Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce üzerinden milyonlar kazanan dev firmaların, şehre değer katmak noktasında kıllarını kıpırdatmamasına sosyal mecrada ses yükseltti.

Hedefinde Yığılca sınırlarında faaliyet gösteren Marmara Çimento'nun sahibi Hüseyin Gündoğdu vardı.

Yıllık yaklaşık 2 milyon ton çimento üreten ve satan bu şirketin Düzce’de ne bir okulu, ne bir kütüphanesi, ne de bir kreşi olmadığını belirterek, sosyal sorumluluk hatırlatması yapan Başkan Özlü, bizzat iş insanı Gündoğdu’ya “Yıllık kazancınızın yüzde 2,5’unu Düzce’ye sosyal sorumluluk projelerine ayırın!” diye seslendi.

Bu açıklamanın satır aralarında Başkan Özlü’nün şehrin geleceği için yapılan çağrıların görmezden gelinmesine duyduğu sitem fazlasıyla hissedildi.

Özlü’nün yerel kalkınmaya destek vermeyen iş insanlarını tek tek isim zikrederek gündeme taşıma kararı aldığı da anlaşıldı.

Ancak bir süre sonra paylaşımın altına yapılan yorumları okuduğumda, Özlü’nün sosyal bilinç aşılama hedefiyle ve kuşkusuz Düzce’nin menfaati için seçtiği bu yöntem bazı vatandaşlar tarafından ‘tehditvari’ olarak yorumlanmış.

Sabah saatlerinde 250 civarında olan yorumlar ağırlıklı olarak Başkan Özlü’yü destekleyen ifadeler içeriyordu.

Fabrikaların bacalarından yükselen dumanların havamızın kalitesini etkilediği, ağır tonajlı araçların yollarımıza zarar verdiği ve artan sanayi ile birlikte hızla nüfusumuzun arttığı ortada iken konu destek olunca ‘üç maymunun’ oynanmasına Özlü gibi karşı olan Düzceliler’in ortak vurgusu ‘Yerinde bir çıkış!’ sözleri ile başkana destek vermek oldu.

Bir kesim devlete verilen vergilerin kamusal yatırım olarak zaten şehre yansıdığını savunarak, Özlü’nün çağrısını yersiz bulurken, az bir kesim ise üslubu yanlış olarak nitelendirdi.

Bunları hepsi bakış açısı…

Ancak eleştiriye saygı duyulması gerekirken, sahte bir ismin arkasına sığınan bir hesabın Başkan Özlü’ye destek vermediler diye eleştirel yorum yapan vatandaşlara, “Ah Başkanım Ah, siz şehrin hakkını savunursunuz, savunuyorsunuz da... Bunu anlayacak insan topluluğu ne kadarlık kesim.” şeklinde ‘anlayıştan yoksunluk’ nitelemesi yapması hoş değil.

Belediyenin sosyal medyadaki savunucuları olarak bilinen ve kamuoyunun da yakından tanıdığı isimler, kurumun çalışmaları, Başkan Özlü’nün vizyonu ve Düzce için yaptıkları üzerinden gayet yerinde ifadelerle uzun uzun açıklamalar yaparken, Sadettin Kantar rumuzlu hesabın cümleye yukarı alıntıladığım sözlerle başlaması ne etikle ne saygıyla ne de onun aradığı anlayışla bağdaşmıyor.

Aslında Başkan Özlü’nün avukatlığını yapmaya kalkarken, daha çok zarar verdiği bir kez daha gün yüzünde çıkan bu hesabın neden hala aktif olduğu da kafamı kurcalamıyor değil…

Yakın zamanda kısa süreli olarak sosyal medyadan el çeken ya da çektirilen ‘Sadettin Kantar’ın konu Başkan Özlü’ye yönelik bir eleştiri olduğunda kendisinden ya da belediyenin ilgili birimlerinden önce gardını alması ve sanki bizzat başkanın A takımından biriymiş gibi klavyeyi ustaca kullanmasına da ayrı bir parantez açmak isterim…

Çevrecilere göre; Yığılca’mızın havasını, suyunu, tescilli arısını olumsuz etkileyen, ‘kenti toz bulutuna esir etmekle’ eleştirilen Marmara Çimento'nun yıllardır başta Yığılca olmak üzere Düzce’ye katkı sağlamaya sırt çevirmesi, sosyal sorumluluğa bakış açısını gösterirken, bunu haklı bir şekilde gündeme taşıyarak, adeta Düzceliler ile dertleşen Başkan Özlü’nün sözlerine nasıl hak veriyorsam, bunu kendi pencerelerinden değerlendiren vatandaşların görüşlerine de aynı ölçüde saygı duyuyorum.

Savunduklarına destek veren ancak üslubunu yanlış bulanları belki bir dahaki paylaşımında dikkate almaya karar veren Başkan Özlü, daha yapıcı bir dil kullanabilir.

Eleştiri kimi zaman tavsiye içerir. Eleştiriye kapalı olmak tavsiyelere de kapalı olmaktır. Hakaret değil bir görüş içermesi halinde her eleştirel yorum için ‘Aldım, kabul ettim’ demek bana göre bir erdemdir.

Özetle; bir insanın kalitesini, başkaları hakkındaki yargıları değil, o yargıları dile getiriş biçimi belirler.