefendi var. Bu İstanbul Sözleşmesi ve kadın hakimiyetinin bu memlekette hakim olması için bu grup var, bu Cumhurbaşkanı'nı ve bu bitiren bir grup, bu anlayış, ki bitiriyor da. Bizde bir de Ayşe Keşir var bunun yanında, hiç ayrılmıyor. Şimdi ben soruyorum; bu 163 verdi etti de, Ayşe Hanım da bir 15-20 milyon işte verip de o bir şey yaptı mı acaba, o da oldu mu? Bu kadar arkadaşlık, dostluk, hukuk varken, bu kadar paralar böyle deli paralar, manyak paralar, sebepsiz zenginleşmeler niye?
Ben AK Partili falan da değilim. Ben Milli Görüş kökenli bir insanım. Mantığım budur ama bir o kadar da ulusal kafadayım. Memlekete, millete, devlete hizmet ediliyor, kim ediyorsa hep beraberiz. Akşam adam şarabını içmeye gidecekmiş, gitsin. Beni ilgilendirmiyor. Sabahleyin memleket için çalışıyor musun sabah gün ışığında? Akşam gün battığı zaman kim ne yaparsa yapsın, bize ne ya! Ama hep çoluk için, çocuk için, menfaat için, ego için çalışanlar AK Parti'yi ve Cumhurbaşkanı'nı bu hale getirdiler. Tek soru şu: Siz, ömründen ömür, candan can veren insanları ne hale getirdiğinizi biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Çünkü bilmek istemiyorsunuz.
Geldiğimiz nokta, soru şu: Ayşe Hanım, sizin de milyonlarınız var mıydı? Siz de bu hanımefendiyle bu kadar yakın olup da fotoğraflarda, organizasyonlarda, yapılarda, kendinize bir dünya kurdunuz mu bilemiyoruz ama yani biz sizi, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çaresizlikten, Devlet Hastanesi'nde imkansızlıktan, yolda çaresizlikten, fındığını satamayan insanın derdiyle bilmek istiyoruz!
Siz zaten hayatınızı garantiye aldınız. Her ay 150-200 bin lira emekli maaşı, her türlü imtiyaz elinizde, hayatınız garantide.”
PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN




