banner851

banner614

CHP’YE TAŞ ATTI: İKTİDAR OLUN DEDİKLERİMİZ OLSAYDI PARTİ KURMAZDIK

banner619

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül Ankara’daki parti genel merkezinde Öncü Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal’ın sorularını yanıtladı. “Kitabın Ortasından” programının konuğu olan Sarıgül, Türkiye Değişim Partisi’nin hedeflerini, ‘Siyasetin yapılış şeklini, dilini ve kurallarını değiştireceğiz.’ şeklinde sıraladı ve “Yapamayacağımız hiçbir şeyin sözünü, asla vermeyeceğiz. Sadece doğruları söyleyeceğiz.” diyerek bu konudaki hassasiyetini ortaya koydu. Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçtiği dönemde kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğratıp parti kurma çalışmalarını rafa kaldırmasına söz geldiğinde ise “’İktidar olun’ dediklerimiz iktidar olsaydı, bugün Türkiye Değişim Partisi’ne gerek olmazdı.” ifadesiyle eski partisini hedef aldı. Ayrıca partilerdeki delegelik sistemini ‘sahtekarlık’ olarak niteleyerek, ‘Bizde böyle bir düzen yok. Türkiye’nin kaderiyle 1300 kişi oynayamaz.” çıkışında bulundu.

banner846
Siyaset 11.04.2021, 18:00 11.04.2021, 18:51
823
banner844

Öncü Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal’ın hazırlayıp sunduğu her hafta cuma akşamı 100.2 Öncü Radyo ortak yayınıyla Öncü TV ekranlarında izleyicisi ile buluşan “Kitabın Ortasından” programına, Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül konuk oldu. Ünsal ve Öncü Medya ekibini Ankara’daki parti genel merkezinde ağırlayan Sarıgül, Türkiye siyaseti ile ilgili birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. Programda, Türkiye Değişim Partisi’nin kuruluşundan, ilkelerine, tarımsal kalkınmadan, turizme kadar birçok konuyu masaya yatırıldı

“İnsanlığa saygı, fakirlikle mücadele için Türkiye Değişim Hareketi’ni kurduk”

Sözlerine, Türkiye Değişim Hareketi’ni neden kurduğunu açıklayarak başlayan Sarıgül, “Türkiye Değişim Hareketi 2005 yılında harekete geçti. Bu hareket uzun yıllar Türkiye’mizde hiçbir siyasi parti farkı gözetmeden bütün yurttaşlarımızın gönlünde sevgi üzerine dünyalar kurdu ve Türkiye Değişim Hareketi’ni 20 Aralık 2020 günü, “Dünya İnsanlığa Saygı ve Fakirlikle Mücadele Günü”nde Ata’mızın huzuruna giderek, saygımızı göstererek partimizi kurduk. Türkiye Değişim Partisi niye kuruldu? Türkiye Değişim Partisini Mustafa Sarıgül ve arkadaşları kurmadı. Türkiye Değişim Parti’mizi binlerce yurttaşımız kurdu, binlerce yurttaşımızın alın teri ve emeği var.” diye konuştu.

“Türkiye’de siyasetin dilini değiştireceğiz”

Türkiye Değişim Partisi’nin demokratik bir parti olduğunu vurgulayan Sarıgül, “Bugün kamuoyu yoklamalarına baktığımız zaman şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Yurttaşlarımızın yüzde 17-21’i diyor ki; “Biz oy verecek parti bulamıyoruz ve kararsızız.” Türkiye’de kararsız seçmen yok, Türkiye’de yüzde 20 yurttaşımız iktidar partisine ‘yoruldunuz’ diyor, ‘heyecanınız bitti’ diyor, ‘20 sene oldu’ diyor. ‘Eski amaç ve ilkelerinizden uzaklaştınız. Yaptıklarınıza teşekkür ederiz ama yeni bir enerjiye ihtiyaç var.’ O enerji olarak, mevcut parlamentodaki ya da parlamento dışındaki muhalefet partilerine baktıkları zaman onlarda da gerekli güveni, gerekli enerjiyi, gerekli heyecanı bulamıyorlar. Yurttaşlarımızın yüzde 20’si diyor ki, evet iktidar yoruldu ama ben devletimi teslim edeceğim, devletimi yöneteceğine inanacağım başka bir parti arıyorum. O nedenle o yüzde 20 oy kararsız değil iktidar ve muhalefete küsen oylar, inşallah o küsen oyların dışındaki birçok yurttaşımızla beraber olacağız ve biz Türkiye Değişim Parti’mizi iktidar yapacağız. Türkiye Değişim Parti’mizin kadroları bilgileriyle, becerileriyle, yetenekleriyle, çalışma azimleriyle, gerek özel sektördeki tecrübeleriyle, gerekse 657 sayılı devlet personel yasasına göre bürokraside görev alan çok kıymetli arkadaşlarımızla biz Allah’ım izin verirse; yurttaşlarımız takdir ederse, cennet vatanımızı yönetecek olan kadrolara sahibiz. Bir kere Türkiye Değişim Partisi, siyasetin yapılış şeklini değiştirecek. Siyasetin dilini değiştirecek ve siyasetin kurallarını değiştirecek. Biz rakiplerimizin de insan olduğunu unutmayacağız. Diğer siyasi partilerin yapmış olduğu bayrağımız, toprağımız, ulusal birliğimiz, inançlara saygılı, laiklik için güzel şeyler varsa Allah razı olsun diyeceğiz; eksik bıraktıkları varsa da çözüm önerileriyle anlatacağız.

“Partimizin hiçbir kurucusundan sinkaflı bir kelime asla duymayacaksınız”

Gerek benim şahsımdan gerekse Türkiye Değişim Partisi’nin hiçbir kurucusundan sinkaflı bir kelime asla duymayacaksınız. Çünkü biz şuna inanıyoruz; Siyasi parti yöneticileri, siyasi parti kadroları, siyasi partilerin genel başkanlarını bütün toplum izler. Evdeki çoluk çocuk bakar, ilkokula giden bakar, ortaokula, üniversiteye giden bakar, esnaflarımız bakar, işçi gençlerimiz bakar. Siyaset adamlarının güzelliklerinden toplumun bir şeyler öğrenmesi lazım, ders çıkarması lazım. O nedenle biz siyasetin dilini değiştireceğiz ve bizden en ufak bir sin-kaflı bir kelime asla duymayacaksınız. Ülkenin problemlerini, çözüm önerilerini, yaz ayları ortasında yapacağımız kurultayımızdan sonra, açıklayacağımız bölge bakanlarımız tek tek Türkiye’nin meselelerini gündeme getirecekler, ama biz bir şeye kararlıyız; Partimizin bu yolcuğuna çıkmadan önce bir cuma sabahı ‘Bismillah’ diyerek, Eyüp Sultan’a gittim ve şu duayı yaptım. (Daha sonra anneciğimin ve bacağımın mezarında da bu duayı yaptım.) Yurttaşlarımıza hiçbir zaman eksik bilgi vermeyeceğiz. Yapamayacağımız hiçbir şeyin sözünü, asla vermeyeceğiz. Sadece doğruları söyleyeceğiz.” dedi.

“Delegelik sistemi, tam bir sahtekarlık, demokrasi aldatmacası”

Türkiye Değişim Partisi’nin ana ilkelerini açıklayan Parti Lideri Mustafa Sarıgül, şöyle konuştu: “Atatürk ilkelerini koruyan, Cumhuriyetimizin değerlerini geliştirip güçlendiren, evrensel hukuk kurallarına uyan, inançlara saygılı, laikliği savunan, üretimi destekleyen, alın terinin emeğin hakkını koruyan, sınır ve bayrak birliği diyen Türkiye Cumhuriyeti’mizin en demokratik kitle partisidir. Niye demokratik diyorum? Her söylediğimizin altını çok rahat bir şekilde doldurabiliyoruz. Türkiye Değişim Parti’mizde görev alan hiçbir arkadaşımız gücünü bulunduğu koltuktan almaz. Günümü önce Allah’ımdan sonra da yurttaşlarımızın takdir duygusundan alır. Türkiye Değişim Parti’mizde görev alan bütün teşkilat başkanlarımız hiçbir tanesi asla ve asla, biz yurttaşlarımıza menfaat ağıyla bağlı değiliz merhamet ağıyla bağlıyız çünkü Türkiye Değişim Partisi’nin ana ilkesi şudur; önce bayrağımız, önce toprağımız, önce devletimiz sonra partimiz gelir. Partimizde görev alan bütün teşkilat bilir ki; önce devletimizin varlığını, devletimizin bölünmez bütünlüğünü, devletimizin onurunu ve gururunu koruruz. Daha sonra partimiz gelir. O nedenle Türkiye Değişim Parti’miz örfüne bağlı, töresine bağlı, geleneklerine bağlı; dil, din, ırk, kültür, mezhep farklı gözetmeyen; bütün yurttaşlarımızı kucaklayacak olan Türkiye’nin en demokratik kitle partisidir. Biz delegelik sistemini partimizde kaldırdık. Delegelik sistemi, tam bir sahtekarlık. Demokrasi aldatmacası! Ankara’dan genel başkanlar kendini seçecek il başkanını seçiyor. O il başkanı da kendini seçecek, ilçe başkanlarını yapıyor. Kâğıt üzerinde delegeler seçiliyor. Bunu ortadan kaldırıyoruz, böyle bir dünya yok. Böyle bir şey yok. Türkiye’nin kaderiyle 1300 kişi oynayamaz. Türkiye son derece büyük bir ülkedir. Demokrasiyle yönetilmeyi en fazla hak eden ama demokrasi nasıl olacak? Önce siz kendi partinizde demokrasiyi sağlayacaksınız ki ülkede demokrasiden bahsedebilesiniz. Siz kendi partinizde demokrasiyi sağlayamazsanız, ülkenizde nasıl demokrasiden bahsedebilirsiniz? Öyle bir şey yok. Türkiye Değişim Partisi diyor ki; genel başkanı partiye kayıtlı üyeler seçecek. İnşallah ilk etapta partinin genel başkanı olarak, önce binler seçecek sonra da inşallah milyonlar seçecek ve tam bir demokrasi bayramı olacak. Kars’ın Kağızman’ından Düzce’sinden, Sakarya’sından, Bolu’sundan, Edirne’sinden, İzmir’inden, Trabzon’undan, Şırnak’tan vatandaş bizim için oy kullanacak genel başkan olalım diye ve herkes genel başkan adayı olabilir. Genel başkan partisini 2 seçim iktidara taşıyamıyorsa da görevi bir başka arkadaşına bırakıyor. O nedenle biz değişimi önce kendi içimizde sağladık.” şeklinde konuştu.

“’İktidar olun’ dediklerimiz iktidar olsaydı, bugün Türkiye Değişim Partisi’ne gerek olmazdı”

Temmuz 2009'da DSP'den istifa ederek, aynı yıl Türkiye Değişim Hareketi'ni başlatan Sarıgül, 2010 yılı ocak ayı başında kuracağını açıkladığı yeni partinin tüzük taslaklarını medyaya açıklamıştı. Ancak 22 Haziran 2010 tarihinde yaptığı basın toplantısında Türkiye Değişim Hareketi'nin partileşmeyeceğini ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığındaki CHP'yi destekleyeceğini duyurmuştu. Ünsal’ın o dönem kendisine umut bağlayanların büyük bir hayal kırıklığına uğradığını anımsatması üzerine Sarıgül, eski partisi CHP’ye yönelik şu eleştirilerde bulundu:

“Türkiye Değişim Hareketi’ne o gün gönül veren binlerce arkadaşıma ben çok teşekkür ediyorum. Onları evet o gece, o hareketi durdurarak büyük bir üzüntüyle karşı karşıya bıraktım. O gün için çok ağlayanlar oldu, çok üzülenler oldu ama ben de sabahlara kadar ağladım. Hele hele bir Ozan’ımız vardı, aslan parçasıydı. Bizi oradan Zonguldak’a alırken sizin oradan geçerken o Kozlu mitingini hiç unutamayacağım. O Kozlu’dan sonra biz tekrar Türkiye Değişim Hareketi olarak doğmuştuk ve ben çok üzülmüştüm, ama hayat bazen olağanüstü şartlar olabiliyor. Bazen ülkeniz için ciddi bir karar verebiliyorsunuz. Biz o dönemde Sayın Baykal’a karşı büyük mücadele verdik, “35 yıl Baykal dedik, ama kal demedik” diye bir çalışma içerisine girdik. Tam biz partileşeceğimiz sürede malum o kaset olayı oldu ve Deniz Bey gitti. Ana muhalefette bir değişim oldu ve büyük bir rüzgâr aldı o zaman. Böyle olunca da herkes bize bir değişim oldu, bir fırsat tanımak lazım dedi ve biz de o değişimin önünü açtık, fırsat tanıdık. Ancak aradan geçen sürede o değişim, Türkiye’de ihtiyacı gideremedi. O dönem görev alan Türkiye Değişim Hareketi’ndeki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Onlar gerçekten büyük emek harcadılar. Şu anda da Türkiye Değişim Partisi olarak, onların başımızın üstünde yeri var. Ne zaman arzu ederlerse, ne zaman gelirlerse partimizin kapıları, Türkiye Değişim Hareketi’ndeki arkadaşlarımıza açıktır. Aslında o gün benim yaptığım, demokrasi adına önemli bir davranıştır. O gün de şunu söyledik biz koltuğun peşinde koşmuyoruz. Türkiye’nin mutluluğu peşinde koşuyoruz. Keşke o gün yolunu açtıklarımız, iktidar olun dediklerimiz iktidar olsaydı, bugün Türkiye Değişim Partisi’ne gerek olmazdı.”

“Biz Türkiye’nin bütün halkını kucaklayan bir partiyiz”

Ünsal’ın “Bu ne kadar elzemdi, cevaptan ikna olmadım. O zamanlar “Çare Sarıgül” diye büyük bir hareket başlatmıştınız. Durdurunca o insanlar kırıldı. Arka planını öğrenmek istiyoruz?” sorusu üzerine Sarıgül, şu cevabı verdi:

“İnanın ki bunun anlatılandan başka bir boyutu yok. Tamamen biz onu ana muhalefette bir değişim olunca, değişimin önünü açmak istedik. O günün gazetelerini hatırlayın, Gandi aşağı, Gandi yukarı, Gandi geliyor… Büyük bir rüzgâr vardı. O gün biz partiyi kursaydık, insanlar diyecekti ki; bize ana muhalefette bir değişim oldu, siz ana muhalefetin önünü niye açmıyorsunuz? Siz o zaman koltuğun peşinde mi koşuyorsunuz? O zaman bize bir sürü ithamda bulunacaklardı, ama biz partiyi kurmadık 10 sene bekledik. Ana muhalefet yeterli oyu (yüzde41-49) alsaydı bizim parti kurmamıza gerek yoktu zaten. Ana muhalefetin yüzde 16-23 arasında. O nedenle, Türkiye’nin yeni bir enerjiye ihtiyacı var. İkincisi biz şu anda karşınızda, düşünce reformu yapan bir siyasi partiyiz. Mesela CHP’liler ‘Biz sol parti değiliz’ diyemez, ya da AK Parti ve diğer partiler ‘Biz sağ parti değiliz’ diyemez. Biz sağ elimizle, sol elimizi birleştiriyoruz. Ben insanım diyen, merhamet diyen, vicdan diyen, adalet diyen, ötekimiz yok diyen herkesle beraberiz. Biz başı açık kardeşimizle de beraberiz, başı kapalı kardeşimizle de beraberiz. Biz örfümüze, töremize, geleneklerimize bağlı inançlarımıza saygı duyan herkesle beraberiz. Biz Ankara’ya büyük bir vatan sofrası kurmaya geliyoruz. Bizim kuracağımız vatan sofrasında bütün yurttaşlarımız olacak. Her renk olacak, her mozaik olacak. Türkiye’nin 7 bölgesinden gelen yurttaşlarımıza kuracağımız vatan sofrasında, biz istiyoruz ki; o vatan sofrasında Ahmet-Mehmet oturmasın, herkes otursun istiyoruz.”

“CHP’den farklı bir partiyiz”

“Biz diğer siyasi partilerle ayrışmak ya da birleşmek için yollarda değiliz. Diğer siyasi partilerin düşüncelerine biz saygı duyarız, ama biz Türkiye Değişim Partisi olarak kendi görüşlerimizi, düşüncelerimizi anlatacağız.” diyen Sarıgül, CHP’den farklı bir parti olduklarını ifade etti.  

