“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” çok güzel bir ifade, çok güzel bir söz.

Şimdi Düzce hakikaten kabuk değiştiriyor. Hasbelkader bildiğimiz kadarıyla 415-420 bin nüfusumuz var Düzce'de ve bu her gün artıyor. Her gün göç alan bir şehir haline geldik. Şimdi bu nüfus arttıkça iş imkânı var ki, fırsatlar var ki insanlar buraya geliyorlar. Sosyal alanlar da istiyorlar. Zaman geçirebileceği sosyal alanlar istiyorlar.

Hikâye anlatma, sadete gel derseniz; belediyenin BELTUR kapsamında sosyal tesisleri var. Bir yakın dost, Düzce'de çok etkili isimlerden bir tanesi beni aradı. Dedi ki: “Bir BELTUR tesisine bir misafir götürdüm.” “Serviste gecikme olunca niye böyle oluyor?” diye sordum dedi. “Ya abi, personel kalmadı, garsonumuz yok.” cevabını almış. Başka bir yerde yemek, başka bir yerde ikram oluyor. Herhangi bir ikram olurken o ikramın içinden cam çıkıp vatandaşın ağzının içinde bir yara olmuş. Bu ve buna benzer örnekler var son günlerde.

SİZ ORADA BOSTAN KORKULUĞU MUSUNUZ?

Şimdi orada bir genel müdür yardımcısı Ufuk Yılmaz var. Çok böyle protokolü seven, eğilen, bükülen. Yine bir tane de genel müdür vekilimiz var orada. Malum, çok konuştuğumuz Zübeyir Yiğit diye bir arkadaş var. Şimdi Akçakoca’da BELTUR tesisleri var. Geçen sene bu aylarda bayağı yüklü oranda bir misafir vardı. Şu anda oran bir hayli az.

Sayın Faruk Özlü hacca gitti geldi. Oradaki sıcak, soğuk derken rahatsız. Serumlarla ayakta, gece gündüz mücadele veriyor Düzce’ye bir şey katalım diye. Tesislerine misafirleri davet ediyor.

Bostan korkuluğu gibi adamlarsınız! Yaz geldi, millet sosyal alanlara çıkacak. Diğer kafelerde, şurada burada fiyatlar malum. Belediyenin tesislerine geliyor. Bir personel kıyımı var, bir uygulama var; evlere şenlik.

İMKAN VAR,YETKİ VAR, HİZMET YOK!

Yani bu Ufuk Yılmaz denilen arkadaş, Zübeyir Yiğit denilen arkadaş size imkan verilmiş, yetki verilmiş bu insanlara hizmet edin diye. Ufuk Yılmaz takım elbiseleri giyecek, böyle fır fır dolanacak.

Zübeyir’e gelince; Boğaziçi’ni mesken yapmış kendine. Her akşam orada bir sendikacının orada oyun oynayacak, fik fik edecek, yaşam analizi yapacak falan filan.

Bunlara ayırdığınız zamanı, size verilen iradeye, size verilen güvene, bu millete hizmet edin, güzel nezih yerlerde oturtturun diye hiçbir fedakârlıktan kaçmayan Faruk Özlü’ye karşı ve Düzce’ye karşı daha doğrusu görevlerinizi yerine getirin.

Yediğiniz, içtiğiniz, maaşınız, şununuz bununuz sizin olsun. Helalinden kazanın. Ancak bu böyle olmaz.

Bir başıboşluk, bir vurdumduymazlık, bir kontrolsüzlük var. Ama bunlar dile getirilmiyor. Birileri yazmıyor, etmiyor. Ancak eksik olan, fazla olan bir şeyler yazılıyor, çiziliyor.

Şu önemli olan; işin başındaki kişi, işin başındaki vizyon, hasta yatağında, sağlıksız halde devam etmek adına serum taktırarak bu memlekete hizmet etmeye çalışıyorsa; siz kraldan çok kralcı olup da kâr muhabbetin, zarar hazinenin hesabıyla akşam ver elini orada, ver elini burada, lay lay lom olunca millette böyle sıkıntılar oluyor.

Biz de konuşuyoruz. “Efendim niye eleştiriyorsun?” Konuşturmayın. Yapın işinizi güzel. Benim işim de bu; konuşmak zaten. Benim işim anlatmak. Benim işim kamuoyu adına, halkın menfaati adına bunları söylemek. Benim görevim o, benim yasadaki karşılığım o.

Kaldı ki sizin keyfiniz, sizin zevkiniz, sizin âleminiz, sizin sefanız; Faruk Özlü’nün veya AK Parti’nin veya yerel yönetimlerdeki yerel iktidarın cefası olmaya başladı. Siz sefada, riyaset sahipleri cefada.

Hani "on dönüm bostan, yan gel yat Osman" derler ya bizim atasözlerimizde. Biraz da o keyif yaptığınızda bu insanların keyfini de düşünün.

C A B O Ğ L U

İL BAŞKANLIĞI YAKIŞIYOR MİLLETVEKİLİĞİ DE YAKIŞIR

Düzce’de 3 il başkanının değişme durumu var. Biliyorsunuz Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı İlhami Caboğlu aşağı yukarı sekizinci seneyi buluyor. Önümüzdeki dönemlerde artık bir milletvekilliği dillendiriliyor ismiyle beraber. Önümüzdeki dönemde yeni bir il başkanı görebiliriz. Belki milletvekili adaylığı söz konusu olmazsa devam da edebilir.

Yani sekiz seneden beri o Boğaziçi siyasetiyle Düzce’yi yatırdı kaldırdı. İlhami Caboğlu gerçekten de başarılı bir il başkanı. Kaldı ki belediyelerde veya siyasette Düzce’deki dengelere dokunmasını da bildi. Düzce’nin belki de en etkili il başkanı şu anda Caboğlu. Devam mı eder, kalır mı? Parti bilir onu.

Ama bu ara her gün üç tane, beş tane il başkanını Twitter’dan takip ediyoruz. Direkt genel başkan tasarrufunda Semih Yalçın’ın özel kalemine “şu olacak, bu olacak” diye gönderiliyor. Yani teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısı Semih Yalçın dahi burada kenarda mı kaldı diyelim, etkisiz mi kaldı diyelim, Bahçeli ipleri iyice eline mi aldı diyelim bilemiyorum. Ama İlhami Başkan’a il başkanlığı da yakışıyor, milletvekili adaylığı da yakışır.

DÜZCE’DE 3 PARTİDE DEĞİŞİM SİNYALİ

Biliyorsunuz, 50 taneden 4’ü alınmıştı, AK Parti il başkanını arıyor. İl başkanı noktasında herhalde Hasan Şengüloğlu da tenzili rütbeyle beraber Mustafa Keskin gibi il başkanlığından milletvekili adaylığı için kenara çekilecek herhalde. Öyle bir şey var, öyle bir hava var. Ama tabii partiler kendisi bilir bunu.

Üçüncü olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin il başkanı...

Şimdi dünkü atışmalardan, tartışmalardan sonra Özcan Dağıstanlı da değişebilecek olan il başkanlarının arasında.

Chp Li Talih Özcan 1746275350-2

İNSANLIĞINI GÖRDÜK SİYASETİNİ GÖREMEDİK

Şimdi benim de yakın dostum olan, insani yönünü çok sevdiğim ama siyasi yönünü anlayamadığım bir isim Talih Özcan.

Talih Özcan’ın buraya aday olarak gösterildiği noktada teşkilat, CHP’nin tabiriyle örgüt, ayağa kalktı. Hatta Akçakoca İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz istifa etti. O zamanki il başkanı genel merkeze giderek “Bu değişsin, biz istemiyoruz” dedikleri yerde Kemal Kılıçdaroğlu öyle bir duruş sergiledi ki Talih Özcan burada milletvekili adayı oldu ve kazandı.

Şimdi bugün bir açıklama yaptı bizim haber merkezine. Sosyal medyada da kendi açıklamaları var, imzası da var. “Biz Özgür Özel’in yanındayız. Parti tabanı Özgür Özel’i istiyor. Biz de istiyoruz.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Şimdi bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler adama. Niye derler Sayın Özcan? Şunun için derler:

Senin için bu duruşu sergileyen Kılıçdaroğlu’na takındığın tavır insani mi, İslami mi, vicdani mi? Neyse bunların arkasına sıralanabilir.

Bu bizim işimiz değil. Kimin nerede duracağı, nerede durmayacağı. Ancak görünen de bir gerçek var. Hani görünen köy kılavuz istemez hesabı. Görünen de bir gerçek var. Düzce’de Kılıçdaroğlu’nun Talih Özcan’ın arkasında durması cihetine veya vefasına karşılık, bugün Özgür Özel’e destek vermesi bence anlaşılamaz bir durum. Ben anlayamadım ama anlayanlar mutlaka vardır. Bir karşılığı vardır bunun.

Fakat işin özünde ne var? Talih Özcan hakikaten insanlara karşı insani yönü çok iyi olan, insanlarla güzel diyalog kuran, güzel bir dost, güzel bir insan. Ama siyasi gidişatını, siyasi istikametini onu yansıtacak şekilde ortaya koyamamış gibi. Ben öyle anladım.

İnşallah önümüzdeki günlerde yapılacak olan açıklamalarda bunları değerlendiririz.

Bir de bana diyorlar ki “Siyaseti çok konuşuyorsun.” Evet, siyaset ve dünyadaki dengeler bugün altının, dövizin, petrolün, yaşamın her şeyine dokunuyor. Siyaseti bilen, takip eden hayatı da bilir, takip eder. İnsanlar siyaseti takip etmeli. Çünkü ekonomi de, yaşam kalitesi de her şey siyasetçilerin almış olduğu kararlar, siyasetçilerin vermiş olduğu istikamete göre şekilleniyor.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN