Bayramlık ağzımı bayramdan sonra açacağım demiştim…

Bayramlar eski asaletini kaybetti. Sıla-i rahimler, büyüklere ziyaretler azaldı. Böyle söyleyince insanlar bunun mutlaka bir karşılığının olduğunu söylüyorlar. Kıyamet alametleri bunlar. Yani büyüğe küçüğe saygının kalmadığı, asaletten uzaklaşmak, maneviyattan kopmak kıyametin alameti.

Şimdi gelelim biz bayramlık ağzımıza. Son 25 yıldan beri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği başkanlığını yapan Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu verdiği sözle bölgemize bir okul da kazandırdı. Kaldı ki Düzce Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni hizmet binasında da mutlaka bir eli var, desteği var. Yani orada 25 yıl oturan, Türkiye’de iktidarlarla uyum halinde olan, çok da stratejik bir adam.

Demişti ki Faruk Özlü’yü anlatırken “Düzce için bir kazanç, Türkiye için bir kayıp.” Evet, Türkiye için bir kayıp, Düzce için bir kazanç. Bunu sıradan birisi söylemiyor. 25 yıl Türkiye’nin sivil toplum hayatındaki, ticaretindeki, esnafındaki iş dünyasını temsil eden bir isim söylüyor. Kolay değil bu kelimelerin bunların ağzından çıkması.

Yy1-1

NİMET OLAN ÖZLÜ’YÜ KÜLFETE ÇEVİRMEYELİM

Şimdi geldiğimiz zaman biz Düzce için bir kazanç olan, bir nimet olan Faruk Özlü’yü külfete çevirmek için uğraşıyoruz. Niye? Enaniyetten. Niye? Hesapsızlıktan, kitapsızlıktan.

Şimdi bunun arkasını dolduruyorum. “Arkadaş sen de bu Faruk Özlü’yü ne kadar çok savunuyorsun?” Savunmuyorum, babamın oğlu da değil ama arkasını dolduruyorum.

Şimdi küçük sanayi sitesinde dönüşüm yapılacak. Sorunlar var, sıkıntılar var, evet var. Faruk Özlü teknokrat kafasıyla, devlet aklıyla 1 milyon 750 bin liradan başlattı dükkanları, şu kadar bir zamana kadar ödeyin dedi. Güzel bir yaklaşımdı bu. Fakat araya o kadar çok bu işlerden nemalanmak, faydalanmak, dünyalığını, siyasetini, ticaretini, içtimai halini güçlendirmek için girenler oldu ki araya girenler arayı bozdu.

Yy2

KAYIKÇI VE GEÇİCİ’NİN REKABETİ İŞLERİ BULANDIRDI

Bir, Esnaf Odası Başkanı Mustafa Kayıkçı’yla, Demir ve Madenciler Odası Başkanı Murat Geçici’nin güç devşirmesi, rekabeti, hesabına kitabına bu iş bu hale geldi. Bunlarla çözümsüzlüğe doğru gitti. O onun hesabını yapıyor, bu bunun hesabını yapıyor. O, etkiyi o şekilde kullanıp içtimai egolarını veya nefsini tatmin etme peşinde. Sonuç ne oldu? Çözümsüzlük, sıkıntı ve sorun oldu.

Esnaflar burada ne yaptılar? Dükkan alan adam gitti orada dükkanını sattı veya kiraya verdi. Gerçekten mağdur olan insanlar var. Fakat bunların çektiği çilenin, çektiği sıkıntının esnaf odaları temsilcileri tarafından dert edilmesi gerekirdi. Dertlenseydi bunlarla, bu dertlerle farklı çözümler üretilebilirdi. Nefis ortadan kalkardı. İçtimai hal, makam, mevki, etki, yetki ortadan kalkardı. Demek ki dertlenmemişler.

Bugün birinci müsebbip Kayıkçı’yla Geçici’nin rekabeti, birbirine hesaplarının sonucudur. Çünkü iş çok güzel ilerliyordu.

Yy3

KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ’NDE ARA BOZANLAR

ESNAFIN ZANAATKARIN EMEĞİ RANTA DÖNÜŞTÜ

İkinci sebep, bunlar nasıl birbirine düşürüldüyse, kim düşürdüyse. Bir aklı evvel vardı Faruk Bey’in yanında, Üzeyir miydi, Zübeyir miydi neydi ismi, neyse. Bu vatandaş ortalık ne kadar karışırsa o kadar güzel manevra yaptı, rahat hareket etti, adımlar attı. Ne yaptı? Esnafın, kiracının, zanaatkarın emeği olması gereken şeyi ranta çevirmeye çalıştı.

Bir adama 13 tane bir anda dükkan satıyorsun. Bir adama bir anda 13 tane dükkan satılır mı? Bu hizmet miydi, rant mıydı? Ama Faruk Özlü’nün önüne öyle bir tablo koyuldu ki bunun satılması gerektiği anlatıldı. Çünkü Faruk Özlü’nün devlet aklı var, stratejik aklı var ama ticaretin ince detaylarını birebir yaşamamış olabilir. Netice itibariyle hesabı bozanlardan bir tanesi de bu Zübeyir. Ama fatura kime kesildi? Faruk Özlü’ye kesildi.

Şimdi hepsini alt alta koyduğumuzda bir tanesi bu işin başından alındı, başka bir yere verildi. Bu Zübeyir Efendi. Şimdi bu işi karıştıranlar, ego yapanlar, hırslananlar bugün Esnaf Odası başkanlığına, DESOB başkanlığına, hakkını ve hukukunu kollayamadıkları esnafın adına oda seçimlerine giriyorlar. Zaten siz adamları ne hale düşürmüşsünüz, daha yapacağınız ne var da bunların başına geçeceksiniz?

Ama burada bir hakikat daha var. Her doğru her yerde söylenmiyor. Ancak bu işin müsebbipleri bu saydığım üç kişidir. Arka tarafına bak, ön tarafına bak, neresine bakarsan bak. Birisi kasap et derdinde, koyun can derdinde. Ama ne kasabı anlayan var, ne koyunun canının kıymetini bilen var. Herkes ızgarada eti bekliyor. Ama bütün olumsuz fatura Faruk Özlü’ye kesiliyor.

Ben şuna inanıyorum: Bu süreçte eğer birilerinin haksızlığı, sıkıntısı varsa bu Faruk Özlü’ye doğru şekilde anlatıldığında, ikna edildiğinde, izah edildiğinde mutlaka çözüme kavuşur. Varsa aksini söyleyen, yorumların altına yazsın. İsteyenler istediği gibi görüşünü ifade edebilir. Ama bir ikaz edeyim: Hakaret olmasın. Bizim hukuk danışmanlarımız var. Boşuna para ödemeyin. Her türlü görüşünüzü, eleştirinizi yapın ama hakaret etmeyin, fake hesaplardan yazmayın. Ölüm var çünkü.

Nusret Kirma-1

AKÇAKOCA BİR DEĞERİNİ KAYBETTİ

Akçakoca bir eczacısını kaybetti. Şifa Eczanesi diye bilinen eczacı Nusret Kırma. Yıllarca vergi rekortmeni oldu bu kişi. Allah rahmetiyle muamele eylesin. İyi bir sosyal demokrattı ama çok güzel bir insandı.

Onun eczacılık yaptığı dönemde ya teyzenin karnesiyle gideceksin, ya yeşil kartla gideceksin, ilaç alamıyordun, paraylaydı. Bu ülkenin yeni yetişen nesli bunu bilmeyebilir. Çoğu insanın sosyal güvencesi yoktu. BAĞ-KUR’dan emeklinin, SGK’dan emeklinin, Emekli Sandığı’ndan emeklinin karneleri vardı. Dostlukları bitirirdi, dostlukları başlatırdı. Çünkü para yoktu. Ama o günlerde eczacı Nusret Kırma abinin dükkanına gidip de ilacını alamayan yoktu. Karnen olsun olmasın, paran olsun olmasın.

İşte bazı insanlar dünyada güzel bir sermaye bırakırlar. Tüm eczacılara bu örnek olsun. Eczacı Nusret Kırma ahi kültürünü, insanlığı, vicdanı en güzel yaşayan ve yaşatan bir insandı. Allah rahmetiyle muamele eylesin, nurlar içinde yatsın.

Akçakoca dedik ya, bir dert var. Onu da çarşamba günü söyleyelim. Eğer bu derde derman olmazsa CHP kendi belediyesini kaybedebilir.

Hoşça kalın, dostça kalın, Allah’a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN