Düzce TSO’nun öncülüğünde Düzce siyasetçilerinin de katkısıyla 2024 yılı içinde Düzce Gümrük Müdürlüğü kurulacak. Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, ‘Yorumluyorum’ programında bu müdürlüğün Düzce’ye ekonomik katkısı olacağını kaydetti. Ünsal, ayrıca ‘Düzce’ye Gelsene’ projesinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Ünsal, Düzce’nin özelliklerinin daha öne çıkarılması gerektiğini söyleyerek, “Düzce’nin özelliklerini, Düzce’nin yapısının olduğu, küçük Türkiye olduğu fotoğraf; yemesiyle, içmesiyle, kültürüyle, gezmesiyle bir şekilde ortaya konulacak bir organizasyon olmalı.” açıklamalarında bulundu.

Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, 100.2 Radyo Öncü’de yayınlanan ‘Yorumluyorum’ programında Düzce TSO Başkanı Erdoğan Bıyık’ın Düzce’ye bu yıl içinde Gümrük Müdürlüğü’nün kurulacağını söyledi. Bu müdürlüğün Düzce’ye büyük katkı sağlayacağına değinen Ünsal, çalışmaların Düzce için hayırlı olmasını diledi.

“Düzce Gümrük Müdürlüğü şimdiden hayırlı olsun”

Ünsal, “Düzce’ye Gümrük Müdürlüğü kurulması noktasında, siyasetin de desteği ile beraber, önümüzdeki zaman dilimi içinde, yani 2024 yılı içinde kurulacak ve Düzce’ye bunun çok katkıları olacak. Fevkaladenin fevkinde, ekonomik ve içtimai olarak, bize katkılar sağlayacak. İnşallah, bu konuda emeği geçen Sayın Erdoğan Bıyık ve sayın milletvekilleri, biraz daha duyarlı olduğunda mutlaka neticeye gidecek. Düzce Gümrük Müdürlüğü şimdiden hayırlı olsun diyorum.” dedi.

S0 2

“Geleceğiz de Düzce’de ne var?”

Düzce’ye Gelsene projesinin nasıl ortaya çıktığına ve gelişmesinin gerektiğine değinen Ünsal, şöyle konuştu: “Düzce’ye gelsene’ çok tantanalı oldu. Bu ‘Düzce’ye gelsene’, Düzce’deki kamu ve sivil toplum kuruluşlarının ortak aklıyla, ortaya çıkan bir projeydi ve bu tartışmalıydı. Bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Sayın Ercan Öztürk dile getirdi. ‘Düzce’ye gelin! dedi. ‘Düzce’ye Gelsene’yi biraz daha işledi. Özellikle bir Düzceli olarak, Sayın Öztürk’e teşekkür ediyoruz. Şimdi geleceğiz de Düzce’de ne var? Bu ‘Düzce’ye gelsene’ projesinde lokantalar var, mesire alanları var, o var, bu var. Peki, ne yapar bunlar şimdi?”

Tso-13

“TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜ GELENEĞİNİ KAYBETMEK ÜZEREYİZ” “TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜ GELENEĞİNİ KAYBETMEK ÜZEREYİZ”

“Herkes elini taşın altına koymalı”

Düzce’nin kültürünü, milletini ve yemeklerini tanıtma noktasında herkesin bir şeyler yapması gerektiğine vurgu yapan Ünsal, “72 buçuk millet var diyoruz Düzce’de. Mesela Ordulular var. Ordu tarafından göç edenler, bunların ısırganı (bir yerde de cübürgen derler buna bizim halk dilinde). Isırganıyla galdirik pişirildiği veya yapıldığı çok bilinen bir yer var mı Düzce’de? Yok. Bu Abhazya kökenli Abhazlar var. Abhazların haluju, Çerkezlerin Çerkez tavuğu, Erzurumluların Oltu kebabı, Karadenizli Derneği var, onların mıhlaması. Şimdi, bu ‘Düzce’ye Gelsene’nin altı doldurulmalı. 3 tane, 5 tane lokanta, mesire alanı var demekle olmaz. Bu tanıtılmalı, duyurulmalı, ama bunun için herkes elini taşın altına koymalı. Yıllardan beri Yörük malıyla kurban kesenler, şimdi bunun bedelini ödesinler. Neye göre? Şöyle; Düzce’nin gerek mutfak kültürü, gerek kendi kültürü, gerek Konuralp pirinci, son zamanlarda Çilimli’de yetişen siyah pirinç, Düzce bıçağı, evet Alper Tüfekçi ve diğer arkadaşlara teşekkür ediyoruz. Bunu tescillediler. Düzce’nin özelliklerini, Düzce’nin yapısının olduğu, küçük Türkiye olduğu fotoğraf; yemesiyle, içmesiyle, kültürüyle, gezmesiyle bir şekilde ortaya konulacak bir organizasyon olmalı.” ifadelerini kullandı.

D-4Boş bir slogan olarak kalmamalı

Düzce’ye gelen insanların kolayca ulaşabileceği ve Düzce’nin güzelliklerini fark ettiği bir projenin sağlanması gerektiğini dile getiren Ünsal, “Bu ‘Düzce’ye Gelsene’nin altı doldurulmalı. Bu soyut bir söylemden ziyade, 3-4 adres gösteren navigasyon gibi değil de, altı dolu, mantıklı, makul ve aynı zamanda da Düzce’ye geldiği zaman övdüğü ve fark ettiği şeyler olmalı. Mesela, Mutfak Sanatları Merkezi biraz daha aktif hale gelmeli. Çünkü coğrafyamız mükemmel bir coğrafya. Dağıyla, gölüyle, yaylasıyla, deniziyle, doğasıyla muhteşem bir coğrafyada yaşıyoruz. ‘Düzce’ye gelsene’ dediğimizde, Düzce’nin her noktasında, o küçük Türkiye’nin motiflerinin ilmek ilmek dokunduğunu gösterecek bir çalışma lazım. Orduluların ısırganı, Çerkezlerin tavuğu, Abhazların haluju, yani üst üste, alt alta dediğimiz gibi, Erzurumluların kebabı. Tabii, birçok insan gelmiş bu bölgeye, dernekler var. Dernekler ne işe yarıyor? Toplumda, benim arkamda şu kadar insan var, bu kadar topluyuz. Bunların tartışıldığı bir platformda bir çalıştay düzenlenerek ‘Düzce’ye Gelsene’nin altı doldurulmalı. Yoksa boş bir slogan olarak kalacak.” açıklamalarında bulundu.

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN;