DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Celal Mümtaz Akıncı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, DEVA Partisi Düzce teşkilatları ile Öncü Medya’yı ziyaret etti. Burada Öncü TV’ye özel açıklamalarda bulunan Şahin, son dönemde ülke gündeminde geniş yer edinen “fon soruşturması” ile alakalı çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Fatma Betül Sayan Kaya hakkında konuşan Şahin, “Fatma Betül Sayan’ın tutuklanmış olması bu meselenin çözümü sürecinde asla atılmış somut bir adım olarak görmüyoruz. Sayın Erdoğan, toplumun tepkisini bir an önce biraz olsun dindirmek maksadıyla böyle bir talep söz konusu olmuş olabilir. Ama tabi ki bunu ispatlayamadığınız müddetçe yargıya talimat mı geldi-gitti onu bilemem. Biz şunu gayet iyi biliyoruz ki tutuklama kararı verilmeden önce bir bakın şöyle iktidar çevrelerinin atmış olduğu tweetlere o iktidarın yakın çevresindeki tweetlerden bunun adrese teslim bir işlem olduğu gerçeğini göreceksiniz.” ifadelerini kullandı.
Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Düzce’ye gelen DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Celal Mümtaz Akıncı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, beraberlerindeki DEVA Partisi Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Teşkilat İşleri Başkan Yardımcısı Murat Caymaz ile DEVA Partisi Düzce İl Başkanı Tuğba Özcan’la birlikte Öncü Medya’ya ziyarette bulundu.
Öncü Medya İdari İşleri Müdürü Gülçin İş, Öncü TV Haber Müdürü Zeki Aşıkoğlu, Düzce Manşet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hüsnü Yasin Şentürk ve Öncü Medya çalışanları tarafından karşılanan heyet, medya kuruluşunun çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Ziyarette, Düzce’nin gündemi, kentte yaşanan gelişmeler ve ülke siyasetine ilişkin Öncü Medya İdari İşler Müdürü Gülçin İş’e değerlendirmelerde bulunuldu.
“ÖNCÜ MEDYA, DÜZCE’NİN SINIRLARINI AŞABİLEN BÖLGESEL VE ULUSAL BİR AKTÖR”
Öncü Medya’nın Düzce’nin sınırlarını aşabilen bölgesel ve ulusal bir medya kuruluşu olduğuna dikkat çeken Şahin, “Öncü Medya, Düzce’nin sınırlarını aşabilen bölgesel ve ulusal bir aktör haline gelmiştir. DEVA Partisi’nin düzenlediği bir program vesilesiyle Bolu ve Düzce’de temaslarda bulunduk. Genel Başkan Yardımcımız, Hukuk Politikaları’ndan sorumlu Celal Mümtaz Akıncı Bey’in, İl Başkanımızın ve Teşkilat Başkan Yardımcımız Murat Caymaz’la birlikte bu etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Düzce’ye her geldiğimizde çok sıcak bir atmosferle karşılaşıyoruz. Düzce bana göre bu ülkenin gerçek dokusunu, insan yapısını ve yarınlara bakışını çok net ortaya koyan bir şehir olması sebebiyle dinamik bir yapıdadır. İnsanlarımızda geleceğe yönelik umutlarda biraz kırılma olsa da yarının sahibi Allah, en ufak bir endişesi olmayacak görüyorum.” ifadelerine yer verdi.

“MIZRAK ÇUVALA SIĞMAYACAK ÖLÇÜDE VAHİM BİR TABLO VAR”
Ankara Milletvekili Şahin, kamuoyunda tartışmalara neden olan “fon soruşturması”na ilişkin yaptığı açıklamada, olayın münferit soruşturma olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Sürecin organize bir yapı tarafından yürütüldüğünü öne süren Şahin, fon mağdurlarının uğradığı zararın yanı sıra Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin toplam kaybına dikkat çekerek, sorumluların ve şüpheli isimlerin kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.
Şahin açıklamasına şu şekilde devam etti:
“Bu durumu meclis kürsüsünden ilk hukuki tanımını yapan bir milletvekili olarak şöyleyim ki, hadiseden hemen 3 gün sonra biz Ali Babacan’la beraber çalışıyoruz. Sayın Babacan, ekonomideki güzel günlerin mimarıdır. Olayı sıcağı sıcağına değerlendirmez. Verileri toplar. En son bir analiz yapar. Sorunun kaynağı olan Sermaye Piyasası Kurumu’nda ve İstanbul Menkul Kıymetli Borsası’nda kim varsa görevden el çektirildi. Öyle bir yapı kurulmuş ki İMKB’ye kimin manipülasyon yaptığını çok rahatlıkla o sistemle 15 dakika içinde net bir fotoğraf çekebilirsiniz. Kimseyi zan altında bırakmadan bu eylemin nasıl gerçekleştiği ortaya çıkabiliyor. Acilen kim fon dolandırıcılığı suçunu işlemişse bunları yayınlayın dedik. Maalesef iktidar uzunca bir süredir bunları yayınlamadı. Perakende bir şekilde kamuoyuna servis ediyor. Bu bildiğiniz bir dolandırıcılık hikayesi değil. Tamamen iktidar eliyle organize fon dolandırıcılığı suçudur. Bugün Adalet Bakanı bunun örgütlü bir yapı olduğunu ifade etti. Dün de Fatma Betül Sayan örgüt üyesi ve fon suçunu işlemiş bir şüpheli olarak tutuklandı. Bu mesele geçmişte de Sayın Erdoğan’ın kullandığı bir yöntemdir ki zamana yayarak halka unutturmak istiyor. Ama bu mesele unutulmayacak. Mızrak çuvala sığmayacak ölçüde vahim bir tablo var. Fon mağdurlarının zararı 18 milyar dolar ama bugün geldiğimde İMKB’deki 600 işlem gören şirketin kaybı tam 173 milyar dolardır. Düzce’de bunu fındıkla kıyaslarız. Karadeniz’in Giresun’undan başlayıp Sakarya’dan tüm hatta yetişen fındığın yıllık bu ülkeye katkısı 2 milyar dolardır. 173 milyar doları, 2 milyara böldüğünüzde yaklaşık 85 yıl tüm Karadeniz fındıkları çalışıp ancak bu zararı tolere edebilecek boyuttadır. Burada büyük bir soygun var ve 86 milyonun kaybı var. Yarın bunun faturasını millet olarak ödeyeceğiz. Bu vurgun birkaç kişinin tutuklanmasıyla çözülebilecek bir sorun değil. Listedekiler kamuoyuyla paylaşılmalı.”,

“BU LİSTENİN TAMAMINI AÇIKLAYIN”
Şahin, “fon soruşturması kapsamında” gerçekleşen tutuklamanın tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Bir tutuklama mı gerçekleşti bu zaman içerisinde gösterilecek. Ama biz onlara diyoruz ki gelin ak ellerinizi kara listeyle kirletmeyin. Bu listenin tamamını açıklayın ve tamamını yargıya teslim edin ve 86 milyon olarak biz ve özgür medya olarak siz bu işin takipçisi olun. Ki gerçek biz yüzleşme gerçekleşsin. Aksi takdirde sadece Fatma Betül Sayan’ın tutuklanmış olması bu meselenin çözümü sürecinde asla atılmış somut bir adım olarak görmüyoruz. Sayın Erdoğan, toplumun tepkisini bir an önce biraz olsun dindirmek maksadıyla böyle bir talep söz konusu olmuş olabilir. Ama tabi ki bunu ispatlayamadığınız müddetçe yargıya talimat mı geldi gitti onu bilemem. Biz şunu gayet iyi biliyoruz ki tutuklama kararı verilmeden önce bir bakın şöyle iktidar çevrelerinin atmış olduğu tweetlere o iktidarın yakın çevresindeki tweetlere bunun adrese teslim bir işlem olduğu gerçeğini göreceksiniz.” şeklinde konuştu.

