YENİ GELMEDİK GERİ GELDİK
Efendim, Selamünaleyküm! Yorumlu’Yorum’da Tam 87 gündür, yaklaşık 2 ay 20 küsur günden beri sizlerle beraber olamadık. Hoş buldum, sefa buldum. Siz de hoş geldiniz, sefa geldiniz.
Ara vermedik, veda etmedik dedik. Şimdi bu köprünün altından çok sular geçti. Neler neler…
O kadar çok gündem var ki, o kadar çok konu var ki, hangisini ne zaman söyleyeceğimizi şaşırdık. Ama gündem bu ara fındık.

Şimdi fındıkla ilgili çok varsayımlar var. Sayın milletvekili diyor ki: 'Vatandaş sabretsin, TMO'ya versin.' Tamam, TMO'ya gidelim. Yok çürüktü, yok çarıktı, nemdi…
50 randıman gelecek fındık 43-44'e hatta 40'a kadar düşüyor. Tabii bunların olması gerekiyordu da, TMO fındığı almamak üzere pozisyon belirlemiş. 'Parasını 20 günde öderim.' E bir haftada öde!
Efendim, geçen sene tüccarlar çok yüksek fiyata fındık almış, bu sene zararını gideriyor. Bize ne? Sayın milletvekili de sabır diliyor. Sayın milletvekili, bugün ortalama (fazlası vardır, eksiği vardır ama) ortalama fındık üreticisi 3 ila 4 ton arasında bir fındık çıkarıyor; fazlasıyla, eksiğiyle.
Buna 3 ton dersek, sizin bir ayda aldığınız, 15 günde aldığınız maaşı bir yılda alıyorlar. Hani diyor ya 'Bekara karı boşamak kolaydır' diye. Bu milletin derdiyle dertlenmiyorsunuz! Fındıkçının haliyle hallenmiyorsunuz!
İspanya fındık üretiyormuş, Amerika'da, Şili’de fındık varmış, ne bunun karşılığı? Dünya’daki çok ciddi orandaki üretim bizde. Üretimin artması lazım. Peki nasıl artacak bu üretim? Doğrudan gelir desteğiyle artmaz. Mazot desteğiyle de artmaz. 'Ben Toprak Mahsulleri Ofisi'ne verdim, Fiskobirlik'e verdim veya tüccara verdim. Benim bir müstahsil makbuzum olacak mı?' Olacak. 'Ne kadar bu?' 2 ton. 2 tona kadar, 1 tona kadar, 100 kiloya kadar bunların baremi belirlenir; kilo başına destek vermediğiniz sürece, üretimi artırmadığınız sürece, millete böyle kolay para verilirmiş gibi de böyle hani dostlar alışverişte görsün, Nasreddin Hoca'nın hesabı gibi beraber olduğu sürece biz bu fındık derdini bitiremeyiz.
Mesele çok basit! Tarım Bakanlığı var, müdürleri var, amirleri var, memurları var, mühendisleri var.
Ne güzel, herkes ayın 15'inde maaşını tıkır tıkır alıyor. Milletvekilleri 3 aydan 3 aya alıyor 600-700 bin lira maaş (benim bir senelik gelirimi), ondan sonra bana 'Sabret' diyor. Evliya mı yapacaksınız siz bizi? Bu fındıkçı evliya mı olsun?
Gelelim işin çözüm noktasına. Siz buğdayda, tarımda üretilen ürüne, ortaya koyulan ürüne müstahsil makbuzu bazında destek vermezseniz nerede fındık yetiştirildiğine, nerede buğday üretildiğine bakarsınız. Bize hikaye okumayın ya! Bu millete hikaye okumayın! Bu hikaye bitti, yeni bir hikaye yazılması lazım. Ben böyle diyorum.

TİCARET ODASINDAKİ USULSÜZLÜKTEN CEZA ALDIN MI ALMADIN MI?
Şimdi Düzce'nin gündeminde bir de fındıktan ziyade Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri var. Ben bir zamanlar burada 'Telefoncudan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olmaz' dediğim gün ne büyük hakaretlere maruz kaldım. Dava konusu oldu bazı konularda, dava konusunda herkes cezasını aldı ama hükmün ertelenmesi geri bırakıldı. Hele o Ticaret Odası'nın şirketinde bir Bülent Sivrikaya vardı, bizi sosyal medyada yalancı maymuna çevirdi. Bülent Sivrikaya, ceza aldın mı? Aldın. Hükmün ertelenmesi geri bırakıldı. Hani çok dürüst, doğru adamdın, ben yanlış adamdım, eksik adamdım, değil mi? Ne oldu? İnneke hamidün mecid. Cezayı ödedin.
İşin sonunda oradan buraya kadar geldik. Benim hiç kimsenin şahsiyetiyle işim yok. Ancak doğru bildiğim bir şey var: Bu memlekete katkı sunanların arkasında durmak lazım. Desteklemek lazım. Yıllardır biz bu meslekte, 30-40 yıldan beri Düzce'deyiz. Bu mesleğe girdiğimiz gireli Ticaret ve Sanayi Odası yeni binasını yapacak. Bu hikayelerle, bu ninnilerle büyüttüler milleti.
Ama birileri geldi, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdoğan Bıyık ve İnşaat Sektör Kurulu Başkanı İbrahim Canpolat'la beraber oradaki ekiple beraber gönül gönüle, diz dize ortak fikir birliğine vardılar. Projesinde kimin para kazandığı belli değil. Diyelim ki 100 metrekarelik bir proje ama alan 55 metrekare atıyorum. Ticaret Odası'nda çizdirilen proje alana dahi uymuyordu vakti zamanında ama buna para da ödendi. 'Bismillahirrahmanirrahim' diyenler bu parayı da aldı.

BU İŞ BU ADAMLARIN BİR DÖNEM DAHA HAKKI
İşin sonunda Ticaret ve Sanayi Odası'nda bir bina yükseliyor, bir iş merkezi yükseliyor. Risk alındı burada. Şimdi herkes o binaya oturmanın peşinde. Ama bu binayı bu memlekete kazandıran Erdoğan Bıyık, İnşaat Kurulu Başkanı İbrahim Canpolat olmak üzere, bu adamların bu iş hakkıdır! Bir dönem daha hakkıdır!
Yani iki öküzün önüne bir saman koyamayanlar, hayatında hiçbir başarı elde edememişler, 'Bu memlekette vizyon var, biz Ticaret Sanayi Odası'na adayız...' Ne yapacaksınız orada gidip de? Ne olacak? Ben şundan yanayım: Erdoğan Bıyık, İbrahim Canpolat, ismi geçenlerden her kimse birçok insanlar. Şimdi eğer Türkiye'de ihracat ve üretim noktasında bir yere gelmiş bir şirketin sahibi veya CEO'su aday olacaksa onlar da geri dursun. Çok şeyler var ama hani dostlar alışverişte görsün...
Oraya oturduktan sonra memlekete bir katkı sunmadıktan sonra otursan ne olur, oturmasan ne olur?
LAFA BAKARIM LAF MI DİYE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DİYE
'E Sadullah Bey, sen de bir şeyler diyorsun ama senin hakkında da bir şeyler diyorlar' diyorlar. Evet derler, biz de deriz ki: 'Lafa bakarım laf mı diye, söyleyene bakarım adam mı diye!' Bu işe devam edeceğiz. Ve söylenmeyeni söylemeye devam edeceğiz. Duyulmayanı duyurmaya devam edeceğiz.
Şimdi birisi, bir belediye başkan yardımcısı kafa göz kırdırmış. Efendim birisi başka bir yerde ayılmış, jandarma almış bir başka bir yerden başka bir konularla ilgili...
Herkesin, herkesin bu makam, mevki, yetki, kudretinin altında yaşadığı bir sarhoşluk var. Bunları da konuşacağız.
Allah nasip ederse böyle bayramlık ağzımızı şimdilik açtık. Bundan sonra pazartesi, çarşamba ve cuma. Düzce için, memleket için kime ne icap ediyorsa onu söyleyeceğiz, aklımız neye eriyorsa. Hasbelkader fındık ve ticaret odasını konuştuk. Daha konuşacağımız çok şeyler var. Önümüzdeki günlerde devam edelim.
Hoşça kalın, dostça kalın, Allah'a emanet olun."