Son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle çocukların karıştığı suç oranlarında büyük artışlar yaşanırken, hükümet bunun önüne geçmek için önemli bir kararın altına imzasını attı. 1 Kasım itibari ile hayata geçecek 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımının sınırlandırılması uygulaması ile çocukların suça karışmasının önüne geçilmesi planlanıyor.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Düzce’de de yeni uygulamanın yankıları devam ediyor. Öncü Haber ekibi de yeni uygulama ile ilgili gençler ve ailelere “15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanmasının sınırlandırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu yöneltti.
Kimi vatandaşlar kısıtlamayı çocukları korumak ve kültürel değerleri muhafaza etmek için gerekli görürken, kimileri ise yasağın özgürlükleri sınırlayabileceğini ve tek başına çözüm olmayacağını belirtti. Öne çıkan ortak konulardan biri ise çocukların sosyal medya kullanımında ailelerin denetiminin ve bilinçlendirilmesinin önemi oldu.
İlay Şafak, küçük yaştaki çocukların sosyal medya kullanımının çeşitli riskler taşıdığını belirterek şunları söyledi:
Genellikle küçüklerin sosyal medya kullanması sıkıntılı çünkü insanların nerede, ne yapacağı hiç belli olmuyor. Küçükler de olgun olmadıkları için istemeden farklı düşüncelere yönelebiliyorlar. Bu doğru bir adım değil ve özgürlüklerini kısıtlar, eğitimlerini ve sosyal hayatlarını olumsuz etkiler. Şu an bakıyorum mesela, 14 yaşında bir çocuğun her sosyal medya platformunda bir hesabı var. Okullarda bazılarında bilişim dersleri veriliyor. Bilgisayar üzerinden o derste illa bir yolunu bulup girebilirler veya başka birinin telefonundan girebilirler. Bu yüzden kontrol altına alınmalı. Aslında bu, ebeveynlerin elinde; çocukları onlar yetiştiriyor ve kısıtlamaları gerekiyor.

Adem Kerter ise sosyal medya kısıtlamasını doğru bulduğunu belirterek, kendi özgürlüğünün kısıtlandığını düşünse de bunun kendisini ve yaşıtlarını korumak amacıyla yapıldığını söyledi. Kerter:
Ben hep video, film vesaire izliyorum. Benim özgürlüğüm kısıtlanıyor ama beni ve yaşıtlarımı korumak için yapılıyor. Ama üstüne de gitmem. Girmek için denemem yani. Bence sosyal medya yasağı doğru bir adım. Sosyal medya hiç iyi bir şey değil. Ben kullanıyorum ama kalkması daha iyi olur.

Cansel Battaloğlu da düzenlemeyi olumlu karşıladığını belirterek, çocukların sosyal medyanın olumsuz yönlerinin farkında olmadığını söyledi. Battaloğlu:
Benim ve çevremizde çocuğu olan anneler ve babalar için iyi bir şey. Çocuklarımız heves ediyor ama sosyal medyanın ne kadar kötü olduğunun farkında değiller. Kısıtlamanın gelmesi iyi oldu bence. Küçük çocukların sosyal medya kullanması doğru bir şey değildi. İdeal yaş bence 18 yaş üstü; sadece onlar kullanmalı. Çocuklar kısıtlama gelince farklı yollarla da girerler, eminim ki. Ama sadece sosyal medyaya değil, YouTube'a da yaş sınırı gelmeli. Ailenin ve devletin sorumluluğunda. Devlet yasağı getirecek, aile uygulayacak. Sorumluluk ailede. Kısıtlama geldi, ben direkt her yerden sosyal medyayı bıraktırdım. Ben bu konudan memnunum.

“Yasak tek başına yeterli değil”
Bertan Karadağ, 15 yaşında olduğunu ve kısıtlamadan memnun olmadığını belirtti. Çocukların sosyal medya kullanımı için yaş sınırının daha düşük tutulabileceğini düşündüğünü söyleyen Karadağ şöyle konuştu: Ben 15 yaşındayım, memnun değilim. Kardeşim var, sosyal medya kullanıyor ve sıkıntı oluyor. Çocuklar için yaş sınırı 13'ün altında olsa daha iyi olur. Yasaklanırsa da farklı yollar üzerinden girmeyi denerim. Eğitimimi ve sosyal hayatımı çok da etkilemez. Zaten çıraklıkta okuyorum, hayatımda bir değişiklik olmaz. Ama bu daha çok ebeveynlerin sorunu. Yasak tek başına da yeterli değil.

Yasin Dağ ise genel bir kısıtlama yerine ailelerin çocukları üzerindeki denetiminin daha önemli olduğunu savundu. Dağ şöyle devam etti: Açıkçası bu kısıtlamanın kimi kesimler için faydalı, kimi kesimler için faydasız olduğunu düşünüyorum. Genel bir kısıtlamadan ziyade ailenin önemli olduğunu düşünüyorum. Aile kendi çocuğunu kısıtladığı zaman bunun kişiler için daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Genel bir kısıtlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum şahsen. Yasak zaten tek başına yeterli değil. Yeterli olmamasının yanı sıra çok keskin bir yasak. İnsanların alışkın olmadığı bir yasak, özellikle de yeni çağda, sosyal medyanın yaygın olduğu bir çağda. Bu yüzden doğru bulmuyorum. Bence bu şekilde çocukları koruyamazlar. İş ailede biter. Ne kadar yasak gelirse gelsin, ne kadar önlem alınırsa alınsın, iş ailede bitiyor. Fakat girmek isteyen her türlü bir yolunu bulur. Çocuklar, internette vakit geçirmedikleri zaman dışarıda arkadaşlarıyla vakit geçirerek sosyal yaşama biraz daha katkıda bulunabilirler.

Efe Kansu da 15 yaş altına belirli kısıtlamalar getirilmesini anlayışla karşıladığını ancak tamamen yasaklamanın çözüm olmayacağını düşündüğünü belirtti. Kansu şöyle konuştu:
Bence de sosyal medyada 15 yaş altına belli kısıtlamalar getirilmeli ama tamamen bir şeyleri engelemenin hiçbir şey için çözüm olduğunu düşünmüyorum. Bu tam olarak ne şekilde bazı şeyleri düzeltecek çok merak ediyorum ve bununla neyi çözümlemek istediklerini amaçladıklarını çok anlamış değilim. Çünkü aile yapısını korumak için yapıyoruz diyorlar ve bunu bu şekilde yapabileceklerini zannetmiyorum. Şu an sosyal medya yasağı haricinde çözülmesi gereken bir sürü sorun var. Mesela ailesinde kendi annesiyle, babasıyla sorunlar yaşayan çok fazla çocuklar var. Zorla çalıştırılan çocuklar var. Bir sürü başka şey yapılabilecekken tamamen bir şeylere kısıtlama getiriyoruz anlamıyorum. Çocukları korumak için doğru bir adım olduğunu düşünmüyorum. Dediğim gibi iş yerlerini kontrol etseler, aileleri kontrol etseler, aileleri bilinçlendirseler ve farklı uygulamalar getirseler okullara ailelere çok daha iyi bir çözüm olacağını düşünüyorum.
Sonuçta bu telefon ve internet yani. Bunu sadece sosyal medya platformlarını kısıtlayarak engelleyemezler. Telefondan bir açık bulmak çok kolay bir şey.
Sosyal yaşamları çok kısıtlanmış olur. Şu an o yaştaki çocuklar bütün sosyal yaşamlarını sosyal medyadan yürütüyorlar. Bu onları kısıtlar ve kaybolmuş durumdalar yani. Ne yapmak istediklerini, ne yaptıklarını bilmiyorlar ve tamamen oraya bağlanmış oldukları için orayı da kaybettikleri zaman ne olacağını bilmiyorum. Yasak tek başına yeterli değil.
Ailenin ve devletin sorumluluğu. İkisinin de kolaboratif şekilde çalışması gerektiğini düşünüyorum. Devletin aileleri bilinçlendirmesi, daha farklı kısıtlamalar getirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Tamamen bir şeyleri iptal etmektense, bazı filtreler olmasının yeterli olduğunu düşünüyorum. Ailelerin de bu konuda daha fazla bilinçli olması gerekiyor. Ebeveyn yönetimi tabi ki çok önemli sosyal medya kullanımında.

“18 yaş sınırı olmalı”
Saliha İlkar, sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasının çocukları korumak ve kültürel değerleri muhafaza etmek açısından önemli olduğunu ifade etti. Sosyal medya için 18 yaş sınırı getirilmesi gerektiğini savunan İlkar: İyi bir toplum için kapansın diyorum. Çocukları korumak için bir adım. Diğer kültürlerle harmanlanıyor yani kendi kültürünü unutuyor. Sosyal medya kullanımı için bir kere reşit olması lazım. 18 yaşını geçmesi lazım. O bile erken ama hiç olmazsa reşit olması daha iyi.
Çocukların özgürlüğünü asla kısıtlamaz. İyi bir toplum için gerekiyor. Kendi kültürümüzü kaybetmememiz için gerekiyor yani. Diğer kültürlerle harmanlandık yani. Kendi aslımızı unuttuk. İnsanlıktan çıktık diyelim.
Sosyal yaşamlarını etkilemez. Eğitimleri için gerekli şeyler her yerde var. İlla sosyal medyanın açık olması gerekmez ki. Eskiden biz de okuduk mesela. Sosyal medya bir şey yoktu. Ansiklopedilerden, öğretmenlerden, bunlardan faydalanıyorduk. Şimdiki gençlerin daha çok imkanı var. İlla sosyal medya olması gerekmiyor.
Önce ebeveynler bilinçlendirilmeli, ondan sonra çocuklar. Hep birlikte. Tek devletin yapacağı şey değil ki. Ebeveynlere düşüyor, öğretmenlere düşüyor, büyüklere düşüyor. Hep birlikte inşallah.

HABER - KAMERA: NACİ KARTAL
RÖPORTAJ: MELİKE KUNDAKCIOĞLU




