Şimdi dün sabah saat 10.00’da Düzce’ye atanan Sayın Vali Mehmet Makas Beyefendi, valilikte mütevazı bir törenle karşılandı ve görevine başladı ve güzel şeyler söyledi. Sayın Vali dedi ki “İstişare edeceğiz.” Yani Vali Makas’tan anladığımız, Düzce’yi ortak akılla yöneteceğiz.

616821911 1283708747127783 8387963047909256113 N

Ben öyle anladım, anladığım bu. Artı ‘İnsan odaklı çalışacağız.’ dedi. “’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla bunlar hayata geçecek şeyler.” dedi.

Şimdi Düzce’ye bir vali veya üst düzey bürokrat atandığı zaman Düzce’yi yönetme hevesinde olan birileri var. Bu beyaz Türkler var. Eğilirken, bükülürken, yaklaşırken selvi ağacı gibi rüzgârdan yatar kalkar bunlar. Bir sebepler bulur, bilinmek, duyulmak, hissedilmek, fark edilmek isterler. Bunlar her zaman bunu ister. Ne yaparlar Düzce için, ne ederler? Egoları, hisleri, nefisleri, menfaatleri ne icap ediyorsa onu bir hizmet paravanıyla ön tarafa koyarlar. Hizmet paravanını, Düzce sevdasını koyarlar. Bu sevdadan sonra kendilerine enaniyet, menfaat ve hesaplar güderler.

DÜZCE’YE TECRÜBELİ VALİ: NE İSTEDİĞİNİ DE NE İSTEMEDİĞİNİ DE BİLİYOR

Şimdi Sayın Vali’ye zaten bu yapılacak tabii ama bu tek başına olmaz. Hane üzerinden de giderler bunlar. Düzce’de böyle bir yapı var ve herkes, istisnalar kaideyi bozmaz tabii, valiyle bilinmek, duyulmak, anılmak ister. “O benim yakın dostum, ben şöyle görüşüyorum, böyle ediyorum.” derler.

Siyasetin, ticaretin, sivil toplumların ne dediğine, insanların ne beklediğine, Vali Bey’den Düzce adına neler beklendiğine insanlara mikrofon uzatacağız. İnsanlarla konuşacağız, soracağız tabii zaman zaman.

Bu arada tabii Düzce çok büyük bir yer değil ama Düzce önemli bir yer. Sayın Vali’nin de üçüncü valilik yeri. Bizim için de çok kıymetli. İstisnalar kaideyi yine bozmaz ama ilk defa böyle tecrübeli bir vali geliyor Düzce’mize. Ne istediğini ne istemediğini bilecek, devlette mülki idare iradesine sahip. Ha önceki valilerimiz de kıymetli. Hepsi kendi vizyonuyla memlekete hizmet ettiler.

D Ü Z C E-9

BİR TARAF İSTANBUL BİR TARAF ANKARA AMA DÜZCE KISIR DÖNGÜ İÇİNDE

Şimdi bizim en büyük sıkıntımız şu. Sayın Vali bunu dinliyorsa, Düzce’nin D-100, TEM Otoyolu, dağ, yayla, sahip çıkamadığı yaylalar var. Düzce Yedigöller’e gidemiyor. Yol imkânı yok. Yaylalarına çıktığı yollarda gerekli kalite yok, işin Türkçesi bu. Ama Bolulular oradan ulaşıyor, biz ulaşamıyoruz. Biz hikâye dinliyoruz. Kayak merkezi, yaylalarımız falan filan.

Düzce’nin hedeflerinde turizm ve tarım var bu çok önemli. Ama hepsinden önemlisi bu kadar güzel yer var. Dağımız var, ovamız var, denizimiz var, yaylamız var, ulaşımımız var. Bir tarafımızda İstanbul’umuz var, bir tarafımızda Ankara’mız var. Ama kısır döngü içindeyiz. Sebep? Düzce’nin en büyük kalkınmama sebebi, Düzce’nin en büyük yarası, Düzce’nin en büyük acziyeti, Düzce’nin en büyük mahcubiyeti ne biliyor musunuz? Kavim milliyetçiliği.

Düzce, farklı farklı toplumlardan gelen insanların buluştuğu bir yer. Bu memlekete Bizans’ta, Selçuklu döneminde, Osmanlı döneminde Bizans’ı bu topraklardan çıkararak gönderen bir yapı var. Buna yerli demişler, manav demişler. Yani savaşarak girenler var buraya. Düzce’de bir de 93 Harbi veya farklı sebeplerden dolayı Balkanlar’dan, Kafkasya’dan, İç Anadolu’dan, Doğu Anadolu’dan, farklı bölgelerden gerek yaşam için, gerek can için, mal için, namus için bu diyara gelenler var.

BİZ DÜZCELİYİZ MİLLİYETİN NE ÖNEMİ VAR

İşte biz Düzceliliği burada unutuyoruz. Kavim milliyetçiliği başlıyor. Uzayan kol bizden olursa kıymetli, değilse kes. Bakın Tokat’a gidin, Antalya’ya gidin veya İzmir’e gidin. “Siz hangi milletsiniz?” sorusunu Düzce’den başka soran yok. Sakarya’da kısmen var. Ya biz Düzceli’yiz arkadaş. Milliyetin ne önemi var? Birisi sığınarak gelmiş, birisi kaçarak gelmiş, birisi savaşarak gelmiş. Burayı yurt edindik mi? Edindik.

Ben size çok bariz bir örnek göstereyim.

20 sene, 30 sene Düzce’de geçmişi olmayan insanlar Düzce’nin kaderine yön vermeye başladılar. Sivil toplumlarda, siyasette, odalarda, şurada burada ön planda. Adamın Düzce ile hiçbir bağlantısı yok. 30 sene önce buraya gelmiş, tutunmuş. Burada ne olmuş? Bir yerin başkanı olmuş, bir yerin yönetiminde olmuş. Devletin en üst seviyelerine kadar gidebiliyor. İşte Düzce’nin halini gördünüz mü? Fotoğraflara iyi bakarsanız ne demek istediğimi iyi anlarsınız.

VALİMİZDEN BEKLENTİMİZ KAVİM MİLLİYETÇİLİĞİ BİTSİN DÜZCELİLİK YEŞERSİN

Düzce kalkınacaksa, büyüyecekse, yücelecekse Düzce kavim milliyetçiliğinin üzerine çıkacak. Sayın Vali’den herkes bir şey bekliyor. Ben diyorum ki Sayın Valim, Düzcelilik ruhunu oluşturur ve kavim milliyetçiliğini bitirirseniz bu memlekete en büyük hizmetiniz olacak. Kavim milliyetçiliği, yani milliyet milliyetçiliği…

Bir yere bir insan alınacak, bir yerde bir insan bir iş yapacak. Bu nerelidir, kimdir, bizden midir, sizden midir? Sayın Valim, mutlaka bir vizyonunuz var. Ona bir şey demiyoruz. Ancak Düzce’de, tekrar ediyorum, kavim milliyetçiliği bitmedikçe, Düzcelilik oluşmadıkça bir arpa boyu yol almamız mümkün değil. Ben bunu bekliyorum.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

KÖŞE YAZISININ VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN