Efendim, yüzdük yüzdük burnuna geldik. Pazartesi günü DESOB seçim var. Bu seçimlerde esnaf oy kullanacak tabii. Biliyorsunuz biz kullanmıyoruz. Ancak burada iki isim öne çıkıyor. Birisi Bülent Keser, diğeri Murat Geçici.

Şimdi birçok dezenformasyon, birçok dedikodu, birilerine göre yaşam analizi, birilerine göre istişare; artık nasıl bir izahı varsa. Bir fotoğraf var, Belediye Başkanı Sayın Dr. Faruk Özlü, bu işe talip olan Murat Geçici ile bir görüşme yaptı. Görüşmeden sonra ben de kendisini aradım. Dedim ki, “Nasıl geçti görüşme?” Dedi ki, “Çok güzel geçti. Bu işe talip olduğumuzu anlattık.”
Fakat dün bir açıklama yaptı. “Bazı odaklar bize müdahale ediyor, etmesinler. Esnaf bu başkanını seçebilecek kabiliyette ve birikimdedir.” dedi. Doğru. Tabii esnaf seçer de, odaklar kim? İşte önemli olan o.
Kimilerine göre bazı odaklar, Murat Geçici’nin seçimi kazanmaması için belediyenin ve siyasetin gücünü kullanıyor. “Faruk Özlü bunu yaptırıyor.” deniyor. Yaptıran adam kabul eder mi ya? Randevu bile kabul etmez, fotoğraf bile vermez. Kraldan çok kralcı olabilirler. Birileri Sayın Özlü’ye yaranmak için, neyse artık, biri bin gösterirler “Biz bir şey yapıyoruz senin için.” Diyebilirler.
İşte sıkıntı burada. İnsanlar hangisi iyi diye sormuş veya istişare etmiştir. “Bu daha mı faydalı?” deyince biz böyle anladık.
Bir zamanlar bir yağ çıktı, nebati yağ. Bir tarikat şeyhine soruyorlar: “Efendim biz bu yağı yiyebilir miyiz?” Birincisi duymazdan geliyor, üçüncüsü de “Yiyen yesin kardeşim.” diyor. Nebati yağların içine ne konulduğu belli değil. Kemikten yapılıyor ham maddesi. Pek sağlıklı bir şey de değil. Millete “Tereyağı yemeyin.” diyorlar ya, “Nebati yağ yiyin.” diye...
GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN İSTEMİYORUZ
“İyi bir arkadaş” dediyse bakan bey burada herkes pozisyondan rol çıkarıyor, manevra yapıyor. İkisi de kıymetli, ikisi de değerli. Düzce’ye faydalı olurlar, ona inanıyorum. Ama nasıl faydalı olurlar? Fayda noktasında en büyük mesele şu: Sanayi çarşısında bir değişim var. Düzce değişiyor, kabuk değiştiriyor. Bu kabuk değişimi olurken hani diyor ya “Gölge etme, başka ihsan istemem.” Gölge edecekler, sorun çıkaracaklar değil; tartışılır, konuşulur. Bir kişinin değil, bin kişinin menfaati noktasında antak kalınır ve ondan sonra yol yürünür.
Ama bizim sıkıntımız şu: Bir kişinin menfaatini gizliyoruz, bin kişinin menfaati gibi sunuyoruz. İşler orada karışıyor.

KİMSE SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK DEĞİL!
Gelelim enformasyonlara...
Buradan net söylüyorum: Ben de dahil olmak üzere Düzce’nin sivil toplum kuruluşlarında, siyasetinde, orada burada yönetime talip olanların yüzde doksan dokuzu sütten çıkmış ak kaşık değil arkadaş.
Bülent Keser’le ilgili de bir şeyler yazılır, çizilir, söylenir. Murat Geçici ile ilgili de yazılır, çizilir, söylenir. Herkesin bavulunda, bagajında bir şeyler var.
Ama bunlar bu dönemlerde dillendirilirken daha önceden duruşun neyse bugün de aynı olmalı. Benim özellikle dikkat çekmek istediğim konu şu: Düzce’yi Faruk Özlü yönetiyor. Şehrül Emin, belediye başkanı. Faruk Özlü’ye biat eden, eğilen, bükülen adam değil, ortaya konulan projelerde yüzlerin, binlerin, yüz binlerin menfaati olduğu yerde uyum olmalı, destek olmalı.

BU YATIMLARLA DÜZCE KİMLİĞİNİ BULACAK
Bakınız Dedeman Otelleri, Çağ Güvenlik’in sahibi Halil Uzun ile bir anlaşma yaptı. Düzce’ye yeni bir otel daha geliyor. Dedeman bu işe o kadar ehemmiyet vermiş ki tüm ekibiyle oradaydı. Şimdi bu kadar otel ne olacak Düzce’de?
Verilere baktığınız zaman gerçekten tur şirketleri Düzce’yi atlıyor. Niye? Konaklayacak yer yok. Bizim güzel bir otelimiz var. Kıymetli bir iş insanımızın oteli var. Valiliğin karşısında Turan Otel var. Çok güzel bir otel ama marka değeri yok. Kıymetli, kaliteli, güzel; evet. Ama marka değeri yok.
Siz şimdi bir vilayete gittiğinizde, yabancı olduğunuzda bildiğiniz markalara gidiyorsunuz. Emin olduğunuz yerlere gidiyorsunuz. Bilmediğiniz yerde “Acaba burası nasıl?” diyorsunuz. İşte sıkıntı burada.
Düzce kabuk değiştiriyor. Düzce hızlı bir şekilde şehir kültürüne, şehir kimliğine kavuşuyor. Bunda Faruk Bey’in dokunuşu son derece önemli.
Peki bu değişim yapılırken sıkıntıya düşenler yok mu? Var. Menfaati kesilenler yok mu? Var. Hesabı bozulanlar yok mu? Var.
Ama bunlar sivil toplum kuruluşlarını kullanmaya, etkilemeye kalktığı zaman bu değişecek. Ama Düzce kendi kimliğini bulacak.
Bakınız, on sene sonra Düzce’yi kimse tanıyamaz. Düzce o kadar büyüyor ki, jeopolitik ve coğrafi konumu o kadar muhteşem ki...
Ancak hedef koymak lazım. Bugün Batı Karadeniz Turizm Birliği olarak değiştirilen BAKAB’ın ismiyle beraber bu hedef biraz daha yukarı çıktı.
BİZ HİKAYE DİNLEMEK DEĞİL İCRAAT GÖRMEK İSTİYORUZ
Ancak burada yerelde bir şeyler yapılıyor. Genelde ise sayın cumhurbaşkanımızla veya devlet büyüklerimizle fotoğraf verip “Ziyaret ettik, hoş karşılandık.” hikâyelerini artık dinlemek istemiyoruz.
Bizim yaylalarımıza, bizim coğrafi alanlarımızdaki bu güzel doğaya çıkacak yollarımızı açmanız lazım.
Turizm artık deniz, kum, güneş işi değil. İnsanlar doğa istiyor. Düzce’de de o kadar muhteşem bir doğa var ki yazın Ağustos ayında 40 derece sıcaktan 18 dereceye yarım saatte gidebildiğiniz bir yer Düzce.
Akçakoca sahilinden kalkın, Odayeri Yaylası’na en fazla bir saatte çıkarsınız. İşte bu kadar muhteşem bir coğrafyada yaşıyoruz.
Düzce’nin büyük hedefleri var. Güzel hedefleri var. Sonuna kadar da arkasındayız.
Bu fındık işi, fındıkçılık bizi tembelleştirdi. Turizmden para kazanmasını bilmeliyiz. İşte bunun için Düzce’ye gelen oteller ve turizm hedefi çok kıymetli. Esnafı da, vatandaşı da, taciri de kısa, orta ve uzun vadede rahatlatacak projeler bunlar.
Bu projelerin büyüklüğü hürmetine Düzce’de seçilmiş olan sivil toplum kuruluşları, esnaflar, ticaret odası ve birçok kurum fikrini ortaya koymalı. İtirazlarını da ortaya koymalı. Ama sonunda verilen karara uymalı.
Bunu itaat, biat gibi görmemeli. Burada kim seçilirse seçilsin, Faruk Özlü ile aynı dili konuşup aynı duyguyu paylaşmalı. Yani Düzceli olmak, Düzce’nin önünü açma noktasındaki gayretlere destek olmak lazım.
Destek olmayanlar zaten azınlığa düştü. Menfaatçiler kendi hesaplarını yapıyor.
Ben bu DESOB seçimlerinde kraldan çok kralcı olanların, bir yerde rol kapmak isteyenlerin yaptığı enformasyonların usule, kaideye ve vicdana uymadığına inanıyorum.
Ve inşallah seçilecek olan DESOB başkanı; esnafıyla, taciriyle, çalışanıyla, emekçisiyle bu büyük hedeflere ulaşma noktasında Faruk Bey’e ve ekibine yar ve yardımcı olur.
Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.
