"Yorumlu-Yorum" ve Kurban Bayramı'nın artık arefelerine girdik. Bugün ilk arefe, yarın son arefe. Son üç gün arefe diye bilinir bizim geleneğimizde. İnşallah bu kurbanlarla beraber belamızı, kazamızı, derdimizi defeder; dünyamızı mutlu eder, ahiretimizi de kazanırız.
Şimdi önce bir Akçakoca'ya gidelim. Akçakoca'da Belediye Başkanı Fikret Albayrak, irtikap iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Bu süreci hepimiz biliyoruz. Bu süreç içinde burada 15-16 tane müteahhit var. Yani projelerle iskanlar birbirini tutmadığı için itilaf olmuş, belediyeye bir katkı istenmiş. Orada suistimal olmuş mu, olmamış mı, buna yargı karar verecek. Ancak bu 16 tane, 15 tane müteahhit, müfettiş raporlarında da, incelemelerde de netleşen bir şekilde iskana uygun olmayan binalarıyla ilgili o iskanları, ruhsatları nasıl alacak? O soru işareti.
Bir... İkincisi; bu ülkede yasa dahilinde iki yerden iskan alınıyor. Bir; belediyelerden, iki; Çevre İl Müdürlüğü'nden. Bütün eksikleri... Herhangi bir eksiği, herhangi bir zafiyeti olmayanlar hepsi Çevre İl Müdürlüğü'nden eksiği yoksa iskanı oradan alabiliyor. Eksiğin varsa belediyeye geliyorsun. Yani bunlarla ilgili "nasıl yaparız, nasıl ederiz, nasıl eğleriz" diye.

ÖNCE PARAYI NİYE VERDİNİZ SONRA NİYE ŞİKAYET ETTİNİZ?
Şimdi, "Efendim bu para verilmiş. Efendim bu talep edilmiş, paralar şirkete geçmiş." Ben oraya bakmıyorum. Niye verdiniz? He? Niye verdiniz? Sonra niye gittiniz? Yani eksik bir işin yoksa git Çevre İl Müdürlüğü'nden imarını al, iskanını al. Veya belediyeden al, niye veriyorsun? İşte işin püf noktası burada.

AKÇAKOCA’DA BAŞKANLIĞA 3 ADAY VAR
DAĞISTANLI DA ABANOZ DA YOLCU
Netice itibarıyla, bir de bunlar yaşanırken bu CHP'nin İlçe Başkanı var; Tuğrul Abanoz. Bu arkadaş, mutlak butlanla beraber Sayın Kılıçdaroğlu işin başına geçince gitti, "Ben bu resmi indiriyorum" dedi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun resmini, CHP ilçe teşkilatından indirdi. "Tanımıyorum seni" dedi yani. Şimdi onun hali ne olacak bilmem de, İl Başkanı Özcan Dağıstanlı ne yaptı burada? Sen genel... Eski genel başkanının, şimdikinin de genel başkanı olan Kılıçdaroğlu'nun resmini nasıl indirirsin? Neden indirdin veya ne müeyyide uygulandı? Burada iki tane yol var: İl başkanı da ilçe başkanı da yolcu. Ben öyle görüyorum. Yani öyle okunuyor, bir şey bildiğimden değil de, yorum bu.

Yani, "Efendim bu böyle yapmış, sen ne yaptın?" İlçe başkanı kaldırmış Kılıçdaroğlu'nun resmini almış oradan, sen ne yaptın? İzledin mi? Ben izlerim. Ben gazeteci olarak ve vatandaş olarak izlerim. Sen il başkanı olarak izleyemezsin, haddini bil. "O resmi oraya koy" diyen olmadı veya bununla ilgili bir adım da atılmadı. Ama yolcu. Yani ikisi de yolcu, öyle görünüyor.
İşin sonunda ne olur? Ne olur? Hak yerini bulur. İki tane yol var. Akçakoca'da Fikret Albayrak'ın geçici dönem, hani suç isnatları somut delillerle sabit olmazsa geriye dönme ihtimali var, veya içeride kalma ihtimali var. Bu ihtimale karşı AK Parti'nin ilçe teşkilatı harekete geçti. Kimi başkan adayı yapalım?

Konuşulan isimler var. Bir tanesi var ki ben hiç anmak bile istemiyorum. Yani o, şey olsun diye... "Laf olsun" diye çıkmış bir model. Ama burada iki tane isim var, bir de bilinmeyen bir isim daha var. Burada Alev Ünal var, Belediye Meclis Üyesi Fatih Balcı'nın kardeşi. Belediye başkanlığına... Akçakoca'nın yani 20-25 senelik bir geçmişi olan bir isme teslim edileceğine ben pek ihtimal vermiyorum. Ha Burhan İşleyen ilçe başkanına bakarsanız, Akçakoca'da köyü yok, dengeyi tam bilmez, o ona uyabilir; onu bilemem. Ama Akçakoca, "Kala kala buna mı kaldık?" demez.

Burada bir Sefer Tuzcuoğlu var, eski Osmaniye Mahallesi muhtarı. Bu alternatif var. Bir de ismi telaffuz edilemeyen, tespit edemediğimiz bir isim daha var ki o da bir denge AK Parti'nin içinde. Ha, bu işlere Burhan sadece fikrini söyler, ilçe başkanı. Yani çok etkili olacağını zannetmiyorum. Hani çözüm noktasında çok etkili olacağını zannetmiyorum. Ama her ne olursa olsun işin sonunda Akçakoca'nın, Düzce'nin kazanacağı bir sonuç olsun. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım ve insanlara güç gösterirken insanların nefretini kazanmayalım, kazanılmasın.

Şimdi gelelim Düzce'ye. Akçakoca'dan Düzce'ye doğru bir gelelim. Düzce'de, hafta sonu bir alışveriş merkezi açıldı. İştirak Şehircilik, "D-Mall" ismiyle beraber bir, güzel bir AVM açtı. Bir öncülük etti. Yani eskiden Spor Sokak dediğimiz bir yer vardı. Gece yarısı, noterler açtırılıp dükkanlar alınır satılırdı. Öyle bir yer vardı yani. Para yerine altın külçeleri konuşulurdu. Şehir zaten bu, Spor Sokak'la Antep Caddesi, işte bu araya sıkışmıştı alışveriş ve ticaret olarak.
Ama öyle bir şey oldu ki, öyle bir şey oldu ki artık AVM'lerden, alışveriş merkezlerinden, markalardan, alışveriş yapmak isteyenler veya böyle bir, doğrusu olanlar diyelim, neyse, Bolu'ya ve Sakarya'ya gitmekten kurtaracak bir adım attı Veysel Bey, İştirak'ın sahibi. Hakikaten güzel bir yatırım. Ama Veysel Bey 20-25 seneden beri Düzce'de arsaları değerlendirip bina üretiyor. Niye yapmadı? İşte "At sahibinin" diyor, "altında kişner"miş. Arkasında durulursa, vizyon olursa, destek olunursa Düzce'nin çehresi değişmeye başladı.
Yani ben burada İştirak Şehircilik'in yapmış olduğu yatırımı Düzce için çok kıymetli, çok değerli, uzun vadede çok değerli görüyorum. Fakat bu yatırımın arkasında teşvik eden, destek olan, önünü açan vizyonun da, Allah hayırlı uzun ömür versin bugün, Kabe'de, Belediye Başkanımız Faruk Özlü... Hakikaten onun tarihe attığı bir imza olarak, verdiği destek olarak görünüyor. Ki böyle zaten bu. "Kapatsanız da güneş balçıkla sıvanmaz" diyor ya. Yani kapatsanız da üstünü, ne derseniz deyin. Faruk Özlü orada irade koymasa, destek olmasa, önünü açmasa bugün bir günde 70.000 kişinin açıldığı, gittiği yere, ne olur? Böyle bir yer yoktu, hayaldi.
Yani Düzceli'nin, bu bölgenin alışverişinin istatistik hesabına göre Bolu'daki, Sakarya'daki AVM'lere giden para artık buraya gelecek, onlar da buraya gelecek. Güzel bir yer oldu işte. Ama burada bir trafik keşmekeşi var, o nasıl çözülecek bilmiyorum. Şimdi Veysel Bey'i tanımlarsanız, yani yakın olan, etrafında yakın olan insanlara göre, Batmanlı, bu taraftan gelme... Onu çok farklı anlatanlar var. Olumsuz bir tabloyla, memleketinde anlatanlar var. Buraya geldiğin zaman, "Batman'dan gelmiş, buna çok imkan verilmiş, fırsat verilmiş, onun için yapmış." Siz niye yapmadınız? Konuşuyorlar ya. Siz niye yapmadınız? Siz niye görmediniz? Düzce'nin insanının parası, vakti, nakdini değerlendirecek adam fevkaladenin fevkinde bir proje tasarlamış. Siz niye yapmadınız? Niye konuşuyorsunuz? Neden konuşuyorsunuz? Niye eleştiriyorsunuz? Bu ya hasetlikten eleştirilir ya kıskançlıktan... Hani hasetlik, kıskançlık, çekememezlik der ya. Bir de senin acizliğinden.

İKİ VİZYON BİR ARAYA GELDİ
Yani şu memlekete 20 sene olmuş, 25 sene olmuş geleli İştirak veya Veysel Bey. 200 sene bu memlekette kalıp da "Biz bu memleketin sahibiyiz kardeş!" Bizde böyle bir tabirler var ya, diyenlerin, sahiplerinin, sahiplenenlerin, sahibi gibi görünenlerin aslında bunlar bu memleketten faydalanan insanlar da yapmadığını yapmış. Helal olsun! Tebrik ediyoruz! Gerek istihdam konusunda, gerek yapılan iş konusunda, gerek yatırım konusunda bir vizyon koymuş ortaya, bir öngörü koymuş. Projeyi de koymuş. İki tane vizyon bir araya gelmiş; bir siyasi vizyon bir de ticari vizyon, olay buraya gelmiş. E, güzel. Çok güzel. "Efendim, bu AVM Düzce'nin merkezindeki esnafı öldürür." Ya esnafı niye öldürsün ki? Düzce'de ilk AVM açılmıyor ki. Esnafın da, hani "Her kelin, bir berberi olur"muş. Herkesin bir müşteri potansiyeli var. Hiçbir şey olmaz. Ama ne olur? Sıkışmışlıktan ve keşmekeşlikten ve bir yerlere çöküp de malına mal katan, imkanına imkan katan, 1 liralık yeri 20 lira olan insanların devri bitti. O dükkanlar artık tepe tepe kullanırsınız. O kadar tabii mutlaka değer kaybetmesin, onlar da değerli de ama gecenin 12'sinde noter çağırıp da satılacak kadar o işler bitti.
Netice itibarıyla Düzce'ye bu hayırlı olsun. Hep hayırlarla olsun. Biz memlekete, millete hizmet edeni her zaman, taltif etmeye, onurlandırmaya ve teşvik etmeye çalışıyoruz. Bir daha söylüyorum; İştirak Şehircilik, Veysel Bey vizyonunda Düzce'ye çok konuşanların, "Düzceli'yiz biz" diyenlere ezber bozduracak bir yatırım yaptı. Tebrik ediyoruz. Bu yatırımı başka kendi memleketine de yapabilirdi. Bu yatırımı Türkiye'nin farklı bir yerine de yapabilirdi. "Efendim!" diyorlar ki, "Dışarıdan fonlar var." Tamam, olsun, gelsin fonlar olsun. "Efendim, yabancılara buradan, Almanlar’a, İngilizler’e, Fransızlar’a, yatırımcılara daire satılmış." İyi işte, ne var bunda? Ya paranın, imkanın, yatırımın Alman'ı, İngiliz'i, Türk'ü, Kürt'ü, Arab'ı, yeşili, kırmızısı olur mu ya? Yatırım yatırımdır. Yatırım ve imkan, maddi imkan, bir çöldeki vahaya, vahada yeşillenen bir yeşil alan gibi olur ya. Onun için bu bir örnek olsun. Bu memlekete yatırım yapan insanları, layık olduğu, verdiği emekle taltif edelim.
Ben bir anekdot daha paylaşayım. Veysel Bey bildiğim kadarıyla kendi memleketindeki, İstanbul'daki, İzmir'deki, Türkiye'nin farklı yerdeki gayrimenkullerini elden çıkararak buraya geldi. "Burada çok para kazanacak"mış. Kazansın! Akıllı olan adam, vizyonu olan adam, öngörüsü olan adam kazansın. Biz de kazandık, o da kazansın, Düzce de kazansın. Hepimiz kazanalım ya!
Bayramda olmayabiliriz. Bayramınızı şimdiden kutluyorum. Dediğim gibi, akan kanlarla beraber derdimiz, kederimiz, çilemiz, umutsuzluğumuz da aksın gitsin. İnşallah bu bayram, Kurban Bayramı münasebetiyle Allah bu devlete, bu millete, bu coğrafyaya, bu Habibullah'ını, bu Allah'ını, bu Peygamber'ini, bu Kur'an'ını sevmesinin yüzü suyu hürmetine, akan kanların, ibadetteki tılsımının hakikatine bu millete maddi, manevi, içtimai huzur versin, mutluluk versin.
Bayramda nasip işte. Denk, bir boşluk olursa olacağız. Bayramın üçüncü günü akşamı, Akçakoca'da, Balatlı Köyü'nde şenlikler var. Hatırlatmak istedim. Güreş, Bayram Güreşleri Şenliği var. Bolulu Ramazan Çelik'le Düzceli Çetin Uzun, birisi Karadeniz, birisi Anadolu müzikleriyle beraber sizleri bekliyor. Bayramın dördüncü günü saat 1'de, öğle namazından sonra da Balatlı Köyü'nde bayram güreşlerimiz var. Ben de Güreş Komitesi Başkanı olarak herkesi, ulaşabildiğimiz, ulaşamadığımız herkesi davet ediyorum. Hem şenliğimize hem güreşimize davete icabet sünnettendir.
