Türkiye tarihine "postmodern darbe" olarak geçen ve sonuçları uzun yıllar tartışılan 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının üzerinden 29 yıl geçti.

Önder İmam Hatipliler Derneği Başkanı Cemal Kazak, 29’uncu yıl dönümünde 28 Şubat sürecinin etkilerini yaptığı basın açıklaması ile anlattı.

Cats-152

28 Şubat sürecinin, Kız öğrencilerin baş örtüsü nedeniyle okullara alınmamasını, katsayı sorunu ve ortaokulların kapatılmasını beraberinde getirdiğini hatırlatan Kazak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

ÖĞRENCİLER AKADEMİSYENLERLE BULUŞTU
ÖĞRENCİLER AKADEMİSYENLERLE BULUŞTU
İçeriği Görüntüle

“Millet iradesine müdahale edildiği, demokratik zeminin vesayet anlayışıyla daraltıldığı; eğitim gibi en temel hak ve hürriyetlerin ideolojik gerekçelerle sınırlandırıldığı bir dönemi hatırlıyoruz. Eğitim hakkının çeşitli uygulamalarla engellendiği, gençlerimizin hayallerine set çekildiği, inanç özgürlüğünün tartışma konusu haline getirildiği o süreci hatırlıyoruz. Başörtüsü sebebiyle okul kapılarında bekletilen genç kızlarımızı; üniversite koridorlarında gözyaşı döken öğrencilerimizi hatırlıyoruz. Katsayı uygulamasıyla imam hatipli gençlerin önüne çekilen engelleri; yalnızca okul tercihleri nedeniyle gelecek planları sınırlandırılan bir nesli hatırlıyoruz. Bu, yalnızca siyasi bir müdahale değildi. Bu, toplumumuzun geleceğine, umutlarına ve hayallerine yöneltilmiş sistematik bir engellemeydi.

Vesayetten Bilince

2026 02 A A 30422821-1

28 Şubat, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan tarihsel bir kırılma noktasıdır. “Kamusal alan” söylemi üzerinden sosyal hayatta var olma hakkının sınırlandırılmaya çalışıldığı; gençlerin ya eğitiminden ya da inancının gerektirdiği değerlerinden vazgeçmeye zorlandığı bir dönemdir. Ancak o günler aynı zamanda güçlü bir bilinçlenme sürecini de beraberinde getirmiştir. Eğitim hakkı için verilen hukuki ve toplumsal mücadele; sabırla, dirayetle ve kararlılıkla yürütülmüştür. Dayanışma büyümüş, hak arama bilinci güçlenmiş, toplumsal sorumluluk duygusu derinleşmiştir. O günlerden aldığımız en önemli ders açıktır: Devlet, vatandaşının hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığı ölçüde güçlü bir devlettir.

O Günün Gençleri, Bugünün Kurucuları

28 Şubat’ı yalnızca mağduriyet üzerinden okumuyoruz. O günlerin içinden dirayetle çıkan; inancından, kimliğinden ve hayallerinden vazgeçmeyen gençleri de hatırlıyoruz. Uygulanan psikolojik ve fiziksel baskılar, gençlerimizin azmini kırmamış; aksine daha bilinçli, daha donanımlı ve daha kararlı bir kuşağın doğmasına vesile olmuştur. Bugün imam hatipli gençler; bilimde, teknolojide, akademide, hukukta, sanatta ve kamusal hayatta ülkemizin yarınlarını şekillendiren bir konumdadır. Dün okul kapılarında bekletilen gençler, bugün o kapıları başkaları için aralayacak bir özgüven ve sorumluluk bilinci taşımaktadır. Çünkü gençlik yalnızca bir yaş aralığı değildir. Gençlik; adalet talebidir. Gençlik; azimdir, çalışmaktır ve sorumluluktur. Gençlik; geleceği inşa etme iradesidir.

Hafıza, Geleceğin Teminatıdır

Hafıza, geleceği sağlam temeller üzerine kurmanın en güçlü dayanağıdır.28 Şubat’ı bir rövanş duygusuyla değil; ibretle ve sorumluluk bilinciyle hatırlamaktır. Bugün ayni hataların bir daha yaşanmaması için hatırlıyoruz. Hiç kimsenin eğitim hakkının, inancının ve kimliğinin tartışma konusu edilmediği bir Türkiye idealini güçlendirmek için hatırlıyoruz. Bilgiyle, ahlakla ve özgüvenle donanmış bir gençliğin yürüyüşü; bu ülkenin en büyük teminatıdır. Yarınlar, gençlerimizin omuzlarında yükselecektir. Unutmadık. Unutturmayacağız. Hatırlıyoruz.