“BU ŞARTLARDA EKONOMİNİN DÜZELMESİ MÜMKÜN DEĞİL”
Şahin, açıklamasında ekonomi yönetimine de eleştirilerde bulunarak, “2027’nin bütçesini parlamentoda görüşüyoruz. Bütçe komisyonunda birkaç bakanlığın bütçeleri de geçti Ama genel kurula henüz inmedi. Bu bütçenin ülkenin ekonomisi noktasında sağlıklı bir veri vermesi söz konusu olamaz. Çünkü üretime yönelik bu bütçenin içerisinde herhangi bir veri yok. Bütün bakanlıkların daha üstünde bir bütçe kaleme ayırmışsınız. Bu da faize. Geçtiğimiz yıl 2 trilyon 742 milyar lira bir bütçe ön görülmüştü. 2 trilyon 800 milyarın üzerinde faize para ödendi. 2027 bütçesindeyse 3 triyon 975 milyar lira faize ödenecek bütçedir. Bu Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinden, Milli Savunma Bakanlığı’nın bütçesinden çok daha fazladır. 13 tane bakanlığın bütçesini toplasanız bir faiz bütçesi etmiyor. Dolayısıyla böyle bir tabloda ekonomide güzel günler vadedecek bir yapıyı görmek mümkün değil. Çünkü Sayın Erdoğan’ın 2018’den bu yana ne vadediyor? Tek haneli enflasyon vadediyor. Faizlerin düşeceğini vadediyor. Ama 2018’den bu yana tek haneli enflasyonu göremediğimiz gibi yüzde 50’lerin üzerinde faizi de gördük. Dolayısıyla bu yorgun iktidarın ekonomiyi de düzeltmesi mümkün değil. Ülkeye umut vadedecek bir bütçe ortaya koyması da mümkün değil. Biz sadece şunu diyoruz ki bugünler iyi günlerimiz. Bu akıldan yoksun ekonomi politikalarıyla bu iktidar faiz öncelikli tercihle yola devam ederse daha kötü günler milletimizin karışılacağı günlerdir diyoruz.” dedi.
“BEN YAKIN BİR TARİHTE SEÇİMLERİN YENİLENMESİNİN OLACAĞI KANAATİNDE DEĞİLİM”
Olası erken seçim tartışmalarına da değinen Şahin, son olarak şunları söyledi:
“Bütçede emeklilerle alakalı bir maaş zammı gündeme geldi. Ayrıca Sayın Erdoğan’ın aday olabilmesi anayasanın 116’ncı maddesinin 3’ncü fıkrasına göre seçimlerin yenilenmesiyle mümkündür. Buna da 360 milletvekilinin karar vermesi gerekiyor. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir erken seçime destek olabileceği yönünde bir beyanı var. Ama bu erken seçim 2028’e sarktıktan artık bir erken seçim olamaz. Bize göre de seçimlerin yapılma tarihi anayasa ve Cumhurbaşkanı’nın seçim kanunu 3’ncü maddesine göre 14 Mart 2028’den önceki bir tarihte olma ihtimali söz konusu değil. Dolayısıyla kanunun emredici hükmü, son seçim, son Cumhurbaşkanlığı seçiminden geriye doğru 60 günde seçim takvimi başlar. O tarihten daha öncesinde bir tarihte seçimlerin yenilenmesi söz konusu olabilir. Ama ara seçim formülü olan, bir yıl kala ara seçim yapılmaz nedeniyle, benim şahsi kanaatim ve DEVA Partisi’nin bakış açısı, 2027’nin Mart’ından sonra gerçekleşebilecek hiçbir seçimde seçimlerin yenilenmesi olarak biz görmeyiz. Çünkü iktidar zorunluluktan kaynaklı bir seçim tarihi koyuyor ve orada bir hakkın kötüye kullanması olabilir. Seçimlerin yenilenmesi kararı kapsamında. Biz önümüzdeki yılın ilkbaharını geçen hiçbir tarihte, seçimlerin yenilenmesi konusunda parlamentoda iktidara destek olmayız. Bunu özellikle ifade ediyorum. Ama yakın vadede Mart’ta bir seçim olacaksa buna hiçbir muhalefet partisinin, ‘Ben seçim istemiyorum’ deme lüksü yoktur. Bir an önce seçimler gerçekleşsin istiyoruz. Bundan sonra takvim tamamen Sayın Erdoğan’ın 360 sayıya ulaşamayacağı ve sandıktan tekrar çıkıp çıkamayacağını kendi gözlemi sonucunda takdir edeceği bir güne bağlıdır. Seçimin kararını verecek olan her ne kadar mecliste 360 milletvekili desek de bu tarihi belirleyecek olan isim Sayın Erdoğan’ın kendi tercihidir. Ben yakın bir tarihte seçimlerin yenilenmesinin olacağı kanaatinde değilim.”





