DÜZCE SAYIN VALİDEN NE BEKLİYOR?

ÖNCÜ SORUYOR VALİ BEY TAKİPTE

Mehmet M A K A S-2

Bizim Öncü ekibinden arkadaşlarımız sahaya indiler. Tuğba Aksoy ve Zeki Aşıkoğlu bir haber serisi halinde Düzce’deki sivil toplum kuruluşları ve akil insanlarına “Düzce Valisinden beklentiniz ne?” diye soruyorlar. Onların da bir değerlendirmeleri var tabii. Peki buna niye ihtiyaç hissettik? Sayın Vali geldi, dedi ki: “İstişare edeceğiz, Düzce’yi beraber yöneteceğiz.” dedi. İşte Düzceliler de ne düşündüğünü Sayın Vali’ye arz etsin ki kamuoyu da bilsin diye biz de böyle bir kamuoyu hizmetine talip olduk.

Başlıksız 7-2

Sayın Vali Mehmet Makas bunu takip ediyorlar, onu da biliyoruz. İnşallah, karınca misali tarafımızı belli ederek Düzce’ye hizmet etmiş oluruz. Buradan çok güzel neticeler çıkacak. Mutlak ve mutlak bu haber serimizi, özel röportajlarımızı takip ediniz.

Fikirleri olan, destekleri olan Öncü WhatsApp ihbar hattına da yazabilir. Ama bunu fazla aramayın çünkü bakmıyoruz, yazılı olanları değerlendiriyoruz.

Başlıksız 8-2

BİRİNCİ DERECEDEN İKİNCİ DERECEDEN SORUMLULAR

Şimdi geçelim ikinci konumuza. Arkadaşlarımız dün bir haber yaptılar. Gümüşova Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrikadan çıkan duman var.

Yani duman mıdır, zehir midir veya o kadar koyu nasıl oluyor, nasıl ediyor onu anlamadık biz bilimsel olarak. Çevre İl Müdürlüğü yetkilileri bu konuyla ilgili bir şeyler yapardır. Sayın Vali’nin de talimatı olduğunu duyduk. Ancak burada birinci sorumlu Organize Sanayi Bölgesi’nin müdürü Ahmet Serdar Erdem.

Biz bu haberi yaptıktan sonra bize eleştiri yapmışlar. Birinci sorumlu bu. Yangından sorumlu, selden sorumlu, Organize Sanayi Bölgesi’nde uçan kuştan sorumlu Ahmet Serdar Erdem. Peki Ahmet Serdar Erdem bu görevini yerine getiriyor mu? Getirseydi bugüne kadar bununla ilgili bir müeyyidesi olurdu, bir açıklaması olurdu.

Ben tamamen siyasi olan, tamamen efendilerine hizmet eden ve bu hizmeti ederken de altında makam arabasıyla beraber düğün davetiyesini dağıtan Ahmet Serdar Erdem’den bahsediyorum. Tabii “kâr muhabbetin, zarar hazinenin” demiş.

Organize sanayi bölgesinde özellikle hava kirliliği ve çevre kirliliği konusunda hassas olması gereken beyefendi, onu oraya getiren, tutan ve onunla ilgili ne yapıyor ne ediyor, nasıl bir hukukları var sahiplerinin bilemiyorum. Bunların hepsi çıkan dumandan sorumludur. Düzce’de zaten nefes alamıyoruz kış aylarında, hava kirliliği almış başını gidiyor. Ama burada da organize sanayi bölgelerinde böyle vurdumduymazlık, böyle keyfi hâl bizim keyfimizi bozdu. Vatandaşın da keyfini bozdu.

Vatandaş bize WhatsApp ihbar hattımızdan gönderdi, biz de haber yaptık. Netice itibariyle birinci derecede Ahmet Serdar Erdem sorumludur. İkinci derecede Çevre İl Müdürü Sayın Nurhan Kartal da sorumludur. Bunlar denetimlerini yapıyor mudur? Yapıyordur, mutlaka yapıyordur. Ama bize değil. Ahmet Serdar Erdem’in o dumanı Çevre İl Müdürlüğü’ne, patronu olduğu Sayın Vali’ye sunması lazım.

GÖREVİNİZİ YAPSAYDINIZ BİZE GÖREV DÜŞMEZDİ

Burada bir sıkıntı var. Gereğini yapması lazım. Yapılmış mı? Bilmiyorum. Yapılsaydı bize gelmezdi. Biz öncüyüz. Biz milletin sesiyiz. Derdinizde derman aradığınızda, haksızlığa uğradığınızda WhatsApp hattı burada yazıyor. Bize gelin. Biz kamu adına, millet adına, devlet adına, kamuoyu adına, Düzceliler adına bunun takipçisi olacağız.

Şimdi Düzcelilik diyoruz ya, Düzceliler diyoruz, şimdi bir esnaf odaları seçimleri var arkadaş. Yani boncuk mu var sizin necasetinizde? Yirmi seneden beri adam orada oturuyor; on beş seneden beri, yirmi seneden beri, yirmi beş seneden beri oda başkanı. Bu başkanlar ne işe yarıyor? Yirmi seneden beri burada neye duruluyor bilmiyorum.

Şimdi Mustafa Kayıkçı yirmi seneden beri eğile büküle, ona şirin, buna tatlı, buna tuzlu; milletin ağzının tadına, keyfine göre kılıflar bularak burada durdu. Şimdi gidiyor, “şerefli, liyakatli bir adama bırakacağım” diyor. Kime bırakacak? İbrahim Korkmaz’a bırakacakmış. Fırıncılar Odası Başkanı’na. Onu destekliyor Mustafa Kayıkçı.

Ya senin kattığın ne? İbrahim ne katacak yani? İbrahim Korkmaz’ın Düzce’deki geçmişi ne? Otuz yıllık geçmişi yok. Burada esnaf olmuş da kendi memleketinde tutunamamış, ekmek yiyememiş, buraya gelmiş. Menfaati nasıl icap ediyorsa öyle yapmış, menfaatlerine göre hareket etmiş. Oda başkanı, Fırıncılar Odası, şimdi de DESOB başkanı olacakmış. Ya bunun kökü yok.

Çeyrek asırlık bir geçmişi var. Yüz yıllık, iki yüz yıllık, üç yüz yıllık esnaf olanlar vazgeçti de dışarıdan gelen bir adam burada. Çünkü bu adam buraya menfaat için gelmiş. Esnaf odası başkanı olduğu zaman kendi menfaatini mi kollayacak, esnafın menfaatini mi kollayacak? Soru çok basit. Menfaati için gelmiş buraya, kendi menfaatini kollayacak. Bu kadar basit bu.

Ertan Taşlı

SEÇİMLERDE ERTAN TAŞLI’NIN KADERİNİ BELİRLEYECEK

Ama bu işlerin bir de tamamlayıcı noktası var. Tamamlayıcı noktası ne biliyor musunuz? Esnaf Kefalet Kooperatifi’nde Ertan Taşlı buradaki oyunu kuruyor. Seçimlere göre burada kalma şansı bir yirmi yıl daha, on beş yıl daha kalacak ki burada büyük imkânlar kullanacak. İstediğine kredi verecek, istemediğine vermeyecek. İstediğini düz yolda şaşırtacak, istediğini de dağları aşıracak. Böyle de bir para trafiği var veya böyle bir irade var ellerde.

Bunların hepsi tabii resmi olur. Herkese kolaylık gösteriyormuş gibi görünür ama canı istediğine verir. Yani çok şeyler dönüyor ya. Bu seçim Erkan Taşlı’nın Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi’nde devam mı, tamam mı seçimi. Bu seçim Düzcelilerin, Düzcelilik ruhunun seçimi.

Başlıksız 9-1

MENFAAT İÇİN GELENİ DESTEKLEMEK NE KADAR ASİLCE?

Mustafa Kayıkçı gerçekten yirmi sene o makamda kaldı. Ve hepsinden önemlisi, yirmi sene sonra bu coğrafyada yüzyıllardan beri kalanların, esnaflık yapanların değil de kaç sene önce buraya gelmiş, memleketinde bir yerde tutunamamış, buraya yurt edinmek için gelmiş insanların önünün açılması meselesi.

Başımızın üzerine, belki elli sene sonra, belki belirli bir zaman sonra İbrahim Korkmaz’ın vizyonunda insanlar buraya gelebilir. Ama şunu unutmayalım: Düzce’ye menfaat için gelenlerle, Düzce’ye hizmet için kalanları birbirinden ayıralım. Düzce’ye menfaat için gelen insanlara bu kapıları Düzceli açarsa, kendi menfaatlerinden olacak, kendi doğrularından olacak.

Bu işin detayını pazartesi günü, önümüzdeki günlerde değerlendireceğiz. Fakat ben özellikle şunu söylüyorum: Bu memleketi yurt edinen herkesin başımızın üzerinde yeri var. Olmasa da zaten başımızın üzerine konuyorlar, yani sıkıntı yok. Ancak bu memlekette tozuyla, toprağıyla, derdiyle, köküyle, nesliyle, meşrebiyle bu memleketi yurt edinmiş insanlar bu memleketi yönetmeye başlamalı.

Öyle menfaatini elde etmek adına, menfaat sağlamak adına veya ayakta kalmak adına burada menfaatlenmek için gelen insanları daha çok menfaatlensin diye bir yerlere taşımak; kusura bakma, ne liyakattir, ne Düzceliliktir, ne asalettir. Asalet aslına rücu etmektir.

Rücusu için de Düzce’nin insanları, Düzce’nin esnafı, köklü esnafları bu ve buna benzer kurumlarda, başlarda olması lazım. Ben yine diyorum: Düzcelilik başka bir duygu, menfaat bambaşka bir duygu. Düzce’ye menfaat için gelenlerle, hizmet için kalanları birbirinden ayıralım.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN