Hafta sonu bir seçim yapıldı. Düzce Nakliyeciler Kooperatifi, 28 yıllık başkanını tabiri caizse kapının önüne koydu. 28 yıllık başkanın yetiştirmeye çalıştığı ikinci başkanı Erkan Taşlı’yı başkan olarak seçti. Ama nasıl bir seçim, nasıl bir seçim!

ORHAN YILMAZ’IN HEZİMETİNE ÇOK ŞEY DÜŞÜNMEK LAZIM

K O O P

Ben bu seçimi bir Beyköy Belediyesi seçimlerinde Osman Kılıç’ın Fatih Ocak karşısındaki hezimetinde gördüm; yüzde 70’e yüzde 30 oranı gibi. Burada da 40 oy aldı Orhan Başkan, 100 oy da Erkan Başkan aldı. Büyük bir hezimet. Bu aslında, bu seçim büyük bir hezimet.

Şimdi, ne yaptı bu insanlara bu ki Orhan Yılmaz böyle bir sonuçla karşılaştı? Şimdi amaç ne? Amaç daha çok iş, daha yüksek fiyatlarla kooperatifi daha üst yere taşımak. Hani her şerde bir hayır vardır; inşallah oradaki emekçi arkadaşların, kamyoncu esnafının yüzü güler.

Ama bir de şu var: Bir insan kolay yetişmiyor. Bir Orhan Yılmaz kolay kolay yetişmez. Yani o, bu işi bir masayla bir sandalye aldığında, şu anda hezimete uğradığı Erkan daha etek çek geziyordu yani. Kaç yaşındaydı yani? 10 yaşında, 12 yaşında var yok; daha hayatı bilmiyordu, okuma yazmayı yeni öğrenmişti. Ama hayat böyle. Biz Düzce’de idarecilere karşı bir husumet var, bir beğenmeme var. Yani benim her zaman kullandığım bir tabir; büyüklerden gelen: "İki öküzün önüne bir balya samanı paylaştıramayan adamlar çiftçi veya bakıcı oluyor". Netice itibarıyla Orhan Yılmaz’ın hezimetine çok şey düşünmek lazım.

ÖRNEK ESNAF OLAMAYAN ODA BAŞKANI OLMASIN

Hani insanların yüzüne gülüp arkadan kuyu kazma meziyeti bu memlekette maalesef bir yaşam kültürü, yaşam şekli haline gelmiş; istisnalar kaideyi bozmaz. Önümüzde seçimler var; Esnaf Kooperatifi, DESOB seçimleri var, o var, bu var. Şimdi bu odaların başkanlarına, başkanlıklarına, yönetimlerine, ticaret odalarına giren insanların bir özelliği var: Silah ruhsatı alabiliyorlar. Evet, harıl harıl yarışıyorlar oraya. Peki, bir vatandaşa devletten bir hakediş ödenecek veya bir şirkete ödeneceği zaman soruyor: "Vergi borcun var mı? SGK kaydın var mı?" Peki buralara tabi olanlara, buralara talip olanlara bu soruluyor mu? Esnaf Odası Başkanı, DESOB’un yönetimi veya diğer birimler; senin iş yerinde SGK, vergi borcun var mı? Olamazsın kardeşim, örnek esnaf değilsin, örnek tacir değilsin. Bunun bir genelgeyle hallolması lazım aslında. Sayın devlet büyüklerimiz bunu bir değerlendirmesinde fayda var. Ve bir de ne katıyorsun kardeşim oraya geldiğin zaman? Ne katacaksın? Buraya ne katılır, ne katacaksın?

Şimdi Düzce öyle bir hale geldi ki; yani bir seçim yaşadık bu memlekette. Davut Güloğlu denilen vatandaş savula savula, türkü söyleye söyleye %30’a yakın oy aldı. Ya, %30’a yakın oy aldı Düzce’de. Yani kimin ne dediği umurumda değil, nasıl değerlendirdiği umurumda da değil. Düzce’de, Düzce hizmetlerine, Düzce vizyonuna, Düzce yapısına en az 10 gömlek fazla olan bir isim var; bir Faruk Özlü var. Faruk Özlü’nün karşısında Davut Güloğlu gibi bir adam yüzde 30 oy alıp da bu olduysa Düzce’de her an her şey olabilir. Çok kolay insan harcamak bizde. Yetişmiş insanı harcamak çok kolay, çok basit, çok kolay ve çok basit.

Biz ne olduk ya? Şimdi bu seçimlerin arkasında FETÖ parmağı var mı yok mu? Soru bu. Bunu zaman içinde göreceğiz. Yani nasıl bir FETÖ parmağı olabilir? Bu Düzce’de kayyumda olanın veya bu konularla ilgili müeyyide olan insanlar fiili olarak bu işlere girmiyor. Benim adıma giriyor, ben alıyorum. Yani dün ben bir tane tabiri caizse ufak bir pikap alamayacak adam bugün üç tane tır almış. Nasıl almış tırı? Nasıl almış? Almış. Ama arkasında o tırları, o çekiciyi alan; resmi olarak sıra alamayan ama o sıradan yürüyen bir yapı var. Parmağı var mıdır? Olabilir parmağı. Ona bakacağız, zaman içinde göreceğiz.

Ertan Tasli Ya Onemli Gorev

TAŞLI TAŞLARI DÖŞÜYOR

YÖRÜK MALIYLA KURBAN KESİYOR

Ancak şu çok önemli, benim buradan bir tavsiyem olsun. Yani dinlemez, Ertan Taşlı var orada, Kefalet Kooperatifi Başkanı; Ankara’da ikinci sırada efendim esnaf camiasında ikinci sırada olan bir insan, iki numaralı, üç numaralı bir insan. Şimdi Kooperatifin Başkanı Taşlı, Nakliyeciler Kooperatifi’nin Başkanı Taşlı; bir yere de bir Taşlı bulursak bir dahaki dönem Düzce’de AK Parti’de belediye başkanı boşluğu var, Taşları döşer Taşlı ve ne yapar? Bir dahaki dönem, iki üç dönem milletvekili aday adayı, belediye başkanı aday adayı oldu ya; adayı olur, belediye başkanı adayı olur. Bu hesaplar çok eskiden yapılır, ince ince yapılır. Hani bir İnce İnce Yasemince diye bir dizi vardı bir zamanlar, kalite vardı; bu komedide bile bir kaliteliydi, şimdi o kalite de düştü de... Taşlı, taşlarını tıkır tıkır tıkır örüyor. Kimin adına? Kendi adına.

Yani öyle bir bu güç öyle bir kullanılıyor ki, Erkan Bey’in eşi öğretmen, 20 yıldan beri aynı okulda öğretmen, müdür, yetkili. Niye rotasyon yok mu? Resmiyet yok mu? Var. Niye? Bu sene başka bir okula görevlendirme, oradan buraya görevlendirme... İşte bu imtiyazlar aile boyu, sülale boyu kullanılıyor. Netice kimin üzerinden? Esnaf üzerinden. Kimin üzerinden? Kamyoncu üzerinden. Ben burada inşallah, inşallah bir masa bir sandalyeden bir istasyonu olan, bir kurumsal kimliği olan ve bir yapısı olan bir Nakliyeciler Kooperatifi’nin başına gelen ve yanında bir arkadaşlar da var; varlığı ve yokluğu şu ana kadar Düzce’de bilinmeyen veya kamu camiada da fazla bilinmeyen bunlar ne yapar, ne katar bilmiyorum. İnşallah oradaki esnaf arkadaşlar, kamyoncu esnafı bu vermiş oldukları karardan dolayı kısa, orta ve uzun vadede mutlu olurlar. Mutlu olmazlarsa tabii biz üzülürüz.

Orhan Yilmaz Guven Tazeledi-2

28 YILLIK MÜCADELE BÖYLE SONUÇLANMAMALIYDI

Yalnız, şimdi şuna dikkat edelim; ben duyuyorum bunları. Düzce’deki iş dünyasına baskı yaparak, işte müeyyide uygulayarak; "Öyle yaparız, kamyonlarını başkası gelirse oradan eviririz, buradan çeviririz" böyle eski usul dağbaşı metotlarıyla veya baskılarıyla iş dünyasındaki insanları veya müteşebbisleri yıldırmanın anlamı da yok. Böyle bir niyetlerin olduğunu okuyoruz. Şu önemli: Yaptığınız iş, gördüğünüz sonuç. Hani der ya: "Attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya ne yapacak? Değecek". Bunlar, Orhan Yılmaz babasının çiftliği değil; 28 seneden beri oturmuşsun orada, gitmen lazım. Doğru, gitmesi lazım ama böyle değil, böyle değil, böyle değil! Yani 28 yıllık marifet veya 28 yıllık mücadele böyle bir iltifatla, böyle bir sonuçla sonuçlanmamalıydı.

Ben özellikle üstüne vurgu yapıyorum; bilgisi olanlar varsa bizden paylaşabilirler. Bu odaların, bu sivil toplum kuruluşlarının başına bir silah ruhsatı alabilmek için birinci amaç; ikinci amaçlar hizmet de vardır tabii, hizmet mutlaka vardır da ama amaç ne, araç ne? Bu kurumları araç olarak kullanan, bu makamları araç olarak kullananlara devlet sorsun ya: "Çalıştığın iş yerinde sigorta borcun var mı? Çalıştırdığın yerden vergi borcun var mı? Yok mu? Sen girme kardeşim". Yasa bu, yasa olması lazım, bir genelge olması lazım. Herkes çoluğunun çocuğunun egosunun, menfaatinin hesabına göre bir algı oluşturuyor ama niyet başka, söylem başka, eylem başka. Milletin sırtından zengin olan, milletin sırtından imkan sahibi olan tabiri caizse yörük malıyla kurban kesenlerin kurbanı kabul olmaz, olmasın.

Faruk Özlü-32

DÜZCE FARUK ÖZLÜ NİMETİNİN KIYMETİNİ BİLMİYOR

Ama Düzce maalesef, maalesef bir nimet olan, Düzce’ye büyük değerler katan ve şu anda anlaşılmasa bile zaman içinde çok konuşacağımız veya çok konuşulacak; veya biz anlıyoruz ama anlatmaya çalışırken yok yandaş oluyoruz, yok öyle oluyoruz, yok böyle oluyoruz... Kimin ne dediği de fazla umurumda değil; doğru olduğu yerde umurumda değil, eğri söylersek mutlaka değerlendireceğiz. Bir Faruk Özlü’nün kıymetini bilemedi ki bu Düzce ve bilemiyor ki. Orhan Yılmaz ne ya? Orhan Yılmaz ne? Yani şu var: İnsanlar kolay yetişmiyor, değerler kolay oluşmuyor. Düzce, Düzce artık Düzce titreyip kendine gelmeli ve liyakatli, Düzce derdiyle dertlenen ve Allah korkusu da olan, dünyayı da bilen ahireti de bilen insanların bu memlekette söz sahibi olursa bundan sonraki nesle bir ışık olur.

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN