banner851

banner614

“SAYIN CUMHURBAŞKANIM; DÜZCE SENİN DERDİNLE DERTLENMİYOR”

Öncü Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, çarpıcı yorum ve tespitlerini aktardığı Yorumluyorum programının son bölümünde, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in Sağlık Bakanlığı’ndaki girişimleri sonucunda Düzce Üniversitesi Hastanesi’ne çocuk acil doktoru atanmasını değerlendirdi. Üniversite Hastanelerinin ayrı bir statüsü olduğunu kaydeden Ünsal, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin saat 5’ten sonra hasta kabul etmediğine dikkat çekerek, “Türkiye’de bir ilk, Sağlık Bakanlığı, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine uzman çocuk doktoru atadı” dedi. Bundan 20 yıl önce Türkiye’de hastaların sınıflandırıldığını belirten Ünsal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm sağlık hizmetlerini halka açtığını vurguladı. Ünsal ayrıca, Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde göz ameliyatı olan bir hastanın gözünü kaybettiğini açıkladı.

Yerel Haber 26.12.2021, 09:30
2985
“SAYIN CUMHURBAŞKANIM; DÜZCE SENİN DERDİNLE DERTLENMİYOR”

Öncü Medya Haber Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal’ın hazırlayıp sunduğu, Öncü TV ve 100.2 Radyo Öncü Ortak yayınıyla geniş kitlelere ulaşan “Yorumluyorum” programı, farklı konu ve yorumları ile bazı gerçekleri gün yüzüne çıkartıyor.

“Sayın Cumhurbaşkanım; Düzce senin derdinle dertlenmiyor”

“Yorumluyorum” programının son bölümünde, son günlerde tepkilerin odağında olan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ni masaya yatıran Ünsal, AK Parti dönemindeki sağlık yatırımları ve sağlık kalitesinden bahsederek, “Sayın Cumhurbaşkanım; Düzce senin derdinle dertlenmiyor” dedi.

“Üniversite Hastanesi Çocuk Acili saat 5’ten sonra hasta kabul etmiyor”

AK Parti Genel merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in Sağlık Bakanlığı’ndaki girişimleri sayesinde Üniversite Hastanesi’ne uzman çocuk doktoru atanmasından dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Ünsal,  “Hafta içi AK Parti Düzce Milletvekili ve AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Sayın Ayşe Keşir hanımefendinin basına yaptığı açıklamayla bir nebze olsun mutlu olduk. Nasıl bir mutluluktu bu; Düzce’ye doktor atamaları ile ilgili bir açıklamaydı ve bu açıklamanın içinde enteresan bir şey vardı. Belki Türkiye’de bir örneği olmayan bir atama daha yapıldı. Biliyorsunuz Sağlık Bakanlığının statüsü ayrı, yükseköğretim kurumunun statüsü ayrı, Düzce Üniversitesi’nin statüsü ayrı. Ancak aylardır, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bölümünde saat 17.00’dan den sonra hasta bakılmıyor. Neden? Çünkü uzman yok.  Aylardır bu durum devam ediyor. Göz bebeğimiz üniversitemizin hastanesinde saat 18.00’dan sonra hastalanan çocuklarınızı getirmeyin. Peki, ne yaptılar? Bakanlıkla ilgili birimlerle konuştular. Türkiye’de bir ilk, Sağlık Bakanlığı, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine uzman çocuk profesörü atadı. İşte gelinen nokta bu. Bu nasıl izah edildi, nasıl yapıldı bilemiyoruz” diye konuştu.  

“Gözünden ameliyat olan bir hasta, gözünü kaybetti”

Düzce Üniversitesi Hastanesi’nde gözünden operasyon geçiren bir hastanın gözünü kaybettiğini duyuran Ünsal, “Şimdi üniversite hastanesi demiş ki; geçtiğimiz günlerde üniversite hastanesinde göz polikliniğinde bir ameliyat yapılıyor. Bu hastanın gözünde katarakt dediğimiz bir rahatsızlığı var, bunun ameliyatı yapılacak. Ve burada Profesör Murat Bey ameliyatı yapacağını,  gayet sağlıklı olacağını, çok büyük risk olmayacağını, ancak risk olursa da hastanın bağışıklık sisteminde ki gelişen birtakım problemlerden dolayı, yaşından dolayı olacağını hasta yakınlarına söylediğinde, hasta yakınları ‘biz bu ameliyatı yapalım’ diyor ve ameliyat yapılıyor. Retina denen bölgede bir kanama oluyor. Bu da asistanın ameliyattan önce vurduğu iğne ile ilgili olarak, göz kanama yapıyor. Şimdi, ondan sonra diyorlar ki, ‘sen git, bir hafta sonra gel.’ Hasta gidiyor yedi gün bir hafta göremiyor. Geldiğinde diyorlar ki; ‘bunun tedavisi burada mümkün değil’ deyip Ankara’da bir hastaneye gönderiyorlar. Yirmi gün oksijen tedavisi ve buna benzer bir tedavi uygulanıyor ve göz görmüyor. Hasta yakınları ile kurduğum irtibatta, bu işin dallanmasını, budaklanmasını ve mahkemeyle uğraşacak hallerinin olmamasını söylemekle beraber ve şuanda görmeyen bir göz ve bunun tedavisi için harcanan vakit ve harcanan nakit… Yazık günah değil mi ya” şeklinde konuştu.

“Yapanın Suçu yok da, konuşanın mı suçu var?”

“Yapanın suçu yok da, konuşanın mı suçu var?” diye soran Ünsal, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Şimdi ben yine söylüyorum; benim ismimin önünde akademik bir kimliğim yok, hiçbir vasfımda yok, bunların yanında, ama ben bu cahil aklımla ora da yapılan işlemleri, yapılan yanlışları, yapılan eksikleri anlatmaktan utanırken, bunlar dinlerken utanmadı. Bunu Sayın Rektöre söylediğimiz zaman, “Doktorların moralini bozuyorsun, insicamını bozuyorsun, bu tür yayınlarla Tıp Fakültesi Hastanesi toplumda olmadığı, hak etmediği yere gidiyor” diyor. Ben mi getiriyorum; şimdi orda bu ve buna benzer işleri eksikleri yapanların suçu yok da, konuşanların mı suçu var? Onlar burayı itibarsızlaştırmıyor, diğer meslektaşların burada özveriyle çalışan doktorların veya diğer tıp insanlarının insicamını onlar bozmuyor da, biz mi bozuyoruz arkadaş.”

“20 Sene önce insanlar sağlıkta sınıflandırılıyordu”

20 sene önce vatandaşların durumlarına göre sağlık hizmetlerinden yaralanabilmeleri için sınıflandırıldığını hatırlatan Ünsal, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Hepsinden önemlisi de şu; gençlerde bunu iyi dinlesin; 20 yıl önce bu memlekette sağlık alanında bir sınıflandırma vardı. Bir köylünün üniversite hastanesinde işi yoktu. Memur emeklileri ve memurlar gelip burada tedavi oluyordu, bunlar birinci sınıf vatandaşlardı. İkinci sınıf vatandaşlar bağ-kurlu olanlar veya parası olanlardı. Üçüncü sınıf olan insanlarda, SSK hastanelerinde tedavi olabiliyordu. Ne zaman ki bu ülkenin, şuan ki Cumhurbaşkanı Gerede’de bir kaza yaptıktan sonra, hastaneye geldiğinde soruyorlar sosyal güvencesi var mı, sağlık güvencesi var mı? Kendisi bizzat ordaydı, o yüzden iktidara gelir gelmez bu sistemi milletine açtı. Devlet hastanelerini, üniversite hastanelerini, millete açtı, özel hastaneleri millete açtı. Çiftçide olsan, iş adamı da olsan, ne olursan ol aynı işlemi görüyorsun. Bir kere hastane acilinde saat 5’ten sonra hasta kabul etmiyoruz demek suç ve insanlar senin profesöre kimliğine güvenip de inanıp da, hastaneye tedavi olmaya geliyor. Asistanın vurduğu bir iğneden dolayı bir insanın gözü kör oluyor arkadaş. Bunu ben söylemiyorum, tedavi yapılan yerde ki doktorlar söylüyor. Bunu nasıl göremezler, bu ameliyattan hemen sonra görülebilecek bir şey, nasıl göremezler diyorlar? Görmek başka, bakmak başka, dert başka.”

“Çalışanlar, Dekan İdris Şahin’den memnun değiller”

Üniversite Hastanesinin üst kadrosundan, alt çalışanlarına kadar Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdris Şahin’den memnun olmadığını söyleyen Ünsal, “Cumhurbaşkanı’nın benim insanımın her anlamda, her yerde alması gereken tedavi, insani boyutta yaşama hakkındaki saygıdeğer yerinin hayat bulması noktasındaki duruşunu, oradaki doktor göstermezse, devlet ne yapsın, kurumlar ne yapsın? Ve işin enteresan tarafını söyleyeyim; ikili ilişkilerde, ikili konuşmalarda, bu işten hiç kimse memnun değil. Başhekiminden, başhekim yardımcısına kadar kimse, orada ki İdris Şahin diye bir tane dekan var, ondan memnun değiller. Bu insanlar memnun değil. Hastaneyi, Fakülteyi idare eden İdris Şahin’in şeklinden şemailinden, uyguladığı sistemden, yaklaşımından memnun değiller. Ama bunu sadece ikili ilişkilerde söylüyorlar. Üniversite yönetimine ya da ilgili birimlere iletemiyorlar, tamamen bu açıklanmıyor. Tıbbı biz bilmiyoruz, söz konusu da değil, haddimiz de değil. Ama bu iş bizim ağzımıza düştüyse, burada ki hadsizlik bizde değil, orda ki tedavi noktasında ki uzmanların, doktorların, profesörlerin haddi. Onlar o zaman haddini bilmiyor. Gelen gidiyor, gelen gidiyor, kaliteli bir doktor tutulamıyor. Niye? Sebep ne? Bu konunun irdelenmesi lazım. Bu insanları kobay olarak kullanan ve insanların yaşama hakkının realitesine aykırı davranan insan, zaten burada durmasın, gitsin. Ve burada balık baştan kokar hesabı ile beraber, burada ki Dekan’ın, burada ki Başhekimin mutlaka ve mutlak gözden geçirilmesi lazım. Öyle görünüyor. Sen ne kadar biliyorsun ki;   siz biliyorsanız siz yapın. İnsanlara çözüm üretin” ifadelerini kullandı.

“Her şeyin bir usulü, bir adabı var”

Sözü, İhsaniye Köyü’nde yaşanan yol mağduriyetini Öncü Haber’in gündeme taşımasının ardından İYİ Parti İl Başkanı Yunus Özay Er’in ile İSKİ sözcüsü İYİ Partili Ender Çakar’ın, sorunu çözmek yerine halkın sesi olan Öncü Haber’e sataşmasına getiren Ünsal,  “Had bilmişlik konusu derken bir konu daha var onu da söyleyeyim; İYİ Parti’nin İl Başkanı ve İSKİ’nin Düzce sorumlusu, Belediye Meclis Üyesi Ender Çakar. Bir habere gidiyor arkadaşlarımız, haberde röportaj yapıldıktan sonra ve öncesinde ya da sonrasında bir takım bilgiler veriliyor, birtakım söylemler yapılıyor orada ki vatandaşlar tarafından. Bu haber çıktıktan sonra, yok Öncü yalan konuştu, yok eksiltti, arttırdı. Arkadaş, o insanlar hep kameranın önünde olduğu gibi değil ki. Ama insanları orda ‘Tamam kardeşim Öncü sizin yolunuzu yaptırsın bakalım, nasıl yaptıracak, işte biz şu kadar yaptık, şu kadar hizmet ettik, senin kümesine nasıl gelecek, senin çiftliğine nasıl gidecek yol.’ Deyip de burada mağdur olan insanları, yorum da, sosyal medyada şununla bununla itham ediyorsunuz. Ya arkadaş, her şeyin bir usulü var, adabı var. Ama biz orada ki insanların yaşadığı mağduriyetin, daha fazla artmaması adına sineye çekiyoruz bazı şeyleri. Yoksa her şeyi her şekilde konuşursak olmaz. Bazen de şöyle bir şey var; insanlar bir haber için çağırıyorlar veya konuşuyorlar. Anlatıyor anlatıyor… Dur. Bir dakika. Sen bunları yazamazsın. Kamerayı uzatıyoruz buraya konuş diyoruz. Ama oraya konuşmuyor. Sen bunu anlatmazsan ve ben yazarsam nasıl izah edeceğim bunu. Benim bunu anlatmaya haddim, cürettim, bilgim, donanımım yok ki” açıklamalarında bulundu.

“Düzce Belediyesi ahde vefa örneği gösteremedi”

Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden merhum Düzce eski Belediye Başkanı Süleyman Kuyumcu’nun eşi Jale Kuyumcu’nun cenaze töreninde Düzce Belediyesi’nin ahde vefa göstermediğini vurgulayan Ünsal, son olarak şunlara değindi:

“Bir konu daha var. Jale Kuyumcu. Düzce belediyesi eski başkanı Süleyman Kuyumcunun eşi. Geçtiğimiz hafta vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ama memlekete yirmi yıl hizmet etmiş bir belediye başkanının eşinin cenazesinde, belediyenin annesi gibi bilinen Jale Hanımın cenazesinde belediyeden dört tane zabıtayı oraya göndererek bu vefa örneğini, bu samimiyet örneğini, ahde vefa örneğini gösterilmedi. Yazık.”

HABER: Savaş ARI

Yorumlar (7)
çalışan 1 ay önce
Hastaneyi kimin adına hedefe koyuyorsunuz. Tetikçisiniz. Bilginiz olmadığı halde fikriniz var. Çalışanlar olarak Rektörümüzden de İdris Şahin hocamızdan da memnunuz.
noname 1 ay önce
Çok doğru bir konuya değinmişsiniz Düzcede ciddi hastane problemi var özel hastane aciline bile gitsek yarın gelip poliklinikte tahlil yaptırın diyor bir sürü para alıyor. Devlet bu işi yapmayacaksa biz neden sgk ödüyoruz nerede düzcenin yöneticileri onların çocuklar hasta olunca nasılsa herkes el pençe
Çoğu doğru 1 ay önce
Her ameliyat komplikasyon içerir.Vücuda bir ilaç iğne bir iey girdiği anda hayati risk her zaman var demektir.Göz haberi provokasyon belliki.Kalan rezaletler doğrudur
Ev hanımı 1 ay önce
Yorumlarken hep ben tıptan anlamam demişsin pekala anlamadığın işin doğru mu yanlış mı yapıldığına nasıl karar veriyorsun? Düzce’nin doktorunu rahat bırakın Murat hocamız Düzce’de sayılı doktorlardandır. Hukukta tıpta profesyonel insanların işidir. Varsa hata açın dava işi bilen kişiler uğraşsın. Böyle ben anlamam tıptan ama hata var diyince komik oluyor
Aki 1 ay önce
Valla bu araştırma hastanesiyle ne alıp veremediğin var anlamadık? Sıkıntılara gelince devlet hastanesinin de eksiği yok ordan
düzceli 1 ay önce
ne yaparsa akp yapar körde yapar topalda müracaat akp
Ağzına sağlık 1 ay önce
Idris sevilmiyor. Ayrıca hastanede ciddi yönetimsel sprunlar. Cumhurbaşkanına haberi gönderin. O gerekeni yapar.
-3
hafif kar yağışlı