
DÜZCE’NİN BİRLİK VE BERABERLİĞE İHTİYACI VAR
Efendim geçtiğimiz gün Düzce'ye mal olan tiyatro sanatçısı Nurullah Çelebi abiyle bir replik dedikleri kısa bir şey çektik ve çektiğimizin özünde şu vardı; ‘Düzce'nin bir şeye ihtiyacı var. Birlik ve beraberliğe ihtiyacı var.’ dedi Nurullah abi. Ben dedim ki ‘O iş bende’ Ama nasıl bende? Bu iş hepimizde. Düzce’de birlik olduğu zaman, dirlik olduğu zaman, beraberlik olduğu zaman ortaya çıkan sinerji bize hayatımıza çok büyük katkılar sağlayabilir ve sağlıyor da.

Geçtiğimiz günlerde hafta sonu Düzce'nin vekilleri, Düzce'nin siyasi iradesi, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin halini görmeye gitti. Biz bunları buradan anlatıyorduk, insanlara söylüyorduk. Bir de kendileri gördüler. Tabii anlatılanı dinlediler. Bir çözüm üretecekler. Çözüm de oraya ek bir bina yapılması. Birinci çözümlerden biri. Şimdi bu neden gerekli? Gerekli olmasının en büyük ehemmiyeti şu. Hani ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ diyor ya. İnsanımızın yaşaması noktasında, kaderinin, sağlığının, hayatının kalitesi noktasında bu toplumu yönetenlerin dünya ve ahiret vebali var. Başta bu vebal sayın valimizin birinci derecede çünkü devletin temsilcisi o. Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm birimlerin temsilcisi sayın vali. İki, rektör. Düzce Üniversitesi Rektörü Sayın Nedim Sözbir, profesör doktor, bilim adamı. Üçüncüsü Cengiz Tuncer yani başhekim. Gerçekten tıp fakültesi hastanesinde insan yaşatılmıyor. İnsan üzülüyor. İnsan kırılıyor. İnsan orada mutlu olamıyor. Niye? İmkanlar dar. Hayatta mutlu olmak için ya imkanları artıracaksın ya istekleri azaltacaksın. İstek azalmıyor, nüfus azalmıyor. Ve burasının ivedilikle bir hal çaresine girmesi lazım. Belki ana bina içindeki yataklı ameliyat olmayan bazı servislerin dışarıya giderek oradan bir alan açılması lazım. Yani bilemiyoruz da tabii bunların nasıl olduğunu. Ancak ben işin fırtınadan, poyrazdan, karayelden, dalgadan geminin limana nasıl geldiğini bilmem. Geminin limana geldiğini bilirim.


ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE İDARİ SIKINTI VAR
Düzce Üniversitesi Rektörü Sayın Nedim Sözbir hoca hakikaten alanda iyi bir bilim adamı ama hastanede ve üniversitede bu ve buna benzer sıkıntılar varsa çözülmüyorsa o zaman idari olarak bir sıkıntı var demektir. Var demek ki bu sıkıntılar ortaya çıkıyor. Mutlaka güzel yaptıkları iş vardır. Mutlaka güzel, özel yaptıkları iş vardır. Birçok tedbirler alınmalı ama parasıyla da imkanıyla da fırsatıyla da sağlığını elde edemiyorsa bunların birinci derecedeki sorumlusu bu memleketteki bürokrasiye, siyasete, iradeye yön veren milletvekilleridir, siyasetçilerdir.


Ben bir yerden başlamak lazım derken demek ki Düzce Tıp Fakültesi Hastanesi’nde işler doğru gitmiyormuş. Gitmiyor. Biz bunları buradan söylerken efendim yok Düzce'nin delisi yok şu hesaptan söylüyor yok bu hesaptan bağırıyor. Sonuç insanlar mağdur. 2010 yılındaki yatak kapasitesiyle alan kapasitesiyle 2026'daki alan ve yatak kapasitesi aynı ya. Başka bir şey söylemeye gerek var mı? Bunu çözememişler. Bugün bir yerden başlamışlar. Sayın Şengüloğlu, Sayın Keşir ve Sayın Öztürk milletvekilleri bu işe hakim olmuşlar. Teşekkür ediyoruz. İşte bu. Bu arada Talih Özcan da atlamayalım. O da mecliste bu olayı gündeme getirdi, soru önergesi verdi. Sağlık olmadan bir şey olmuyor. Ama akademik olarak insanların hayatlarına, bedenlerine, sağlıklarına en üst seviyede bölgemiz adına müdahale edilebilecek en üst seviyede bir tıp fakültesi, bir akademik kurul varsa ama bu kurul da amacına uygun bu müdahaleleri yapıp da insanlar mutlu olmuyorsa, memnun olmuyorsa bu memleketteki her şey sorgulanır. Kimse kusura bakmasın.

İRADE KOYMALARI MEMLEKET ADINA UMUT VERİCİ
Hastanelerden veya kamu herkesin mutlu olması, memnun olması mümkün değil. Eksik de vardır. Ancak yani bu eksiklere çözümler üretilecek. Çözüm üretemeyen oturmasın o makamlarda. Çözüm üretemeyenler o makamları boşuna işgal etmesin. Çözüm üretecek bize. Hikaye anlatmayacak. Hikayeyi vatandaş anlatacak. Serzenişi vatandaş söyleyecek. Hacetin başındakiler hacet kapısında dinleyecek ve çözüm üretecek. Çözüm üretilemiyor mu? Balık baştan kokmuş derler ya. İşte baş önemli. Baş çok önemli. İşin başı çok önemli. Ben bunun çok verimli, çok faydalı, çok uzun orta, kısa vade işte nasıl dersek baktığımızda faydalı bir adım olarak görüyorum ve bu işin takipçisi olacağız. Sayın Şengüloğlu dün açıklama yaptı. Sayın Ercan Öztürk'e ulaştık. Sayın Keşir'e her zamanki gibi ulaşamadık ama Ayşe Hanım'ın da, Ercan Bey'in de, Hasan Bey'in de, Talih Bey'in de ama hepsinden önemlisi bu işleri her gün çok dinleyen Faruk Bey'in de burada iradelerini ortaya koymaları bu memleket adına umut verici.

BURADA MUTLU OLAN HER BİREY DEVLETE GÜVENİNİ, SİYASETE ONAYINI ORTAYA KOYAR
İnşallah umutlarımızla beraber, sağlığımızla beraber, yaşam kalitemizle beraber ne yapalım? Yürüyelim, büyüyelim. Ben buradan devletimizin büyüklerine seslenmek istiyorum. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve YÖK başkanımız ve sağlık bakanımıza buradan seslenmek istiyorum. Burada mutlu olan, huzurlu olan, sağlıklı olan her birey devlete olan güvenini, siyasete olan onayını ortaya koyar. Olmayanlar devletin bize güveniyle ilgili bir sıkıntımız olmaz ama siyasi olarak bedel öder. Bu bedeli insanlar, ekonomik meseleler aşılır da hastanede, cenazede, düğünde, bayramda insanların özel günlerinde yaşadıkları unutulmaz. Ya tarlaya diken ekersin ya gül ekersin. Dikenli tarlada sen gittikten sonra arkandakiler gelemez. Bu işin bir dünya boyutu var. Bir ahiret vebali var. Hangisinden tutarsanız…