‘Siyaset ve ticaret merhamet kabul etmez’ diyor büyüklerden biri. Siyasette vefa, siyasette nankörlük, siyasette beklenti…  Bunlar farklı farklı kavramlar. Bir insanı toplumun içinde, hayatın içinde rencide edecek…

Bir insan hırsızlık yapar, bu kadın içinde geçerli, erkek için de geçerli. Bu hırsızlığın arkasını doldurursunuz. Yani bir sebep bulursunuz, hırsızlığın sebebi olur mu? Olur. Çaresizdir, acizdir, soyuna çekmiştir. Bir insan erkek ya da kadın cinsel tercihlerini değiştirebilir. Bir erkeğin en çok rencide olması gereken şeydir bu. Bunu da izah edebilirsiniz. Bunun da farklı farklı izah yöntemleri var. Bir erkek cinsel tercihini değiştirerek LGBT’ye benzeyebiliyor. Bir kadın namussuzluk gibi bir hal içine girebilir. Bunun da arkasını sebeplendirebilirsiniz. Bunun da arkasını doldurabilirsiniz sebepler içinde sebep bulursunuz. Bu sağlık açıcısından, tıbbi açıdan, ailevi açıdan, soydan - soptan bir yere getirebilirsiniz. Ama ne dedik? Hırsızlık, cinsiyet değiştirme dâhil olmak üzere. Ne dedik? Ahlaksızlık; insanları en çok rencide eden bunlardır ve bunların arkasına ekleyebilirsiniz. Ama insanın bilinen tarihte, yaşanılan ortamda, yaşadığı gayrimeşrunun mutlak bir karşılığı var. Karşılığı nasıl var? İzahı var. Ama izahı olmayan iki tane gerçek var, nankörlük ve vefasızlık. Arkasını da dolduramıyorsunuz. İnsan çerçevesinden baktığınız zaman nankörlük ve vefasızlık olarak nitelendiriliyor. İnanç faktöründen baktığınızda, Allah’ı inkâr etmek ve şirk koşmak anlamına geliyor.

Yaşadığımız hayatın ve toplumun içinde o kadar nankör ve vefasızlar var ki! Bir insan ahlaklı insandan da doğabilir, ahlaksız insandan da dünyaya gelebilir. Bu onun tercihi değil ki. Ahlaksız bir aileden doğan çocuk çok masumdur, onun günahı yoktur.

Düzce siyasetinde o kadar nankörlük, o kadar vefasızlık var ki, sinkaf dâhil olmak üzere, nasıl izah ederseniz edin, nankörlük ve vefasızlıkla izah edilemeyecek işler var. Biz bazen konuşuyoruz, ama konuşabildiklerimiz gerek yasal boyutta, gerek kurumsal anlamda söylediklerimizin yüzde 95’ini saklı söyleyemiyorsunuz. Yüzde 5’i ile belki anlatmaya çalışıyoruz, onu da usulüne uygun söylemeye gayret ediyoruz.

Geldiğimiz noktada yola çıktıklarını, yolda değiştirenler mi dersin, bir bardak çaya, bir lokma ekmeğe mecbur kalıp da kendisine makam, mevki, imkân verilip de insan sıfatı verilen nankör ve vefasızlar mı dersin? Serçe kuşunu bilirsiniz… Kışın ayaza düşüp de çırpınırken, o ayazdan alıp da sıcacık bir yere getiren insan düşünün. Serçe kuşu gibi çırpınırken seni alan, hiçbir vasfın yokken memlekette ‘Bu adamdır’ diyen insanlara gösterilen nankörlük ve vefasızlık mı dersin? İnsanlar, İngiliz parlamentosunda yazan ‘Dostu yok, düşmanı yok, menfaati var!’ Ona göre seçilmişlere siyasete strateji belirleyin.

Siyaset bir gün biter, adaylar çıkar. Siyasette memleketi yönetmek adına hareket edenler, etrafınızdaki insanlara çok dikkat edin. Alkol alıp, yiyip – içen Mustafa, bir gün dergaha sığınır. Alkolik biraz da yatacak yer bulamıyor ve dergâha sığınıyor. Dergâh da onun anlayışına uygun değil, ama o uyuveriyor. Bektaşiliğin karşısında olmasına rağmen Mustafa en güzel derviş oluyor. Kış geliyor Mustafa başka yerlere gitmek istiyor. Canı zıkkımlanmak istiyor. Yürürken bir köye denk geliyor, kılık kıyafet derviş. ‘Ooo derviş efendi hoş geldiniz, bizim imamımız vefat etmişti, dergâha haber göndermiştik, imam olarak sizi mi gönderdiler?’ deyince bakıyor ki bu tarla güzel ekilir. Tabii işi bilmediği için dini çoğu şeyi yapamıyor. Bu da cemaatin birinin dikkatini çekiyor. En son ölüyü uğurlayacak mezarın başına geliyor, kulağına söylüyor imam efendi, ‘Sen benim halimi biliyorsun, ben anlamam açlık da var, sefalet de var, halim de bu, hakkını helal et’ diyor. ‘Seni gömdük eksik bir şey yaptıysak hakkını helal et.’ diyor. Eğer öbür dünyada sana ne var ne yok?’ diye sorarlarsa’ Mustafa imam oldu’ de, onlar buranın halinden anlar.’ diyor.

Bu memlekete bekri Mustafalar o kadar çok arttı ki! Ve şuan da siyaset sahnesinde, belediye başkan adaylarının etrafında kümelenmiş, köylere ve sağa sola giderek, kalpazan statüsünde hayatta hiçbir sözüne itibar edilmeyecek adamlar, itibarlı hale gelmişler ve getirilmeye çalışıyorlar. Böyle bir siyasetin içinde kaldık gittik. Maalesef, Bekri Mustafalar’a değer veren, yol veren ve onlara hoşgörüyle bakanları da anlamakta güçlük çekiyoruz.

Salı akşamı miraç kandiliydi, efendimizin Mirac’a çıktığı bizim inanışımıza göre Mevla'nın huzuruna çıktığı bir geceydi. İnşallah hep birlikte güzel yaşamışızdır. Geçmiş kandiliniz mübarek olsun. Aslında kandil değil de Miraç Gecesi demek gerekiyor. Bu Yahudi şeriatı, siyonist yapı veya misyonerler bizim inancımıza çok şeyler katmış. Kandil demiş, öyle demiş, böyle demiş, ama Miraç Gece’mizi kutladılar kim kutladı? Düzce’de 18 bin esnafı temsil ettiğini söyleyen Mustafa Kayıkcı, çok güzel bir Miraç Gecesi kutladı, çok teşekkür ediyorum!

Hayat, niyetle nasip arasında yaşanırmış, niyetleriyle nasiplensin inşallah. Bir şeyler de dedi, onlara girmiyorum şimdi, onlar bize uymaz. Çok enteresan iki tane şey vardı; benim hakkımda, hastalıklardan, raporlardan bahsetti. ‘Psikolojin bozuk senin’ diyerek işi oraya getirdi. Bir de ‘Saç boyam.’ dedi. 18 bin esnaf ve Düzce duysun! Ben Elhamdülillah fena değilim. Çok iyi değilim, ama fena da değilim. Ama sen askerden geldikten sonra, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde gördüğün tedavi noktasına kadar gelmişsin Kayıkcı! Sen haplarına dikkat et oldu mu? Bu arada, o saçının fonu mudur, yoksa tonu mudur onu kimin için, kimler için yapıyorsan beğenmeyenler varmış. Onlarla da bir uzlaşma sağlamanda fayda var.

Son olarak önemli bir şeyden bahsedeyim, Düzce'nin esnaf ve siyaset dünyası tarafından, sevilen ve sayılan, güzel karşılanan, DEVA Partisi’nin İl Başkanı Murat Caymaz var. Üç partinin desteğiyle birlikte, Cuma günü Sayın Ali Babacan'ın da katılacağı bir törenle adaylığını açıklayacak. Beşinci adayımız Düzce'ye hayırlı olsun. Memlekete, millete, devlete ve ümmete hayır niyetiyle hizmet etmek isteyenlere, bu millete hizmetkâr olma niyetiyle hizmet etmek isteyenlere o enaniyet, makam ve mevki saltanatından uzak kalmak isteyenlere, şu üç aylarda Allah güç versin kuvvet versin. Muzaffer etsin.

MAKALENİN VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN