10 Ocak Gazeteciler Günü'müz kutlu olsun. Bizi arayan, soran, davet eden, ziyaret eden, bununla ilgili bizlere bu gönlü koyanların hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. 10 Ocak’ta biz Mutfak Sanatları Merkezi’nde protokolümüzü ağırladık. Buraya nöbet tutmaya diye gelmeyen vardı ama hepsinden önemlisi bizi yalnız bırakmayan, gönül veren herkese teşekkür ediyoruz. Gelenlerden de gelmeyenlerden de Allah razı olsun.

7A991616 08A6 4Baa 8976 950402786638-1

Özellikle Ercan Öztürk vekilimize buradaki duruşundan ve hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyoruz. Yerli, millî, Düzceli milletvekili oldu. Eskiler der ki kendi çıktığı kabuğu kestane beğenmezmiş. Ercan Bey’de o yok hakikaten, gönül insanı. Allah muvaffak etsin. Ben Ercan Öztürk’ten bir Avni Akyol’un, bir Necmi Hoşver’in ve bir Faruk Özlü’nün Düzce’ye kattıklarını katabileceğini düşünüyorum. Uzun vadede beklentim o yönde.

Sayın Valimiz de cemiyetin organizasyonuna katıldı. Uğurladık kendisini. Adeta veda gibi oldu. Hepsinden önemli olan şu var. Valimiz inşallah güzel yerlerde olacak. Biz buna inanıyoruz. Selçuk Bey Anadolu yerli, millî insanlar.

BU KAHVALTININ BEDELİ CEMİYET TARAFINDAN ÖDENMİŞTİR

10 Ocak Gazeteciler Günü’nde biz Mutfak Sanatları Merkezinde kahvaltı organizasyonu yaptık, biz davet ettik. Acaba bunun bedelini kim ödedi? Belediyeye mi yıkıldınız? Buna mı döküldünüz? Bedelini cemiyet ödedi. Bedelini bunun cemiyet ödedi. Öyle hikâyeden işler yok.

Duzcespor Kayyum Baskani Kaltu Dustuk Ama Cikacagiz 20240502 A W19 9502

ÇOK ÜZGÜN: AKÇELİ İŞLERDE EHİLDİ/ BUDANDI

Düzce Belediyesi’nde geçen hafta ve bu sabah (12 Ocak) itibariyle şirketlerde bir değişim oldu. Beklenen bir değişimdi ama ay sonunu beklemedi. Okan Kaltu belediyede fen işleri başta olmak üzere büyük işlerden, bütün ihale mevzuatının tam ortasında hazırlayanlardandı yani akçe, akçeli işlerde bir ehildi. Şu anda yeni revizyonla adeta budandı. Böyle çam ağacı budanır gibi. Etkisiz, yetkisiz. O alandan onu çıkardılar. Dediler ki: “Sen burada duracaksın.” Kırk yıllık kani olur mu yani? Beklentiler çok fazla ama çok dertlenmiş. Son kadehi de attıktan sonra da anlatmadığı adam bırakmıyor. Yani herkes de duyuyor. Sizi oraya getiren de Faruk Özlü’ydü. O makamdan alan da Faruk Özlü’ydü. Ama bu muhasebe neden? Bu dert niye? Bunu anlayamadık. Daha soracağız. Ha yetkilerinin, etkilerinin, alanlarının daraltılması bir sitemse, onları veren de size o.

M.emi̇n Tangüner

ÇÖP TOPLAMAMAK İÇİN ÇALIŞTI MURADINA ERDİ

Gelelim Mehmet Emin Tangüder’e. Düzce’yi çöpün içine mahkûm etmek için Çöp Müdürlüğü’nü yapmamak için elinden ne geliyorsa yaptı. Çöp İşleri Müdürü. Her gün bize gelen konuları ya başkan yardımcısına veya bir yerlere gönderip biz haber yapmamak için çırpınırken, o haber yaptırmak için uğraştı. Niye? Çöp işleri müdürsüz. 'Ben fen işleri mühendisiyim. Bir tane daire aldım Diyarbakır’dan, bir tane daha alayım.' Onun için su ve kanalizasyona kendini attırdı. Hayırlı olsun. O da bir ekol.

Uzeyir Yigit 9122024 1135

Gelelim bugünkü değişime. İlmin siyasetinin icrasını gördük bugün. Faruk Özlü ilminin, siyasetinin icrasını gördük. Öyle güzel birbirine işi motive etmiş ki. Üzeyir Yiğit, yani ben pek sevmiyorum da ya kafam uyuşmuyor. Uyuştuğu zaman çok şeyler elde edebilirim belki de bilemiyorum ama istemiyorum tabii ondan elde edilecek bir şey. Üzeyir Yiğit Beltaş’ın Genel Müdürlüğü’nü yapıyordu. Bu Beltaş’ta bir dosya var. Bir muhasebecinin işe karıştığı bir dosya. Bunlarla ilgili çalışmalar var. Ne oldu, ne bitti bilmiyoruz da. Bunu buradan aldı, Belka’nın başına verdi ve aynı zamanda Beltur’un yönetimi. Çift maaş. Böyle hem Beltur’u yönetecek hem Belka’yı yönetecek.

TİLKİYİ KÜMESE BEKÇİ YAPARLARSA

Bunun da tabiri ise tilkiyi kümese bekçi yaparsan ‘Ne dersin?’ Tilki kümese olur mu? Orada piliçler var, tavuklar var. Karnını doyurur. Öyle bir yere verdi ki sendikacı geçmişi var Üzeyir’in. Mesela Düzce’ye geldiği zaman farklı farklı misafirlerle farklı farklı Beltur’un tesislerinde kalmıştı. Şimdi istediği gibi kalacak.

ŞAŞKIN: SENDİKACIYDI ŞİMDİ PERSONELİ YÖNETECEK

Ben bakacağım şimdi, bir ihalesi vardı buranın iptal oldu. Üzeyir Bey bu ihaleyi yapar. Ama Üzeyir Bey’den Basmacılar Çarşısı’ndan tutun da Düzce’de memnun olan adam yoktu. Şirket personeli, bütün personel ve yeme içme yerleri, Akçakoca’daki otel, Aydınpınar’daki tesis Üzeyir Bey’in himmet ve muhabbetinde. Nasıl ederse o şekilde eğleyecek. Beltaş’tan ayrılmanın, oraya gelmenin bir şeyi var ama aslında tam alanına girmiş oldu. Yani sendikacı, yönetici, Beltaş’taki bay bayan bütün personel Üzeyir Bey’in himmetine muhtaç şu anda. Çünkü işi o, sendikacılıktan geliyor.

Erdem Bey’in de Beltaş Genel Müdürlüğü’ne gelmesi o kadar güzel bir karma olmuş ki Faruk Özlü’nün hakikaten bu ince zekâsını bir kere daha takdir ettim. Düzce’ye hayırlı olsun. Düzce’nin insanına hayırlı olsun. İnşallah hayırlara vesile olur. Biz burada bunları söylerken, anlatırken veya yorumlarken biz yorumluyoruz. Bu haber değil. Bu yorum. Değerlendiriyoruz. Aynı köşe yazısı gibi, köşe yazısını seslendiriyoruz. Burada bir hakikat daha var. Düzce, İstanbul’un bir mahallesi kadar. Çok küçük. Biz çok büyütüyoruz Düzce’yi gözümüzde. 36 kilometre boydan boya sınırı E5’e. Ama Düzce coğrafya olarak küçük, nüfus olarak küçük ama öyle bir büyük ki Düzce. Düzce öyle bir büyük ki, büyük dediğimizdeki kasıt da şu: Düzce’yi herkes takip ediyor.

Yani ekenler biçti. İletişim çağında, insanlarla kurulan bağın çok hızlı olduğu bir çağda kimse kafasını kuma gömüp de deve kuşu gibi “Ben kafayı kurtardım ama kıç ortada” bunu görmek istemiyor. Her haber, her konu, her değerlendirme inanın çok ince bir çizgiden geçiyor bizde. Netice itibariyle Düzce’nin siyasetiyle, toplumuyla ilgili meselelerini yasanın, etiğin verdiği kurallar dâhilinde sizinle paylaşmaya çalışıyoruz.

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN;