Geçen akşam bir yakınımın trafik kazasından dolayı Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisine gittim. Tabii insanlar derdine derman olmak, hastalığına şifa bulmak için oralara gidiyorlar. Şimdi biliyorsunuz, oralara gidenler orada üç tane alan var. Yeşil alan var, sarı alan var, kırmızı alan var. Yeşil alan ayakta tedavi edilen ufak tefek hastalıklara bakıyor. Sarı alan biraz ciddi, böyle kaza gibi, kırmızı alan ise ağır hastalara bakıyor.

Şöyle hastamızı ararken tabii boşluğa düşüyorsunuz. Heyecan var orada. Bir baktım, bütün servisler dolu, bütün yataklar dolu. 112 acil getirdiği hastayı teslim edemiyor.

Ben 2,5 saat orada 112'den gelen ambulans görevlilerinin, sağlık görevlilerinin orada sedyelerini alamadığını gördüm. Sedyelerini boşaltamıyorlar.

Şimdi oradaki havayı görünce ben yetkilileri aradım. Sağ olsun, başhekim yardımcısı Okan Karaduman geldi. Konuyla ilgili baktı, etti. ‘Yapacak bir şey yok’ dedi.

Düzce Acil

DÜZCE ATATÜRK DEVLET HASTANESİ ACİLİ KAPANDI MI?

Orada Düzce İl Sağlık Müdürü Yasin Yılmaz Beyefendi'yi aradım. Dedim ki, Düzce Devlet Hastanesi acil servisi kapandı mı? Bu kadar hasta buraya niye geliyor? Bu üniversite hastanesi, üniversite tıp fakültesi, 3. sınıf dedikleri çok ihtisas alanı geniş hastalara bakan, devlet hastanesinde veya daha küçük ölçekli hastanelerde tedavi edilmeyenleri etme üzerine dizayn edilmiş bir hastane, bir yapı, bir sağlık kuruluşu.

112'ye kim yön veriyor bilmiyorum da dedim ki, bu nasıl oluyor bu iş? ‘Ortak gönderiyoruz, dengeli gönderiyoruz.’ Bu dengeyi kuran adam oranın 3. basamak hastane olduğunu, çok ağır vakalara, çözümsüz vakalara, ciddi vakalara baktığını bilmiyor mu da en ufak bir hastayı sürekli oraya gönderiyor?

Kapıda beş tane ambulans var. Yani ambulanslar hastalarını teslim edemiyor acil servise. Böyle bir hengame, böyle bir karışıklık. Hastanenin içinde ana baba günü bir hal var.

Ama sıkıntı da şurada aslında, biz dişimiz ağrıyor, acile gidiyoruz. Gözümüz ağrıyor, acile gidiyoruz. Aile hekimleri var. Gündüzler çuvala mı girdi?

İnsanların bilinçsizliği var. Bir de bu işi sevk ve idare eden yapıda bir eksiklik var gibi geldi bana. Ben öyle anladım. Onlar tabii uzman. Onlar tabii ehli adam. Onlar üniversite mezunu. Onlar yetkili etkili, her şeyi biliyorlar. Biz cahil kafamızda bunları söylüyoruz.

Ama ben sonuca bakarım. Orada insanlar yığılmışsa, ambulanslar gelip hastayı getirip, hastayı acil servise teslim edecek bir sedye bulamıyorsa, kendi sedyesinde 2,5 saat bekliyorsa senin uzmanlığını, idareciliğini ben dinlemem, hemşerim. Sonuca bakarım ben.

HASTALAR ŞİFA ARIYOR, ZULÜM GÖRÜYOR

Bu memlekette insanlara zulmetmeyin, insanlara hizmet edin. Hani Şeyh Edebali diyor ki, insanı yaşat ki devlet yaşasın. Burada insanlar yaşamıyor ya. İnsanlar zulüm içinde.

Bunu 112'deki sevk idare eden veya sağlık il müdürü bir koordinasyon yok. Bu koordinasyonsuzluk, insanların şifa bulması, derdine derman olması gereken yerde zulümle karşılaşıyor. Bu insanlara zulmetmeyin, zulmettirmeyin.

Vali Mehmet Makas-2

SAYIN VALİMİZ BU KONUDA ÇOK HASSAS, ONU BİLİYORUZ

Başta Sayın Valim Mehmet Makas, bu işlerde çok hassas olduğunu tahmin ediyorum ve biliyorum da. Sayın Valim, burada bir koordinasyonsuzluk var ben öyle gördüm, bu cahil aklımla. Çünkü eğer bir ambulans 2,5 saatte acil getirdiği vakayı acil bölümüne teslim edecek bir sedye bulamıyorsa, bir yatak bulamıyorsa burada bir eksiklik var. Buradaki uzmanlık değil, burada eksiklik var.

Yönetilememe eksikliği var. Bu yönetilememe eksikliği de insanlara zulüm olarak dönüyor. Sıkıntı olarak dönüyor, problem olarak dönüyor. Kim bu memleketin irade ve idare sahibi ise bu meselelere el atması lazım, çözüm üretmesi lazım.

İŞİ BOZULAN DTSO’NUN KİMLİĞİYLE STATÜ KAZANMAYA ÇALIŞIYOR

Geçtiğimiz Pazartesi günü Ticaret ve Sanayi Odası'nın seçimlerinden bahsettik. Birilerinin bu işle ilgili ceza aldığından bahsettik daha önceki dönemlerde.

Tabii herkes bir şey söylüyor da yani bu memlekette parası fazla olanların, sıfırı fazla olanların itibarı ve insanlığı daha yüksek oluyormuş onu öğrendik. Paran yoksa, sıfırların yoksa cebindeki paralarda ve bankadaki IBAN'larda itibarın az, şahsiyetin zayıf. Ama paran varsa, iş adamıysan çok itibarlısın.

Hadi be oradan, sizin sıfırlarınızı seveyim ya. Geç o işleri.

Şimdi burada Ticaret ve Sanayi Odası'nda bir doğru koyduk ortaya ki doğru, delisi de velisi de akıllısı da bunu böyle diyecek. Bu memlekette bir eser meydana geliyor. Bu esere dokunan adamlar bu memlekette bir dönem daha Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığı yapsın. Ve devam etsin bu ekip. Bunu dedim.

Kim? Niye talip oluyorlar?

Herkes enaniyetini hesap ediyor, menfaatini hesap ediyor. Birilerinin işi bozulmuş. Büyük krediler kullanmış. Büyük imkanlar kullanmış. Ticaret ve Sanayi Odası'nın kimliğiyle beraber kendine statü kazanmaya çalışıyor.

Bugüne kadar oldu da ne oldu? Hani isimleri bahsetmeyelim de bir arkadaş var. Hem MÜSİAD’a aday, hem Ticaret Odasına aday, başka adam yok mu?

4 senede bir üyeleri ziyaret ediyorsunuz, 4 sene sonra gittiğiniz zaman ben adayım. Ne yaptın 4 sene? Ne yaptınız bu memlekete?

Böyle bir eser mi kazandırdınız? Bir bina mı kazandırdınız? Yani sizin enaniyetiniz, sizin menfaatiniz, sizin hesabınız, sizin itibarınız, sizin egolarınız Düzce'deki esnafın, ticaret erbabının, insanın derdi olacak öyle mi? Bize ne senin enaniyetinden, menfaatinden, hesabından, kitabından.

Şimdi ben bu süreç içinde Faruk Özlü'ye sordum. Sayın Bakanım, dedim, bu gruplarda seçimler var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? ‘Biz bunlara karışmıyoruz’, dedi. Kim seçilirse seçilsin, gruplardan çıksın, meclis oluşsun, ondan sonra bir istişare ederiz. ‘Biz bu sürece müdahil değiliz’ dedi.

Faruk Özlü'yle iki fotoğraf veren adam, “Faruk Özlü beni destekliyor.” Desteklemiyor. Yalan söylüyorsunuz.

Efendim, “Liste yapıyoruz. Faruk Bey bize listede isim veriyor.” Yalan. Ben bunları biliyorum. Bunu sen de biliyorsun.

Para-1

PARASINDA SIFIRI FAZLA OLANIN İTİBARI ARTIYOR

Dostoyevski güzel bir söz söylüyor. Diyor ki, “Yüzümüze baka baka yalan söylüyorlar. Biz yalan söylediklerini biliyoruz. Onlar da bize yalan söylediklerini biliyorlar ama yalan söylemeye devam ediyorlar.” Tarihler değişir ama insanlar çok değişmez.

Onun için yalansız, dolansız, enaniyetsiz, menfaatsiz, milletin sırtından, yörük malından kurban kesip itibar kazanan itibarsızlara itibar etmeden memleketin, Düzce'nin, milletin kazanacağı bir süreç devam etsin.

Bak, üstü kapalı söyledim bazı şeyleri, isimleri kullanmadım ama gerekirse de kullanırım. Ben kimsenin şahsında, itibarında veya enaniyetinde, hesabımda yok. Ama bu toplumda, bu toplumda makamı, mevkisi, yetkisi, imkanı ve IBAN'ındaki sıfırları çok olanlar çok itibarlı bir adam, çok şahsiyetli bir adam diye anılmaya başladı.

Bu da ahir zaman alametleri dedikleri alametlere uyuyor. Sizin sıfırınızı, makamınızı yesinler be.

Hoşça kalın, dostça kalın Allah'a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN