banner851

banner614

“15 TEMMUZ TOPYEKÜN BİR MİLLETİN DİRENİŞİDİR”

banner619

Saadet Partisi Düzce İl Başkanı Birkan Mertol, 15 Temmuz’un, topyekün bir milletin direnişi olduğunu vurgulayarak, tek bir partinin başarısıymış gibi göstermeye yönelik söylemlerden artık vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Kurban Bayramı öncesi hükümete seslenen Mertol, “İktidara buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; hiçbir şey için geç değildir. Gelin, bayrama sayılı günler kala insanımıza nefes aldıracak haberleri verin, bayramı her anlamda bayram yapacak adımları atın.” dedi.

banner846
Siyaset 15.07.2021, 14:49 15.07.2021, 18:33
292
banner844

Saadet Partisi Düzce İl Başkanı Birkan Mertol, partisinin il binasındaki haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

“İNSANIMIZA NEFES ALDIRACAK HABERLERİ VERİN”

Konuşmasına, İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutlayarak başlayan Mertol, “Gönül isterdi ki milletimiz bayrama müjdeli haberlerle erişsin, emeklilerimiz, memurlarımız, işçilerimiz gönül rahatlığıyla bayram alışverişi yapabilecek imkânlara kavuşsun. Maalesef, bu bayramda da insanımızın yüzünü güldürecek, evlerdeki neşeyi yeniden kazandıracak güzel haberler yine verilmedi. İktidara buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; hiçbir şey için geç değildir. Gelin, bayrama sayılı günler kala insanımıza nefes aldıracak haberleri verin, bayramı her anlamda bayram yapacak adımları atın.” ifadelerini kullandı.

Mertol’un konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Yarın 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin yıl dönümü. Sözlerimin hemen başında bu menfur girişime büyük bir cesaret ve kararlılıkla karşı koyan aziz milletimize şükranlarımızı sunuyor, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Cenab-ı Allah, ülkemize ve milletimize bir daha 15 Temmuz'lar yaşatmasın. Bundan önce defalarca kez söyledik; bugün bu vesileyle bir kez daha ifade ediyoruz. Darbeye teşebbüs eden, cunta hareketinin içinde yer alan, milletine kurşun sıkan kim varsa en ağır şekilde hesap sorulmalı ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Ancak kurunun yanında yaş, suçlunun yanında masumun canı da asla yanmamalıdır. Şu 5 yıllık süreçte çok can yandı bunlar da artık bir an evvel telafi edilmeli; 15 Temmuz ve sonrası sürecin yaraları hızla sarılmalıdır. Ayrıca 15 Temmuz, topyekün bir milletin direnişidir. Tek bir partinin başarısıymış gibi göstermeye yönelik çaba ve söylemlerden de artık vazgeçilmelidir.

OLAĞANÜSTÜ HAL KALICI BİR DÜZENE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

15 Temmuz, yeni bir başlangıç için önemli bir fırsattı fakat bu fırsat ne yazık ki iktidar tarafından güzel ve doğru değerlendirilmedi. Doğası gereği kısa süreli olması gereken olağanüstülük halinin kalıcı bir düzene dönüştürülmesi, demokratik düzeni ve sistemi tahrip edecek, adalete olan güveni sarsacak pek çok söylem, politika ve ilişkinin güçlenmesine yol açtı.  Beka ve güvenlik endişesinin beslediği psikolojiyle toplumun, geçici bir süre için kabullendiği bu siyasi iklimin, iktidar tarafından kalıcı hale getirilme teşebbüsüne insanımız artık razı değildir. 15 Temmuz'dan bugüne on binlerce insan hakkında işlem yapıldı, binlerce insan gözaltına alındı ve tutuklandı, yüzlerce kurum kapatıldı ve yine 150 bin civarında insanın işine son verildi. Ve bu süreçte görüldü ki adaletsizliğin borsaları kurulmuş. Parası olan, bir yerlerden torpil bulanlar paçayı kurtarırken; mağdur ve gariban vatandaşlar haksız yere cezaevine atıldı ve ekmeğinden edildi. 15 Temmuz sonrası yaşanan süreçte mağdur olanların sesi artık arş'ı alâya yükseldi. Bu insanlar daha ne kadar duymazdan ve görmezden gelinecek?

MAĞDURİYETLER GİDERİLMELİDİR

Bu insanlar, bu ülkenin vatandaşları değil mi? Onlarca kişi bu süreçte intihar etti, yine onlarcası cezaevinde hayatını kaybetti. Hiçbir suçu olmayan askeri öğrenciler yıllardır cezaevinde. Hayatını kaybettikten sonra görevine iade edilenler oldu, yıllarca cezaevinde yattıktan sonra pardon denilenler oldu. Ve hâlâ beraat ettiği halde, görevine iade edilmeyen binlerce insan var. Bu nasıl mantık? İnsanın aklı almıyor, vicdanlara sığmıyor. Kaşının üstünde göz var denilerek hakkında işlem yapılan insanlara, bu yetmezmiş gibi bir de OHAL Komisyonu ve kurum kanaati gibi absürt yöntemlerle ben seni işe almıyorum, çünkü canım böyle istiyor deniliyor adeta. Buradan açıkça ifade ediyoruz; artık yeter. Bu duruma bir son verilmeli, herkes suçlu, herkes hain, bir tek biz tertemiziz anlayışı son bulmalı, zayıflara, güçsüzlere, arkası olmayanlara her türlü zulmü reva gören bu düzen değişmelidir. Özgürlüğünden, işinden, ekmeğinden, hayatından edilen insanların mağduriyetleri bir an evvel giderilmelidir.

TÜRKİYE ADADAKİ ASKERİ VARLIĞINI GÜÇLENDİRMELİDİR

Bildiğiniz gibi, Kıbrıs Barış Harekâtı 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilmişti. 1974 yılına gelene kadar Kıbrıs’ta soydaşlarımıza karşı en acımasız katliamlar yapılıyordu. Bir kez daha söylüyoruz; Türkiye’nin, "Kıbrıs sorunu" diye bir sorunu yoktur. Var olan sorunlar, 1974 Barış Harekâtı ile birlikte sona ermiştir. Türkiye, Kıbrıs’tan asker çekmek bir yana tam tersine askeri varlığını daha da güçlendirmelidir. Ada’daki huzur ve barış ortamının devam ettirilmesi, Kıbrıs'taki kardeşlerimizin can güvenliği için bunu yapmak zorundadır. Hükümeti uyarıyoruz. Kıbrıs, bu milletin milli davasıdır. Aziz milletimiz, 20 Temmuz 1974’te 550 şehit vererek bir destan yazmıştır. Kıbrıs konusunda verilecek her taviz, atılacak her geri adım bu şehitlerin kemiklerini sızlatır. Bunun hesabını da vebalini de kimse ödeyemez. Bu düşüncelerle harekatta emeği geçen başta Erbakan Hocamız olmak üzere, dönemin başbakanı Bülent Ecevit'i, kararlı siyasileri ve Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarını rahmet ve minnetle anıyor, şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarını hürmetle yâd ediyoruz.

“BİZİ TARİH SAHNESİNDEN SİLECEKLERİNİ SANDILAR AMA YİNE YANILDILAR”

İşte Saadet Partimiz de bu tarihi olaya atfen 20 Temmuz günü kurulmuştur. Bu yıl 20. yaşını kutlayacaktır. 1971 yılında MNP’yi kapatanlar bizi yok edeceklerini sanmışlardı. Fakat biz, MSP ile daha da büyüdük. MSP’yi kapatanlar üzerimize beton dökeceklerini sanmışlardı. Fakat biz, Refah Partisi ile daha da büyüdük. 28 Şubat sürecinde Refah’ı ve Fazilet’i kapatanlar, bizi tarih sahnesinden sileceklerini sandılar ama yine yanıldılar, bugün yine yanılıyorlar ve böyle zannedenler yine yanılacaklar. Allah'ın izni ve milletimizin desteğiyle Saadet Partisi dönemi, Milli Görüş’ün en büyük zaferlerinin, en büyük başarılarının ve en büyük hizmetlerinin yaşandığı dönem olacaktır.

SAADET GÜNLÜK MENFAATLERİN DEĞİL BÜYÜK HEDEFLERİN ADIDIR

Biz hiçbir zaman rüzgâra göre yön değiştirmedik; ilkelerimizden, ölçülerimizden taviz vermedik. Kınayanların kınamasına aldırmadan doğru bildiklerimizi söylemekten hiç çekinmedik. Hangi şart altında olursa olsun, “Yaşanabilir Türkiye”, "Yeniden Büyük Türkiye" ve Yeni bir Dünya" sevdamızdan asla ama asla vazgeçmedik. Elhamdülillah ilk günkü kararlılığımızla, ilk günkü azim ve heyecanımızla hedeflerimize yürüyoruz. Yürümeye de devam edeceğiz.

Önümüze konan engeller bizi yıldırmak bir yana daha da güçlendirecektir. Bu duygularla milletimizin 20 Temmuz Bayramı'nı kutluyor; kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen fakat bugün aramızda olmayanları rahmetle anıyor; bugüne kadar ortaya koydukları üstün gayret ve fedakarlık nedeniyle tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyoruz.”

Yorumlar (0)