Son zamanlarda artan ve çocukları esir alıp gelişimlerini olumsuz etkileyen ekran anne babaların en büyük sorunu haline geldi. Teknolojinin her geçen gün geliştiği günümüzde   iç içe olan çocuklar,her alanlarında ekrana bağlı bir hale geldi. Çocukların çoğu olumsuz ve uygunsuz oyun, video ve görsellerle küçük yaşta tanışması çocukları ve ülkenin geleceğini tehlikeye atıyor.  ekran bağımlılığı anne babalar için de büyük tehtit oluştururken,  Öncü Haber ekibi  hem aileleri bilgilendirmek hemde oluşabilecek olumsuzluklara karşı alınması gereken önlemleri İl Sağlık Müdürlüğün Halk Sağlığı başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli Psikolog Zeynep Alçelik Uran ile görüştü.

“ÖĞRENCİLERİMİZİN FİKİRLERİ BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ” “ÖĞRENCİLERİMİZİN FİKİRLERİ BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

Çocuklardaki ekran bağımlılığı ile ilgili tehlikeye dikkat çeken Uran, şöyle konuştu;
''Bir insanın, bir yetişkinin çok temel şeylere ihtiyacı vardır. Bu gününü verimini geçirmek ,bakım almak, ilgi almak, sevgi almak olabilir. Bunları romantik ilişkilerde de yetişkinler arzu eder. iş ilişkilerinde akran ilişkilerinde de arzu eder. Çocukların aslında bu noktada ekstra ihtiyaçları yok, çocuklar da bunları istiyor. Birileriyle ilişki içerisinde olmak, birilerinin onu görmesi ve onaylaması, eğlence ihtiyacının doyurulması, bir bakıma çocuk neden teknoloji kullanıyor sorusunu  açıklayan şeyler de bu. Yani çocuk teknolojideyken çok temel bazı ihtiyaçlarını karşılıyor. Çevrimiçi arkadaşlıklar bunların en temel unsurlarından biri, orada heyecan arayışını ve harekete olan ihtiyacını bile doğrudan karşılayamasa bile çok ciddi bir cezbedici hareketler var.''
''Eğer çok fazla teknolojiyle vakit geçiriyorsa''
Aileler çocukları eğer çok fazla teknolojiyle vakit geçiriyorsa, bir  nedenden başlayarak cevap aramaları çok mümkün olabilir. Orada karşıladıkları ihtiyacına, alternatifler sunarak  davranışı kontrol altına alabiliriz. Oynayan bir çocuğu,’ hadi kalk artık çok fazla oynadın’ diyerek boşluğa yönlendirmek ya da ‘çok fazla çizgi film izledin’ diyerek televizyonu kapatmak. Sadece o çocukta çok fazla öfkeye sebep olabilir. Onun yerine çocuğa konulacak sınır ve çocuğa sunulacak alternatifleri olabildiğince zenginleştirmek gerekir.
''Teknolojiyle kuracağı bağa ve  ilişkiye sınır koymasını sağlayabilir.'' 
Çok temel, hayatımıza dengeyi sağlamak için ihtiyaçlarımız var. Bunlardan biri fiziksel ihtiyaçlar. Harekete, eğlenmeye ihtiyacımız var. Çocukları bu alanda ek aktivitelere sokmak; Bu bir spor olabilir ki artık kamusal anlamda da ücretsiz gençlerin ve çocukların destek alabileceği kamu kuruluşları var. Bununla birlikte ilişkiye ihtiyacımız var, bu akran ilişkileri olduğu gibi aileyle olan ilişkiler de olabilir. Yapılan araştırmalar, her zaman koruyucu aile ilişkilerinin her türlü riskleri azalttığını gösteriyor. Bu ilişkileri nitelikli hale getirmek, en azından öğünleri birlikte yemek ya da gün içerisinde bir kere çay içmek bile çocuklarla birlikte azalttığını biliyoruz artık. Bununla birlikte çocukların üretmeye ihtiyacı var. Bizim çocukların üretimi başarılı olabilecek alanlarını, alanları yönlendirmemiz çok kıymetli. Bunlar yine kurslar olabilir, el sanatları olabilir ya da okulda yine kendini başarılı hissedebileceği alanlara, çocuğun ilgi alanlarına yönlendirmek olabilir. Hayatta değerli aile tarafından ve toplum tarafından kabul edildiğini hissetmeye hepimizin ihtiyacı var. Çocukların da buna ihtiyacı var, Buraya yönlendirmek de olabilir. Yani amacımız hiçbir zaman ,oyun oynama, sosyal hayatın  içinde ol demek olmamalı. Çünkü sosyal  hayatın içinde şu an okulda bile çocuklar oynadıkları oyunlar ve ilerledikleri etaplar üzerinden sosyalleşiyorlar. Bunu çok daha dengeli bir şekilde sürdürmeye başladığınızda çocuk bağımlılık ya da zararlı kullanıma kaymayacaktır. Burada yine hem aile olarak hem de toplum kamu kurumları olarak çok fazla iş değişiyor. Ben değişmem çocuk değişsin  demek ise herhalde çok olmayacak bir dua. Çünkü çocuklar çok uyumludur, içinde bulundukları aile ve topluma uyarlar.  Eğer çocukta bir problem üzerinde çalışıyorsak her zaman aile esas ve temel alınır. Bu nedenle öncelik aileden başlayarak, toplum olarak değişmeli ve çocuktan bir değişim beklemeliyiz.
''Aile öfkeyi karşılayacak ve kabul edecek  ardından çocuğun uyumlanmasını bekleyeceğiz''
Burada davranış şiddeti çok önemli. Eğer burada çok fazla reaksiyon veriliyorsa fazla saldırgan davranan bir çocuk varsa ,böyle çocuklarla ilgili elbette bir uzman desteği çok kıymetli olabiliyor. Uzmanlar da hiçbir zaman sadece çocuğu essas almazlar aileyle  çalışırlar ve aile sistemindeki ihtiyaçları görmeye çalışırlar. Elbette biz de keyifli şeyler yapmak isteriz ve o keyfi durduran şeye karşı öfkeleniriz. Parça öfkeden de aslında bir problem çıkmaz, önemli olan o öfkeyi ailenin kabul etmesidir. Burada çocuğun öfkelenmesinde bir problem yok. Aile öfkeyi karşılayacak ve kabul edecek  ardından çocuğun uyumlanmasını bekleyeceğiz. Bu bir kerede, iki kerede de olan bir şey değil. Çocuklar ve biz de böyle alışkanlık kazanmak karmaşık bir süreçtir. Bunu kabul ederek ailelerin yola çıkması gerekir, çocuklarda davranış değişikliği de böyle olur.
''Çocuğumuzun bize öğrettiği şeyleri almak bizi de kişilik olarak çok geliştirecektir''
Çocuklar bizimle birlikte çok kalmayacaklar, yani baktığınızda çocukluk dediğimiz şey ilk on on bir yıl, ondan sonra o yıllarda ne verdiysek çocuk nasıl bir ilişki kurduysak hayat boyu gidecek. Elbette aileler bu çağda çok fazla baskı altında, pandemide hiç olmadığı kadar çocuklarıyla, hiçbir neslin  vakit geçiremediği kadar Aileler vakit geçirdi, bu da bir avantaj olarak değerlendirilebilir, Dezavantajları da olabilir. Şunu bilmeliyiz ki görevimiz var, ebeveyn olmayı biz tercih ettik. Bir görevimiz var ve o görev sondu, ondan sonra yetişkin ilişki kuruyoruz çocuklarımızla  ve süreci olabildiğince çok etkin geçirmek hem kendinizin hem de çocuğunuz adına çok iyi bir ilişki anlamına geliyor. Doyumlu bir ilişki anlamına geliyor. Çocuğumuzun bize öğrettiği şeyleri almak bizi de kişilik olarak çok geliştirecektir. Karşılıklı kazanımlar Onun dışında elbette krizler çıkacak, elbette beğenmediğiniz onaylamadığımız, yollara girecek, deneyimleyecek , bu bizim çocukluk tarihimizde de var zaten. Bireysel olarak hepimizin çocukluğunda hatalar ve  gençliğinde hatalar var. Bunları kabul ederek davranmak ,biz de Öfkeli, davranabiliyoruz çocuklara karşı, öfkenin şiddetini azaltacağına inanıyorum. Hiç kimse mükemmel değil, ebeveyn olarak da mükemmel değil. Kendimizden de çok fazla mükemmeliyetçi ebeveynlik beklemek, bazen çocuğa da çok fazla kızgınlıkla yaklaşmamıza sebep oluyor. Anne baba olarak bizler de kusurluyuz çocuğunda bazı kusurları olacaktır. Önemli olan bunları fırsata çevirip aşmak olmalı diye düşünüyorum. 
Haber: Livanur Ünsal
Kameraman: Zeki Aşıkoğlu