Mecliste bütçe görüşmeleri sırasında Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi üzerine AK Parti grubu adına söz aldı. Yerel basındaki bütün arkadaşlarımız haber yaptı. Kısaca bir kalem yardım yapılırken bugün 47 kalem yardım yapılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümetleri tarihinde bu hükümet kadar sosyal yardımlaşmayı ön planda tutan, sosyal yapıyı koruyan, sosyal çalışmalara para harcayan bir hükümet daha gelmemiştir.

Annen mi hasta diyor ki ‘Annene şefkat et, bak. Anneni huzurevine verme. Namerde muhtaç etme. Ekonomik olarak gücün mü yok, ben sana annene bakma parasını vereyim.’

Evladın rahatsız mı? Ömür boyu evladına, sana yani anneye para verip destek oluyor. Kronik hastalığı olanlara ÖTV'siz araba en üst seviyede veriliyor. Bence bu kadar sosyal yardım istismara açık bir yapı ve hepsinden önemlisi de çok fazla.

Bir evlat anasına, babasına, evladına bakmayacaksa dünyada olma gayesi ne? Anneye parayla mı bakılacak? Babanın mülkü için mi bakılacak? Netice itibariyle hakikaten devlet burada özellikle de AK Parti hükümeti sosyal yardımlaşma konusunda zirve yaptı.

Şimdiki nesil bunu bilmez. 2000'li yıllarda hastanelerde paran yoksa rehindin. SGK karnelerine ilacını alamayanlar komşusunun, akrabasının üzerinden karne yazdırırlardı. Gerek sağlık gerek sosyal yardımlaşma konusunda bu ülkeye AK Parti'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katkısı tartışılmaz. Kimin ne diyeceği ve ne dediği umurunda değil. Bir baba gibi. Eskiden biz Demirel'i baba bilirdik. Devlet bize babalığını yaptı ve yapıyor da.

Ercan Öztürk aday adaylığı zamanında 6 ay önce milletvekili olacağı belirlenmiş isimlerden biri. Ayşe Keşir’in Düzce siyasetine kazandırdığı bir değer. Ben Ercan Öztürk'ü o meclis kürsüsünde Düzceli bir hemşehrim olarak dinlerken iftihar ettim, gurur duydum. Ne istediğini ve ne istemediğini bilen bir hal içinde meselesini ifade etti. Meselesine o kadar hakim ki o kadar güzel anlattı ki çok tepki de almayacak şekilde toplumun değerleriyle örtüşen verilerle, siyasi hicivlerle anlattı.

Ankara'da Düzce için bir güneş daha doğuyor. Teşekkürler Ayşe Keşir, Ercan Öztürk gibi bir ismi Düzce'ye kazandırdığın için. Sizi tebrik ediyorum. Ercan Öztürk’e ben bir gün demiştim ki ‘Vekilim siz Düzce'nin Akçakoca ilçesinin bir köyündensiniz. Valilikte şoförlükle başlayıp il müdürü ve milletvekilliğine gelmiş, tabandan gelen bir insansınız. Yarın etrafınızdaki siyasetçiler bu memleketi terk eder gider, mezarları bile olmaz. Ama Düzce'de yaşayacak insan sensin.’

Düzce'nin siyasetini iyi şekillendirir ben ona inanıyorum. Genç bir İl Başkanı olan Hasan Şengüloğlu’yla beraber Düzce'nin gelecekteki yarınlarına hitap edebilecek bir siyasetçi ve bir portre. Un, yağ, şekeri il başkanı olarak Hasan Şengüloğlu’nun önüne, milletvekili olarak Ercan Öztürk'ün önüne koy. Birisi helvayı yapar, birisi helvayı servis eder. Ercan Öztürk'le gurur duyduk. Siyasetin bütün kriterlerini uygulayan biri. Düzce'nin geleceği olabilir. Düzce'ye kazandıran özellikle Ayşe hanımın da katkısı mutlaka vardır. Hasan beye de Dr. Faruk Özlü’ye de buradan teşekkür ediyoruz. Bir Düzceli olarak mecliste bizi en güzel şekilde temsil etti.

Siyaset durmuyor, çok hareketli. İttifak olacak mı, olmayacak mı, nerede olacak?

Tabii siyasetçi bunu tam söylemiyor ama ittifakın olacağı öngörülüyor.

Özellikle Düzce merkez ve Akçakoca'da ittifakın bir şekilde olacağı görünüyor.

Diğer yerlerde de hayat bulacağı görünüyor. Tabii buna kimse ‘Olacak’ demiyor, ‘Olsun’ demiyor ama herkesin bir niyeti var. Bunu bir hikayeyle anlatalım. Padişahın bir tane atı varmış, padişah da atını büyük bir sevgi duyarmış. Ama at da huysuz haftada bir seyisleri tekmeliyor. Hakkın rahmetine kavuşturuyor. ‘Hünkarım senin bu küheylan yüzüne seyisler ölüyor.’ denilince Padişah ‘Bütün seyisler ona feda olsun. Eğer ‘At öldü’ diyen olursa kellesini alırım.’ diyor. Kader bu ya at ölüyor. Seyisler aralarında toplanıyorlar nasıl izah edeceğiz? Genç seyisler en son yaşlı bir seyisi buluyor ve ‘Bunu sen söyle zaten yaşın geldi. Biz öleceğimize sen öl.’ diyor. Yaşlı seyis hünkarın huzuruna gidiyor. ‘Hünkarım senin şu küheylan var yattı kalkmaz oldu. Yemez içmez oldu. Baktı görmez oldu.’ Hünkar ‘Şuna öldü desene.’ Seyis, ‘Ben demedim hünkarım sen dedin, öldü demedim.’ diyor. Kelleyi kurtarıyor. Burada birileri kelleyi kurtaracak. Ama bir tane kendi ikrarıyla ikrar edecek hünkar bekleniyor. O da yakında açıklanır.

PROGRAMIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN;