Düzcespor'a şehir sahip çıktı, destek verildi, imkânlar oluşturuldu. Şimdi Düzceli, bu desteğin karşılığını sahada mücadele ve başarı olarak görmek istiyor.

DÜZCESPOR...

Bu şehrin yalnızca bir futbol takımı değil; ortak sevdası, ortak heyecanı, kırmızı-lacivert renkler altında buluştuğu önemli değerlerinden biridir.

Kimimiz tribünde, kimimiz ekran başında, kimimiz uzaktan takip ediyoruz.

Ama konu Düzcespor olduğunda hepimizin ortak bir beklentisi var:

Bu arma hak ettiği yerde olsun.

TFF 3. Lig 1. Grup'ta mücadele eden Düzcespor'un sezonun ilk haftalarında aldığı sonuçlara ve puan cetvelindeki yerine baktığımızda ise ne yazık ki beklediğimiz tabloyu göremiyoruz.

Elbette lig uzun bir maraton.

Altı haftalık sonuçlarla bir takım hakkında kesin hüküm vermek doğru olmaz.

Ancak gördüğümüz bazı işaretleri de görmezden gelemeyiz.

Çünkü mesele yalnızca kazanılan veya kaybedilen birkaç puan değildir.

Mesele, Düzcespor'un nereye doğru gittiğidir.

BU TAKIM SAHİPSİZ BIRAKILMADI

Sezon öncesini hatırlayalım.

Düzcespor yönetim açısından oldukça sıkıntılı bir dönemden geçti.

Kulübün geleceğinin tartışıldığı, belirsizliğin hâkim olduğu bir ortamda kayyum heyeti oluşturuldu.

Bu süreçte Düzcespor kendi kaderine terk edilmedi.

Başta Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü olmak üzere şehrin yöneticileri Düzcespor'a destek verdi.

Valilik, Belediye, iş dünyası ve Düzcespor'a gönül veren insanlar takımın ayakta kalabilmesi için imkânlarını ortaya koymaya çalıştı.

Sponsor arayışları gerçekleştirildi.

Maddi ve manevi destek sağlandı.

Taraftar zaten her zamanki gibi takımının yanındaydı.

Dolayısıyla bugün rahatlıkla şunu söyleyebiliriz:

Düzce, Düzcespor'a sırtını dönmedi.

Tam tersine sahip çıktı.

İşte bu nedenle bugün sormamız gereken bazı sorular var.

BU DESTEĞİN SPORTİF KARŞILIĞI NEREDE?

Futbolda para tek başına başarı getirmez.

Belediyenin destek vermesi de tek başına yetmez.

Valiliğin, iş dünyasının veya sponsorların katkısı da başarıyı garanti etmez.

Bütün bunlar futbol takımının önünü açar.

Gerisini futbol aklı tamamlar.

Doğru kadro kurulacak.

Doğru futbolcular seçilecek.

Teknik heyet elindeki kadroyu doğru kullanacak.

Yönetim gerekli ortamı sağlayacak.

Ve nihayetinde futbolcu sahaya çıkıp mücadele edecek.

Zincirin halkalarından biri koparsa başarı gelmez.

Düzcespor'da bugün yapılması gereken de suçlu aramak değil, hangi halkanın yeterince güçlü olmadığını tespit etmektir.

SORUN NEREDE?

Bu soruyu açıkça sormamız gerekiyor.

Sorun kadro yapılanmasında mı?

Transfer tercihlerinde mi?

Teknik heyetin oyun anlayışında mı?

Futbolcuların bireysel performanslarında mı?

Takım içindeki uyumda mı?

Fiziksel hazırlıkta mı?

Yoksa bütün bunlardan biraz biraz mı?

Bunların cevabını dışarıdan bizim kesin olarak vermemiz mümkün değil.

Ama bir gerçek var:

Ortaya çıkan sportif tablo Düzce'nin beklentisini karşılamıyor.

Bunu söylemek Düzcespor'a zarar vermek değildir.

Aksine Düzcespor'u sevmenin gereğidir.

Çünkü gerçek dostluk yalnızca iyi günlerde alkışlamak değildir.

Yanlış giden bir şey varsa bunu zamanında söyleyebilmektir.

HENÜZ GEÇ DEĞİL

Burada özellikle altını çizmek istiyorum.

Düzcespor için hiçbir şey bitmiş değildir.

Sezonun henüz başındayız.

Önümüzde uzun bir lig maratonu var.

Bugünkü puan tablosu sezon sonunda aynı yerde kalacağımız anlamına gelmez.

Futbolda birkaç maçlık iyi bir seri bütün havayı değiştirebilir.

Bir galibiyet özgüveni getirir.

İkinci galibiyet takım olma duygusunu güçlendirir.

Üçüncü galibiyet sizi bir anda başka hedefleri konuşur hale getirir.

Dolayısıyla bu yazı bir karamsarlık yazısı değildir.

Tam tersine;

“Henüz zaman varken kendimize gelelim” çağrısıdır.

DÜZCESPOR'UN GELECEĞİNİ GÜNÜ KURTARARAK KURAMAYIZ

Asıl üzerinde durmamız gereken konu belki de budur.

Düzcespor her sezon yeniden aynı tartışmaları yaşamamalıdır.

Yönetim kim olacak?

Para nereden bulunacak?

Sponsor bulunabilecek mi?

Hangi futbolcular alınacak?

Teknik direktör devam edecek mi?

Bir şehir kulübünün geleceği sürekli bu soruların arasında şekillenmemelidir.

Düzcespor'un uzun vadeli bir futbol aklına ihtiyacı vardır.

Altyapısı güçlü olmalıdır.

Düzce'nin çocukları bu takımın formasını giymeyi hayal etmelidir.

Transfer politikası günlük kararlarla değil, belirlenmiş bir sistem içerisinde yürütülmelidir.

Başkan değişse bile sistem devam etmelidir.

Teknik direktör değişse bile kulübün futbol anlayışı ortadan kalkmamalıdır.

Çünkü kişiler geçicidir.

Düzcespor kalıcıdır.

ELEŞTİRMEK KÖSTEK OLMAK DEĞİLDİR

Düzce'de bazen yanlış anlaşılan bir konu var.

Takımı eleştirdiğinizde hemen “Düzcespor'a zarar veriyorsunuz” denilebiliyor.

Hayır.

Düzcespor'u eleştirmek ile Düzcespor'a zarar vermek aynı şey değildir.

Bu şehir destek veriyorsa sonuç istemeye de hakkı vardır.

Taraftar bilet alıp tribüne geliyorsa iyi futbol istemeye hakkı vardır.

İş insanı sponsor oluyorsa verdiği desteğin doğru kullanılıp kullanılmadığını sormaya hakkı vardır.

Düzcespor'u yönetenlerin de bu sorulara açık yüreklilikle cevap vermesi gerekir.

Çünkü söz konusu olan kişilerin değil, Düzce'nin takımıdır.

VE SON SÖZÜMÜZ FUTBOLCULARA...

Sevgili Düzcesporlu futbolcular...

Şimdi birkaç sözümüz de size.

Sizler bugün yalnızca profesyonel bir futbol kulübünün formasını giymiyorsunuz.

Üzerinizde taşıdığınız kırmızı-lacivert formanın arkasında bir şehir var.

Tribünde sesini kısana kadar bağıran taraftar var.

Deplasman yollarına düşen insanlar var.

Düzcespor için imkânlarını seferber eden yöneticiler ve iş insanları var.

Takımının galibiyetiyle sevinen, mağlubiyetiyle üzülen binlerce Düzceli var.

Biz sizden her maçı kazanmanızı istemiyoruz.

Çünkü futbol bu.

Yenilirsiniz.

Berabere kalırsınız.

Gol kaçırırsınız.

Hata yaparsınız.

Rakibiniz sizden daha iyi oynar ve sizi mağlup eder.

Bunların hepsi futbolun içinde vardır.

Ama Düzcespor taraftarının sizden istemeye hakkı olan bir şey vardır:

MÜCADELE!

90 dakika mücadele...

Son düdüğe kadar mücadele...

O formayı terletmek...

Kaybedilecekse bile savaşarak kaybetmek...

Çünkü gol kaçabilir.

Pas hatası yapılabilir.

Maç kaybedilebilir.

Ama mücadele etmemek kabul edilemez.

Bir Düzcespor taraftarı mağlubiyetten sonra stadı terk ederken;

“Kaybettik ama çocuklar ellerinden gelen her şeyi yaptılar”

diyebiliyorsa, işte o zaman o futbolcu görevini yapmıştır.

ÇÜNKÜ SİZİN İÇİN BİR KULÜP, BİZİM İÇİN DÜZCESPOR!

Bugün bu formayı siz giyiyorsunuz.

Yarın başka futbolcular giyecek.

Teknik direktörler değişecek.

Yöneticiler değişecek.

Başkanlar değişecek.

Ama Düzcespor burada kalacak.

Ve tribündeki Düzcesporlu da burada kalacak.

Belki profesyonel bir futbolcu için Düzcespor, kariyerinde formasını giydiği kulüplerden biridir.

Bunda yanlış bir şey de yoktur; profesyonel futbolun doğası budur.

Ama Düzceli için Düzcespor'un alternatifi yoktur.

Düzcespor tektir.

İşte aradaki fark budur.

O nedenle sevgili futbolcular;

Düzce size sahip çıktı.

Düzcespor size formasını emanet etti.

Şimdi siz de o formaya sahip çıkın.

Sahaya çıktığınızda arkanızda koskoca bir şehrin olduğunu unutmayın.

Biz sizden mucize istemiyoruz.

Biz sizden söz de istemiyoruz.

Biz sizden Düzcespor formasının hakkını vermenizi istiyoruz.

Koşun.

Mücadele edin.

Terinizin son damlasına kadar savaşın.

Kazanın, hep birlikte sevinelim.

Kaybederseniz de başınız dik şekilde sahadan çıkın.

Ama ne olursa olsun, o formayı terletmeden çıkmayın.

Ve sezon sonunda bu şehre şunu söyletecek bir mücadele ortaya koyun:

“İŞTE BİZİM DÜZCESPOR'UMUZ!”

Kalın sağlıcakla..