2025 yılında programa alınıp, iklim şartlarından dolayı yapılamayan daha sonra da bürokrasinin ve siyasetin ince oyunları olur, bürokratların siyasetçilere bu oyunlarla veya istekleri olur bürokratların. Olmadığı zaman da sallar siyasetçiyi, 2025'in programında ilk başlaması gereken yerdi bizim Fakıllı Akçakoca, Akçakoca'da Fakıllı-Beyören arasındaki yol çalışmalarına başlamadılar.

VATANDAŞ İÇİN HAYRA VESİLE OLANDAN ALLAH RAZI OLSUN
Yıl biterken Sayın Ercan Öztürk Beyefendiye, “sayın vekilim, siz bu konuda hem söz verdiniz hem takip ettiniz, buraya kadar getirdiniz ama yıl bitiyor, başlayacaktı” deyip hatırlatmadan sonra sayın vekil gereğini yaptı ve köyümüzün asfalt çalışmaları başladı.
Balatlı'yı, Beyören'i, Doğancılar'ı, Fakıllı'yla beraber bağlayan aynı zamanda o Fakıllı'nın mağarasından dolayı da hem şehir merkezinden hem köy içinden gelme noktasında, öğrencilerin taşınma noktasında birçok insanın, çok kullandığı yol, hizmete girdi ve asfalt yapılıyor.
Sayın Ercan Öztürk, İl Genel Meclisi Başkanı Sayın Fazlı Koç ve emeği geçen tüm bürokratlara, işçilere çok teşekkür ediyoruz. Hani hadis-i şerifte buyruluyor ki, bir hayra vesile olan, sebep olan o hayrı işlemiş gibidir. Kim vesile olduysa Allah ondan razı olsun.

BU SEÇİMLERDE LİSTELERDE ÇİZİKLERE HAZIR OLUN
Şimdi konumuz Ticaret Odası. Biliyorsunuz pazar günü seçim var. Her gün insanların birbirine sorduğu şey şu. Hani Ticaret Odasında ne olur? Hangi gruptan kim kazanır? Gruplarda kim gider? Ama orada bunlar tabii ticaret erbabının iradesinde gerçekleşecek. Bunu kimse bilmiyor ama bilinen bir gerçek var. Çizik yenecek, çok kötü bir çizik var. Düzce, listelerdeki çiziği bu seçimde görecek. İkincisi, ben bugüne kadar böyle bir seçim görmedim. Siyasi taraftan bakan var, partiler tarafından bakan var, kavmiyet tarafından bakan var, menfaat tarafından bakanlar var, her taraf herkes bakıyor.
DÜZCE’Yİ DÜNYAYA TANITACAK BAŞKAN KOYAMADIK
Herkes bir statünün peşinde, tabii olsun, layık olan olsun ama yani şimdi bizim Ticaret ve Sanayi Odası başkanımız, meclis başkanımız Ankara ve İstanbul'un arasında Ankara bürokrasisinin nefes aldığı bir Düzce. İstanbul iş dünyasının nereye gidelim, neresi daha yakın dediği bir Düzce ama bunları seçerken Düzce'nin markalaşmış değerleri Düzce'yi Düzce'den alıp Türkiye'ye, Türkiye'den alıp dünyaya taşıyacak bir Ticaret Odası Başkanı vizyonu daha koyamadık. Neden? Ticaret erbabından seçiyoruz. Şimdi bunların nasıl olduğunu, nasıl bittiğini, nasıl gittiğini 5 yıl öğrenmişler ve 4 yıl neyse ve bu ekip, ben bir daha söylüyorum, bu ekip Düzce'de yıllardır olmayan, konuşulan, yılan hikayesine dönen Ticaret ve Sanayi Odası binasını yapmış arkadaş.
DTSO SEÇİMLERNE KAVMİYET VE SİYASET SOKMAYIN
Bunun arkasındaki beyin de, onaylayan makam da bir gayret vermiş. Bu ekibin, bu vizyonu Düzce'ye katan ekibin bir daha bu işin başına gelmesi lazım. Yani ekibin başı olur, kıçı olur, etrafı olur fark etmez. Ama bu işe dokunan kimse. Bir de şu var. Bu işe iki şeyi sokmayın. Kavmiyeti sokmayın, siyaseti de sokmayın. Birisi gidiyor, bir yerlere gidiyor falan partilimin büyüğünle beraber efendime söyleyeyim ziyaret ettim ben AK Parti'nin adayı. Birisi diyor ben MHP'nin adayı. E o zaman Anahtar Partisi’nden veya İyi Parti'den veya Yeni Parti'den veya CHP'den adaya çıktığı zaman bu desteklendiği zaman, o zaman ses çıkarmayacaksın. O zaman bu bir seçim havasına döner. Cumhur İttifakı'nın oylandığı bir seçime doğru döner. Milliyetlerin, kavmiyetlerin rekabet ettiği, sahiplenmeye çalıştığı bir havaya döner. Düzce Ticaret Odası seçimleri çok yanlış bir mecrada devam ediyor. Sen buraya çıkıp da niye bağırıyorsun ediyorsun? Bağırma değil kıyametin kopması gereken bir ifadeyi ben bu kadar söyleyebiliyorum. Düzce Ticaret Odası seçimleri yanlış bir mecrada ilerliyor. Kavmiyet var, siyaset var, menfaat var. Herkes bundan kazanmak, herkes bundan bir ego, herkes bundan bir enaniyet, herkes bundan bir menfaat peşinde, e bu makam ne olacak? Düzce ne olacak?
VİZYONA VİZYON KATACAK İSİMLER LAZIM
Ticaret ve Sanayi Odasının bir kıblesi olur, bir vizyonu olur, bir misyonu olur. Bir yerden bir randevu aldığın zaman üç tane adam çalıştıran adamla, 300 tane işçi çalıştıran sanayici veya üreticinin randevudaki kabulü aynı olmaz ya. Yani şu memlekette bir vizyon katacak adamlar lazım. Ticaret Odasıyla, Esnaf Odasıyla, Sivil Toplum, Diğer Sivil Toplum Kuruluşlarıyla efendime söyleyeyim istisnalar kaideyi bozmaz. Ama makamı elde eden, makama ulaşmayı hedefleyip de bu hedefe ulaşmayı gören insanın enaniyetinin, menfaatinin, hesabının her neyse ne karın ağrısıysa dünyalığının kahrını çekecek halde değiliz. Düzce muhteşem bir coğrafya. Ama irade ve idare noktasında şimdi detaylara gireceğiz, önümüzdeki günlerde de isimlere de gireceğiz, konulara da gireceğiz. Fakat öyle bir hava var ki. AK Parti'de Düzce adına irade koyanlar farklı farklı çizgilerde. Herkesin hesabı farklı gibi bir hava var ortada. Yani gruplarda, şurada, burada. Ya bu işte vizyon katana, vizyon katacak isim kim? Bunun üzerinde durulmalı ya. Yük olacak değil, yük alacak. Kafa ağrıtacak değil yani dert verecek değil. Çözüm üretecek insanlar lazım. Kimse Ticaret Sanayi Odası başkanlığı veya meclisi veya bir makamı kimsenin anasının, babasının, evladının, çocuğunun, çocuğunun, egosunun, keyfinin neyse tatmin edeceği veya korunacağı yer değil ki. Netice itibariyle Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yanlış mecrada yürüdü diyorum. Çarşamba ve cuma günü bunların artık arkasını dolduracağız.
FARUK ÖZLÜ VE YUNUS ÖZAY ER İÇİN SÖYLEDİKLERİM EKSİK KALIR
Şimdi cuma günü yaptığımız konuşmayla ilgili takdir eden var, takdir etmeyen var, hani ayıya sormuşlar bu sene bal, armut demiş. Hani nasıl olacak? Bol olacak demiş, ballı olacak demiş. Sen nereden biliyorsun demişler ayıya. Canım demiş öyle istiyor demiş. Heh, canı isteyenler, hoşuna gidenler takdir etti, takdir etmeyenler oldu, çeken oldu, çekemeyen oldu, öyle diyen oldu, böyle diyen oldu, arkasına bir şeyler koyan oldu, koymayan oldu.
Ben kısa ve özet şunu söylüyorum. Yunus Özen Er'le yapmış olduğu paylaşımla ilgili yapmış olduğum eleştirilerin eksiği var, fazlası yok. Çoklarını hak etti ama bu ekran veya bu yasalar bunu bize müsaade etmiyor. Fazlasını hak etti, müsaade etmiyor. Eksiği var, fazlası yok.
‘Faruk Özlü'yü çok övdün, arkasında çok durdun, ne menfaatim var, ne hesabım var, ne kitabın var.’ Siz hani iki tane kör dolmayı yiyorlar. Körün bir tanesi demiş ki dolmaları nereden niye demiş iki iki yiyorsun? O da demiş ki sen görmüyorsun, ben görmüyorum. Sen nereden biliyorsun benim iki iki yediğimi? Demek ki sen iki iki yiyorsun. Siz dolmaları iki iki yiyip de bize neden iki tane yiyorsunuz diye soru sormayın. Siz dünyaya menfaatten bakarsınız, enaniyetten bakanlar böyle görür. Ama Düzce'ye vizyon katan, Düzce’nin çehresini değiştiren bir değer olarak gördüğüm Faruk Özlü'ye de söylediklerim de çok eksik. Biraz daha söylemem lazım. Ha bunları da söylerken bir edebin, bir etiğin, bir inisiyatifin içinde söylüyoruz. Eğer arka planlarda, arka odalarda konuşulanları şu halk bir duysa Faruk Özlü'yü neden seviyorlar, neden sevmiyorlar, ne istiyorlar, ne istemiyorlar bir bilse, bir duysa, belki benden daha çok feryadınız gökkuşağına kadar, gökyüzüne kadar çıkabilecek olan konular da var.