Türkiye’deki her kesimi kucaklayarak, oylarına talip olacaklarının altını çizen Sarıgül, şu şekilde devam etti:

“Partimizin kapısından içeri giren hiçbir yurttaşımıza, hiçbir teşkilat başkanımız asla şunu diyemez; “Siz dün hangi partideydiniz? Hangi partiye oy verdiniz?” Biz bunlarla meşgul değiliz. Biz Türkiye’nin siyasal, sosyal, ekonomik, toplumsal; tarımda, eğitimde, sanatta, kültürde, hayvancılıkta, pamukta, fındıkta, çayda, ayçiçeğinde neler yapabileceğimiz konusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Biz Türkiye’de üretimi nasıl arttırabiliriz, yurttaşlarımızın yüzünü nasıl güldürebiliriz ve biz Türkiye’de öylesine bir çalışma yapmalıyız ki; bizim bu saatten sonra 2 tane görevimiz var. Biz şunu beklemiyoruz. Diğer siyasi partiler, hata yapsın da o diğer siyasi partilerin yaptığı hatanın üstüne siyaset kuralım. Hayır, hiçbir siyasi parti hata yapmasın. Ülkemiz gerçekten iyi olsun. Biz gittiğimiz illerde oy almaya değil, sevgi ekmeye ve güven toplamaya gidiyoruz. Çok farklı bir siyasi partiyiz. Biz herkesle barış içinde olmak, her kesimi kucaklamak istiyoruz. Bize oy versin, vermesin bütün yurttaşlarımızın gönlünde sevgi üzerine dünyalar kuracağız. Yapılacak ilk seçimde kimse bize oy verdiği için mutsuz olmayacak. Öyle güzel çalışmalar yapacağız ki, oy vermeyenler bile bizi tercih edecek. Şişli Türkiye’nin ufak bir yönetim modelidir. Biz Şişli’de yüzde 70’e yakın oy aldık. Herkesi kucakladık. Her yurttaşımızla beraber olduk.”

“Türkiye’de iktidarın değişim zamanı geldi”

Türkiye’nin tarımda, turizmde ve üretimde büyümesinin önünü açmak için projelerinin olduğunu anlatan Sarıgül, şu görülere yer verdi:

“Uzun yıllardan beri siyasetin içerisindeyim. Demokrasiye inanan bir arkadaşınızım. Demokrasinin kurul ve kurallarıyla yerleşmesini isteyen bir partiyiz. Bir siyasi parti kurulur ve gider oyunu alır. Aldığı oya göre de görev ve sorumlulukları belirlenir. AK Parti zorla kurulan bir parti değil, mücadele ederek gelmiş bir parti. Biz bütün arkadaşlarımız, her siyasi partiye ismiyle hitap ediyoruz. İsmiyle hitap etmezsek, oy verenlere bir seviyesizlik yapmışız gibi düşünüyoruz, ama biz o kadar güzel çalışma yapacağız ki ve o kadar güzel çalışmalar yapmaya başladık ki, Türkiye Değişim Parti’mizin görüşlerini, düşüncelerini, planlarını, projelerini, kadrolarını AK Parti’ye oy veren yurttaşlarımız görünce büyük bir bölümü, Türkiye Değişim Parti’mizi tercih ediyor. Her partiye olduğu gibi AK Parti’ye gönül veren yurttaşlarımıza da kapımız açıktır. Ayrıca siyasi parti tutmak, futbol takımı tutmak gibi olmamalı. Bir partiye oy verirsiniz, o parti sizin görüşlerinizle iktidar olur ve ülke yönetimine yansıtır. Bir bakarsınız, o siyasi parti yaptıklarından uzaklaşır ve yorulur, heyecanı biter. Yeni bir arayış içerisine girersiniz. Bu çok doğal bir şeydir. Körü körüne, eskiden bir laf vardı; koluma kessen şu partiye oy veririm -  vermem. Bu anlayışı kaldıralım, bu anlayışı kaldırmak lazım. Benim bütün yurttaşlarımdan ricam, özellikle 5 yılda bir demokratik, katılımcı, oy verme hakkını kullanırken çok iyi baksınlar. Bir kravat alırken bile düşünürsünüz. O yüzden 5 yılda bir çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğini, ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz, oy hakkını verirken de çok iyi düşünmek lazım. Oy ülkenin kaderi, geleceği, demokrasinin geleceğidir. Her siyasi partinin görüşü kendini bağlar. Türkiye’de bugün değişimin amacı o, iktidarın değişme zamanı geldi. Türkiye’de bugün siyasi partiler kanunun değişme zamanı geldi. Siyasetin söylem dilinin değişme zamanı geldi. Bugün Türkiye’nin tarımda, sanayi tarımı yapmasının zamanı geldi. Bugün beyaz eşyada Avrupa’da birinci, Dünya’da üçüncüysek otomotivde, tekstilde, mobilyada da aynı noktada olmamız lazım. Bir ülkenin markaları olması lazım. Türkiye’nin marka değini mutlaka yükseltmemiz lazım. Örneğin bugün, Türk Hava Yolları önemli bir marka olmuştur, gerçekten önemli bir marka olmuştur ve gurur vesilesidir. Ama biz isteriz ki bir Pierre Cardin marka olacağına, Abdullah KIĞILI marka olsun.

“Türkiye Değişim Partisi olarak ülkemizi birçok alanda markalaştıracağız”

Bir ülke markalarıyla güç kazanır. Türkiye Değişim Partisi olarak ülkemizi birçok alanda markalaştıracağız. Yurtdışına gidersiniz örneğin Londra’da bir hava limanına Alman, Fransız bir sürü marka var, bizim bir tane dünya markamız yok. Niye bizim markamız olmasın? Nasıl biz, Vestel’de, Beko’da önemli bir markaysak diğer dallarda da markalaşmamız lazım. Arkadaşlarımız gittiler çalışmalar yaptılar, yine heyetler gidecek ve yine çalışacak. Hollanda’nın nüfusu bizim Konya kadar, ama Hollanda’nın ihracatına baktığınız zaman 710 milyar Euro ihracatı var. Sadece tarımdan ihracatı 190 milyar Euro. Bütün Türkiye’mizin ihracatı 160 milyar Euro. Hollanda’nın  4-5 misli büyüklüğünde bir ülkeyiz. Şöyle bir bakıyorum Suudi Arabistan, bizim hacılarımız Kurban kesiyor ve Endonezya’dan kurbanlık alırken Türkiye’den almıyor. En çok giden hacı adayları da bizden biliyor musunuz? O zaman biz ne yapacağız? Bu ilişkilerimizi toparlayacağız, en büyük hayvancılıkta reformu biz yapacağız. Benim Türkiye’m saman ithal eder durumda olmaması lazım. Türkiye tarımda öne çıkması lazım. Hayvancılıkta, turizmde öne çıkması lazım.  Neden sadece Paris’e yılda 60 milyon turist gidiyor da, koca Türkiye’ye yılda 30 milyon turist geliyor? Türkiye öyle bir noktadayız ki, bir ülke düşünün ki, bir ayda 4 mevsim beraber yaşıyorsun. Şu anda burada güneş var, Karadeniz’de yağmur yağıyor, Antalya’da Göçek’te insanlar denize giriyorlar, Sarıkamış’ta da kayak yapıyorlar. Böylesine güzel bir ülke var. Biz yaz ve kış turizmini bir noktaya getirmemiz lazım. Gittim baktım Avusturya’da (Salems) kışın binlerce insanlar kayak yapıyor. Yazın baktım peki ne oluyor diye, 65-75 yaş üzerinde bir sürü insan, o dağlarda gezerek oksijen alıyor. Hem kış turizmi kayaktan yararlanıyorlar, hem yaz turizminde de doğa turizmi yapıyorlar. Bizim Karadeniz yaylalarımıza bakalım, niye biz buralara binlerce turist çekmeyelim? O konaklama tesislerini yaparsak oraları tanıtırsak inanır mısınız, Türkiye’miz 200 milyon turisti de rahatlıkla ağırlayabilir.”

Programın tamamını izlemek için linke tıklayınız.

https://www.youtube.com/watch?v=-w6wEVsZmEM&t=26s

HABER: Savaş ARI

Yorumlar (0)
19°
açık