1 Mayıs; işçi bayramı, emekçi bayramı ama bu işçi bayramları veya emekçi bayramları ve hak ve hukuklar, genelde sosyal demokrat ve sosyalist düşüncelerdeki insanların sahiplendiği bir şey.
Yani sosyalizmde devrimcilik var ya, aslında en büyük devrim, devrimci, bizim dünya tarihimizde de birçok bilim adamının kabul ettiği, düşünce fikir insanın kabul ettiği en büyük devrimci Hazreti Muhammed (S.A.V) Efendimiz. Buyuruyor ki: "Bir işçinin" diyor, "hakkını, alnının teri kurumadan ödeyin". Yani aslında o devrim orada başlamış 1400 yıl önce. Son zamanlarda işte kaç yüz yıldır işçi bayramı kutluyoruz bilmiyorum; ancak bilinen bir hakikat var: Biz özümüzden, geleneğimizden, göreneğimizden koptuğumuz için hak ve adalet konularında menfaat, çıkar ve nefis işin içine girince, hak ve adalet bertaraf oluyor. Bu arada inşallah alnının teri kurumadan işçinin hakkını verenlerin sayısı inşallah çoğalır. Yani çarpan, çıkaran, toplayan; bölmeyi unutmamalı. Unutuyor veya işine gelmiyor.

ADAMLIK CİNSİYETTE DEĞİL İNSANLIKTADIR
En güzel şey insanların gönlünü ve kalbini kazanmak adına ne yapmak lazım? Adamlık yapmak lazım. Şimdi adamlık derken; adamlık cinsiyette değil yani cinste değil insandadır der hani. Cinsiyetle ilgili değil, erkek veya kadın fark etmiyor adamlıkta. Adamlık farklı bir şey, yani cinsiyetle ilintili bir şey değil. Adamlığı da senede veya ömrün boyunca adamlık yapman gereken şey önüne birkaç defa çıkar, her zaman çıkmaz.
112 MİLYONU DÜZCESPOR’A HİBE ETTİ
Mehmet Saygun, Düzcespor Başkanı. Ömründe kaç defa yapmıştır bilemeyiz ama geçen gün bir adamlık yaptı. 112 milyon Düzcespor'a yapmış olduğu katkıyı "Ben almıyorum, hibe ediyorum" dedi. Şimdi bir okul yapan, bir hayır yapan insana taltif ediyoruz; büyük insan, gönüllü insan. Çünkü Allah'ın yeryüzünde en çok sevdiği kul, kendi özelliğini taşıyan cömert kuldur. Cömert; çünkü ne kadar cömert bir doğada yaşıyoruz, her şey insanlığın emrine verilmiş. İşte yılda veya ömürde birkaç defa yapılacak adamlığı Mehmet Saygun yaptı. Bence öyle, sizce nasıl bilmiyorum.

Düzcespor da bir sosyal aktivite. Bir toplumun bir dengesi, bir rüyası, bir keyfi, bir neşesi, bir meşgalesi, bir sembolü, bir markası Düzce'nin ve Düzcespor tarihinde böyle bir adamlık yapan var mı bilmiyorum ama Sayın Mehmet Saygun iş adamı kimliğiyle gerçekten bir adamlık yaptı. Aldı takımı, bir yere getirdi ve orada da mali temlik koymadı. Biz ne adamlar gördük, ne delikanlılar gördük, ne iş adamları gördük; çıkar çıkmaz bankanın, Düzcespor'un hesaplarına temlik koyup gelen parayı aldılar ama bu öyle yapmadı.
Bu adamlıktır. Böyle bir adam varsa Düzcespor'un başına talip olsun. Ha çoluğunun çocuğunun kazancını, rızkını vermek adamlık mıdır? Bugünkü menfaatin, dünya heva hevesinin, dünya beklentilerinin, zenginlik hayallerinin, lüks yaşamanın, keyifli yaşamanın, gösterişli yaşamanın, markayla yaşamanın zirveye çıktığı günlerde 112 milyon, hele bugünkü ekonomik şartlarda vermek adamlığın ta kendisidir, dibidir.
Şimdi buraya girecek olan bir başkan en az önümüzdeki süreçte 50-60 milyon gibi bir parayı cebinden koyması lazım. Yani buraya, bu tür kamuyu ilgilendiren, toplumu ilgilendiren, sosyal yapıya dokunan kitlelerde, STK'lar diyelim bunlara, toplum meselesini ilgilendirenlere buradan almak için değil, vermek için gelen bir adam. Buralardan almaya gelenler değil, vermeye gelenler adamdır. Bir gönül vardır insanın; "Benim bu gönlüm böyle tatmin oluyor, mutmain oluyor" dersin ve buraya harcarsın. Parasını harcadığı için değil duruş için. Yani 1 milyon için millet, 2 milyon için veya 500 bin lira için neler yapmıyor ki? Nereden hangi halden hangi hale girmiyor ki? Baba evladıyla, karı kocasıyla, evlat anasıyla babasıyla, dayısıyla ters düşüyor, birbirini vuruyor arkadaş ya. Çok ulvi bir şey.
Ve bu tabii buradaki duruşun arkasında siyasi bir irade de vardır. Amma velakin Düzce'de, aslında Düzcespor bir yük, bir bedel, bir ağır. Şimdi kayyuma atanacak veya yeni başkan seçilecek ikinci kongrede ne olur ne biter bilmeyiz ama bildiğimiz bir gerçek var. Bildiğimiz gerçek de şu: Düzcespor'dan başka Düzce'nin bir markası şu anda yok. Ya, maalesef kaç yıldan beri övünüyoruz, didiniyoruz.
DÜZCE KAVİM MİLLİYETÇİLİĞİNİ AŞAMADIĞI SÜRECE HİÇBİR MESELESİNİ AŞAMAZ
Ben her zaman söylediğimi malumun ikrarı olarak bir daha söylemek istiyorum. Bakın Düzce, kavim milliyetçiliğini aşamadığı sürece hiçbir meselesini aşamayacak. Aşamayacak, bu net. Çünkü bunu Sakarya'da denediler, Sakarya bunu aştı. İzmit aştı bizim bölgemizde. Türkiye'de başka bir yerde, Düzce-Sakarya bölgesinin haricinde başka bir vilayete gidince "Sen hangi millettensin?" sorusu yok. Düzce'de var, yazık. Daha hala bu bir sivil toplum kuruluşu, bir ticaret odası, bir esnaf odası, şu bu herhangi bir seçimde gene bu kavim milliyetçiliği var. Liyakat ve bu memlekete bir şeyler katacak adamlar değil, "bizim milliyetimizden". Ya milliyet hepimiz beraberiz, tek milletiz işte, Düzceliyiz ya. Düzceli olabilmek için, Düzceli yaşamı devam ettirebilmek için bu kavim milliyetçiliğinden bizim ayrılmamız lazım. Herkesin bir memleketi var, herkes bu memlekete diyardan gelmiş. Birisi 100 yıl önce gelmiş, birisi 500 yıl önce gelmiş, birisi savaşarak girmiş, birisi sığınarak girmiş ama girmişiz biz bu coğrafyaya. Onun için bazı meselelerin, yine söylüyorum, önünde en büyük engel bu kavim milliyetçiliği.

DÜZCESPOR TARİHİNDE BİR İLK: TEBRİK EDİYORUZ
Mehmet Saygun'u tebrik ediyorum, takdir ediyorum. Yapmış olduğu fedakarlık ve Düzcespor'a katkılarından dolayı, Düzce'ye katkılarından dolayı kendisini tebrik ediyorum. İnşallah buraya vakfettiği paralar veya buraya harcadığı vakti, nakdi Allah ona şu mübarek günde inşallah misliyle geri versin, geri çevirecek sebepler versin. Çünkü Allah veren eli sever ve mutlaka verdiğinizde, verdikçe de verir. Öyle biliyoruz, öyle inanıyoruz ki öyle.
