Şimdi bir babanın bir evlada yapamadığını, yapmadığını yapan bir idareciden bahsedeceğiz.

Orhan Yilmaz Guven Tazeledi

Pazartesi günü bahsetmiştim. Bir kamyoncu düşünün. Bizim anlayışımızda kamyoncu, tırcı, şoförlerin yeri nerede? Nasıl bakıyoruz? Ama yediğimiz yemekten, yediğimiz kıyafetten, oturduğumuz koltuktan, izlediğimiz televizyondan elimizdeki telefona kadar bütün hepsi bir kamyoncunun taşıdığı yükle bize geliyor. Hakikaten çok kutsal ve kıymetli bir meslek.

Yani yollarda, izlerde, yolda kaldığımızda bizi alan, yükümüzü taşıyan ve hayatta yaşama adına bağlarımızı tutan, bağlarımızı sağlayan en güzel mesleklerden bir tanesi, en kutsal mesleklerden bir tanesi. Bir de toplumdaki yerinden ziyade ülke ekonomisine ve il ekonomisine kattığı değerler ve katkılar da çok kıymetli.

Şimdi Düzce Nakliyeciler Kooperatifi’nden bahsediyorum. Batı Karadeniz bölgesinde istisnalar kaideyi bozmaz ama birçok nakliye kooperatifi var, küçükten büyüğe, yürümekten koşmaya doğru giden bir kooperatiften bahsetmek istiyorum.

Kooperatif Başkanı Orhan Yılmaz'la ilgili biz çok eleştiri yaptık. Çok haberler yaptık vakti zamanında. Ancak sonuç itibariyle işin, günün sonunda değerlendirdiğimizde bir kulübesi olmayan ve bugün 500-600 milyonluk bir değere sahip olan bir kooperatiften bahsediyorum.

Şimdi 26 yıl az bir zaman değil. Orhan Yılmaz Düzce nakliyesine büyük hizmet vermiş bir isim. Bugün artık tamam dediği yerde, ben bu işten vazgeçeyim dediği yerde ülkenin şartları, ekonominin şartları, insanların yetişmesi, kurulacak olan ilişkiler noktasında bir dönem daha devam etme kararı almış veya aldırmışlar.

Ancak yanına bu Esnaf Kefalet Kooperatif Başkanı Ertan Taşlı var. Sessiz sedasız devam ediyor. Hiç suya dokunmuyor, sabuna dokunmuyor. İşine bakıyor ve işine baktığı gibi de bir tane yeğeni var. Bunun yeğenini Orhan Başkanın yanına başkan yardımcısı yapıp bir insan yetiştiriyor.

Yani insanlar bilgilerini, birikimlerini, tecrübelerini ve katkılarını birileriyle paylaştığında kıymetli olurlar. Fakat demek ki daha olmamış. Bir hedef koymuş bu Erkan Taşlı, Ertan'ın yeğeni. Yani ‘biz daha çok iş yeriyle iletişim kuracağız, iş yükünü biraz daha büyüteceğiz, kamyonculara biraz daha refah bir hayat yaşatacağız’ gibi.

YANLIŞ HESAPTAN DOĞRU SONUÇ ÇIKMAZ

Şimdi yanlış hesaptan doğru sonuç çıkmaz. Ülkede konkordatolar başlamış. İş yerleri işçi çıkarıyor, üretim azalıyor.

Üretim azaldığı zaman bölgemizde fabrikalarda eksiklik olduğu zaman ne olacak? İş yükü azalacak. Nasıl çoğaltacaksın? ‘Sen başkan olduğunda 38 yaşındaymışsın, ben 44 yaşındayım, benim de hakkım.’ Evet, herkesin hakkı. Ancak bir de tecrübe var, bilgi var. Burada ben bir iki tane anekdottan bahsetmek istiyorum. Bu fabrikalarda iş yükü var tabii nakliye işi var. Ancak zaman itilaflar doğuyor, grevler oluyor. Bize de haber konusu olan konular doğuyor. Ben isim vermek istemiyorum. Ancak bir fabrikada bir huzursuzluk varsa, bir iş noktasında, işçi noktasında bir huzursuzluk varsa Orhan Yılmaz bunun çözümü noktasında gerek sendikayla, gerek basınla, gerek toplumun farklı kesimleriyle irtibat kurup ekmek yediği kaba etmeden o kabın daha çok ekmek vermesi için mücadele eden fabrika sahipleriyle ve kurumlarla iletişimleri çok iyi kuran bir mizaç, bir başkan, bir vizyon.

Bunun yanında bu bir değer. Bunun yanında bir de kendini kabul ettirmek var. Peki bu fabrikaların veya bu işletmelerin bu yükünü çekmek için sırada bekleyenler yok mu? Olmaz olur mu? İşte bu ilişkiler bunları sağlıyor. İşte bu ilişkileri sağlayacak kapasitesi veya tecrübesi olmayan arkadaşa bir dönem daha bekle diyorlar. Şimdi diyoruz ki biz çok oturdunuz orada 25 seneden beri oturdunuz esnaf odaları veya ticaret odaları veya mesela Ertan Taşlı yıllardan beri oradan hiç kalktığı yok.

BİR GÜN ALKIŞLANARAK GİTMELİ

Öyle de bir şey ki yani onu onun gücüyle beraber yani birçok olmazları olduran bir model. Peki tezat değil mi bize göre? Görüntü itibariyle tezat ama esnaf odası veya diğer sivil toplum kuruluşlarının odaları senede bir defa iki defa belki esnafla irtibat kurar veya iletişim kurar ama burası bir işletme, burası bir kooperatif, bir anonim şirket statüsünde çalışıyor. Bir şirket yönetiliyor burada. Eğer bu büyümüşse, bir istasyonu olmuşsa, iş hacmi artmışsa bu insanın burada bir tecrübesi var, bir bilgisi var, bir emeği var. Orhan Yılmaz da bir gün gitmeli. Kimse bulunmaz hint kumaşı değil ama nasıl gitmeli? Alkışlanarak gitmeli. Çok büyük emeği var.

BİLGİ VE TECRÜBESİNE KAMYONCU ESNAFININ İHTİYACI VAR

Baştan söyledik ya kamyoncu esnafının, nakliyeci esnafının babasının yapamayacağı, yapmadığı veya buna benzer bir tabirle Orhan Yılmaz bunlara sağlamış. Mümkün mertebe ilişkileri güzel kurmuş. İlişkilerin kendi esnafına, kendi üyesine yansımasına vesile olmuş. Şimdiki arkadaşlar mutlaka talip olmuşlar. Biz de adayız demişler. Niye? İş gücünü artıracağız. İş gücü zaten azalıyor. Nasıl artıracaksın? ‘Efendim benim yaşım geldi.’ Tamam geldi ama tecrüben gelmemiştir. Neticede tecrübenin de olması lazım. Bir dönemin daha, bu işletmenin, işletmedir burası bir kuruluştur bir kurumdur. Büyüyen, yürüyen ve Düzce ekonomisine ciddi katkı sağlayan işin başındaki insan sağlıklı bir şekilde son döneminde işte bu ilişkilerin nasıl kurulduğunu, nasıl yürütüldüğünü, nasıl yürüyeceğini, buraya daha neler katacağını son döneminde istişare ve bu konuyla ilgili insanları tecrübelendirme noktasında bir emek misyonuna bürünmüş. Gayet alkışlanacak bir durum.

Bir esnaf odası başkanlığı gibi değil orası. Burası günü birlik bütün aynı bir şirket düşünün. Bu şirketin 150 tane kamyonu var. Buna sürekli iş lazım ve bu sağlanıyor mu? Sağlanıyor ve bu değerlerle beraber Orhan Yılmaz'ın, bizim tarafımızdan görünen tarafı bu. Kamyoncu esnafı ne der bilmiyorum ama tabii ben bu bilgileri hep kamyoncu, oradaki şoför arkadaşlardan, mal sahibi arkadaşlardan aldım. Onların hakikaten genel anlamda düşündükleri aktarıyoruz.

Ancak burada bir hakikat daha var. Bir insan kolay yetişmiyor. Az değil 25 sene. Daha dün kulübeleri olmayan, yeri olmayan, başkan bulamadıkları yerde almış getirmiş. İnsan da bir vefa olur. İnsanın bu anlamda bir kişiliği olur, bir duruşu olur.

‘Artık benim bu son dönemim. Son dönemde ne kadar bilgimiz varsa, birikimimiz varsa, tecrübemiz varsa, ilişkimiz varsa bu anlamda bizden sonra devam edecek olan arkadaşlara bu konuda biz mihmandarlık yapacağız’ diyor. Ne güzel. Ne var bunda?

Yani netice itibariyle hedef çok farklı. Enaniyet var, ego var, hesap var. Bir hesaplar var. Yazık. Yani Düzce'deki bu kadar güzide bir kuruluşun, birilerinin egosuna, hesabına ve kitabına veya ikbaline hizmet ettirecek şekilde evrilmesine, çevrilmesine, doğrulmasına, konuşulmasına, yoğrulmasına yani vicdan sahibi olan herkes bir karşı duruş sergiler.

BU HIZLI BÜYÜME TECRÜBEYLE YÖNETİLİR

Düzce'nin gelişmesi noktasında, ilerlemesi noktasında önünde bir 10 sene var. 10 sene sonra Düzce'yi kimse tanıyamaz. Düzce sürekli göç alan bir yer, büyüyen bir yer. Sürekli büyüyen bir yer. Binasıyla, iştigaliyle, istihdamıyla, ekonomisiyle ama bu büyümenin getirdiği kendine özgü farklı dinamiklerle beraber ortaya çıkan sorunlar oluşur. İşte bu sorunlar bu hızlı büyüme ve geniş çaplı büyüme bir tecrübeyle yönetilir. Bir akılla yönetilir. Bir ferasetle yönetilir. Yani ben bunu daha iyi yönetirim. Hani babanın evladını hoyratça harcayan çocuklar gibi bir hal var ortada. Olmaz, olmamalı. Ve kime hangi inisiyatif kullanıldıysa, kime hangi yol gösterildiyse, kime hangi istikamet gösterildiyse demek ki yeterli değil ki bu şekilde değerlendiriliyor ki bunu aklı selim olan herkes bunun farkında. E biz de farkındayız, kamyoncu esnafı da farkında. Düzce siyaseti, riyaseti, bürokrasisi de farkında. Herkes haddini bilecek, herkes yerini bilecek.

Hani ‘’ananı atanı say, bereket büyüklerle beraberdir." diyor Şeyh Edebali. Yani size imkan veren, fırsat veren, önünüzü açan ve çoluğunuzun, çocuğunuzun, geleceğinizin ikbalini ve istiklali tabiri caizse ekonomik özgürlüğünü sağlamak adına bir saçlarını ağrıtmış insanı horlayarak değil, alkışlayarak gönderecek kadar bir feraset sahibi olmak lazım. İnşallah pazar günü seçim varmış. Bu düşüncelerin büyük bir bölümü o sahada bulunan kamyoncu esnafının bizle paylaştığı bilgiler. Biz de sizlerle paylaşmayı uygun gördük. İnşallah faydalı olur Düzce Kamuoyu adına.

DEĞİŞİMLER DÜZCE’YE NE KATACAK?

Şimdi bugünlerde, bu hafta sonu, bu ay sonu, önümüzdeki hafta başında dedik ya Düzce Belediyesi'nde bir değişiklikler var. O soruyor, bu soruyor. Benim bir şey bildiğim yok ama bir değişim sinyalini biliyoruz. Özellikle şirketlerde bir değişim olacak. Bunun da zaten yasal olarak hakimiyetinde varız. Yasa da bunu söylüyor. Ancak bilinmesi gereken bir şey daha var. Bu değişimler Düzce'ye ne katacak? Değişim güzel ama enaniyetle değil. Değişim güzel ama keyfiyetle değil. Değişim güzel ama hırsla değil, menfaatle değil. Değişimler insanlara fayda sağlar. Ancak sebep ve sonuç ilişkisine baktığımızda buradan çıkacak olan sonuçlar hepimizi ilgilendiriyor. Bu konular hepimizi ilgilendiriyor. Yarın bize lazım olmayabilir ama bana lazım olmaz ama size lazım olur.

Yani bir kamyon veya bir nakliye konusunda veya bir memleketten bir yerden bir şey gelecektir, bir şey gidecektir. Burada inşallah gerek belediyedeki, gerek şirketlerdeki değişimler Düzce'ye fayda olsun diye olsun ama Nakliyeciler Kooperatifi’ndeki değişimin altında enaniyet var, gurur var, kibir var, menfaat var, hesap var, kitap var. Yazık, yazık. Yani bunlar şimdi söyleniyor ama yarın tüh dememek lazım. Hani son pişmanlığın pek faydası yok. İnşallah hayırlara vesile olur.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN